KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 24 Kasım 2025
- Esas no
- 2023/801 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN
- Karar no
- 2025/1439 ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİ
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 19/12/2022
- Esas no
- 2018/803 E 2022/992 K
- Davanın konusu
- Alacak
- Yazıldığı tarih
- 24/12/2025
Karar Metni
1.379 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 21.07.2015 tarihinde 5 yıl süreli LPG Otogaz bayilik sözleşmesi ve ilgili sözleşmeye ek olarak protokol ve ariyet sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 4.maddesi ile müvekkili şirketin davalıya sözleşmenin mevzuata uygun olarak 5 yıllık süre boyunca devam etmesi taahhüdü karşılığında 123.000.00.-TL + KDV satış destek primi ödenmesine karar verildiği,
müvekkili şirketin 30.07.2015 tarihinde 23.600.00.-TL, 30.09.2015 tarihinde 47.200.00.-TL, 18.01.2016 tarihinde 24.199.44.-TL, 21.04.2016 tarihinde 49.973.00.-TL olmak üzere davalı tarafa toplam 144.972.44.-TL ödeme yapıldığını, sözleşmenin 4. maddesi uyarınca müvekkili şirket davalıya 2 adet yeraltı tankı verdiğini, davalı tarafça 22.10.2018 tarihinde sözleşmeyi haksız bir şekilde feshettiğini, müvekkili şirket taraflar arasında kurulan bayilik ilişkisinin 5 yıl süreceği koşulu ile davalıya 144.972,44.-TL ödeme yaptığını, sözleşmenin erken feshedilmesi nedeniyle davalı tarafın sebepsiz zenginleştiği,
bu nedenle davalı tarafa ödenen bedelin sözleşmenin kullanılmayan süresine tekabül eden 50.680.00.-TL kısmının denkleştirici adalet ilkesi uyarınca güncelleştirilmiş halinin müvekkili şirkete geri ödenmesi gerektiği, sözleşmenin 19. maddesi uyarınca davalı tarafın müvekkili şirkete 50.000.00.-USD cezai şart ödemesi gerektiğini, sözleşmenin 1. maddesi uyarınca davalı tarafından yapılan alımlarda % 6,5 kâr elde edileceği, sözleşmenin erken feshedilmesinden dolayı müvekkili şirketin kâr mahrumiyetine uğradığı, bu miktarın 296.100.00.-TL bulunduğunu belirterek,
50.000.00.-USD cezai şartın dava tarihinden itibaren bankaların 1 yıl vadeli ABD doları hesaplarına uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte, 296.100.00.-TL kâr mahrumiyetinin şimdilik 10.000.00.- TL'sinin dava tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte, 50.680.00.-TL yatırım bedelinin şimdilik 10.000.00.-TL’sinin dava tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline 2 adet tankın müvekkiline iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talepleri için kısmi dava açması yasaya aykırı olduğu, davacının kendi kusuru ve kasti tutumu sebebiyle müvekkilini akdi feshe zorladığı, feshe zorlanan müvekkilinin fesih iradesi haklı gerekçelere dayandığından, davacı yanın cezai şart ve kâr mahrumiyetine dair taleplerinin haksız ve mesnetsiz olduğu, müvekkiline karşı ariyeten verilen malzemelerle ilgili olarak iade talebinde bulunulamayacağını, makul ve cari bedelini ödemeye her zaman hazır olduklarını tankların iadesine ilişkin kötü niyetli talebin reddinin gerektiğini belirterek, davacı yanın haksız ve mesnetsiz davasının reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece: Bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda; davalının sözleşmeyi feshinin haklı nedene dayanmadığı, davacının talep edebileceği satış destek tutarının "denkleştirici adalet" ilkesi uyarınca hesaplanması sonucunda 93.291,13-TL olarak bu miktar üzerinden davacının davalı taraftan alacaklı olduğu, kar mahrumiyeti talebi yönünden yapılan değerlendirmede; sözleşme hükümleri incelendiğinde, kar mahrumiyeti ile cezai şartın birlikte istenebilmesi için sözleşmede açık hükmün bulunmadığı, kar mahrumiyeti talebinin reddine, ariyet konusu mallarının iadesi talebi yönünden yapılan değerlendirmede;
taraflar arası sözleşmeye göre iade edilmesi gerektiği, 2 adet tankın aynen iadesine, iadenin mümkün olmaması halinde ariyet verilen malların bedeli olan (4.000,00-5.664,00=) 9.664,00-TL'nin davalıdan tahsiline, cezai şart talebi yönünden yapılan değerlendirmede; sözleşmenin 19. Maddesi gereğince 50.000 USD (Elli Bin Amerikan Doları) cezai şart ödemeyi…” taahhüt eden davalının, sözleşme süresi olan 5 yıl sona ermeden 26/10/2018 tarihinde dava dışı şirket ile sözleşme imzaladığı,
davacının 50.000,00-USD dava tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hükme karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili; davacının mal teslim etmemesi nedeniyle sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, mahkemece bu husus üzerinde durulmadan eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verildiğini bildirerek ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık sözleşmenin haklı bir sebeple feshedilip edilmediği, davacının bayilik sözleşmesinin süresinden önce haksız feshi nedeniyle cezai şart, kâr mahrumiyeti, satış destek pirimi ve ariyet olarak bırakılan demirbaşların bedelini istemekte haklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, bayilik sözleşmesinin süresinden önce haksız feshi nedeniyle cezai şart, kâr mahrumiyeti, satış destek pirimi ve ariyet olarak bırakılan demirbaşların bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasında 21/07/2015 başlangıç 21/07/2020 bitiş tarihli LPG Otogaz Bayilik sözleşmesi imzalandığı ve davalı bayinin Sarıkaya Noterliğinin 6254 yevmiye 22/10/2018 tarihli fesihnamesi ile "gördüğüm lüzum üzerine kanuni haklarım saklı kalmak kaydıyla bayilik sözleşmemi feshediyorum" şeklindeki beyanıyla sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiği noktasında uyuşmazlık yoktur.
Dava alacak davası olup davacı dava dilekçesinde cezai şart alacağını USD cinsinden talep ettiği faiz istemini açıkça dava tarihinden itibaren bankaların USD mevduat hesaplarına uyguladığı faiz olarak açıkça belirttiği, davacının yargılama sırasında dava dilekçesi veya ıslah dilekçesinde cezai şart alacağının ‘’TL’’ karşılığının tahsiline yönelik bir talebinin olmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda dava konusu cezai şarta ilişkin alacak kısmı yabancı para alacağı olup HMK 26. Maddesi gereğince mahkemenin taleple bağlı olduğu açıktır. Davacı tarafından talep edilmeyen bir edime hükmedilemeyecek olup HMK'nın 26. maddesi uyarınca talep aşımı suretiyle karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Ancak, belirtilen bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 355 gereğince buna ilişkin hüküm düzeltilerek esas hakkında yeniden karar verilmesi gerekmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; yapılan yargılamaya oluşa ve dosya içeriğine uygun hükme esas alınan bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun olmakla, davalı şirketin sözleşmeyi haksız feshettiğinin anlaşılmasına göre davalının diğer istinaf sebeplerinin yerinde olmadığından reddine, ancak davacının davadaki ıslah tarihinden itibaren cezai şart alacağının yabancı para cinsinden dava tarihinden itibaren bankaların bir yıl vadeli USD'ye uyguladığı en yüksek faiziyle birlikte tahsiline şeklinde talebi olmasına rağmen talep aşılarak mahkemece fiili ödeme tarihindeki Türk Lirası karşılığının davalıdan tahsiline şeklinde kabul kararı verilmiş olması nedeniyle HMK'nun 355.maddesi gereğince bu husus re'sen gözetilerek davalının istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2023/801, K. 2025/1439, 24 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama