KÜNYE
T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 6 Şubat 2026
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/1311 - 2026/82
- Esas no
- 2023/1311 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN ESAS
- Karar no
- 2026/82 HAKKINDA KARAR VERİLMESİ
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 09/05/2023
- Esas no
- 2022/1060 E 2023/542 K
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Yazıldığı tarih
- 24/02/2026
Karar Metni
1.530 kelime·8 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında döviz endeksli alım satım ilişkisi bulunduğunu, davalının kısmi ödeme yaptığını, bakiye bedelin ihtarnameye rağmen ödenmemesi üzerine alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız yere itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; alacağın zamanaşımına uğradığını, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, faturalara konu malların davacı tarafından geç teslim edilmesi nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davalının zamanaşımı def'inin yerinde olmadığı, tarafların teklif formunda 4.400 Euro + KDV tutarının fatura tarihindeki TCMB satış kuru esas alınması ve teslimat tarihi itibariyle 30 gün vadeli olması yönünde anlaştığı, teklif formunun davalı tarafça imzalandığı, bunun üzerine siparişin oluşturularak malların davalıya teslim edildiği, tarafların mutabık olması nedeniyle davacının 10/02/2021 tarihli 44.556,71TL ve 15/12/2020 tarihli 3.835,00TL bedelli faturaları TL üzerinden düzenlediği, takipte de alacağın TL olarak talep edildiği,
uyuşmazlık konusu olan bu iki faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, tarafların BA-BS bildirimlerinin de uyumlu olduğu, davacı yanın kendi defter ve kayıtlarına göre davalıdan 57.555,19TL alacaklı olduğu, davalı yanın ticari defter ve kayıtlarına göre ise davalının 40.000,00TL borçlu olduğu, defterler arasındaki farklılığın davalı tarafça davacıya yapılan 25/03/2022 tarihli 17.555,19TL bedelli ödemeden kaynaklandığı, bu ödemenin davacı defterinde kayıtlı olmadığı,
davacı tarafça muaccel başka bir alacağın varlığı ispat edilemediğinden ödemenin uyuşmazlık konusu alacaktan düşülmesi gerektiği, davalının takipten önce temerrüte düşürüldüğünden bilirkişi tarafından hesaplanan 3.932,06TL işlemiş faiz talebinin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 40.000,00 TL asıl alacak ve 3.932,06 TL işlemiş faiz alacağı yönünden itirazın iptaline, alacağın likid olmaması nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporu esas alınarak verilen kararın eksik ve hatalı olduğunu, taraflar arasında dövize endeksli alım satım ilişkisinin bulunduğunu, faturaların not kısmında hangi teklif formuna istinaden düzenlendiğinin yazıldığını, müvekkilinin kur farkı talep edebileceğini, yalnızca ticari defterlerin esas alınarak alacağın belirlenmesinin doğru olmadığını, kur farkı alacağı için fatura düzenlenmese bile kur farkının talep edilebileceğini, davalının temerrüde düşürüldüğünü, işlemiş faiz hesaplanmadan karar verildiğini, alacağın likid olmadığından bahisle icra inkar tazminatına hükmedilmediğini, kısmen red kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun hatalı ve eksik olduğunu, rapora itirazlar gözetilmeden ve yeni rapor alınmadan karar verildiğini, fatura düzenlenmiş olmasının taraflar arasında geçerli sözleşme kurulduğunu ve malın teslim edildiğini göstermeyeceğini, fatura düzenlendikten sonra müvekkili tarafından iade faturası düzenlenmeden icra takibi başlatıldığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Kahramankazan İcra Müdürlüğünün 2022/699 Esas sayılı takip dosyasının yapılan incelemesine göre, 27/06/2022 tarihinde davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine teklif formu ve GİB2020000000107 numaralı faturaya dayalı olarak 91.950,32 TL (teklif formu ve sevk irsaliyesine istinaden 4.400,00 Euro+KDV=5.192,00 Euro karşılığı), 3.680,12 TL (GİB2020000000107 fatura numaralı alacak), 9.728,76 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 105.359,20 TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun süresinde takibe ve borca itiraz ettiği, itirazın iptali davasının İİK 67.maddesi uyarınca süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Dosyanın yapılan incelemesine göre, taraflar arasında imzalanan 15/01/2021 tarihli davacı teklif formunda, satıma konu malların toplam bedelinin KDV hariç 4.400,00 Euro alarak belirtildiği, fatura tarihindeki TCMB satış kurunun esas alınacağının kararlaştırıldığı, davacı tarafından davalı adına 15/12/2020 tarihli GİB2020000000107 numaralı 3.835,00 TL bedelli fatura, 10/02/2020 tarihli GİB202100000029 numaralı 44.536,71 TL bedelli fatura ve takip dışı 25/06/2021 tarihli GİB2021000000159 numaralı 9.163,47 TL bedelli faturaların düzenlendiği,
davacı tarafından davalıya hitaben düzenlenen 23/11/2021 tarihli ihtar ile 3 faturadan kaynaklı 57.555,18 TL'nin 30/11/2021 tarihine kadar ödenmesinin talep edildiği, ihtarın davalı tarafa 25/11/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından davacıya 25/03/2022 tarihinde 17.555,19 TL banka yoluyla ödendiği, takibin 27/06/2022 tarihinde başlatıldığı görülmüştür.
Tarafların ticari defterlerinin incelenmesine ilişkin alınan bilirkişi kök ve ek raporunda özetle; tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı tarafından düzenlenen 3 faturanın her iki tarafça BA-BS formları ile Vergi Dairesine bildirildiği, tarafların ticari defterlerinde 3 faturanın kayıtlı olduğu, davacının ticari defterlerine göre davalıdan 57.555,19 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre ise davacıya 40.000,00 TL borçlu olduğu, taraf defterleri arasındaki farkın davalı tarafından yapılan 17.555,19 TL ödemenin davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı tespit edilmiştir.
Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına,
ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle davalının istinaf itirazları yönünden yapılan değerledirmede, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup BA formu ile Vergi Dairesine bildirilmiş olması nedeniyle faturalara konu malların davalıya teslim edildiğinin ispatlanması nedeniyle davalının istinaf itirazlarının reddine, davacı tarafın istinaf itirazları yönünden yapılan değerlendirmede,
takibin teklif formundaki 4.400,00 Euro+KDV olmak üzere toplam 5.192,00 Euro karşılığı 91.950,32 TL bedelli alacak ve 15/12/2020 tarihli GİB2020000000107 numaralı 3.835,00 TL bedelli faturaya istinaden yapılmış olmasına, itirazın iptali davasının takibe sıkı sıkıya bağlı olmasına, davalı tarafından yapılan ödeme dışında tarafların kayıtlarının uyumlu olmasına, ihtarnamede ödeme için verilen tarih itibariyle temerrüdün oluşması nedeniyle bilirkişi tarafından işlemiş faiz hesabı yapılması üzerine mahkemece işlemiş faize hükmedilmiş olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bend dışında kalan istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Dava, sözleşme ve faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itiraz üzerine açılan itirazın iptali davası olup alacak likid olduğundan dava dilekçesinde asıl alacak üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatı talep edilmesi nedeniyle davacı lehine kabul edilen 40.000,00 TL asıl alacak üzerinden %20 oranında 8.000,00 TL icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken alacağın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış, davacının bu yöne değinen istinaf itirazlarının kabulü ile yeniden yargılama yapılmasını gerektiren bir durum olmadığından HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2023/1311, K. 2026/82, 6 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama