KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 12 Haziran 2025
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2024/792 - 2025/538 (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız) (HMK. 353/1-a.6 Maddesi Uyarınca Kararın
Karar Metni
1.745 kelime·9 dk okuma·16 bölüm
Kaldırılarak Mahkemesine Gönderilmesi)
ESAS NO : 2024/792
KARAR NO : 2025/538
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/05/2024
NUMARASI
2022/163 Esas - 2024/392 Karar
DAVANIN KONUSU
Eser Sözleşmesine Dayalı Alacak
KARAR TARİHİ : 12/06/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 16/06/2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkin davada mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerinin istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme neticesinde;
İDDİA
Davacı vekili; taraflar arasında yağmur suyu ve atık su bağlantı hattının yapımı için anlaşmaya varıldığını, müvekkilinin aktedilen sözleşme uyarınca eksiksiz imalat yapıldığını ve işin teslim edildiğini, bunun üzerine 221.403,76 TL ödemeye esas hak ediş yollandığını, fakat davalının denetime elverişli ayrıntılı düzenlenmek suretiyle hazırlanan hak ediş bedelinin tahsiliyle ilgili faturayı imalatın eksik yapıldığı ve konulması gereken yağmur suyu kovalarının konulmadığı ve bağlanmadığı iddiasıyla iade ettiğini ileri sürerek,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 221.229,40 TL alacağın tahsil tarihi itibariyle sözleşmedeki belirlenen ücretlerin belirlenecek rayiç bedel üzerinden ödeme tarihi itibari ile davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili; davacı tarafın, alacağın tahsil tarihi itibariyle güncellenerek tahsil edilmesine ilişkin talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili şirketin sözleşmenin imzalanmasını müteakip sözleşmenin 5. maddesinde belirtildiği şekilde 03/12/2021 tarihinde davacı şirketin banka hesabına 99.900,00TL ve 100,00TL olmak üzere 2 işlem ile toplam 100.000,00 TL avans ödemesi yaptığını, davacı tarafın davadaki talebi kendilerine göre kesin hakediş bedeli olduğunu, davacı taraf kesin hakedişin yapıldığını ve şantiye şefinin onayı ve kabulünün alındığını belirttiğini fakat bunun sözleşme şartlarına aykırı olduğunu,
sözleşmede işveren olarak tanımlanan müvekkili şirketin tek yetkilisinin ... olduğunu ve ...'e bu güne kadar her hangi bir hakediş sunulmadığını ve imzasını taşıyan kabul belgesinin de olmadığını, dava dilekçesinin 2.sayfasında 2.maddede dosyaya sunulduğu belirtilen ancak uyap sisteminde görünmeyen ve müvekkil şirkete de tebliğ edilmeyen hakediş başlıklı belgeden müvekkil şikret yetkilisinin bilgisi olmadığı gibi böyle bir belgenin de imzalanmadığını, bu nedenle de müvekkilinin onayı olmadan kesilen faturanın iade edildiğini savunarak,
davanın reddine, dava harç ve giderleri ile ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; "davacı vekilinin dava dilekçesinde; davalının organize sanayi bölgesinde fabrika inşaatı yaptığı, 20/11/2021 tarihinde taraflar arasında yağmur suyu ve atık su bağlantı hattının yapımı konusunda anlaşma yapıldığı, 31/12/2021 tarihinde işi bitirilerek davalıya teslim edileceği, davalının fabrika çevresindeki yol zemin düzenlemesini yapmadığından imalatın tamamlanamadığı, davalının zemini hazırlamasıyla yağmur kovası, 200 KRG boru, 12 adet yağmur kovası yeri kazısı ve stabilize dolgu temin nakliyesi sermesi ve sıkıştırması işini tamamladığı,
davacının zemin hazırlanınca yağmur kovası, 200 KRG boru, 12 adet yağmur kovası yeri kazısı, stabilize dolgu temin nakliyesi sermesi ve sıkıştırması işini yaparak davalıya fatura yolladığı, faturanın iade edildiği, 221.229,40-TL nin tahsilini talep ettiği, davalı vekilinin cevap dilekçesinde; davalı şirketin sözleşmenin imzalanmasından sonra 03/12/2021 tarihinde davacı şirketin banka hesabına 99.900,00-TL ve 100,00-TL ödeme yaparak toplam 100.000,00-TL avans ödemesi yaptığı, davalının kabul ve onayı olmadan kesilen faturanın iade edildiği,
sözleşmede belirtilen kanal kazısı yapılması ve hendek geri dolgusu ile stabilize yataklama ve gömlekleme işinde kullanıldığı belirtilen malzeme ile yapılan işin hacmi ve bedellerinin sözleşme şartlarına aykırı olarak hesaplandığını belirtilerek davanın davanın reddini istediği, inşaat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 26.04.2022 tarihli raporda davacının alacağının 210.891,44 TL. olduğunun bildirildiği,
inşaat mühendisi ve mali müşavir tarafından oluşan heyetin 14/02/2024 tarihli raporunda tarafların ticari defter ve kayıtlarının muhasebenin temel kavramları ile genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri ve yürürlükteki mevzuat hükümlerine göre usulüne uygun olduğu, gerekli açılış tasdiklerine ve açılış ile kapanış tasdiki yerine geçen e-beratlarına sahip olduğu, kayıtlara dayanak teşkil eden belgelerin mevcut olduğu,
dava dosyası, ekleri ve tarafların ticari defter kayıtları üzerinde yapılan inceleme, analiz ve değerlendirme ile düzenlenen hakediş belgesine göre, imalat bedelinin KDV dahil 261.256,43 TL olduğunu, dosya içindeki imzasız ataşmanların kabulü halinde dosyada bulunan iki tarafında imzaladığı hakedişin doğru olduğu, ancak denetime açık metrajlarının olmadığından kontrolünün sağlanamadığı, tarafların ticari defter kayıtlarına göre davacının 49.273,97 TL olduğu, davacının hakediş tutarından çıkarıldığında davacı alacağının 211.982,46 TL olduğu" gerekçesi ile, davanın kısmen kabulüne, 211.982,46 TL nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
davacının ödeme tarihi itibariyle bedelin güncellenerek belirlenmesine ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, davalı lehine verilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, davalı şirket sahibi ...'in hakedişleri görmediği yönündeki beyanların gerçeği yansıtmadığını, fabrika binasının etrafında imalat yapıldığını, yapılan imalatın İller Bankası Teknik Şartnamesine göre yapılmadığı yönündeki ifadelerin kötüniyetli olduğunu, taraflar arasında aktedilen sözleşmenin 18. maddesi uyarınca işveren ve yetkili kişi olarak şantiye şefinin kabul edilmemesi yönündeki iddialarının da yersiz olduğunu,
fatura içeriklerine yapılan itirazlara ilişkin dosya kapsamında bir delil bulunmadığını, dava konusu taleplerinin kabulü ile, ödeme tarihi itibariyle faiz işletilmesine karar verilmesi gerektiğini, yerel mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın isabetli olmadığını, ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, hükme esas alınamayacağını, raporda yapılan hesaplamanın eksik olduğunu, alan hesabında en ve boy ölçülerinin belirtilmediğini, bu nedenle de kazının şartnameye uygun olup olmadığının belirlenmediğini, davacı tarafın düzenlediği hakedişte müvekkili adına imzalayan kişinin isminin bulunmadığını, yine hakedişte saatlik çalışan makinalar ile ilgili puantaj olmadığını, işveren adına imzalanmış tutanaklarında bulunmadığını, harfiyat dolgu malzemelerinin miktarının direkt m³ olarak yazıldığını,
yine kullanılan malzemenin miktarı ile ilgili kantar fişlerinin dosyada bulunmadığını, bilirkişi raporuna karşı yaptıkları itirazların dikkate alınmadan dosyanın karara bağlanmasının hatalı olduğunu, yerel mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın isabetli olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hüküm taraflarca istinaf edilmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Taraflar arasında 20/11/2021 tarihli sözleşme imzalanmıştır. Bu sözleşme ile davacı davalıya atık su kanalizasyon ve yağmur suyu kanalizasyon hatları yapmayı üslenmiştir. Sözleşme birim fiyatlı olarak düzenlenmiştir. Davacı, işi yapıp teslim ettiğini, ancak davalının iş bedelini tam olarak ödemediğini iddia ederek, iş bedelinin güncellenmek suretiyle davalıdan tahsilini talep etmiş, davalı iş bedelini ödediklerini ve davacının işinde eksik ve kusurlar bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Taraflar arasında imzalanan sözleşme eser sözleşmesi mahiyetindedir. Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Eser sözleşmesinin varlığı halinde, yüklenici işi sözleşme, fen ve sanat kurallarıyla iş sahibinin beklediği yararı gözeterek imal edip teslim ettiğini, iş sahibi ise iş bedelini ödediğini ispat etmek zorundadır.
Davacı, 20/12/2021 tarihli ve 261.256,44 TL bedelli faturaya dayanarak alacak talep etmektedir. Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacakla illgili olarak sonradan iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır.
Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).
Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp sözleşmenin ifası safhasıyla ilgili olduğundan, faturanın sözleşmeyi değiştirir nitelikte olmaması ve sözleşmeye uygun biçimde düzenlenmesi gerekir. Bu nedenle, sözleşmeye aykırı düzenlenmiş faturaya itiraz edilmemesi aleyhe sonuç doğurmaz.
Ancak fatura kabul edilerek ticari defterlere işlenmiş ise, faturadaki miktar kadar iş bedeli bulunduğunu iş sahibi kabul etmiş sayılacağından ticari defterlere itibar edilerek iş bedeli miktarı belirlenir. Ticari defterlerin kesin delil olması da bu sonucu gerektirir. Zira, faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. Fatura karşı tarafça ticari defterlerine kayıt edilmiş ise burada delil olan fatura değil ticari defterlerdir.
Ticari defterler uyumlu olmadığı için lehe delil değeri bulunmasa dahi, karşı çıkılan faturanın ticari deftere kayıt edilmesi halinde ticari defter aleyhe delil oluşturacaktır.
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında birim fiyatlı eser sözleşmesi bulunduğu uyuşmazlık konusu değildir. Davacı 20/12/2021 tarihli ve 261.256,44 TL bedelli faturayı düzenleyerek, bu fatura nedeniyle davalıdan alacaklı olduğunu iddia etmektedir. Söz konusu fatura davalı tarafça süresinde iade faturasına konu edilmiş, davacı taraf bu iade faturasını da ticari defterlerine kaydetmiştir.
Bundan dolayı davacı ticari defter ve fatura ile davalıdan alacaklı olduğunu ispat edememektedir. Diğer yandan davacı sözleşmedeki düzenleme çerçevesinde alacak talebine dayanak olabilecek pursantajları gösterir tutanaklar, iş sahibi çalışanlarının imzaladığı teslim tutanakları, metrajları gösterir teslim tutanakları, kantar fişleri de sunamamaktadır. Davacı yazılı deliller ile iddiasını ispat edememiş durumdadır.
Ancak davacının dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayandığı görülmektedir. Bu durumda mahkemece davacı tarafa, davalı tarafa yemin teklif edebilecekleri hatırlatılıp HMK'nın 227 vd. maddeleri çerçevesinde gerekli işlemler yapılmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle eksik inceleme ve değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmadığından, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esası incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde incelenip karara bağlanması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
Başkan · E-imzalıdır Üye · E-imzalıdır Üye · E-imzalıdır Katip · E-imzalıdır
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, E. 2024/792, K. 2025/538, 12 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama