KÜNYE
T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 23. Hukukdairesi (İ Stinafbaşvurusunun Esastanredd İ) Davalı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2020/482 - 2024/1372
- Esas no
- 2020/482
- Karar no
- 2024/1372
- İncelenen kararın
- —
- Mahkemesi
- ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 03/12/2019
- Esas-karar numarası
- 2018/506 E.-2019/1041 K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
Karar Metni
1.657 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
Davalı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ
Davacı vekili; müvekkilinin faturaya dayalı olarak davalıdan alacaklı olduğunu, aleyhinde Ankara 17. İcra Müdürlüğünün 2015/20561 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının yetkiye ve borca itiraz ettiğini, ancak taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 34. maddesine göre taraflar arasında uyuşmazlık olması halinde İstanbul Çağlayan ve Ankara İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, davalının borçlu olmadığı iddiasının gerçeklikten uzak olduğunu, müvekkilinin dava konusu fuarla ilgili olarak tüm edimlerini yerine getirdiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptaline ve %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiş;
15.05.2017 tarihli ıslah dilekçesiyle; davaya alacak davası olarak devam edilmesini talep ettiklerini belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 23.387,99 TL.'nin ödeme emri ve faturanın tebliğ edildiği 18.09.2015 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; yetkili icra dairesinde usulüne uygun olarak yapılmış bir icra takibi olmadığını, müvekkili şirketin adresi itibariyle Gebze İcra Müdürlükleri ve Mahkemelerinin yetkili olduğunu, icra takibinde de icra müdürlüğünün yetkisine itiraz edildiğini, davacının sözde sözleşmedeki yetki kaydına dayalı olarak Ankara İcra Müdürlükleri ve Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu ileri sürmesinin hukuki mesnetten yoksun olduğunu, sözleşmedeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, bu nedenle sözleşmeye ve sözleşmedeki yetki kaydına itibar edilemeyeceğini, iş bu davada takip talepnamesinde gösterilmeyen/dayanılmayan, takibe eklenmeyen bir belgeye de itibar edilemeyeceğini,
İcra Müdürlüğünün yetkisi bakımından ileri sürdükleri itirazlarının mahkemenin yetkisi bakımından da geçerli olduğunu, mahkemece icra takibinin yetkisi konusunda aksi kanaatte olunur ise mahkemenin yetkisizliği sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,
Davanın İİK'nın 67. maddesi uyarınca bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerektiğini, müvekkilinin yasal süresi içinde icra takibine itiraz ettiğini, itiraz dilekçelerinin davacı yana 02.12.2015 tarihinde tebliğ edildiğini, davanın bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 15.03.2017 tarihinde açıldığını,
Sözde sözleşmedeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, sözleşme aslı üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığı takdirde bu durumun ortaya çıkacağını,
Taraflar arasında fatura tanzimini gerektirecek bir mal ve hizmet sunumu olmadığını, bu faturanın müvekkiline gönderilmediğini, davacıdan stand hizmeti alınmadığını, nerede, ne zaman çekildiği, montaj olup olmadığı belli olmayan ve dolayısıyla hiçbir delil değeri bulunmayan fotoğrafa itibar edilemeyeceğini,
Takibin haksız ve kötüniyetli olduğunu,
Savunarak, davanın reddine, %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ
İlk derece Mahkemesinin 17.05.2017 tarih ve 2017/194 E., 2017/362 K. sayılı kararıyla. "Davada dayanılan sözleşme "Fuar Katılım Sözleşmesi" olup davacı sözleşme ile davalıya 30 Temmuz-01 Ağustos 2015 tarihleri arasında düzenlenecek fuarda 15 m² alan tahsis etmeyi üstlenmiş, katılımcı olan davalı ise 7114 Euro katılım bedeli ödemeyi taahhüt etmiştir.
Nitekim benzer uyuşmazlıklara ilişkin (Yargıtay 6. HD'nin 2013/11081 E 20143242 K), (Yargıtay 6. HD'nin 2014/12182 E 2014/13466 K) ve (Yargıtay 6. HD'nin 2014/6415 E 2015/2076 K) sayılı kararlarında "Fuar Katılım Sözleşmelerindeki" asli unsurun kira ilişkisini yansıttığı benimsenmiştir.
Bu açıklamaya göre taraflar arasındaki temel hukuki ilişki kira ilişkisi olup 6100 sayılı HMK'nin 4/1-a maddesi uyarınca kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu'na göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler saklı olmak üzere kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalara bakma görevi sulh hukuk mahkemesine ait olup..." gerekçesiyle, Mahkemenin görevsizliği nedeni ile davanın HMK'nin 114/(1)-c ve 115/(2). maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 31.05.2018 tarih ve 2018/1144 E., 2018/793 K. sayılı kararıyla. "Davacı yan fuar düzenleyicisi, davalı taraf ise fuar katılımcısı olup, 27.03.2015 tarihli sözleşme gereğince katılımcının 15 m² stand alanını 7.114-Euro karşılığı kullanacağı, fuarı düzenleyen davacının fuarı açmakla yükümlü olduğu, nakliye ve stand sağlayacağı, malzeme temin edeceği davacının yükümlülükleri olarak sayılmıştır.
Sözleşmede düzenlenen katılım bedelinin yukarıda sayılan hizmetleri içerdiği anlaşılmış olup, taraflar arasında kiracı-kiralayan ilişkisi bulunmadığından HMK'nin 4. maddesinin a bendinin işbu uyuşmazlıkta uygulama yeri bulunmamaktadır.
Taraflar arasındaki ilişki hukuki nitelik olarak tacirler arası hizmet alım sözleşmesi olup mahkemece, davanın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hukuk davası (nispi ticari dava) olduğu ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nin 5/3 maddesi uyarınca ticaret mahkemesinin görevli olduğunun kabulü ile uyuşmazlığın esasının incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı olarak,
sözleşmenin kira sözleşmesi olarak nitelendirilmesine dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır." gerekçesiyle, HMK'nin 353/(1)-a.3 maddesi uyarınca, davanın esasına girilerek uyuşmazlığın görülüp sonuçlandırılması için esası incelenmeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk derece Mahkemesince; "...Mahkememizce; TBK. 89. Maddesi gereğince para borçlarının ifa yerinin alacaklılarının ödeme zamanındaki yerleşim yeri olduğu, ve para borçlarına ilişkin uyuşmazlıklarda alacaklının yerleşim yeri mahkemeleri ve icra daireleri de özel yetkiye sahip olduğu ayrıca taraflar arasıdaki sözleşmede yetki şartının kararlaştırılmış olduğu anlaşılmakla ve yetki şartı ile uyuşmazlık halinde İstanbul Çağlayan ve Ankara Mahkemeleri ile İcra Dairelerinin yetkili olacağının belirtildiği nedenle davalı vekilinin yetki itirazının reddine karar verildiği anlaşılmıştır...
Tüm dosya kapsamı toplanan deliller değerlendirildiğinde; dava taraflar arasındaki fuar katılım sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, T.C.
Ticaret Bakanlığına yazılan yazı cevabında 30 Temmuz-1 Ağustos 2015 tarihleri arasında davacı şirket tarafından Nairobi/Kenya'da organize edilen fuara ilişkin gözlemci raporunun incelenmesinde davalı şirketin bu fuara katılmadığının buna ilişkin tutanak ve puan unvan tablosunun birer örneğinin ekli olarak gönderildiğinin anlaşıldığı,
dosya içerisinde karşılıklı kaşe ve imza altına alınmış 27/03/2015 tarihli sözleşme incelendiğinde, 4. Madde ile fuar katılımcısı bu sözleşmeyi imzalayarak kendisine tahsis edilen sorumluluğu kabul etmiş olacağı, 8. Madde ile fuar katılımcısı organizatöre kabul edilebilir mazaretini yazılı olarak bildirmek kaydı ile fuar açılış tarihinden 120 gün öncesine kadar fuara katılmaktan vazgeçebilir ancak bu durumda sözleşme bedelinin %50'si cezai şart olarak organizatöre ödenir şeklinde belirtildiği,
buna göre fuar açılış tarihine 120 günden az kalması halinde fuar katılımcısı sözleşmede kararlaştırılan tarihlerde organizatöre sözleşme bedelini öder hükmü bulunduğu, dosya içerisinde davalı tarafça fuara katılımdan 120 gün önce vazgeçildiğine dair herhangi bir yazılı evrak bulunmadığı, 25. Madde ile sözleşme tutarının katılım şartı bölümünde 7.114 Euro olarak belirtildiği, fatura üzerinde kur üzerinden toplam 23.387,99-TL olduğu,
15-19-30 haziran 2015 tarihlerinde fuar proje yetkilisi ... (...) ile ... (davacı taraf) arasında yapılan e-mail görüşmelerinden tarafların fuar hakkında konuşmalar yaptıkları, dolayısıyla aralarında bir ticari ilişkinin kurulmuş olduğu, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişilerce yapılan incelemelere göre fuar katılım hizmet sözleşmesini imzalayan kişinin davalı şirkette çalışan olduğu, davalı taraf adına sözleşmeye dayalı olarak düzenlenen 23.387,99-TL'lik fuar katılım hizmet bedeli faturasının söz konusu olduğu,
sözleşmede firma yetkilisi ... , proje yetkilisi ... olarak yazıldığı ve şirket kaşesinin üzerine imza atıldığı, yine bilirkişi raporunda davalı defter kayıtları üzerinde yapılan inceleme ile davacı defter kayıtlarında tespit edilen hususların uyumlu olduğu anlaşılmış, dava dilekçesi itirazın iptali davası olarak açıldığı, davacı vekili tarafından daha sonra davayı ıslah ederek alacak davası olarak davaya devam ettiğinin bildirildiği, her iki tarafın tacir olduğu, ticari işletmeleri ile ilgili olduğu, ticari defter ve belgelerle sözleşme ilişkisi veya alacağın miktarının ispatının mümkün olduğu,
sunulan ticari defterler ve yazılı belgelerin aksinin ancak yazılı ve kesin delillerle de ispatı mümkün olabileceği anlaşılmakla" gerekçesiyle, 23.387,99-TL alacağın dava tarihi olan 15.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine ve davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; yasal süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunduklarını, mahkemece sözleşmedeki yetki şartına dayalı olarak yetki itirazlarını reddettiğini ve davayı esastan sonuçlandırdığını, müvekkilinin imzasını içermeyen ve dolayısıyla müvekkilini bağlamayan sözleşmedeki yetki şartının müvekkilini bağlamayacağını, sözleşmedeki imzanın müvekkili şirket yetkilisi Yahya Han'a ait olmadığının davacının ve mahkemenin kabulünde olduğunu, davacı tarafça akdi ilişkinin ispat edilemediğini,
mahkemenin bu yöndeki gerekçesinin Borçlar Hukukunun en temel ilkesi olan sözleşmenin nisbiliği ilkesine aykırı olduğunu, öte yandan davacının düzenlediğini iddia ettiği fuarda müvekkil şirket için tahsis yapmış olması tek taraflı bir işlem olup müvekkilini bağlamasının mümkün olmadığını, davacı çalışanı ile müvekkili çalışanı arasında geçtiği iddia edilen e-maillerin kendilerince kabul edilmediğini, bunların delil değeri olmadığını,
kabul anlamına gelmemek üzere e-maillerin hakiki olduğu ve sözleşmenin müvekkili şirket çalışanı tarafından imzalandığı kabul edilse dahi davanın 6098 sayılı TBK'nın 46 vd. maddeleri uyarınca yetkisiz temsil hükümleri uyarınca reddinin gerektiğini, davacının basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü gereği karşı taraf şirket adına sözleşme imzalayan kişinin sözleşme yapma yetkisinin olup olmadığını araştırması ve denetlemesi gerektiğini, basiretli bir tacir gibi davranmayan davacının bunun sonuçlarına katlanması gerektiğini belirterek,
İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine, %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE
Dava, ıslahla fuar katılım bedeli alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına,
incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine ve özellikle taraflar arasındaki hukuki ilişkiye ilişkin e-mail yazışmalarının yapıldığı e-mail adresinin davalı şirkete ait olmadığının ve yazışmaları yapanların kendi çalışanları olmadığının savunulmamasına göre, İlk derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 16/10/2024
Başkan · e-imza · Üye · e-imza · Üye · e-imza · Katip · e-imza
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, E. 2020/482, K. 2024/1372, 16 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama