KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/16 - 2024/533
- Dosya no
- 2023/16
- Karar no
- 2024/533
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 13/10/2022
- Numarası
- 2021/119 Esas - 2022/686 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Yazılma tarihi
- 19/04/2024
Karar Metni
1.097 kelime·5 dk okuma·3 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde.
01.09.2020 tarihinde karşıdan karşıya geçerken davalı şirkete sigortalı motosikletin müvekkiline çarptığını, tutulan tutanaklarda motosiklet sürücüsünün ağır kusurlu olduğunu, müvekkilinin kaza sonrası beyin kanaması geçirerek uzun süre bilincinin kapalı kaldığını, çok zor ve bakıma muhtaç bir dönem geçirdiğini ve halen geçirmekte olduğunu, müvekkilinin kazada hiç bir kusurunun bulunmadığını, davalı sigorta şirketine 16.11.2020 tarihinde tebliğ edilen ihtarname ile başvuru yapıldığını, herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek,
belirsiz alacak olarak şimdilik 1.000 TL sürekli, 1.000 TL geçici iş göremezlik ve 100 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 2.100 TL tazminat talebinde bulunmuş, ıslah dilekçesi ile 61.728 TL geçici işgöremezlik, 204,459,27 TL sürekli işgöremezlik ve 11.772 TL bakıcı gideri tazminatının kaza tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS ile sigortalı olduğunu ancak sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda.
Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı tarafından düzenlenen 08.09.2021 tarihli raporda; davacının %80, dava dışı sürücü ...'in %20 oranlarında kusurlu olduğunun belirtildiği, itirazlar üzerine 22.03.2022 tarihli karayolları fen heyetinden alınan raporda; davacının %70, dava dışı sürücü ...'in %30 oranlarında kusurlu olduğunun belirtildiği, oluşa uygun kabul edilen karayolları fen heyetince düzenlenen rapora itibar edildiği, kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre davacının %15 malul kalacak, 12 ayda iyileşebilecek ve 4 ay bakıcı ihtiyacı olacak şekilde yaralandığı,
alınan son aktüer bilirkişi raporunda davalının %30 kusuruna göre davacının 182,658,00 TL daimi işgöremezlik, 3.531,60 TL bakıcı gideri, 18.518,40 TL geçici işgöremezlik zararı oluştuğu, SGK tarafından yapılan 3.936,53 TL rücuya tabi ödemenin geçici işgöremezlik tazminatından düşülmesi ile geçici işgöremezlik tazminatının 14.581,87 TL olacağı, toplam 200.771,47TL maddi zararın oluştuğu, dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine başvurulduğundan temerrüt tarihinden itibaren ve sigortalı aracın hususi olması dikkate alınarak yasal faize hükmedilmesi gerektiği, davanın bilirkişi raporuna göre ıslah edildiği gerekçesiyle.
“Davanın kısmen kabulü ile 14.581,87 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 182.658,00 TL kalıcı maluliyet tazminatı, bakıcı gereksiniminden kaynaklı 3.581,60 TL olmak üzere toplam 200.771,47 TL tazminatın 27.11.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,” karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ceza mahkemesinde, sigortalı araç sürücüsünün cezalandırılmasına karar verildiğini, davacının kusursuz olduğunu, hükmedilen tazminatların az olduğunu belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davalı şirkete eksik evrakla başvurulduğunu, dolayısıyla başvuru dava şartının ve temerrüdün gerçekleşmediğini, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan kusur oranlarının oluşa uygun olmadığını, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, dosyadaki kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, hükme esas alınan maluliyet raporunun kendi içinde çelişkili olduğunu, rapora itirazları nazara alınmadan karar verilmesinin doğru olmadığını, hesap raporunun da usulüne uygun olmadığını, teknik faiz yöntemine göre düzenlenmesi gerektiğini, hesabın fahiş olduğunu,
bilirkişinin aktif dönem için esas aldığı ücret miktarını pasif dönem için de esas almasının doğru olmadığını, pasif dönemde AGİ’nin düşülmesi gerektiğini belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE İstinaf talebinde bulunan davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, kamu düzenine aykırılıklar resen gözetilerek, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Yerel Mahkeme tarafından davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Sigorta şirketine dava öncesi başvuruda bulunulduğundan davalının dava şartına yönelik istinafına itibar edilmemiştir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; davacının maluliyetinin tespiti için Hacettepe Üniversitesi Tıp fakültesi Adli Tıp ABD tarafında düzenlenen rapora da esas alınan yine aynı üniversitenin KBB Bölümü'ne ait 25/05/2022 tarihli Durum Bildirir Sağlık Kurulu Raporu'nda;
"...baş dönmesi şikayetlerinin daha hafif şekilde kazadan önceki dönemde de var olmuş olabileceği düşünüldüğü...kaza öncesine ait tetkikler olmadığı için işitme kaybının ve tinitusun travmaya bağlı olup olmadığı konusunda kesin bir kanıya varılamadığı..." şeklinde tespitlerde bulunulmasına rağmen hükme esas alınan maluliyet raporunda kulaktaki çınlama (tinitus) için %5, baş ağrısı için %5 ve nöbeti olmayan ancak nöbet geçirme riski nedeniyle %5 engel oranı tespit edildiği,
davacı tarafından istinaf aşamasında ek dilekçe ile sunulan 13/02/2013 tarihli ve Ankara Atatürk Sanatoryum EAH tarafından düzenlenen “Erişkinler İçin Engellilik Sağlık Kurulu Raporu”nda da mahkemece maluliyete esas kabul edilen şikayetler/tespitlerle ilgili bir şikayet ve belirleme olmaması da nazara alındığında, bu haliyle maluliyet raporunun karar vermeye elverişli olmadığı, davalı vekili tarafından da bu rapora itiraz edilmesi karşısında mahkemece itirazları da karşılayacak şekilde Adli Tıp Kurumu'ndan maluliyet raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; Adli Tıp Kurumu'ndan kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre rapor alınarak, kaza nedeniyle davacıda hangi arızalar meydana geldiği tereddütsüz bir şekilde belirlenerek, meydana gelen bu arazlar nedeniyle hangi oranda maluliyet oluştuğu ve maluliyet ile kaza arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı konusunda, açık, net ve denetime elverişli nitelikte maluliyet raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2023/16, K. 2024/533, 17 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama