KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 23. Hukukdairesi (İ Stinafbaşvurusunun Esastanreddi - Düzelterekyeniden Esashakkındakara R)
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2024
- Esas no
- 2020/176
- Karar no
- 2024/295
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın
- —
- Mahkemesi
- Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 10.10.2019
- Esas-karar numarası
- 2016/805 E., 2019/809 K.
Karar Metni
1.865 kelime·9 dk okuma·8 bölüm
Asıl ve birleşen davada: DAVACI : ...
VEKİLİ
DAVALI
Taraf vekilleri tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ
Asıl davada davacı vekili, müvekkili şirketin otel işleterek ticari faaliyette bulunduğunu, davalının ise gerçek ve tüzel kişilere danışmanlık yaptığını, taraflar arasında 12 ay süreli danışmanlık ve geliştirme hizmet ve ücret sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile davalının müvekkili şirkete idari, finansal ve yönetsel anlamda yardımcı olma taahhüdü verdiğini, müvekkiline sunulan hizmet karşılığında belirlenen hizmet bedeline istinaden 15.02.2016 tarihli 10.000,00-TL, 18.07.2016 tarihli 30.000,00-TL ve 14.11.2016 tarihli 10.000,00-TL bedelli çekleri davalıya teslim ettiğini,
davalının sözleşme ile üstlenmiş olduğu hizmeti yerine getirmediğini, bunun üzerine müvekkili şirket yetkilisinin sözleşmeyi sona erdirdiğini, davalının fesih bildirimini kabul ettiğini ve fesih tarihine kadar yapılan hizmetin bedeli olarak 20.000,00-TL ücret talebinde bulunduğunu, davalının elinde bulunan davaya konu çeki iade edeceğini müvekkiline bildirdiğini, ancak çeki iade etmediğini beyan ederek 14.11.2016 keşide tarihli, 4221954 nolu 10.000,00-TL bedelli çekin davalı tarafça veya ciro ettiği üçüncü şahıslarca bankaya ibrazının engellenmesine, çek ile ilgili ödemeden men talimatı verilmesine,
eğer çek yazılmış ise icra vasıtasıyla tahsiline, ileride telafisi güç ve imkansız zararlara uğranılmamasının önlenebilmesi için çek üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davada davalı vekili, davalının sözleşme ile üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, bankalarla gerekli ilişkileri kurduğunu, firmanın ekonomik olarak düze çıkmasını sağlayacak kredi imkanları ve yapılandırmaları yerine getirdiğini, bu hususların yargılama safahatında net bir şekilde ortaya çıkacağını, davacının kötü niyetli olarak sözleşme konusu işlemler ve işler hallolduktan sonra, borcunu ödememek için böyle bir yola tevessül ettiğini beyan ederek davacı yanın kötü niyeti açık olarak belli olduğundan %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ile cezalandırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili, asıl davadaki beyanlarını tekrar etmiş, ayrıca davalının fesih bildirimini kabul ettiğini ve fesih tarihine kadar yapılan hizmetin bedeli olarak 20.000,00-TL ücret talebinde bulunduğunu, ayrıca davalının elinde bulunan davaya konu çeki iade edeceğini müvekkiline bildirdiğini, çekin iadesi ve daha önce fazla ödenen çek bedelinin iadesi hususunda davalıya mesaj gönderildiğini, ancak bir sonuç alamadıklarını, fazla ödenen 27.500,00-TL'nin geri ödenmesi amacıyla Ankara 7. İcra Müdürlüğü'nün 2016/17161 sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini beyan ederek haksız itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, asıl davadaki beyanlarını tekrar ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ
İlk derece mahkemesince "... Tüm dosya kapsamından bilirkişi raporuyla da tespit edildiği üzere asıl ve birleşen dava davalısının edimlerini yerine getirdiği sözleşmenin haksız olarak feshedildiği kanaatine ulaşılmıştır. Hal böyle iken asıl ve birleşen dava davalısından sadır olan 12.04,2016 tarihli elektronik posta asıl ve birleşen dava davalısı tarafından da inkar edilmemekte olup bu elektronik postada fesih tarihi itibariyle edimine karşılık 20.000,00 TL talep edilmektedir.
Asıl ve birleşen dava davacısı davalıya toplam 50.000,00 TL bedelli çek vermiş olup bu çekler ödenmiştir. 14.11.2016 tarihli 10.000,00 TL bedelli çek asıl davanın, 15.02.2016 tarihi 10.000,00 TL bedelli ve 18.07.2016 tarihli ve 30.000,00 TL bedelli çekler ise birleşen davanın konusudur. Birleşen davada davacı sözleşme feshedilmeden önceki üç ay için 12.500,00 TL ödemesi gerektiğini bu bedelin düşülmesi neticesinde 27.500,00 TL fazla ödemesi olduğunu iddia etmektedir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin feshedilmesinden önceki üç aylık dönem için asıl ve birleşen dava davalısının edimine karşılık 12.499,98 TL'nin sözleşme gereği ödenmesi gerekmektedir. Bu bedeli davacı yan 12.500,00 TL olarak kabul ederek birleşen davayı verilen 15.02.2016 tarihi 10.000,00 TL bedelli ve 18.07.2016 tarihli ve 30.000,00 TL bedelli çeklerin bakiyesi için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali talepli olarak açmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 438.
Maddesi hükmüne hizmet aktinin haklı sebep olmaksızın hizmet sözleşmesini feshedilmesi halinde belirli süreli sözleşmelerde sözleşme süresine uyulmaması durumunda, bu sürelere uyulmuş olsaydı kazanabileceği miktarın tazminat olarak istenebileceği düzenlenmektedir. Birleşen dava davalısı davacıdan yukarıda anıldığı üzere sözleşmenin feshi neticesinde 20.000,00 TL talep etmiştir.
Bu halde davalının edimine karşılık 20.0000,00 TL ödenmesi gerektiği kanaatiyle , birleşen dava davalısının toplam ödemeden 12.500,00 TL'yi takip ve dava konusu etmemiş olması karşısında takip ve dava konusu edilmiş olan 27.500,00 TL'nin 7.500,00 TL'sinin daha edimine karşılık davalıya ödenmesi gereken bedele tekabül ettiği anlaşılarak bu kısım yönünden itirazın haklı olduğu anlaşılmış ve davalının takibe yaptığı itirazın alacağın 20.000,00 TL'si yönünden iptali gerekmiştir.
Alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebi ve reddedilen kısım yönünden davacının takip başlatmakta kötü niyeti tespit edilemediğinden kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Asıl davada 14.11.2016 tarihli 10.000,00 TL bedelli çek yönünden ise davalının edimine karşılık dava konusu edilmemiş 12.500,00 TL ve birleşen davada itirazın haklı görüldüğü 7.500,00 TL toplamı olan 20.000,00 TL davalıya ödenmiş olacağından asıl dava konusu sonraki tarihli 10.000,00 TL bedelli çekin bedelsiz kaldığı anlaşılmakla davacının istirdat talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf yasa yoluna başvuran asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle:
Asıl davada mahkemece çek bedelinin tamamının istirdatına karar verilmiş olmasına rağmen kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin yerinde olmadığını, davalının çek bedelinin 20.000,00-TL'sini iade edeceğini icra takibinden önce kabul ettiğini, söz konusu alacak miktarının likit olup, yargılamayı gerektirmediğini, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin aylık ücreti ve sözleşmesinin ne kadar devam ettiğinin açık olduğunu, davalının müvekkilinden fazla para tahsil ettiğini, dolayısıyla davalının kötü niyet tazminatı ödemesi gerektiğini;
Birleşen davada ise, müvekkili şirketin davalının edimini yerine getirmemesine rağmen sözleşmenin devam ettiği 14.01.2016 ile 11.04.2016 tarihleri arasındaki ücreti, aylık 4.166,66-TL üzerinden ödemeyi kabul ettiğini, ilk verdiği çek bedelinin tamamının ve davaya konu çekin 2.500,00-TL'sinin davalı tarafından tahsil edilmesine bir diyeceği olmadığını, ancak geri kalan bedelin tamamının müvekkiline iade edilmesi gerektiğini;
Yine birleşen davada, alacak likit olmasına rağmen icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İstinaf yasa yoluna başvuran asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle:
Mahkemenin yanıldığı ve görmezden geldiği noktanın, 12.04.2016 tarihli elektronik postanın müvekkili tarafından inkar edilmediği gerekçesi ile fesih ihbarının yapıldığı hususunda toplandığını, oysa yargılama aşamasında sundukları cevap dilekçelerinde bu durumu açıkça reddettikleri halde gerekçeli kararda "inkar edilmemekte" denilerek yanlış sonuca ulaşıldığını, ihtar zamanlarına dikkat edilirse 12.04.2016 tarihinden çok sonra bile müvekkili ile davacı arasındaki ilişkinin sürdürüldüğünü;
Bu duruma ek olarak, taraflar arasında imzalanan danışmanlık sözleşmesinin 7. maddesinin ikinci cümlesinin "işbu sözleşme hiçbir şekilde sözlü vaat, koşul,beyanat ve yorumla değiştirilemez" hükmünü içerdiğini, sözleşmenin bu maddesi yürürlükte iken bu şeklin haricinde bir değişiklik yapılmasının hukuken mümkün olmadığını, mail yolu ile elektronik olarak imzalanmamış yazıların sözleşmeyi değiştirmesinin kabul edilemeyeceğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE
1-Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer hususlara yönelik istinaf itirazları yerinde görülmediğinden istinaf sebep ve başvurularının esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Asıl dava, taraflar arasında akdedilen danışmanlık sözleşmesi gereği davacı tarafça davalıya verilen çekin, davalı yanca edimlerin tam olarak yerine getirilmemesinden bahisle bedelsiz kaldığı iddiasına dayalı istirdat; birleşen dava ise, aynı sözleşme gereği verilen çeklerden bir diğerinin fazladan ödendiğinden bahisle bedelinin tahsili amacıyla yapılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, birleşen itirazın iptali davasında alacağın likit olduğu gözetilerek İİK m 67/2 uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddedilmesi doğru bulunmamış davacı vekilinin buna yönelik istinaf itirazlarının kabulü ile HMK m. 353/1,b,2 gereğince, kararı bu yönden düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 15.02.2024
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... · e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, E. 2020/176, K. 2024/295, 14 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama