KÜNYE
Tc Ankara Bölgeadliyemahkemesi 23. Hukukdairesi (İ Stinafbaşvurusunun Esastanredd İ) Davacı Vekili Davalı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 29 Ocak 2025
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2024/2104 - 2025/84
- Esas no
- 2024/2104
- Karar no
- 2025/84
- İncelenen kararın
- —
- Mahkemesi
- Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 18/09/2024
- Esas-karar numarası
- 2024/436 E., 2024/622 K.
Karar Metni
935 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkili şirketin Hollanda ülkesinde bir ihracat kredi kuruluşu olduğunu, 10 adet poliçenin usulüne uygun ciro zincirine göre yetkili hamili olduğunu, poliçelerin ödenmesi için defalarca talepte bulunulduğunu ancak hiçbir ödeme yapılmadığını, ... ile ...
Holding'in poliçelerden kaynaklı olarak müvekkili şirkete olan borcunu davalının üstlendiğini, alacağın tahsili amacıyla 06/12/2023 tarihinde İstanbul 33. İcra Müdürlüğü'nün 2023/42750 esas sayılı dosyası ile iflas yoluyla adi takip başlatıldığını, borca itiraz üzerine takibin durdurulduğunu, borcu üstlenen davalı şirketin ödeme yapması beklenirken poliçelerin borçluları ... ve ...
Holding'in içinin boşaltıldığını, gayrifaal hale getirildiğini, bu şirketlerden borcun tahsil edilemez duruma geldiğini, davalı şirketin de müvekkili şirket karşı sözleşme öncesi sorumluluk ilkesine göre poliçelerden doğan alacaklar için sorumlu olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamını, davalı şirketin iflasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının arabuluculuğa başvurduğunu ancak başvurunun yalnızca itirazın kaldırılması talepli olduğunu, iflas talebine yer verilmediğini, iflas talebinin işbu dava kapsamında talep edilmesinin usule aykırı olduğunu, zamanaşımı itirazları bulunduğunu, davacı tarafın, borcun müvekkili tarafından üstlenildiği iddiasının kabul edilemeyeceğini, borcun dış üstlenilmesinin alacaklı ile üstlenen arasında akdedilmesi gerektiğini, davacı ile müvekkili arasında hiçbir şekilde böyle bir sözleşme kurulmadığını, davaya esas icra takibinin ve dolayısıyla işbu davanın açıldığı mahkemenin yetkili olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
İlk derece mahkemesince; "...Taraflar arasındaki uyuşmazlık; İstanbul 33. İcra Müdürlüğü'nün 2023/42750 esas sayılı iflas yolu ile adi takibe konu poliçeler nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, İİK'nun 155 ve devamı maddeleri uyarınca iflas yoluyla başlatılan takibe yapılan itirazın kaldırılması ve davalının iflası ile arabuluculuk dava şartının gerçekleşip gerçekleşmediği, eksik harç bulunup bulunmadığı, davanın zamanaşımı definde haklı olup olmadığı, davalının borcu üstlenip üstlenmediği ve takibin yetkili icra dairesinde yapılıp yapılmadığı ile yetkisiz temsil bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.
İstanbul 33. İcra Müdürlüğü'nün 2023/42750 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; borçlu .... tarafından ... Sağlık Hizmetleri Tıbbi Mümessillik İthalat İhracat A.Ş., ... Yatırım Holding A.Ş. ve ... Ambalaj Sağlık Sanayi ve Tic. A.Ş. aleyhine 2.122.832,17-EURO alacağın tahsili için 07/12/2023 tarihinde iflas yolu takip talebinde bulunulduğu, 12/12/2023 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından 08/12/2023 tarihinde yetkiye, borca ve tüm ferilerine itiraz edildiği anlaşılmıştır.
2004 sayılı İİK'nun 176.maddesinin göndermesi ile İİK'nun 156/son fıkrası uyarınca, davacı tarafından iflas ödeme emrine itiraz edilsin edilmesin, ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren bir senelik hak düşürücü süre içerisinde borçlunun iflasının istenmesi gerekmektedir. Somut olayda, iflaslı takibe ilişkin ödeme emri borçluya 12/12/2023 tarihinde tebliğ edilmiş, dava ise 15/05/2024 tarihinde bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.
İİK’nın 154/1. maddesi uyarınca iflas yoluyla takipte yetkili icra dairesi borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki icra dairesidir. Ancak, İİK’nın 154/3. maddesi uyarınca icra dairesinin yetkisi kamu düzeninden olmadığından bu konuda yetki sözleşmesi yapılabilir. Borçlu ve alacaklı yetki sözleşmesi veya yetki şartı ile borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerden başka bir yer icra dairesini yetkili kılmışlarsa o yerin icra dairesi de iflas takibi için yetkili sayılır.
HMK 114 madde hükümlerinde dava şartları belirtilmiştir. Somut olayda taraflar arasında yetki sözleşmesi mevcut değildir. İİK nun 154. Maddesi gereğince iflas yoluyla takipte yetkili mercii, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu mahaldeki icra dairesi ve mahkemelerdir.
Davacı vekili, tarafından yetkiye itiraz üzerine borçlunun ikametgahının bulunduğu yerde iflas talepli icra takibi başlatmadığı gibi, yetki itirazı üzerine dosyayı yetkili birime gönderip iş bu yetkili birimden ödeme emri tebliğ ettirmediği, bu haliyle borçlunun ikamet adresinde yapılmış bir icra takibi bulunmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Huzurdaki dava konusu iflas takibinin üç farklı borçluya yöneltildiğini, takibin yasada belirtildiği üzere bu borçlulardan birinin merkezi olan İstanbul (merkez) icra müdürlüklerinde ikame edildiğini, takipte birden fazla borçlu olduğu nazara alınmaksızın tesis edilen yerel mahkeme kararının hatalı olduğunu, İstanbul (merkez) icra müdürlüğünde başlatılmasının usul ve yasaya uygun olduğunu beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE
Dava, itirazın iptali ve iflas istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 29/01/2025
Başkan Üye Üye Katip · e-imza e-imza e-imza e-imza
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, E. 2024/2104, K. 2025/84, 29 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama