İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi E.2019/1795 K.2021/2558

....

Esas2019/1795Karar2021/2558Tarih24 Aralık 2021Okuma11 dk · 2.179 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi

Esas No
2019/1795
Karar No
2021/2558
Karar tarihi
24 Aralık 2021
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
...
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.179 kelime·11 dk okuma·12 bölüm

....

TÜRK MİLLETİ ADINA

KARAR

...

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 08/04/2019

NUMARASI : ....

DAVANIN KONUSU

Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat

KARAR TARİHİ : 24/12/2021

GEREKÇELİ KARAR

YAZILMA TARİHİ : 17/01/2022

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 07.07.2015 tarihinde davalıya zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı aracın, davacının sevk ve idaresindeki araca çarpması sonucu oluşan trafik kazasında davacının belinin kırıldığını ve malul kaldığını, davalı sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğunu, davacının bilgisayar mühendisi olup kaza tarihinde...... 5.300,00 TL maaşla çalıştığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak şimdilik 1.000,0TL daimi iş görmezlik ve 500,00TL geçici iş görmezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini dava ve talep etmiş; 19.01.2019 günlü bedel artırım dilekçesi ile de daimi iş görmezlik tazminatını 290.000,00 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı sigorta şirketi vekili, kusur oranı ve 290.000,00 TL poliçe limitiyle sınırlı olarak sorumlu olduklarını, davacının maluliyet oranının belirlenmesi ve maluliyet ile trafik kazası arasındaki illiyetin belirlenmesi için ATK’dan rapor alınmasını, tazminat hesabında bilinen ücret olması halinde bu ücretin aksi halde asgari ücretin esas alınması gerektiğini, avans faiz talebinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece davanın, trafik kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olduğu, kusur bilirkişisinin 24.02.2017 günlü raporunda, davacının sol şerit seyirle sağa doğru şerit izleme ve değiştirme kuralına aykırı davranarak davalı sigorta şirketince güvence altına alınan araca çarpması sonucu kazanın meydana geldiğinden davacının tam kusurlu olduğunun belirlendiği, bu rapora itiraz edilmesi üzerine Adli Tıp Kurumu’ndan alınan 30.10.2018 günlü ve 2786 sayılı raporda; trafik kaza tespit tutanağı ve ceza mahkemesi dosyası irdelenerek, davacının seyir sırasında yola dikkatini vermemiş olması,

hızını kaza yeri azami hız limitine göre ayarlayıp teyakkuzla seyretmeye önem ve özen göstermemiş olması nedeniyle %25 oranında, dava dışı sürücünün orta şeritte seyredip olay yerine geldiğinde sol yan arka tarafını yeterince kontrol etmeden hatalı biçimde şerit değiştirerek davacının önünü kapattığından %75 oranında kusurlu olduğunun saptandığı,

dosya arasına alınan ceza yargılamasının yapıldığı 31.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/1449esas sayılı dosyasına sunulan Adli Tıp Kurumu’nun 08.03.2017 günlü ve 1187 sayılı raporunda, davacı hızının azami hız sınırına uygun olmadığından tali kusurlu, dava dışı sürücünün sol yanını yeterince kontrol etmeden hatalı biçimde sola doğrultu değiştirdiğinden asli kusurlu olduğunun belirlendiği,

gerek ceza yargılamasındaki gerekse mahkemece alınan Adli Tıp Kurumu raporunun birbiriyle uyumlu olup oluşa uygun olduğundan hükme esas alınarak rapor gerekçeleri uyarınca davacının %25, davalının sigortaladığı araç sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğunun kanıtlandığı, Ankara Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’nca düzenlenen 25.07.2016 günlü ve 1464 sayılı raporda davacıda daimi iş görmezliğinin %33,2; geçici iş görmezliğinin de 9 ay olduğunun belirtildiği, bu rapor gereğince davacının daimi ve geçici iş görmezlik oranının kanıtlandığı,

davacının davalının sigortaladığı araç sürücüsünün kusuru nedeniyle daimi ve iş görmezlik oluşturacak biçimde yaralanması nedeniyle bu zararlarının belirlenmesi için aktüer bilirkişisinden rapor alındığı 14.01.2019 günlü raporda, geçici iş görmezlik tazminatının 61.294,48TL, daimi iş görmezlik tazminatının 1.505.161,61 TL olduğu ancak poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere 290.000,00TL olarak belirlendiği,

bilirkişinin niteliği, raporun objektif ve dayanakları gösterilerek hazırlanmış olması nedeniyle hükme esas alındığı hükme esas alınan rapor uyarınca 290.000,00TL daimi iş görmezlik tazminatı ile HMK’nın 26. maddesi uyarınca 500,00TL geçici iş görmezlik tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesinin doğru bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 290.000,00 TL daimi iş görmezlik 500,00 TL geçici iş görmezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hükme karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı sigorta şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kararın usul, yasa ve hakkaniyete aykırı olduğunu,

Davacının aktif dönem geliri tespit edilirken davacının gelirinin farazi tutarlara göre hesaplandığını, davacının aktif dönem gelir durumunu da içerir 14/01/2019 tarihli bilirkişi raporunda, dosya münderecatında hiçbir somut mesnedi olmayan, "Davacı ... ...'ın 2018 yılı Ağustos ayı gelirinin 9.249,17 .... ... olduğu" ifadesine yer verilmiş olup;

davacının işleyecek aktif dönem gelirinin bu farazi tutara göre hesaplandığını, öncelikle yapılması gerekenin, davacının çalıştığı işyerinden imzalı bordroların dosyaya kazandırılıp bunlara göre karar verilmesi iken aksi şekilde farazi ve afaki tutarlara göre hesap yapılmasının hatalı olduğunu, bilirkişi tarafından hangi belgeye dayanarak davacının gelirinin asgari ücretin 8,192 katı olduğu belirtilmediği gibi, hesaba esas alınan ücretin 2018 yılı geliri olmasının da, davacının 2018 yılındaki gelirinin de varlık ve tutarını kabul manasına gelmemek kaydı ile hukuka aykırı olduğunu,

zira işlemiş aktif dönemin gelir hesabı toplamda 36 aylık bir zaman dilimini kapsadığını, bu üç yıllık zaman dilimine yalnız 2018 yılı ağustos ayı gelirinin esas alınmasının hukuka, Yargıtay içtihatlarına ve aktüeryal yönteme aykırı olduğunu, bu hususta Yüksek Mahkemenin de son derece isabetli ve istikrarlı içtihatları bulunmakta olup, yapılması gereken, özellikle işlemiş dönem için kaza tarihinden önceki gelir durumunun hiçbir şekilde tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi olduğunu, bu sebeple, bilirkişi tarafından, dosya muhtevasında bulunmayan 9.249,17 ,,,,, ,,,, tutarına dayanarak hesaplama yapılmasının hukuka aykırı olduğunu,

üstelik davacının gelir tutarını kabul manasına gelmemek kaydı ile, bir an için davacının gelirinin asgari ücretin üzerinde olduğu kabul edilecek dahi olsa, davacı tarafından dava dilekçesinde ... ...'ın 5.300,00 TL gelir ile çalıştığının ifade edildiğini, Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 26'da düzenlenen Taleple Bağlılık İlkesi ve md. 188'de düzenlenen İkrar uyarınca, "Tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez." Anılan hükümler uyarınca, davacının gelirinin hiçbir hal ve şart altında 5.300,00 TL üzerinde bir meblağ esas alınarak hesaplanmasını kabul etmediklerini,

bu sebeple, davacının geliri kesin ve tereddüte yer bırakmayacak şekilde hesaplanmadan, bunun yanında aktif dönem gelir hesabında işlemiş dönem tutarı belirlenirken kaza tarihinden önceki kazancı esas alınmadan tanzim edilen bilirkişi raporunun Yerel Mahkemece hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğundan kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, aksi takdirde tanzim edilecek hesap raporunda davacının kazadan önceki gelirinin imzalı bordrolar vasıtası ile dosyaya kazandırıldıktan sonra hesaplanması gerektiğini,

SGK tarafından ödeme yapılmış olmasına karşın bu miktarın tenzil edilmeden tesis edilmiş olan hükmün hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan 14/01/2019 tarihli bilirkişi hesap raporunun "İndirimler" alt başlığı altında, "17/11/2015 tarihinde ... tarafından gönderilen belgeye göre ödeme yapılmadığı belirtilmiştir." şeklinde değerlendirme yapılmasına karşın, ... tarafından davalı şirkete, davacı lehine ödenilen geçici iş göremezlik rücusu konulu borç bildirim yazısı ,,,, ... imzalı, ,,,,,, Belge No'lu) gönderildiğini, ... tarafından tahakkuk ettirilen bu borç yazısında, davacı ... ... adına ödenen 9.038,67 TL geçici iş göremezlik ödemesi,

faizi ile birlikte 9.263,76 TL olarak talep edildiğini, bu ödemenin yerel Mahkeme tarafından, zararın varlığını hiçbir şekilde kabul manasına gelmemek kaydı ile, ödeme tarihi nazara alınıp peşin sermaye değeri bulunup hesaplanacak tazminattan tenzil edilmediğinden tesis edilmiş olan hükmün hukuka aykırı hale geldiği gibi davalı sigorta şirketi aleyhine sebepsiz zenginleşmeye mahal vermekte olup davacı lehine mükerrer ödemeye sebep olduğunu, anılan sebeple hukuka aykırı Yerel Mahkeme hükmünün kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, aksi takdirde yapılacak tazminat hesabından,

SGK tarafından yapılan bu ödemenin peşin sermaye değerinin hesaplanarak tenzil edilmesini,

Hükmün teminat limitini aşar biçimde kurulduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından yürütülen yargılama sırasında defaten belirtildiği, hükümde mahkeme tarafından da değinildiği üzere, dava konusu kazada davalı şirkete sigortalı aracın poliçe limiti 290.000,00 TL olup hüküm gerekçesinde de bu hususun belirtildiğini, ancak hüküm kısmına gelindiğinde bu teminat limiti salt daimi iş göremezlik için tüketilmiş olmasına karşın 500,00 TL geçici iş göremezlik için de ayrıca hüküm kurulduğunu, poliçede, 290.000,00 TL olan teminatın, kişi başı sakatlık klozu altında düzenlendiğinden,

gerek geçici, gerekse sürekli iş göremezlik tazminatının bu aynı limit kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, Mahkemece aksi biçimde, geçici iş göremezlik için teminat limiti tüketildikten sonra da aşkın biçimde sigorta şirketi aleyhine tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hükmün avans faizi üzerinden kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, her ne kadar Yerel Mahkemece hükümde avans faizine hükmedilmiş ise de, dava konusu olayda, tazminat yükümlülüğünü ve zararın varlığını kabul manasına gelmemek kaydı ile,

davalı şirkete sigortalı aracın hususi olması sebebi ile yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, bu unsur gözetilmeden yalnız davacının talebi ile avans faizine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE İstinaf eden davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir. Somut olayda hükme esas aktüerya bilirkişi raporunda 1931 PMF Hayat Tablosu ve annüite formülü yöntemi uygulanarak düzenlenen rapor doğrultusunda, davacı lehine geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatına hükmedilmiştir.

Tarafların bilirkişi raporunda kullanılan yaşam tablosuna ve tatbik edilen esaslara açık itirazları olmasa dahi TBK 51. maddesi uyarınca tazminatın kapsamının hakim tarafından belirlenmesi zaruridir. Gerçek zarar miktarının, hak sahibi davacının olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak hesaplanması gerekmektedir. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır.

Hak sahiplerinin bakiye ömürleri önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvellerine göre saptanmakta iken, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmaları ile “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, Sosyal Güvenlik Kurumunca’da ilk peşin sermaye değerinin hesaplanmasında anılan tabloların uygulanmasına geçilmiştir.

Gerek diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve gerekse bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği de göz önüne alınarak, ülkemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu’na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına Yargıtay 17.Hukuk Dairesi’nce de karar verilmekle görüş değişikliğine gidilmiştir.

(Yargıtay 17.HD 22/12/2020 tarih, 2019/5206 E. – 2020/8874 K. sayılı ilamı, 14/01/2021 tarih 2020/2598 E. – 2021/34 K. sayılı ilamı) Bu itibarla, tazminat hesaplanmasında TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak (taraflar lehine oluşan usulü kazanılmış haklar da gözetilerek) hak sahibi davacının bakiye muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi ve buna göre tazminat hesabı yapılması gerekirken, 1931 PMF Hayat Tablosuna göre tazminat hesabı yapılması doğru görülmemiştir.

Davaya konu kaza 07.07.2015 tarihinde meydana gelmiş olup, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporu 14.01.2019 tarihinde düzenlenmiştir.

Anılan raporda davacının 2018 yılı Ağustos ayı gelirinin 9.249,17 Polonya Zloti’si olduğu ve 1.42 TL kurdan aylık gelirinin 13.133.82 TL olduğu, bu tutarın 2018 yılının asgari ücreti olan 1.603,12 TL’nin 8.192 katı olduğu, davacının aktif dönem işgücü kaybı tazminatı hesabı yapılırken gelirinin asgari ücretin 8.192 katı olduğunun dikkate alındığı belirtilerek bu miktar üzerinden tazminat hesaplanmıştır.

Davalı vekili, anılan rapora davacının kaza tarihindeki gerçek gelirinin belirlenmesi gerektiğini belirterek itiraz etmiştir. Bilinen gerçek durum varken, varsayıma dayalı tazminat hesabı yapılamaz. Davacı vekili dava dilekçesinde davacının bilgisayar mühendisi olup kaza tarihinde ... Elektronikte 5.300,00 TL maaşla çalıştığını belirtmiş, 22.11.2018 tarihli dilekçesi ile de davacının Polonya’da ... ...

Ltd.Şti’nde çalışmaya başladığını, 30.08.2018 de 8.998,16, 27.09.2018 tarihinde 9.174.16, 30.10.2018 tarihinde de 9.249,17 Polonya Zloti’si maaş aldığını belirterek maaş ödeme belgelerini sunmuştur. Davacının çalıştığı ... Elektronik tarafından gönderilen yazı cevabında davacının 07.03.2012-17.11.2015 tarihleri arasında anılan şirkette çalıştığı bildirilmiş olup 2015 yılı 7, 8, 9 ve 11. aylara ait maaş bordroları da gönderilmiştir.

Bu durumda mahkemece davacının çalıştığı ... Elektronikten 07.03.2012 - 17.11.2015 tarihleri arasındaki, ... ... Ltd Şti’nden de işe başladığı tarihten bu güne kadar olan bordroları getirtilmek ve davacının kaza tarihinden geriye doğru 4-5 aylık ve kaza tarihinden bugüne kadar olan SGK kayıtları getirtilerek karşılaştırılmak suretiyle gerçek geliri belirlenerek aynı hesap bilirkişisinden ek rapor aldırılarak (davalı lehine oluşan kazanılmış haklar saklı kalmak kaydıyla) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde, ... tarafından davalı şirkete, davacı lehine ödenilen geçici iş göremezlik rücusu konulu borç bildirim yazısı (... İl Müdürlüğü, Muhasebe Yetkilisi Yrd. ... imzalı, ,,,,,, Belge No'lu) gönderildiğini, ... tarafından tahakkuk ettirilen bu borç yazısında, davacı ... ... adına ödenen 9.038,67 TL geçici iş göremezlik ödemesi, faizi ile birlikte 9.263,76 TL olarak talep edildiğini, bu ödemenin tazminattan indirilmediğini belirtmiştir.

Yerel Mahkemece yargılama sırasında SGK’dan rücu'ya tabi ödeme olup olmadığı sorulmuş, ödeme olmadığı bildirilmiştir. Ancak daha sonra davalıya rucu yazısı gönderildiği bildirildiğinden Mahkemece ...

İl Müdürlüğünden Muhasebe Yetkilisi Yrd. ... imzalı, ,,,, Belge No'lu yazı gereğince davacıya dava konusu kaza nedeniyle rücuu tabi ödeme yapılıp yapılmadığı sorularak ödeme yapılmış olması halinde aktüer bilirkişiden (yapılan ödemenin tenzili bakımından) ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.

Kabule göre de; hükmedilen tazminatlara avans faiz uygulanmış olmasının hüküm gerekçesinde yer almaması da doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davalı sigorta şirketi vekilinin bu hususlara ilişkin istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre davalı sigorta şirketi vekilinin sair istinaf taleplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf talebinin HMK.nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.04.2019 tarihli, 2015/588 Esas, 2019/324 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

2-Davalı sigorta şirketi tarafından yatırılan istinaf harçlarının talep halinde davalıya iadesine,

3-Davalı sigorta şirketi tarafından yatırılan gider avansından, kullanılmayan kısmın davalıya iadesine,

4-İstinafa gelen davalı sigorta şirketi tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine,

5-Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2019/6598 esasına yatırılan 520.000,00 TL teminatın yatıran tarafa iadesine,

5-Kararın tebliği, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

Duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 24.12.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

...

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2019/1795, K. 2021/2558, 24 Aralık 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Türk Milleti Adına
  4. Karar
  5. İncelenen Kararın
  6. Mahkemesi : Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
  7. Tarihi : 08/04/2019
  8. Davanın Konusu
  9. Karar Tarihi : 24/12/2021
  10. Gerekçeli Karar
  11. Yazılma Tarihi : 17/01/2022
  12. Tarafların İddia Ve Savunmaları
  13. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  14. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
Esas No
2019/1795
Karar No
2021/2558
Tarih
24 Aralık 2021

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi E.2019/1795 K.2021/2029
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2019/1799 K.2021/1481
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi E.2019/1799 K.2021/2376
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2019/1801 K.2021/1521
  • Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi E.2019/1803 K.2021/1419
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2019/1805 K.2021/2025

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.