KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi Davalı
- Esas No
- 2021/1763
- Karar No
- 2024/188
- Karar tarihi
- 9 Şubat 2024
- Esas-Karar No
- 2021/1302 - 2024/192
- Esas no
- 2021/1302
- Karar no
- 2024/192
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 25/12/2020
- Numarası
- 2019/536 Esas 2020/830 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davanın konusu
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
- Yazılma tarihi
- 01/03/2024
Karar Metni
993 kelime·5 dk okuma·3 bölüm
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının işleteni olduğu aracın davacıya ait KGYS sistemine ve PTS direğine çarparak zarar verdiğini, zararın bir kısmının davalıya ait aracın sigorta şirketlerince karşılanmış olduğunu ileri sürerek kalan 14.244,00 TL zarar bedeli ile kur artışından kaynaklanan 17.532,00 TL munzam zararın ve dava tarihine kadar işlemiş 9.084,00 TL temerrüt faizinin davalından tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının zararının sigorta şirketleri tarafından yapılan ödemeler ile karşılandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalıya ait olan kamyonun, davacı sorumluluğundaki plaka tanıtım sistemine çarpması sonucunda hasar meydana geldiği, kazaya neden olan aracın zorunlu trafik sigortacısı tarafından yaptırılan ekspertiz raporu doğrultusunda 66.000,00 TL ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı tarafından 25.710,00 TL ödeme yapıldığı, davacının zararının ekspertiz raporu ile bilirkişi raporuna göre 105.954,00 TL olduğu, ödemeler sonrası bakiye zararın 14.244,00 TL olduğu,
dava haksız eylemden kaynaklanan zarar istemine ilişkin olduğundan davalının ayrıca temerrüde düşürülmesine gerek olmayıp, haksız eylem tarihinden itibaren ticari olan araç yönünden avans faizi talep edilebileceği değerlendirilerek dava tarihine kadar hesaplanan 9.084,00 TL avans faizine hükmedilmesi gerektiği, yabancı paradaki kur değişikliği kaynaklı munzam zarar istemi yönünden ise,
yerleşik Yargıtay kararları uyarınca kısmi ödeme halinde kur farkından doğan zararın saklı tutulması gerektiği ve munzam zararın davacı tarafından tazminat ve faiz ödemesi dışında oluşan ve faiz ile karşılanmayan gerçek bir zararı kanıtlaması gerektiği buna karşılık dosya kapsamında buna ilişkin bir kanıt bulunmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 14.244,00 TL haksız fiil tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 9.084,00 TL işlemiş temerrüt faizinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, munzam zarar isteminin reddine, karar verilmiş;
karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; munzam zarar taleplerinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının zararının yapılan ödemeler ile karşılandığını, belirlenen zarar için hesaplanan KDV zararının ispat edilmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Davacı vekili, davalı şirketin işleteni olduğu aracın davacı şirkete ait KGYS sistemine ve PTS direğine çarparak zarar verdiğini, zararın bir kısmının davalıya ait aracın sigorta şirketlerince karşılanmış olduğunu belirterek bakiye zarar bedeli, temerrüt faizi ve kur farkından kaynaklanan munzam zararın tazminini talep etmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 121 inci maddesi "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." şeklindedir.
Munzam zarar, alacağını vaktinde borçludan alamayan alacaklının malvarlığında iradesi dışında meydana gelen ve temerrüt faizinin üzerinde bulunan zararı ifade etmektedir. Munzam zararın tazmini için munzam zarar ile borçlunun temerrüdü arasında uygun illiyet bağının mevcut olması, borçlunun kusursuzluk kanıtı getirememiş olması gerekir. Ayrıca alacaklı uğradığı bu zararı ispat etmek zorundadır. Soyut olarak alacağın zamanında ödenmemesi nedeniyle munzam zarara uğranıldığı iddiası munzam zararın tazmini için yeterli değildir. Yine ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar tek başına munzam zararın ispatı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla davacının munzam zarara uğradığını genel ekonomik koşullar dışında somut vakalarla ispatlaması gerekir.
Somut olayda, davalının işleteni olduğu aracın, davacı şirkete ait tesislere zarar verdiği hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı, davalının işleteni olduğu aracı ZMSS poliçesi ile sigortalayan ...
AŞ ve İMSS poliçesi ile sigortalayan ...Sigorta AŞ tarafından davacı şirkete hasar ödemesi yapıldığı, davacı taraf her ne kadar ödemenin yapıldığı tarih itibariyle kur farkından kaynaklanan munzam zararının olduğunu iddia etmişse de, sigorta tazminatı para olarak ve Türk Lirası cinsinden ödenir, sigorta şirketleri tarafından yapılan ödemede Türk Lirası üzerinden yapılmış olup karşılanmayan bakiye zararın davalıdan tahsiline karar verilmesinde,
hesaplanan zarara KDV’nin dahil edilmesinde ve ödemenin gecikmesi nedeniyle temerrüt faizinin hesaplanarak hüküm altına alınmasında bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte ödeme tarihi ile dava tarihi arasında gerçekleşen döviz kurundaki artışın tek başına munzam zararı ispata yeterli olmadığı, temerrüt faizi ile karşılanamayan zararın somut delillerle ispat edilmesi gerektiği gözetildiğinde davacının ispatlanamayan munzam zarar talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf sebepleri ile kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir hukuka aykırılık görülmediğinden tarafların istinaf başvurularının HMK.nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2021/1763, K. 2024/188, 9 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama