KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2025
- Esas no
- 2023/598
- Karar no
- 2025/922
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 16.03.2023
- Numarası
- 2023/3 Esas 2023/138 Karar
- Davanın konusu
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan
- Yazılma tarihi
- 10.07.2025
Karar Metni
1.641 kelime·8 dk okuma·3 bölüm
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ve davalı ... AŞ vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle.
30.09.2016 tarihinde, davalı sürücü ...'nun, davalı ...'ya ait araç ile Elmadağ istikametinden Ankara istikametine doğru seyir halinde iken, aynı istikamette bulunan ... plakalı kamyonun arka kısmına çarpması, bu kamyonun da önünde bulunan ... plakalı araca çarpması sonucu meydana gelen kazada, davalı ... yönetimindeki araçta yolcu komununda bulunan davacıların oğlu/kardeşi ...'ın kaldırıldığı hastanede 07.10.2016 tarihinde hayatını kaybettiğini, kazanın oluşumunda davalılardan ...
AŞ'ye zorunlu mali mesuliyet, ... AŞ'ye ihtiyari mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı araç sürücüsü ...'nun tamamen kusurlu olduğunu, davalılardan ...
AŞ'ye destekten yoksun kalma tazminatı ödenmesi için başvuruda bulunulduğunu, 14.12.2016 tarihinde 66.310,82-TL ödeme yapıldığını, söz konusu tutarın ne şekilde ve hangi veriler dahilinde hesaplandığının kendilerine bildirilmediğini, müteveffanın anne ve babasının engelli olduğunu, desteğin vefatından önce asgari ücretin üzerinde bir gelir elde ederek ailesine katkıda bulunduğunu, ölümüyle davacı anne, baba ve kardeşinin manevi olarak da büyük üzüntü duyduklarını belirterek,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı baba ... için 500,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, davacı anne ... için 500,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, davacı kardeşi ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile, destekten yoksun kalma tazminatı talebini davacı ...
43.083,57 TL’ye, davacı ... için 36.019,98 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; aracın davalı şirket nezdinde 01.04.2016 - 2017 vadeli Birleşik Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunduğunu, şahıs başına sürekli sakatlık ve vefat teminat limitinin 15.000,00 TL, manevi tazminat limitinin ise kaza başına 20.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, maddi tazminatın zorunlu trafik poliçesi limitleri dahilinde kalması halinde sorumluluklarının olmayacağını, kazada hatır taşıması bulunduğunu,Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları gereği hesaplanacak tazminattan %20'den aşağı olmamak üzere indirim yapılması gerektiğini, kazada vefat edenin müterafik kusurunun olup olmadığının tespitini talep ettiklerini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davalılardan ... ile ... vekili cevap dilekçesinde; iki arkadaşın birlikte yaptıkları yolculuk esnasında meydana gelen kazada davalı ...’in yaralandığını, ...'ın ise hayatını kaybettiğini, Kaza Tespit Tutanağı ile Adli Tıp Kurumu raporlarının maddi vakıayı aydınlatmaya elverişli olmadığını, Mobese kayıtlarından kazanın oluş anına ilişkin görüntünün elde edilemediğinin rapor edildiğini, münhasıran ...'ya ait aracın arkadan çarpan araç olması sebebiyle KTK 56/1-c maddesine göre rapor düzenlendiğini, kaza ile ilgili olarak birçok soru işaretinin bulunduğunu, ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini,
davalıların müteveffanın ailesi ile hem kazadan önce hemde kazadan sonra komşuluk ilişkileri sebebiyle ilgilendiğini, cenaze ve taziye süresince sürekli yanlarında bulunduğunu, müteveffanın dayısının talebi üzerine kendilerine 2.500,00 TL nakdi para desteği de yapıldığını, müteveffa ...'ın kazadan önce düzenli bir gelirinin olmadığını, hayatının hiçbir döneminde asgari ücretin üzerinde bir gelir elde etmediğini, davacıların maddi gerçeğe aykırı beyanlar vermesinin kabul edilemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; kazaya karışan aracın davalı şirket nezdinde trafik sigorta poliçesi ile sigortalı bulunduğunu, poliçeden kaynaklanan sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve kişi başına azami 310.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, davalı şirkete yapılan müracaat üzerine hasar dosyası açıldığını, 66.310,82-TL destekten yoksun kalma tazminatının 14.12.2016 tarihinde ödendiğini, tamamen doğru veriler çerçevesinde hesaplama yapılmış olup, tüm sorumluluklarını yerine getirdiklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün tam kusurlu olduğunun anlaşıldığı, aktüer bilirkişiden hesap raporu alındığı, davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 2020/1469 Esas 2022/2213 Karar sayılı kararı ile, aktüerya hesabında bilinmeyen dönem için %1.8 teknik faiz yöntemine göre hesaplama yapılmasının hatalı olduğu, davalı ...
AŞ tarafından yapılan hatır taşıması savunması yönünden gerekli araştırma yapılmadan ve tüm davalılar yönünden hatır taşıması indirimi yapılmasının isabetli olmadığı, temerrüt tarihinin hatalı belirlendiği gerekçesi ile kararın HMK’nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verildiği; kaldırma kararı doğrultusunda, aktüer bilirkişiden ek rapor alındığı, sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme tarihi verilerine göre yapılan hesaplamaya göre davacıların destekten yoksun kalma zararının karşılanmadığının anlaşıldığı, bu nedenle rapor tarihi verilerine göre hesaplama yapıldığı, ödemenin güncelleştirilerek tenzil edildiği,
buna göre davacı ... 48.075,37 TL, davacı ... için 82.254,52 TL destekten yoksun kalma zararı hesaplandığının bildirildiği, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalı ...
AŞ vekilinin hatır taşıması savunmasının yerinde olduğu, diğer davalıların hatır taşıması savunmasının bulunmadığı, davacıların talebi ile bağlı kalındığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, ...'ın vefatı sebebiyle 43.083,57-TL maddi tazminatın (poliçe limitiyle sınırlı ve sorumlu olmak üzere) davalı ...
AŞ yönünden 06.12.2016 tarihinden diğer davalılar ... ile ... yönünden ise kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılardan ...'a ödenmesine, ...'ın vefatı sebebiyle 36.019,98 TL maddi tazminatın (poliçe limitiyle sınırlı ve sorumlu olmak üzere) davalı ...
AŞ yönünden 06.12.2016 tarihinden diğer davalılar ... ile ... yönünden ise kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılardan ...'a ödenmesine, davacılardan ...'a 35.000,00 TL ...'a 35.000,00 TL, ...'a 15.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan ...
AŞ'den (poliçe limitiyle sınırlı ve sorumlu olmak üzere)dava tarihinden, ... ve ...'dan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili ve davalı ... AŞ vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; olayda hatır taşıması bulunduğu savunmasının yerinde olmadığını, müteveffanın davalının aracında iş konusunda kendisine yardım etmek için bulunduğunu, hatır için taşınmadığını, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk karara karşı davacılar vekilinin hesaplama yöntemine ilişkin bir istinaf itirazının bulunmadığını, bölge adliye mahkemesinin istinaf sebepleri ile bağlı olduğunu, hatır taşıması indirimi yapılmadan karar verilmesinin doğru olmadığını, bu hususta savunma olmasa dahi takdiren değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1-Davacılar vekili, destek ...’ın, davalı ... idaresindeki araçta hatır için taşınmadığını, bu nedenle hesaplanan tazminattan hatır taşıması indirimi yapılmaması gerektiğini ileri sürmüştür. Mahkemece verilen gerekçeli kararda, davalılardan sadece davalı ... AŞ’nin, hatır taşıması savunmasında bulunduğu, bu nedenle diğer davalılar yönünden hatır taşıması indirimi yapılamayacağının belirtildiği, davalı ...
AŞ’nin ise, aracı ihtiyari mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalayan şirket olduğu, mahkemece hüküm altına alınan maddi tazminat tutarının, davalı ... AŞ tarafından düzenlenen zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi limiti kapsamında kaldığı, bu nedenle davalı ...
AŞ’nin maddi tazminattan sorumlu tutulmadığı gibi mahkemece maddi tazminata ilişkin olarak hatır taşıması indirimi yapılmadan davacıların talebi ile bağlı kalınarak hüküm kurulduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin bu hususa yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Davalı ... AŞ vekili, hatır taşımasının mahkemece resen gözetilmesi gerektiğini ileri sürmüşse de, hatır taşıması savunmasının itiraz değil def'i olduğu ve alacağın talep edilebilirliğini engelleyici işlev gören def'ilerin ancak belirli sürelerde ileri sürülebileceği, alacağı ortadan kaldıran ve her aşamada ileri sürülebilen itirazlardan olmadığından davalı ... AŞ vekili tarafından hatır taşıması savunmasının cevap dilekçesinde ileri sürülmediği anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
2-Davacıların manevi tazminat istemi TBK’nın 56. maddesine dayanmakta olup, bu maddeye göre belirlenecek tazminatın zarara uğrayanda bir giderim duygusu yaratması gerektiği açıktır. Ancak tazminat belirlenirken sadece zarara uğrayan yönünden bakılmayıp, karşı taraf açısından da değerlendirme yapılmalıdır. Bu nitelikte bir tazminat miktarı ise, tarafların kusur oranına, ekonomik ve sosyal durumlarına, duyulan acıya, olay tarihindeki paranın satın alma gücüne vb. gibi verilere göre belirlenebilecektir. Tüm bu kriterlere göre belirlenecek tazminat -aynı anda- tarafların ikisini de memnun etmese dahi, adil olacağı için, hukuk tarafından kabul edilen ve uygulanan sistem haline gelmiştir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, TMK.'nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Somut olayda, kazanın gerçekleşme biçimi, davalı sürücünün kazanın oluşumunda kusur oranı, davacıların müteveffaya yakınlık dereceleri, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihinde (30.09.2016) paranın satın alma gücü ile yukarıda açıklanan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde; davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarının, davacılar tarafından duyulan acıyı, çekilen sıkıntıyı hafifletebilecek düzeyde, olayın özelliğine ve manevi tazminatın amacına uygun olduğu kanaatine varılmış, davacılar vekilinin hükmedilen manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, davacılar vekili ve davalı ... AŞ vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan incelemede; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir hukuka aykırılık görülmediğinden tarafların istinaf başvurularının HMK.nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2023/598, K. 2025/922, 3 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama