KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 22 Ocak 2026
- 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2024/326 - 2026/31
- Esas no
- 2024/326
- Karar no
- 2026/31
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 15.12.2022
- Numarası
- 2019/182 Esas 2022/992 Karar
- Davanın konusu
- Tazminat
- Yazılma tarihi
- 29.01.2026
Karar Metni
2.016 kelime·10 dk okuma·4 bölüm
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Asıl davada, davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
15.02.2018 tarihinde, davalı ... idaresindeki, davalı ... adına kayıtlı, davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın, yolun karşısına geçmekte olan yaya davacıya çarparak yaralanmasına ve malul kalmasına neden olduğunu belirterek şimdilik 6.380,00 TL taksi masrafı ile 12.500,00 TL evde bakım hizmeti olarak toplamda 18.880,00 TL tedavi gideri, sürekli işgöremezlik zararı olarak 1.120,00 TL, manevi tazminat 80.000,00 TL’nin haksız fiilin gerçekleştiği kaza tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş,
ıslah dilekçesi ile talebini geçici iş göremezlik tazminatı için 13.058,19-TL’ye, tedavi gideri için 21.541,22 TL’ye, sürekli iş göremezlik tazminatı için 122.447,50-TL’ye yükseltmiştir.
Birleştirilen dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; asıl davaya konu kazada davacının yaralandığını, geçici işgöremezlik zararının bulunduğunu belirterek şimdilik 1.000,00 TL geçici işgöremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; usulüne uygun başvuru şartının yerine getirilmediğini, maluliyet raporu ve kusur raporunun ATK’dan alınması gerektiğini, gelirin asgari ücret üzerinden hesaplanmasını, tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam tablosunun kullanılması ve teknik faizin 1,8 olarak esas alınması gerektiğini, davacının kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsup edilmesini, başvuranın ulaşım gideri taleplerinden davalı sigorta şirketinin sorumlu olmadığını, faiz başlangıcının dava tarihi olması gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalılar, tebliğ edilen dava dilekçesine karşı cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; dosyadaki bilgi ve belgelere, alınan bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %100 oranında kusurlu olduğunun anlaşıldığı, Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümünden alınan raporda, davacının kazadan kaynaklanan daimi maluliyetinin %15 oranında, tıbbi iyileşme süresinin 9 ay, bakıcı ihtiyacı süresinin 3 ay olduğunun belirlendiği, davacının geçici ve sürekli işgöremezlik zararı ve bakıcı giderinin hesaplanması yönünden aktüer bilirkişiden rapor alındığı, tedavi gideri yönünden doktor bilirkişiden rapor alındığı,
alınan raporların hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacının kazada yaralanması nedeniyle TBK’nın 56. maddesi gereğince davacı lehine manevi tazminat koşullarının oluştuğu gerekçesi ile asıl ve birleşen dava yönünden.
13.058,19 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 122.447,50 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 7.500,00 TL geçici bakıcı gideri, 9.041,22 TL tedavi giderine ilişkin maddi tazminatın davalılar ... ve ... yönünden 15.02.2018, davalı sigorta şirketi yönünden 16.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine; manevi tazminat istemleri yönünden davanın kısmen kabulü ile,
20.000,00 TL manevi tazminatın 15.02.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı sigorta şirketi açısından manevi tazminat isteminin reddine, karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hesaplanan maddi tazminat miktarının yetersiz olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın çok düşük belirlendiğini, yargılama giderlerinin hatalı hesaplandığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının maluliyeti yönünden hükme esas alınan raporun yetersiz olduğunu, hatalı yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiğini, geçici işgöremezlik ve bakıcı giderinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, aktüerya hesabında bilinmeyen dönem için %1.8 teknik faiz uygulanması gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Asıl davada, davacı vekili, davalı ... idaresindeki, davalı ... adına kayıtlı, davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın, yolun karşısına geçmekte olan yaya davacıya çarparak yaralanmasına ve malul kalmasına neden olduğunu belirterek sürekli işgöremezlik tazminatı, tedavi gideri ve bakıcı gideri talep etmiş, birleştirilen davada ise geçici işgöremezlik tazminatı talep etmiştir.
1-Mahkemece, davacının dava konusu kazadan kaynaklanan maluliyetinin belirlenmesi yönünden Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporda, davacının kaza sonrası tedavi evraklarının, konsültasyon notlarının ve raporlarının incelendiği, fiziki muayenesinin yapıldığı, yerleşik Yargıtay uygulamalarına uygun şekilde kaza tarihi itibariyle uygulanmakta olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre maluliyet oranının belirlendiği, raporun ayrıntılı ve gerekçeli şekilde tanzim edildiği ve hüküm vermeye elverişli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin maluliyete yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
2- Davacının geçici ve sürekli işgöremezlik zararının ve bakıcı giderinin hesaplanması yönünden hükme esas alınan aktüerya raporunda, yerleşik Yargıtay uygulamalarına uygun şekilde TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak hesaplama yapıldığı, raporun dosyadaki bilgi ve belgelerle uyumlu olduğu görülmekle tarafların aktüer bilirkişi raporuna yönelik istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
3-Davalı vekili, geçici işgöremezlik tazminatı ve bakıcı giderinden, tedavi gideri kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumlu olduğu yönünde istinaf itirazında bulunmuşsa da; geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zararı,
bakıcı gideri ise yaralanma halinde sürekli veya iyileşinceye kadar başkasının yardımına ihtiyaç duyulmasından kaynaklanan zarar olup 2918 sayılı KTK.nın 98. Maddesinde belirtilen sağlık hizmet bedeli sayılamayacağı gibi iyileşme süresince meydana gelen ve TBK.nın 54. Maddesinde de sayılan bu zararlardan zarar sorumluları KTK.nın 85. Maddesi ve 91. Maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK.nın 98. Maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı ve bakıcı gideri bulunmadığından ve yasa ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk
sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi, kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı sigorta şirketinin geçici işgöremezlik zararından ve bakıcı giderinden sorumlu olacağının kabulü gerekir. Bu itibarla, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
4- Davacının manevi tazminat istemi TBK’nın 56. maddesine dayanmakta olup, bu maddeye göre belirlenecek tazminatın zarara uğrayanda bir giderim duygusu yaratması gerektiği açıktır. Ancak tazminat belirlenirken sadece zarara uğrayan yönünden bakılmayıp, karşı taraf açısından da değerlendirme yapılmalıdır. Bu nitelikte bir tazminat miktarı ise, tarafların kusur oranına, ekonomik ve sosyal durumlarına, duyulan acıya, olay tarihindeki paranın satın alma gücüne vb. gibi verilere göre belirlenebilecektir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, TMK'nın 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün tam kusurlu olması, davacının yaralanmasının niteliği (kot ve omurga kırığı), daimi maluliyet oranı (%15), iyileşme süresi (9 ay), tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kaza tarihinde paranın satın alma gücü ile yukarıda açıklanan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesince hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, dosya üzerinden yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler çerçevesinde yeniden yapılan değerlendirmede; davacı lehine 40.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin somut olayın özelliğine, hak ve nesafete ve manevi tazminatın amacına uygun olacağı takdir edilmiş, davacı vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan inceleme sonunda; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1.maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun, manevi tazminatın miktarı yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılması ve düzeltilerek kesinleşen yönler ile istinaf sebebi yapılmayan hususlar korunarak ve manevi tazminat talebinin kısmen reddi durumunda, Anayasa Mahkemesinin HMK'nın 326. maddesinin 2. fıkrasına yönelik 25.12.2024 tarihli ve E. 2024/29,
K. 2024/226 sayılı manevi tazminat ile sınırlı iptal kararı gereğince davalı lehine vekalet ücreti takdir edilemeyeceği gözetilerek, davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmeksizin ve yargılama giderine yönelik olarak iptal kararı esas alınarak yeniden yeniden esas hakkında karar verilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
III - İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN
1-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine,
2-Harçlar Kanunu gereğince davalı ... Sigorta AŞ'den alınması gereken 10.386,32 TL istinaf karar harcından peşin alınan 5.644,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.741,62 TL harcın davalı ... Sigorta AŞ'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 872,00 TL yargılama gideri ile 492,00 TL istinaf başvuru harcının davalılardan tahsil edilerek davacıya verilmesine,
4-Başvuran taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-Kararın usulüne uygun olarak taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 22.01.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2024/326, K. 2026/31, 22 Ocak 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama