KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 13 Mart 2026
- Esas no
- 2025/319 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN ESAS
- Karar no
- 2026/314 HAKKINDA KARAR VERİLMESİ
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 11/12/2024
- Esas no
- 2023/860 E 2024/755 K.
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Yazıldığı tarih
- 01/04/2026
Karar Metni
1.345 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davalı şirket arasında 25/05/2022 tarihli araç satış protokolü imzalandığını, bu kapsamda davacı şirketin araç siparişlerine istinaden 100.000,00 TL kapora ödemesi gerçekleştirdiğini, devam eden süreçte davalı şirketin araçların teslimatının yapılmayacağı gerekçesiyle satış sözleşmesinden tek taraflı döndüğünü, ancak davalı şirketin kapora bedelini iade etmediğini, bunun üzerine kapora alacağının tahsili amacıyla davalı borçlu hakkında Gölbaşı İcra Müdürlüğü'nün 2023/2733 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını,
devam eden süreçte davalı yanın söz konusu takibe itiraz ettiğini ve icra takibinin durduğunu, davalının haksız ve kötüniyetli olarak borca itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptaline ve takibin devamına, ayrıca davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan 25/05/2022 tarihli araç satış protokolü kapsamında davacı şirketin 100.000,00 TL kapora ödemesi yaptığını, ancak diğer edimleri yerine getirmemesi nedeniyle müvekkil şirketin siparişlerin teslimatını sağlayamadığını, eldeki davada davalı şirketin temerrütünün bulunmadığını, sözleşmenin devam ettiğini, dolayısıyla müvekkil şirketin kaporayı iade etmediğini, davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibinden sonra kaporanın iadesinin sağlandığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin ödeme emrinin tebliğinden sonra, 07/11/2023 tarihinde borca itiraz ettiği ve aynı gün davacı şirketin hesabına 100.000,00 TL tutarında ödemede bulunduğu, bu ödemenin takibe konu alacağa ilişkin olduğu, söz konusu ödemenin, takip tarihinden ve ödeme emri tebliğinden sonra gerçekleştirildiği, konuya ilişkin alınan bilirkişi raporu ile davacı şirketin takip yapmakta haklı olduğu hususunun belirlendiği, bu durum karşısında davalı şirketin takip masrafları ile sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı şirketin kapora bedelinin iadesi konusunda yaptığı herhangi bir bildirimin bulunmadığını, somut olayda davacı şirketin temerrütünün olduğunu ve müvekkil şirketin sorumluluğunun doğmadığını, ayrıca eldeki davanın açılmasında hukuki yararın bulunmadığını, mükerrer tahsilin söz konusu olduğunu, davalı şirket aleyhine vekalet ücretine ve icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, takibe konu kapora bedeli nedeniyle başlatılan icra takibinde yazılı alacak tutarının ödenmesinden sonra mevcut başka borcun kalıp kalmadığı, bu kapsamda davacının, borcun ödenmeyen kısmi itibariyle (feriler) alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, itirazın iptali talebine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Davacı vekilince, imzalanan 25/05/2022 tarihli araç satış protokolü kapsamında davalı şirket hesabına 100.000,00 TL kapora ödemesi yapıldığı, ancak davalı tarafça araçların tesliminin gerçekleştirilmediği ve ödenen kapora bedelinin iade edilmediği, bu nedenle davalı şirket hakkında icra takibi başlatıldığı, devam eden süreçte davalı yanca söz konusu takibe itiraz edildiği ve icra takibinin durduğu, davalının haksız ve kötüniyetli olarak borca itiraz ettiği iddiası ile, itirazın iptali ve borcun ödenmeyen kısmı için takibin devamı istemli eldeki dava açılmıştır.
Davalı vekilince, iddiaların gerçeği yansıtmadığı belirtilerek, davanın reddi talep edilmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından 11/12/2024 tarihli karar ile, davanın kabulüne karar verilmiş, verilen hükme karşı davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Gölbaşı (Ankara) İcra Müdürlüğü'nün 2023/2733 Esas sayılı takip dosyası ile, 02/11/2023 tarihinde davacı tarafından davalı aleyhine, kapora bedeline dayalı 100.000,00 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun süresinde takibe ve borca itiraz ettiği, itirazın iptali davasının İİK 67. maddesi uyarınca süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Bununla birlikte, ödeme emrinin tebliği üzerine davalı şirket tarafından 07/11/2023 tarihinde takibe ve borca itiraz edilmesinin yanı sıra, aynı gün icra takibine konu 100.000,00 TL'nin davacı şirketin hesabına yatırıldığı görülmüştür.
Eldeki dosyada, davacının istemi açık olup, dava dilekçesinin "Sonuç ve İstem" kısmında da belirtildiği üzere, talebin, Gölbaşı (Ankara) İcra Müdürlüğü'nün 2023/2733 Esas sayılı icra dosyası ile başlatılan takipte borca ve diğer tüm ferilere yapılan itirazın reddi ile borcun ödenmeyen kısmi itibariyle takibin devamına ilişkin hususları içerdiği, davacı tarafından, dava değerinin, "Ödeme Emri"nde takip tutarı toplamı olarak yazılı bulunan 100.000,00 TL gösterildiği ve bu tutar üzerinden harcın yatırıldığı tespit edilmiştir.
Mahkemece, bir nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişinden alınan raporda özetle; davacı şirketin, ödeme tarihi olan 07/11/2023 itibari ile 21.513,00 TL anapara alacağının, takip tarihi olan 02/11/20023'ten ödeme tarihi olan 07/11/2023'e kadar 193,15 TL temerrüt faizi alacağının ve dava tarihine kadar 290,87 TL temerrüt faizi alacağının bulunduğu görüş olarak ifade edilmiştir.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin tetkikinde, takip tarihi 02/11/2023 olup, ödeme, takip tarihi ve ödeme emri tebliğinden sonra yapılmıştır. Bu kapsamda, itirazın iptali davası ile alacaklının takip yapmakta haklılığı belirlendiğinden, borçlunun bu miktarlar için takip masrafları ile de sorumlu olduğunun kabulü gerekir.
Ancak, Gölbaşı (Ankara) İcra Müdürlüğü'nün 2023/2733 Esas sayılı takip dosyasında yazılı 100.000,00 TL asıl alacağın ferilerinin, İcra Müdürlüğü tarafından resen gerçekleştirilecek hesaplama ile belirleneceği gözetilerek, sadece takip tarihi ile ödemenin gerçekleştiği tarih arasına avans faizi uygulanmak suretiyle, alacağın ferileri yönünden takibin devamına karar verilmesi gerekirken, düzenlenen bilirkişi raporunda yer alan hesaplama doğrultusunda, yazılı olduğu şekilde bedel belirlenmek suretiyle davanın 21.513,00 TL asıl alacak ve 290,87 TL temerrüt faizi olmak üzere toplam 21.803,87 TL yönünden kabulüne karar verilmesinde isabet bulunmamıştır.
Bunun yanı sıra, eldeki davada icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığı dikkate alındığında, davacı şirket lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi de yerinde değildir.
Dava dosyası kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; açıklanan nedenlerle mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kaldırılmasına ve mahkeme kararının HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2025/319, K. 2026/314, 13 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama