KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi Davacılar Vekili
- Karar tarihi
- 2 Mayıs 2024
- T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi Esas-Karar No
- 2023/91 - 2024/573
- Dosya no
- 2023/91
- Karar no
- 2024/573
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 25/10/2022
- Numarası
- 2022/9 Esas 2022/693 Karar
- Davalılar
- —
- Davanın konusu
- Tazminat
- Yazılma tarihi
- 07/05/2024
Karar Metni
1.084 kelime·5 dk okuma·3 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili dava dilekçesinde; işleteni davalı ... ….Ltd. Şti.'ye ait olan ... plakalı aracın sürücüsü davalı ...’in, müvekkillerinin kardeşi ve desteği olan ...’e çarparak ölümüne sebebiyet verdiğini, aracın ZMMS’nin davalı ... şirketi tarafından yapıldığını, diğer sigorta şirketinin ise poliçesindeki manevi tazminat klozu nedeniyle manevi tazminattan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 1.000TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ... ve ... şirketleri ile ...’den; ... yönünden 50.000TL, ... bakımından 30.000TL olmak üzere toplam 80.000TL tutarındaki manevi tazminatın ise, davalılar ... ve ... Sigorta AŞ ile davalı ...’den tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacıların desteğinin alkollü olduğu bir sırada aniden yola çıkarak kazaya sebebiyet verdiğini, ölenin tam kusurlu olduğunu, davacılar tarafından talep edilen 4.500TL’nin banka aracılığıyla gönderildiğini, ölen ile davacı ...’nın birlikte yaşamadıklarını ve manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı işleten ...…..Limited şirketi davaya cevap vermemiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; başvuru dava şartının gerçekleşmediğini, kazanın, yerleşim yeri dışında trafiğe kapalı alanda meydana gelmesi nedeniyle 2918 sayılı Kanunun 2. maddesi kapsamında sigorta şirketinin zarardan sorumlu tutulamayacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Sigorta AŞ. vekili cevap dilekçesinde; başvuru dava şartının gerçekleşmediğini, ölenin yüksek düzeyde alkollü olması nedeni ile bilinçsiz bir şekilde taşıt yoluna ani bir şekilde atladığını, bu itibarla sigortalının kusurunun bulunmadığını, destekten yoksun kalma zararı taleplerinin sigorta poliçesi dışında olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; 30.09.2020 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacıların desteğinin %100 oranında kusurlu olması nedeni ile davalıların maddi ve manevi tazminat sorumluluklarının bulunmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; ceza mahkemesi kararının hukuk hakimini bağlayacağını, davalı sürücünün aşırı hızlı olması nedeniyle kazanın meydana geldiğini, ceza mahkemesi ile hukuk mahkemesinde alınan kusur raporları arasında çelişkinin giderilmediğini belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
İstinaf talebinde bulunan davacılar vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Yerel Mahkeme tarafından davanın reddine dair verilen karar, davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, “30/09/2020 tarihinde saat 23:20 sıralarında davacılar desteği ...’nin, olay yerinde güvenli geçiş yapabileceği yaya üst geçidi bulunmasına rağmen çok şeritli yolda ve akıcı trafik akımı içine çaprazlama girerek karşıya geçmeye çalıştığı, yolun orta refüjünde yayaların geçişini engellemeye yönelik 70cm yüksekliğinde tretuvar taşları olmasına rağmen geçmekte ısrar ettiği, bu esnada sol şeritten düz seyreden davalıların sorumluluğundaki aracın çarpması nedeniyle yaralandığı,
olayda davalı/sürücünün KTK’nın 68/1-b-c maddesindeki kuralları ihlal ettiği, yayanın ise aynı kanunun 52/1b maddesindeki kuralı ihlal ettiği” yönünde kaza tutanağı düzenlendiği, olayla ilgili hazırlık soruşturmasında alınan kusur raporunda sürücünün tali, yayanın asli kusurlu olduğu yönünde görüş belirtildiği, müeveffanın kaza nedeniyle hastaneye kaldırıldığı ve hastanede 26/10/2020 tarihinde vefat ettiği, Ankara 14. Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda sanık ... hakkında ...’in taksirle ölümüne tali kusurlu olarak neden olmasından dolayı mahkumiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği,
ceza mahkemesinin ayrıca bir kusur raporu almadığı, kaza tutanağı ve soruşturma aşamasında alınan raporlar kapsamında karar verildiği ve itirazın reddi ile kararın kesinleştiği, müeveffanın kaza sırasında 2,54 promil alkollü olduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece kusur bilirkişisinden alınan raporda, tam kusurun ölen yayada olduğunun belirtildiği, zira gerek kaza tespit tutanağı gerek izlenen mobese kamerası CD görüntülerine göre “… ‘yayanın orta refüjle bölünmüş ve yayanın geçişine yasaklanmış olan hızlı ve akıcı trafiğe sahip olan taşıt yolunda ilkönce yol kenarında yürüyüp daha sonra solundan gelen araç trafiğini kontrol etmeden dikkatsizce ve tedbirsizce akan trafik içinden yolun karşına geçişi sırasında davalı sürücünün yönetimindeki aracın kendisine çarptığı’ tespiti yapılarak,
davalı sürücünün araçların arasından yolun karşısına geçmek isteyen yayayı gördüğünde yayaya çarpmamak için sağa direksiyon manevrasına rağmen belirlenen hız limitine bağlı kazayı önlemesinin imkansız olduğu,” yönünde görüş belirtildiği, savcılık/ceza mahkemesi dosyasındaki kusur raporu ve kaza tutanağı ile bu rapor arasındaki çelişki ve davacıların da rapora itirazı nedeniyle bu kez mahkemece Karayolları trafik fen heyeti eski üyelerinden oluşan üç kişilik heyetten kusur raporu alındığı,
bu raporda da, CD izleme tutanağı, kaza tutanağı mümzisi beyanları ile kaza tutanağı ve bilirkişi raporları değerlendirilerek ölen yayanın tam kusurlu olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.
CMK’nun 231/5. maddesi uyarınca; “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder.” Ceza mahkemesinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile sonuçlanan kararı, kesinleşmiş bir mahkumiyet niteliğinde olmadığı gibi, TBK’nun 74. maddesi anlamında hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte bir karar değildir. Somut olayın oluş şeklinin, hukuk hakimi tarafından deliller serbestçe değerlendirilerek takdir edilmesi gerekir.
Somut olayda; ilk derece mahkemesi tarafından da isabetli olarak kabul edildiği üzere; ceza mahkemesi tarafından hukuk hakimini bağlayacak mahiyette bir maddi olgu tespitinin bulunmadığı, mahkemece alınan raporda müteveffanın tam kusurlu olduğunun belirtildiği, bu rapor ile soruşturma dosyasındaki kusur raporu arasındaki çelişki nedeniyle, dosyadaki tüm kusur raporları ile kaza tutanağı irdelenerek ve itirazları giderecek şekilde, kaza anını gösteren mobese görüntüleri de incelenerek düzenlenen karayolları fen heyeti üyeleri tarafından düzenlenen raporunu usul ve yasaya uygun, denetime elverişli ve oluşa uygun olduğu,
dava konusu kazada davacılar desteğinin tam kusurlu olduğu, davalılara atfedilecek bir kusur bulunmadığından tazminat sorumluluklarının da bulunmadığı anlaşıldığından davacıların tüm istinaflarına itibar edilmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, usul ve yasaya uygun olarak verilen ilk derece mahkemesi kararına karşı davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2023/91, K. 2024/573, 2 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama