KÜNYE
T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2025
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2024/1667 - 2025/1106
- Esas no
- 2024/1667 (KABUL KALDIRMA
- Karar no
- 2025/1106
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 01/11/2023
- Esas-karar no
- 2023/718 E 2023/721 K
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
- Yazıldığı tarih
- 03/11/2025
Karar Metni
887 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352.maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili, davalı tarafından müvekkili aleyhine Ankara 14. İcra Müdürlüğü’nün 2023/22877 E. sayılı dosyasında Ankara 4. Adliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/250 E. ve 2023/445 K. sayılı ilamına dayanarak icra takibi başlatıldığını, takibin haksız, kötü niyetli ve hukuka aykırı olduğunu belirterek müvekkilinin icra takibi nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Dosya üzerinden karar verildiğinden davalıya tebligat yapılmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davacının iddialarını Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/250 E. sayılı dosyada ileri sürüp ispatlaması gerektiği ve verilen karar sonucu karara karşı yargı yollarına başvurup iddiasını bu şekilde dile getirmesi gerekirken verilmiş bir mahkeme kararına konu uyuşmazlık ile ilgili menfi tespit talep edilemeyeceği, mahkeme kararlarına karşı gidilecek yargı yollarının yasada belirtilmiş olduğu, davacının kesinleşmiş bir mahkeme kararından sonra bu karara konu hukuki anlaşmazlık yönünden menfi tespit talebini aynı derecedeki mahkemeden talep edemeyeceği belirtilerek davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf eden-davacı vekili tarafından; Müvekilinin huzurdaki davayı açarak yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurduğunu, çünkü takibe dayanak kararın müvekkilin savunma hakkı kısıtlanarak adil yargılanma hakkı ihlal edilerek verildiğini bildirerek başvurulmuştur.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık dava şartı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, menfi tespit davasıdır.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Davacı vekili 12/05/2024 tarihli dilekçesi ile istinaf kanun yolundan feragat ettiğini belirtmiş, karar davacı vekiline 30/10/2024 tarihinde tebliğ edilmiş, 13/11/2024 tarihli dilekçesi ile bu kez istinaf yoluna başvurmuştur. HMK’nın 349/1. maddesi “Taraflar, ilamın kendilerine tebliğinden önce, istinaf yoluna başvurma hakkında feragat edemez.” hükmünü içermekte olup, davacı vekilinin istinaf dilekçesinin incelemesine geçilmiştir.
Öncelikle usule ilişkin istinaf itirazları yönünden yapılan değerlendirmede;
Savunma hakkı Anayasa'nın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." düzenlemesi ile açıkça hüküm altına alınmıştır.
İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın "açıklama ve ispat hakkı"nı da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde yer bulan "Hukuki Dinlenilme Hakkı" gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir.
Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasa'nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir.
Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir.
6100 sayılı HMK'nın 138. maddesi uyarınca dava şartları hakkında dosya üzerinden karar verilebilir ise de bunun için dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilerek savunma hakkı tanınması gerekir.
Bu genel anlatımlar ışığında somut olaya gelince; mahkemece davalıya dava dilekçesi tebliğinin yapılmayıp, dava şartı yokluğu neddeniyle usulden ret kararı verilmesi Anayasa'nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenme hakkına aykırıdır.
Bu durumda Dairemizce, bu husus kamu düzenine ilişkin olmakla HMK'nın 355. maddesi uyarınca esası incelenmeksizin kararın kaldırılmasına ve usulüne uygun nitelikte karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2024/1667, K. 2025/1106, 9 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama