KÜNYE
T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 23. Hukukdairesi (İ Stinafbaşvurusunun Esastanredd İ)
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 22 Eylül 2022
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/1485 - 2022/1362
- Esas no
- 2022/1485
- Karar no
- 2022/1362
- İncelenen kararın
- —
- Mahkemesi
- Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 19/04/2022
- Esas-karar numarası
- 2022/21E., 2022/316K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Vekili
- —
Karar Metni
798 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ
Davacı vekili, taraflar arasında sistem kullanım anlaşması yapıldığını, davalı kurumun müvekkili şirket aleyhine 02.03.2015 tarihinde 225.859,82 TL bedelli sistem kullanım ceza faturası düzenlendiğini, faturanın müvekkili tarafından kabul edilmediğini, ceza faturasının dayanağının yerinde olmadığını ileri sürerek, düzenlenen ceza faturası nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, yargı yolu itirazında bulunduklarını, esasa ilişkin olarak ise taraflar arasında sistem kullanım anlaşmaları imzalandığını, müvekkilinin tüm işlemlerinin hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
İlk derece Mahkemesi'nce "... 7257 sayılı Kanun ile bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarında düzenlenen sistem kullanım ihlallerine ilişkin cezai şartlara ilişkin uyuşmazlıkların idari yargı yolunda görüleceği hükme bağlandığından davanın yargı yoluna yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf yasa yoluna başvuran davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: İletim faaliyetini yürüten ...'ın tacir olduğunu, ...'ın bu piyasada kamu gücü kullanan kamu tüzel kişisi olarak değil eşit taraf konumunda olan bir şirket olarak faaliyet göstermekte olduğunu, ...’ın hisselerinin kamuya ait olması ve Kamu İktisadi Teşebbüsü konumunda olmasının Türk Ticaret Kanunu anlamında şirket olmasını ve özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteriyor olmasını ortadan kaldırmadığını,
özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren ... ile tamamen özel hukuk tüzel kişisi konumunda olan piyasa katılımcıları arasındaki tüm ilişkilerin özel hukuk hükümlerine tabi olması gerektiğini, dolayısıyla taraflar arasındaki tüm sözleşmelerin özel hukuk sözleşmeleri olduğunu, özel hukuk hükümlerine tabi iki tüzel kişinin imzaladığı sistem kullanım anlaşmasının özel hukuk hükümlerine tabi olacağını, bu niteliği gereği sistem kullanım anlaşmasının idari bir sözleşme olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, görevli mahkemenin adli yargı mahkemeleri olduğunu,
cezai şartın dayandığı sözleşmenin özel hukuk sözleşmesi olmasına karşın cezai şart adı altında düzenlenen faturanın idari yargı yolunda uyuşmazlığa konu olmasının kanunun ruhuna da aykırılık teşkil ettiğinin aşikar olduğunu, davanın 30/05/2016 tarihinde açılmış olduğunu, yerel mahkeme kararının gerekçesinde belirtilen 7257 sayılı Kanun ile bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarında düzenlenen sistem kullanım ihlallerine yönelik cezai şartlara ilişkin uyuşmazlıkların idari yargıda görüleceğinin 25/11/2020 tarihinde hüküm altına alındığını beyan ederek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasında düzenlenen sistem kullanım anlaşması uyarınca düzenlenen ceza faturası kapsamında menfi tespit istemine ilişkindir.
1-HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına,
kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına ve özellikle dosya kapsamında daha önce Dairemizce verilen 2018/1799E, 2021/1852 K sayılı 08/12/2021 tarihli karara uygun olarak karar verilmiş olmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 351'inci maddesinde istinaf başvurusunun kötüniyetle yapıldığının anlaşılması halinde bölge adliye mahkemesince 329'uncu maddesi hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş; anılan düzenlemede de hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan tarafın beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezası ile mahkûm edilebileceği hususu düzenlenmiştir.
Somut olayda, mahkemece verilen incelemeye konu karar Dairemiz 2018/1799E, 2021/1852 K sayılı 08/12/2021 tarihli kararı uyarınca (HMK kapsamında eski kararda direnme imkanı bulunmadığından) yargı yolunun caiz olmamasından bahisle usulden ret kararı verildiği halde aynı konuda tekrar inceleme yapılmasına neden olacak şekilde istinaf talebinde bulunan davacı hakkında anılan düzenleme çerçevesinde takdiren 3.000,00-TL disiplin para cezası uygulanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 29/09/2022
Başkan Üye Üye Katip
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, E. 2022/1485, K. 2022/1362, 22 Eylül 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama