KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 30 Ocak 2026
- Esas no
- 2023/1766 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN ESAS
- Karar no
- 2026/52 HAKKINDA KARAR VERİLMESİ
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 11/07/2023
- Esas-karar no
- 2021/268 E - 2023/456 K
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
- Yazıldığı tarih
- 10/02/2026
Karar Metni
1.461 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili aleyhine Ankara 7.İcra Müdürlüğünün 2019/7005 ve 2019/7006 Esas sayılı takipleri başlatıldığını, takiplere dayanak her biri 100.000,00 TL bedelli 31/03/2019 ve 30/04/2019 keşide tarihli çeklerdeki keşideci imzasının müvekkiline ait olmadığını belirterek müvekkilinin icra takipleri nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; çeklerin taraflar arasındaki hukuki ilişki nedeniyle borca karşılık verildiğini, çeklerin karşılıksız kalması üzerine takip başlatıldığını, davacının İcra Hukuk Mahkemesinde açtığı davaların red edildiğini, derdestlik itirazlarının bulunduğunu, davacının inkar ettiği çeklere yönelik hukuki yollara başvurmadığını, müvekkilinin savcılığa şikayet dilekçesi verdiğini savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, her nekadar alınan raporla dava konusu çeklerdeki imzanın tespiti yoluna gidilememiş ise de, isticvap edilen davacı şirket yetkilisinin, yeğeni olmasına rağmen çeklerin keşide edildiği davalı şirketi ve yetkililerini tanımadığı yönünde beyanda bulunması, çekleri pandemi sırasında kaybettiğini belirtmesine rağmen çeklerin 2019 yılında takibe konu edilmiş olmaları, bu itibarla davacı şirket yetkilisinin beyanlarının çelişkili olması, yine kaybolduğunu belirttiği çeklere ilişkin suç duyurusunda bulunmaması ve çek iptali davası açmaması,
her iki çekin farklı bankalara ait olmaları, davalı dışındaki farklı kişilere verilen çeklere ilişkin olarak da birçok dosyada inkar yoluna gidildiğinin UYAP kayıtlarından anlaşılması hususları birlikte değerlendirildiğinde dava konusu çeklerin davacının yetkilisi tarafından ticari ilişki çerçevesinde davalıya verildiği kanaatine ulaşıldığından davanın reddine, davacının kötüniyetli olduğu davalı tarafça ispat edilemediğinden davalı yanın kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin isticvap beyanında davalı şirket yetkilisini tanımadığı yönünde beyanda bulunmadığını, dava dışı çekler dışında somut olaya göre değerlendirme yapılması gerektiğini, mahkemece alınan raporlarda çeklerdeki imzaların davacı el ürünü olup olmadığının tespit edilemediği yönünde görüş belirtildiğini, imzaların davacı şirket yetkilisine ait olduğunun davalı tarafından ispatlanamadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın reddi ile birlikte kötüniyetli olan davacı aleyhine tazminata hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, icra takiplerine konu çeklerdeki imzanın davacıya ait olup olmadığı, davacının çekler nedeniyle borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Ankara 7.İcra Müdürlüğünün 2019/7005 Esas sayılı takip dosyasının yapılan incelemesine göre, 22/05/2019 tarihinde davalı alacaklı tarafından davacı borçlu aleyhine 30/04/2019 keşide tarihli 100.000,00 TL bedelli çeke dayalı 97.970,00 TL asıl alacak olmak üzere fer'ileri ile birlikte toplam 109.212,39 TL alacağın tahsili için kambiyo takibi başlatıldığı görülmüştür.
Ankara 7.İcra Müdürlüğünün 2019/7006 Esas sayılı takip dosyasının yapılan incelemesine göre, 22/05/2019 tarihinde davalı alacaklı tarafından davacı borçlu aleyhine 31/03/2019 keşide tarihli 100.000,00 TL bedelli çeke dayalı 97.970,00 TL asıl alacak olmak üzere fer'ileri ile birlikte toplam 110.782,60 TL alacağın tahsili için kambiyo takibi başlatıldığı görülmüştür.
Dava ve takip konusu çeklerin 31/03/2019 ve 30/04/2019 keşide tarihli olduğu, her bir çekin 100.000,00 TL bedelli olduğu, davacının keşideci, davalının lehtar olduğu görülmüştür.
Dava ve takibe konu çeklerle ilgili davacı tarafından İcra Hukuk Mahkemesine imzaya itiraz davalarının açıldığı, 31/03/2019 keşide tarihli çekle ilgili Ankara 11.İcra Hukuk Mahkemesine açılan 2019/496 Esas sayılı dosyada, belge uzmanı bilirkişiden alınan 28/09/2020 tarihli raporda çekteki imzanın davacıya ait olduğu yönünde görüş belirtildiği, mahkemece bilirkişi raporuna dayanarak davanın reddine karar verildiği,
kararın istinaf ve temyiz incelemesinden geçmek suretiyle kesinleştiği, 30/04/2019 keşide tarihli çekle ilgili Ankara 11.İcra Hukuk Mahkemesine açılan 2019/508 Esas sayılı dosyada, aynı belge uzmanı bilirkişiden alınan 28/09/2020 tarihli raporda çekteki imzanın davacıya ait olduğu yönünde görüş belirtildiği, mahkemece bilirkişi raporuna dayanarak davanın reddine karar verildiği, kararın istinaf aşamasında raporda değerlendirilen mukayese belgenin suret belge olduğu gerekçesiyle kararın kaldırıldığı,
kaldırma kararı sonrasında mahkemenin 2021/1632 Esas sayılı dosyası üzerinden yargılamanın devam ettiği, grafoloji bilirkişiden alınan 07/02/2022 tarihli raporda çekteki keşideci imzası ve düzeltme imzaları ile davacının mukayese imzalarının basit tersimli, taklidi kolay, önemli grafolojik meteryal ve yazı unsuru içermeyen imzalar oldukları için atan şahsı karakterize eden grafolojik özellikleri teşhise yetecek oranda yansıtmadığından çekteki keşideci imzası ve düzeltme imzasının aidiyetinin davacının eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği yönünde görüş belirtildiği,
itiraz üzerine ATK'dan alınan 28/02/2024 tarihli raporda, çekteki keşideci ve düzeltme imzalarının teşhise götürecek önemli karakteristik materyal ve yazı unsuru içermeyen, tersimi basit, taklidi kolay imzalar olması nedeniyle söz konusu imzaların aidiyetinin, bu meyanda sorulduğu üzere ...'un eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği yönünde görüş belirtildiği, mahkemece mukayese belgelerin fotokopi olması nedeniyle aslının celp edilerek ek rapor alınmasına karar verildiği, duruşmanın 04/02/2026 tarihine bırakıldığı görülmüştür.
Davalının, dava konusu çeklerle ilgili davacı şirket hakkında savcılığa yaptığı şikayet üzerine Ankara C.Başsavcılığının 10/06/2012 Tarih, 2022/121347 Soruşturma ve 2022/85345 Sayılı kararı ile hukuki ihtilaf gerekçesiyle takipsizlik kararı verildiği görülmüştür.
Mahkemece belge uzmanından alınan 07/07/2022 tarihli raporda özetle; çeklerdeki keşideci imzaları ile düzeltme imzaları ile davacı şirket yetkilisinin mukayese imzalarının iki adet çizgiden ibaret, kişilere atfedilebilecek karakteristik hususiyetleri içermeyen, basit tersimli imzalar olmaları sebebiyle imzaların davacı şirket yetkilisinin elinden çıkıp çıkmadığı hususunda teknik incelemeye dayalı herhangi bir kanaat beyanında bulunulabilmesinin mümkün olmadığı yönünde görüş belirtildiği görülüştür.
Mahkemece ATK Fizik İhtisas Dairesinden alınan 01/11/2022 tarihli raporda özetle; çeklerde atılı keşideci ve düzeltme imzalarının teşhise götürecek önemli karakteristik meteryal ve yazı unsuru içermeyen, tersimi basit, taklidi kolay imzalar olması nedeniyle imzaların aidiyetinin davacı şirket yetkilisine ait olup olmadığının tespit edilemediği yönünde görüş belirtildiği görülmüştür.
Mahkemece ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulundan alınan 18/01/2023 tarihli raporda da aynı görüşe yer verildiği görülmüştür.
Yukarıda açıklanan bilgi, belge ve deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı takibe konu çeklerdeki keşideci imzalarını inkar etmiş olup çeklerdeki keşideci imzalarının davacıya ait olduğunun kuşkuya yer vermeyecek şekilde davalı lehtar tarafından ispat edilmesi gerekir (Aynı yönde Yargıtay (Kapatılan) 19.Hukuk Dairesinin 13/03/2017 Tarih, 2016/11412 Esas, 2017/1989 Karar).
Dosya kapsamında alınan 3 raporda da basit tersimli olması nedeniyle imzaların davacıya ait olup olmadığı tespit edilememiştir.
Bu durumda imzaların davacıya ait olduğu davalı tarafından ispatlanamadığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, davalı tarafın istinaf itirazlarının reddine, davacı tarafın istinaf itirazlarının kabulü ile yeniden yargılama yapılmasını gerektiren bir durum olmadığından HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca davanın kabulüne, davacının icra takipleri nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, imzanın davacı yana aidiyeti ispat edilemediğinden davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddi yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2023/1766, K. 2026/52, 30 Ocak 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama