KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi Vekili
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 4 Haziran 2024
- Esas no
- 2024/611 ( KABUL KALDIRMA YENİDEN ESAS
- Karar no
- 2024/759 HAKKINDA KARAR VERİLMESİ
- Başkan
- ... (...
- Üye
- DR.... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 14/02/2022
- Esas no
- 2021/510 E 2022/100 K
- Davacı
- —
- Davalılar
- —
- Davanın konusu
- Tazminat
- Yazıldığı tarih
- 04/07/2024
Karar Metni
2.537 kelime·13 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, kararın temyiz incelemesi sonucu bozulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373.maddesi uyarınca, incelemenin duruşmalı yapılmasına karar verildi.. İncelemenin duruşmalı yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili, davalılardan ...'ın müvekkilinin milletvekili olduğu dönemde 2003 yılında bir süre gayri resmi danışmanlığını yaptığını, davalı ...'’ın bazı yakışıksız davranışları nedeniyle müvekkili tarafından uzaklaştırıldığını, daha sonra davalı ...' tarafından davacı aleyhine Ankara 19. İcra Müdürlüğü’nün 2006/5151 E sayılı dosyasından kambiyo senediyle icra takibi başlatıldığını, maaşına ve sair menkul malları üzerine haciz konulduğunu, takibe dayanak 10/01/2005 tanzim ve 20/08/2005 vade tarihli 85.000 USD bedelli bono sahte olduğu için davalı hakkında savcılığa şikayette bulunduğunu,
ceza soruşturması sırasında yaptırılan bilirkişi incelemesinde imzanın müvekkiline ait olduğu tespit edilmiş ise de senedin başka işler için altı imzalı olarak verilen boş bir kağıdın kambiyo senedine dönüştürülmek suretiyle sahtecilik yoluyla elde edildiğini, ceza yargılaması devam ederken derdest icra takibinden yapılan maaş haczi nedeniyle toplamda 59.792,54USD tahsilat yapıldığını, Ankara 19. İcra Müdürlüğü’nün 2006/5151 Esas sayılı dosyasından ödenen tuturların mahsubundan sonra kalan dosya bakiyesinin 37.517,15USD olduğunu, ödenen kısımlara ilişkin olarak istirdat taleplerinin bulunduğunu,
kalan dosya bakiyesi olan 37.517,15USD yönünden borçlu olunmadığının tespiti talep ettiklerini, icra dosyasında takip konusu alacağın davalı ...'e temlik edildiğini, dosyaya yatan paranın taraflarına ödenmesinin talep edildiğini, müvekkilinin yaşanan olaylarda ruh dünyasında ağır ve onarılmaz hasara uğradığını, müvekkilinin yaşamış olduğu elem ve ızdırabı bir nebze karşılanmak üzere manevi tazminat taleplerinin bulunduğunu belirterek Ankara 19. İcra Müdürlüğü’nün 2006/5151 Esas sayılı icra takip dosyasında dosya bakiyesi 37.517,15 USD üzerinden borçlu olmadığının tespitine,
Ankara 19. İcra Müdürlüğü’nün 2006/5151 Esas sayılı icra takip dosyasından bu güne kadar haksız yere tahsil edilen toplam 59.792,54 USD 'nin tahsil tarihlerinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine, 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ödenmesine,
takip sahte senede dayalı olarak yapıldığından ve davalılar haksız ve kötüniyetli olduğundan takip tutarının %40'ı oranında kötüniyetli tazminatına hükmedilmesine takip dosyasına yatan paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı ... vekili, davacı iddialarını kabul etmediklerini müvekkilinin davacının arkaşı olduğunu, davacının milletvekili olmak için çaba sarfettiği dönemde ihtiyacı olan ekenomik desteği kendi gücü çerçevesinde sağladığını ve takip konusu senedin kendisine bu nedenle verildiğini, icra dosyası ve senet aslı incelendiğinde görüleceği üzere takip konusu senedin geçerli bir kambiyo senedi olduğunu, davacı yanın imza dışındaki kayıtların sonradan doldurulduğu savının da gerçek dışı olduğunu, itirazların yazılı belgeye dayanması gerektiğini, davacı tarafın manevi tazminat taleplerinin yersiz olduğunu, manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin alacağı temlik alan kişi olduğunu, takibe konu senedin geçerli bir kambiyo senedi olduğunu, dava konusu kıymetli evrakın davacının iddia ettiği gibi “düzmece ve kötü niyetle elde edilmiş" bir senet olmadığını, senetteki imzanın davacı ...’a ait olduğunu, müvekkili davalının kendi alacağı nedeni ile dosyayı 09.09.2011 tarihli temlikname ile devraldığını, davacı ile fiili bağı ve teması olmayan müvekkilinden manevi tazminat talep edilemeyeceğini, diğer isnat ve iddiaları gibi talebinde hukuksal dayanağının olmadığını bildirerek davanın reddi ile %40'dan aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından önceden imzalanmış antetli kağıdın, davalı ... tarafından boş olarak ele geçirilerek kendisi alacaklı gösterilmek suretiyle bono olarak tanzim ettirildiği ve icra takibine konulduğuna ilişkin ceza mahkemesince yapılan tespitlerin tarafları bağlayıcı, kesinleşmiş maddi olgu olduğu, takip dayanağı senedin gerçek bir borç karşılığı düzenlenmediği, aksine hile yoluyla elde edilen sahte bir senet olduğu açık olduğundan davacının menfi tespit ve istirdat isteminde haklı olduğu, takip dosyasında toplam 76.638,11 USD tahsilat yapıldığı,
bu tutarın 61.226,94 USD'sinin davalılardan ... tarafından, 15.411,17 USD'sinin ise davalılardan ... tarafından tahsil edildiği, davalı ... tarafından yapılan tahsilat tutarı olan 15.411,17 USD'nin tahsil tarihlerindeki TL karşılığının 28.276,53 TL'ye isabet ettiği ve temlikname tutarını aşmadığı, davalı ... temlik aldığı miktar kadar menfi tespit ve tahsil ettiği tutar kadar istirdat yönünden diğer davalı ... ile birlikte davacıya karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu,
davalılardan ...'in temlik aldığı alacak TL cinsinden olup, sorumluluğundan ancak tahsil edilen USD'nin, TL cinsinden tekabül edecek karşılığı olup, bu karşılık bilirkişi raporu ile belirlenen 28.276,53 TL olduğu, takip dayanağı senedin davalı ... tarafından hileli bir şekilde ele geçirilerek davacı aleyhine unsurları tamamlanarak bono haline getirildiği ve takibe konu yapıldığı anlaşılmakla olayın meydana geldiği yer ve zaman, tarafların konumları, ekonomik sosyal durumları, eylemin niteliği, zararın ağırlığı gibi unsurlar bir arada değerlendirilerek, 40.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
takip dayanağı senedin elde edilmesinde ve bono olarak oluşturularak takibe konulmasında davalı ...'in bir dahli bulunmadığından bu davalı aleyhine açılan manevi tazminat davasının ise reddi gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf eden-davalılar vekili tarafından;
Müvekkili ...’e alacağın temlik edildiği tarih 09.09.2011 tarihi itibariyle açılmış bir ceza davası, ya da menfi tespit davası olmadığından bu davalı yanından muvazaa iddiasının kabulünün hatalı olduğu, ayrıca temlikin de karşılık içerdiği, ayrıca bu müvekkili aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğu, diğer müvekkili ... yönünden ise hükmün ek karar ile tamamlanarak asıl kararda hükme bağlanmayan kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığı, Mahkemece ceza davası ve sonucunda verilen kararın hatalı değerlendirildiği, ceza dosyası kapsamında alınan 4 ATK raporunda da müvekkilinin haklılığının tespit edildiği, ayrıca HAGB kararının kesinleşmiş bir karar olarak değerlendirilemeyeceği, senede karşı senetle ispat kuralının ihlal edildiği;
Katılma yoluyla istinaf eden davacı vekili tarafından;
Mahkemece her iki davalının müşterek sorumluluğuna ilişkin hüküm tesis edilmesi gerekirken her biri hakkında ayrı ayrı hüküm tesis edilmesinin doğru olmadığı, USD para birimi üzerinden icra takibine başlanıldığı ve tahsil tarihindeki efektif satış kuru üzerinden tahsilinin talep edildiği halde mahkemece istirdat hükmünün davalı ... yönünden de USD cinsinden kurulmamasının da doğru olmadığı, hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının az olduğu gibi davalı ... yönünden de manevi tazminat davasının reddi kararının hatalı olduğu bildirilerek başvurulmuştur.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık davacının davalılara borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; hile ve sahtecilikle elde edilen senet nedeniyle başlatılan takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti, ödenen bedelin istirdatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2006/5151 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; ... vekili tarafından ... aleyhine 10/01/2005 tanzim, 20/08/2005 vaed tarihli 85.000 USD bedelli bonoya dayalı olarak 133.501,00 TL asıl alacak, 2.308,78 TL faiz olmak üzere toplam 135.807,78 TL 'nin tahsili için takip başlatıldığı anlaşılmıştır.
Dosya kapsamında bulunan Yenimahalle 3. Noterliği’nin 09.09.2011 tarih 33806 yevmiye nolu temliknamesinin incelenmesinden davalı ... tarafından davalı ...’e dava konusu Ankara 19. İcra Müdürlüğü’nün 2006/5151 E. sayılı dosyası kapsamında 84.000,00 TL’lik alacağın temlik edildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın, Dairemizin 14/07/2021 gün ve 2020/54 Esas 2021/1314 Karar sayılı kararı ile Mahkemece, dava konusu senet ile ilgili olarak Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2012/388 Esas sayılı dosyası kapsamında yapılan yargılama sonucunda maddi olgunun kesinleşip kesinleşmediği üzerinde durulup, takipte talep edilen alacağın bir kısmının temlik edildiği de gözetilerek menfi tespit, istirdat ve manevi tazminat talepleri hakkında her bir davalı hakkında ayrı ayrı karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesis edildiği gerekçesiyle kaldırılmasına karar verilmiştir.
Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2012/388 Esas 2014/14 Karar sayılı doyasının uyap sistemi üzerinden bulunan evraklarının incelenmesinden.
Katılanın ..., sanığın ... olduğu, dava konusu senet ile ilgili olarak, nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçundan açılan davada mahkemece 13/02/2014 tarihinde beraat kararı verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 13.10.2016 tarih 2014/15239 E. 2016/7672 K. sayılı kararı ile “Suça konu belgenin düzenlenmesinde kullanılan logonun ve milletvekili adının üst sol tarafta yer aldığı antetli kağıdın, Nisan 2004 tarihinden itibaren kullanımdan kaldırıldığı, suça konu bononun ise 10/01/2005 tarihinde düzenlendiği, bonoda metin ile katılanın imzası arasında bulunan boşluğun çok fazla olduğu,
bu boşluğun kapatılması adına olağan olarak sol alt köşeye yazılması gereken adresin katılan imzasının üstüne yazılması, sanık savunmasında katılana dört yıllık dönem içerisinde borç verdiğini belirttiği, bu nedenle ani doğan bir borç olmamasına rağmen matbu bir bononun neden kullanılmadığının açıklanamaması karşısında, sanığın imzalanmış ve boş olarak ele geçirdiği kağıdı kendisini alacaklı göstererek bono tanzim ettiği ve icra takibine başladığından sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 158/1-d ve 204/1 maddelerinde belirtilen resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA,” karar verildiği, bozma kararına uyan Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/02/2018 gün ve 2016/502 Esas 2018/84 Karar sayılı kararı ile; sanığın mahkumiyet kararı verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 30/03/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Dairemizin 16.12.2022 tarih 2022/907 Esas, 2022/1772 Karar sayılı kararı ile davalı ... yönünden maddi tazminata ilişkin hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğu gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile Mahkeme kararının düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesine karar verildiği, taraf vekillerince kararın temyiz edildiği anlaşılmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 09/11/2023 tarih 2023/1824 E. 2023/6585 K. Sayılı kararı ile " 14. 6102 sayılı Kanun'un 778 inci maddesi yollamasıyla 680 inci maddesinde; "Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası, hamile karşı ileri sürülemez; meğer ki, hamil poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun." hükmü bulunduğu, Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere, bu hüküm uyarınca açığa senet düzenlenmesinin mümkün olduğu, senedin boş olan kısımlarının sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerekmektedir.
Bu durumda, somut uyuşmazlıkta ispat yükü davacı tarafa düşmektedir. Ne var ki; davalı ...'ın milletvekili olan davacı ...'ın yardımcısı (danışmanı) olarak görev yaptığı, davaya konu belgenin alt kısmında borçlu keşidecinin telefon ve adres bilgilerinin, sol üst kısmında ise keşidecinin adının, milletvekili olduğu bölgenin yazılı olduğu, yine kağıdın Türkiye Büyük Millet Meclisi antetini taşıdığı, bu şekli ile belgenin davalı ... tarafından üretildiği ve gerçek bir borç ikrarı niteliği taşımadığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafın istirdat talebi kabul edildiğine göre, takip dosyasına yapılan ödeme hangi para birimi üzerinden yapıldı ise iadenin de aynı para birimi üzerinden hüküm altına alınması gerekirken davalı ... yönünden Türk Lirası üzerinden hüküm tesisi doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir.
Davacının kötü niyet tazminatının kabulü isabetli ise de; Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı rakamsal olarak belirtilmek suretiyle %40 ı oranında tazminata hükmedilmesi ya da doğrudan %40 'ı karşılığının rakamsal değerinin belirtilmesi ve bu şekilde hüküm tesisi gerekirken infazda tereddüt yatacak şekilde ''...USD'nin takip tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığının %40'ı oranında'' kötü niyet tazminatının tahsiline karar verilmesi yerinde olmamış, hükmün bu sebeple de bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de istirdadına karar verilen USD cinsinden dövize 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanun'un madde 4/a maddesi dikkate alınarak bu madde uyarınca faiz oranına hükmedilmesi gerekirken avans faizine hükmedilmesi de doğru değildir.
Davacı vekilinin vekâlet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelindiğinde, Bölge Adliye Mahkemesince yeniden hüküm kurulmuş olması nedeni ile karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) uyarınca hesaplanacak vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesi karar tarihindeki AAÜT uyarınca hesaplanan vekâlet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Dairemizce yukarıda tarih ve sayısı belirtilen bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 356/2.maddesi gereğince kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2024/611, K. 2024/759, 4 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama