KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2024
- Esas No
- 2024/1004 - Karar No:2024/992 (İnceleme Aşamasında Esastan Red HMK 353/1-b.1 md)
- Esas no
- 2024/1004
- Karar no
- 2024/992
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 16/12/2020
- Numarası
- 2020/104 E-2020/797 K
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Karar yazım tarihi
- 28/11/2024
Karar Metni
1.333 kelime·7 dk okuma·4 bölüm
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkili şirket ile ... arasında imzalanan 30/03/1994 tarihli sözleşme ile 116 bloktan oluşan 464 adet hükümet konutu inşaatı, altyapı ve peyzaj işleri de dahil olmak üzere 312.541,00 TL bedel karşılığında müvekkili tarafından inşasının üstlenildiğini, işi eksiksiz olarak 18 ay içinde tamamlayıp Eylül 1995 tarihinde teslim ettiğini, sözleşmenin tatbikatı sırasında süre uzatımı verilmesi gereken sebeplerin oluştuğunu, ancak davalının müvekkilinin süre uzatım taleplerini kabul etmediğini, 40.101.09 TL müvekkiline ödenmesi gereken paranın ödenmediği gibi ayrıca 31.254,13 TL gecikme cezasının uygulandığını,
sözleşmeye aykırı olarak ödenmeyen hak edişlerden ve haksız olarak uygulanan gecikme cezasından kaynaklanan toplam 71.355,22 TL'nin tahsili talebiyle Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesinde 1996/385 esas sayılı dosyasıyla dava açıldığını, verilen karar neticesinde toplam 71.355.22 TL ana paranın temerrüt tarihlerinden itibaren ticari işlerde uygulanan avans faizi ile birlikte davalı ...'den tahsiline ve müvekkiline ödenmesine karar verildiği ve kararın kesinleştiğini, bu süreç içerisinde ülkemizde iki büyük ekonomik kriz yaşandığını,
ekonomik krizler öncesinde ve sonrasında yaşanan yüksek enflasyonlar nedeniyle paranın satın alma gücünün aşırı düştüğünü, döviz kurlarında aşırı yüksek ve değişken dalgalanmalar yaşandığı, dolayısıyla tacir olan müvekkili şirketin alacağını geç tahsil etmiş olması nedeniyle faizle karşılanamayan zararlara uğradığını, faizle karşılanamayan zararların tazmini talebiyle fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 1.000.000 TL üzerinden, 26.03.2010 tarihinde, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde 2010/217 Esas sayılı dava açıldığını,
verilen kararda taleple bağlı kalarak 6.956.718,66 TL'nin davalı ...’den alınarak müvekkil şirkete verilmesine karar verildiğini, kararın davalı tarafından temyizi üzerine yerel mahkeme kararının bozulduğunu, karara karşı temyiz talebinde bulunulduğunu, temyize konu kararın AİHM’nin 39515/03 Başvuru Numaralı ... davasında verilen karar ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde değerlendirilerek bozulmasının talep edildiğini, henüz sonuçlanmadığını,
Ankara 8 Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen dava dosyasında müvekkilinin uğramış olduğu aşkın zarar miktarı 12.091.437,04 TL olarak tespit ve kabul edilmiş ise de daha önce ıslah yapılmış olması nedeniyle arttırılamayan ve kesin hüküm nedeniyle de ek davaya konu edilemeyen 5.134.718,34 TL'lik miktar yönünden her ne kadar mahkemeye erişim hakkının engellenmiş olduğu iddiası ile Anayasa Mahkemesi'nden talepte bulunulmuş ise de bu iddiamızın aksinin kabulü anlamında olmamak kaydıyla,
müvekkil şirketin herhangi bir hak kaybına uğramamasını teminen zamanaşımı süresi dolmadan önce Anayasa Mahkemesinin anılan kararı kapsamında talepte bulunma zorunluluğu doğduğunu, bu amaçla 22.01.2020 günü yapılan 2020/1481 sayılı Arabuluculuk Başvurumuzda uzlaşma sağlanamadığını belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik belirsiz alacak niteliğindeki 5.134.718,34 TL aşkın zararın 26/03/2010 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketinde Erzincan depremi sonrasında T.C. hükümeti ile dünya bankası arasında akdedilen kredi sözleşmesi gereğince müvekkili idare yönetiminde başlatılan Erzincan depremi rehabilitasyon ve yeniden yapılandırma projesi kapsamında 116 Bloktan oluşan 464 adet hükümet konutu inşaatının alt yapı ve peyzaj işleri de dahil olmak üzere yapımını üstlendiğini, inşaat işlerinin denetimi için davanın ihbarını talep ettikleri ... Mimarlık Mim.Müh.Müş.A.Ş.
Ve TİMAT Taah.
İnş.Müh.Araştırma Tic.Ltd.Şti.'yi ortak girişimi ile müvekkili arasında müşavirlik sözleşmesi akdedildiğini, davacı yüklenicinin sözleşmede öngörülen işleri 01/11/1994 hedef tamamlama tarihi itibariyle bitirememesi nedeniyle sözleşmenin gecikme cezası ile ilgili hükümlerinin uygulandığını ve aylık fiyat artış kat sayısının dondurulduğunu, açılan davada Ankara 8. ATM'nin 26/10/2016 tarih, 2016/645 esas-721 karar sayılı dosyası yönünden yeniden yargılama yapılmasının talep edildiğini ve söz konusu dosyanın anılan mahkemeye gönderilmesi durumunda davanın dava şartı yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, derdestlik itirazlarının mevcut olduğunu,
işbu dava konusu munzam zarar talebinin Ankara 8 ATM'nin 2016/645 E.sayılı temyizen kesinleşen ilamıyla reddedildiğini, bu nedenle davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini, davanın 6098 sayılı TBK'nin 146.m.gereğince 10 yıllık zamanın geçirildiğini, davacının talebinin aksine Anayasa Mahkemesine yaptığını belirttiği 2019/26669 sayılı bireysel başvurunun HMK 165 maddesi ve Anayasanın 152.maddesi dikkate alındığında bekletici mesele kabul edilemeyeceğini,
Ankara 8. ATM'nin 04/03/2014 tarih ve 2010/217 esas sayılı dosyasında verdiği karar dikkate alındığında davacının müvekkilinden talep edebileceği daha önce sunulan bilirkişi raporuna konu bir fark zararın söz konusu olmadığını, dava konusu munzam zarar iddiası yönünden munzam zarar, illiyet bağı ve müvekkilinin kusuru olgularının somut olayda gerçekleşmediğini, bileşik faiz uygulamasının yasal koşullarının mevcut olmadığını beyanda davanın öncelikle dava şartı yokluğu aksi takdirde esas yönünden davanı reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, "...TTK.'nın 4.maddesine göre bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK.'nın ve diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
TTK.19/2 maddesi uyarınca taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması davanın niteliğini ticari hale getirmez. Çünkü TTK.'na göre ticari dava ticari iş esasına göre değil ticari işletme esasına göre belirlenmiş olup işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. TTK.'nın 5.maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemesince görülerek karara bağlanır.
Bu düzenleme gereğince asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki eski TTK'daki düzenlemeden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir.
Bu açıklamalar ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde davaya konu uyuşmazlık için özel bir düzenleme bulunmadığından davanın ticaret mahkemesinde görülebilmesi için tarafların tacir, dava konusunun tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olması gerekir. Davalı ...
Başbakanlığa bağlı ve kamu tüzel kişiliğine sahip bir kuruluş olup konut sektörü ile ilgili şirket kurma veya kurulmuş şirketlere ve finans kurumlarına ortak olma ...'nin görevleri arasında sayılmış ise de bu hüküm ...'nin tacir sayılmasını gerektirmemektedir.
TTK.'nın 16.maddesine göre ticaret şirketleri ile amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar.
Ancak bunların kurduğu veya ortak olduğu şirketler yönünden tacir sıfatı kurulan veya ortak olunan ve ayrı tüzel kişiliği bulunan şirkete ait olup bunları kuran veya ortak olan ...'ye ait değildir.
Yukarıda izah edilen nedenlerden dolayı davalı ... tacir olmadığından davaya bakmakla görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olduğundan mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine..." karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; iş bu davanın daha önce Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davada, ek davaya konu edilemeyen 5.134.718,34 TL'lik miktar yönünden açıldığını, daha önce ticaret mahkemesinde görülen davaya ek dava olarak açılan bu davada ticaret mahkemeleri görevli olmadığından bahisle davanın usulden reddinin hukuka aykırı olduğunu, ilk dosyada verilen karara karşı Anayasa Mahkemesine hak ihlali nedeniyle bireysel başvuruda bulunduklarını, hak ihlali kararı verildiğinde dosyada yeniden asliye ticaret mahkemesinde yargılama yapılacağını, bu durumda eldeki davayla birleştirilmesi söz konusu olacağından görevsizlik kararının usul ekonomisine de aykırı olacağını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Başkan Üye Üye Katip
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, E. 2024/1004, K. 2024/992, 21 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama