KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2025
- 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2024/205 - 2025/555
- Esas no
- 2024/205
- Karar no
- 2025/555
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20/11/2023
- Numarası
- 2023/118 Esas 2023/874 Karar
- Davanın konusu
- Tazminat
- Yazılma tarihi
- 28/05/2025
Karar Metni
2.989 kelime·15 dk okuma·5 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili dava dilekçesinde. 25.08.2022 tarihinde davalı ...’in malik olduğu, davalı ...
Sigorta A.Ş. tarafından İMMS ile sigortalı, davalı ...'in sevk ve idaresindeki araç ile seyir halinde iken sağa manevrayla yaya kaldırımına çıkarak aracının ön kısmı ile otobüs durağına çarparak, durakta bekleyen yaya ...'a çarparak, ölümüne sebep olduğunu, kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsü ...'in asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkillerinin ölenin eşi/annesi/çocukları olduğunu, manevi olarak zarara uğradıklarını belirterek,
ölenin eşi ... için 150.000,00 TL, çocukları ..., ..., ... için 100.000,00'er TL ve anne ... için 50.000,00 TL olmak üzere toplam 500.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte sigorta şirketinin teminat limiti gözetilerek, davalı sigorta şirketinden teminat limiti kadar olmak üzere müşterek ve müteselsil sorumluluğu çerçevesinde davalılardan tazmin edilmesini, artan kısım için sigorta şirketi hariç diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen tazmin edilmesi istemiştir.
Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafların dilekçesinde müvekkilleri yönünden ileri sürdüğü konuların ve taleplerin kabul edilemez olduğunu, şöyle ki, davaya konu olayın oluşundan da anlaşılacağı üzere müvekkili ...'in kendi iradesi dışında bir kazanın meydana geldiğini, kaza tespit tutanağı polislerce düzenlenmiş olup her ne kadar müvekkili tam kusurlu gösterilmişse de, haricen kusur durumuna ilişkin rapor alınması gerektiğini, olay anında müteveffanın durduğu yer itibariyle yayaların kusur durumunun değerlendirilmemiş olduğunu, ceza yargılaması sürecinde de adli tıp kurumundan kusura ilişkin rapor alınmadığını,
dava dilekçesinde belirtildiği şekliyle müvekkili ...'in araç başında uyuduğuna ilişkin bir ibare olmadığını, bu durumun ceza dosyası incelendiğinde ortaya çıkacağını, olayın öncesinde ve sonrasında müvekkilinin uyumasını gerektirecek ya da yorgun olacağı bir durum olmadığını, kaza tespit tutanağı da incelendiğinde müvekkiline bir kusur sebebinin yüklenmediği, sadece dikkat ve özen yükümlülüğü denmiş olduğunu, dava dilekçesinde iddia edilen şekilde hız ya da başka bir kural ihlali tespit edilemediğini, manevi tazminatın zenginleşme aracı olmaması gerektiğini, talep edilen tazminatın fahiş miktarda olduğunu bildirerek,
davanın reddini istemiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili yasal süre içerisinde cevap dilekçesi sunmamış, 17/07/2023 tarihli dilekçesinde ise; davacı tarafça dava tarihinden önce müvekkili şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsüne kusur atfedilemeyeceğini, talep edilen manevi tazminatın fahiş düzeyde olduğunu ve zenginleşme amacı taşıdığını, haksız ve hukuka aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın ölüm ile sonuçlanan trafik kazasından kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, kaza tespit tutanağında, sürücü ...'in sevk ve idaresindeki aracı ile seyir halinde iken direksiyon hakimiyetini kaybederek otobüs durağında bekleyen müteveffa ...'ın da içerisinde bulunduğu yayalara çarpması sonucu meydana gelen kazada sürücü ...'in tamamen kusurlu olduğunun belirlendiği, Ankara 15.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2022/292 Esas sayılı ilamı ile sanık ...'in taksirle birden fazla insanın ölümüne neden olma suçu ... görülerek, hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, mahkemece alınan bilirkişi heyet raporu ile,
davalı sürücü ...'in meydana gelen olayda, % 100 (Yüzde yüz) oranında tamamen kusurlu olduğunun tespit edildiği, sürücü ... tarafından sevk ve idare edilen aracın diğer davalı ... adına kayıtlı olup, davalı sigorta şirketi tarafından kaza tarihini kapsar şekilde genişletilmiş kasko sigorta poliçesinin düzenlenmiş olduğu, iş bu poliçenin İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası Klozu başlıklı bendinin "...Manevi tazminat talepleri, poliçede yer alan kaza başına bedeni ya da maddi bedeni ayrımsız limitinin içinde kalmak kaydıyla mezkur limitin %20'sine kadar teminat dahildir." şeklinde düzenlendiği, İMM Kombine Limitinin 500.000,00 TL olduğu,
iş bu limitin %20'si olan 100.000,00 TL ile sınırlı olarak manevi tazminat taleplerinin teminata dahil edildiğinin görüldüğü, davacıların meydan gelen ölüm nedeniyle TBK’nın 56/2 maddesi gereğince manevi tazminat talep edebileceği, somut olayda olayın oluş şekli, kazanın meydana gelmesinde sürücü ...'in tamamen kusurlu olduğu, mahkemece alınan bilirkişi heyet raporu, kaza tespit tutanağı ve ceza yargılamasında hükme esas alınan maddi vaka belirlemesinin birbiri ile uyumlu, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, davalı ...'in meydana gelen zarardan araç işleteni sıfatıyla sorumlu olduğu,
davalı sigorta şirketinin ihtiyari mali sorumluluk sigorta genel şartlarında teminat kapsamında manevi tazminat talepleri teminat altına almış olması nedeniyle meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, kazada davacı ...'ın eşi, davacılar ..., ... ve ...'nun anneleri, davacı ...'ın evladı olan ...'ın vefat etmiş olması, davacıların kazada eş, anne ve evlatlarını kaybetmeleri nedeniyle çektikleri acı ve duymuş oldukları üzüntünün boyutu, hakkaniyet ve manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi ve davacıların uğradığı manevi zarar göz önüne alınarak,
takdiren davacı ... için 150.000,00 TL, ... için 100.000,00 TL, ... için 100.000,00 TL, ... için 100.000,00 TL, ... için 50.000,00-TL olmak üzere toplam 500.000,00 TL manevi tazminatın, davalı sigorta şirketi yönünden 100.000,00 TL poliçe limiti tutarı ile sınırlı olmak kaydıyla, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmesinin uygun olduğu, davacıların dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine başvuru yapmadıkları anlaşılmakla, tamamlanabilir dava şartı olduğu gözetilerek,
yargılama sırasında davalı sigorta şirketine başvuru yapılması amacı ile süre ve imkan tanınmış olup, davacılar tarafından yapılan başvuru neticesinde, sigorta şirketine ait 26/07/2023 tarihli yazı ile taleplerinin kabul edilmediği, dava tarihinden önce sigorta şirketine başvuru yapılmadığından, sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinin dava tarihi olan 16/02/2023 tarihi olduğu, diğer davalılar yönünden haksız fiil hükümlerine göre, kaza tarihi olan 25/08/2022 tarihi olduğu kabul edilerek, hüküm kurulması gerektiği, gerekçesiyle.
"1-Davanın kabulü ile.
Davacı ... için 150.000,00 TL, Davacı ... için 100.000,00 TL, Davacı ... için 100.000,00 TL, Davacı ... için 100.000,00 TL, Davacı ... için 50.000,00 TL olmak üzere toplam 500.000,00 TL manevi tazminatın, davalı sigorta şirketi yönünden 100.000,00 TL poliçe limiti tutarı ile sınırlı olmak kaydıyla ve dava tarihi olan 16/02/2023 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 25/08/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine,” karar verilmiş, karar davalılar tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davanın müvekkiline başvurulmadan açılmış olması nedeniyle, davanın usulden reddi yerine yazılı şekilde karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere, takdir edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, davacıların zenginleşmesine neden olacak miktarda olduğunu, hükmün infazda tereddüt oluşturacak mahiyette olduğunu, müvekkilinin hangi davacıya ne miktarda ödeme yapacağının açıkça belirtilmemesinin, infazda tereddüt yaratacağını, müvekkilinin yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumlu olduğu limit ile sınırlı sorumlu olması gerekirken, limit ile orantılı sorumlu tutulmamış olmasının uygun olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; bilirkişi raporu ile kabul edilen %100 kusuru kabul etmediklerini, raporun hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığını, her bir davacı lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, müvekkillerinin karı koca olduklarını ve müvekkili ...’ın inşaat işçisi, müvekkili ...’in ise terzi olduğunu, iki çocuklu oldukları ve kirada oturduklarını, gelir durumları ve sosyal ekonomik durumları nazara alındığında, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek, kararın kaldılrılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece, verilen kararda kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek istinaf edenin sıfatına göre istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm sebebiyle manevi tazminat istemidir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalılar ... ve ... vekili ile davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Olay tarihinde, davalı ... sevk ve idaresindeki, diğer davalının işleteni olduğu ve davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından İMMS kapsamında sigortalı araç ile seyir halinde iken, aracın kontrolden çıkarak durakta bekleyen yayalara çarparak davacıların eşi/annesi/çocuğu olan ... dahil, 3 yayanın vefatına neden olduğu, Kaza Tespit Tutanağı, ceza dosyası ve tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Davalı araç sürücüsü hakkında, taksirle ölüme neden olmak suçundan Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesine açılan davada, mahkemenin 31/01/2023 tarihli, 2022/292 E. 2023/230 K. sayılı kararı ile, sanığın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi ile kazanın meydana geldiği kabul edilerek, sanığın cezalandırılmasına karar verildiğini, UYAP üzerinden yapılan incelemede ilk derece mahkemesi kararının katılanlar tarafından istinafı ve akabinde temyiz üzerine bozulması sonrasında Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi 12/12/2023 E. - 2023/1908 E. 2023/2292 sayılı kararı ile davalı/sanığın bilinçli taksirle cezalandırılmasına karar verildiği, Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2024/2259 E. 2024/29489 K. sayılı onama kararı ile kararın kesinleştiği görülmüştür.
Mahkemece hükme esas alınan raporda, kazanın meydana gelmesinde davalının hızını araca göre ayarlamayarak ve üst geçide yaklaştığı sırada hızını azaltmayarak ve dikkatsiz araç kullanması ile direksiyon hakimiyetini kaybettiğinden %100 oranında kusurlu olduğu, durakta beklemekte olan yayaların ise kusurunun bulunmadığının belirtildiği görülmüştür.
1-Davalılar ... ve ... vekili tarafından, kusur raporuna ve kazanın oluş şekline itiraz edilmiş ise de, kazanın oluş şeklinin ceza dosyasında kesinleşen oluşa uygun olmasına, kesinleşen oluş şekline göre de davalının %100 oranında kusurlu kabul edilmiş olmasında isabetsizlik görülmemiştir.
2-Davalılar vekili her bir davacı için vekalet ücreti takdirinin hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de, davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı olup HMK'nın 58. maddesi gereğince, davaları birbirinden bağımsız olduğundan, davacılar lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmiş olmasında isabetsizlik görülmemiştir.
3-Davalıların manevi tazminatın miktarına yönelik ve ayrıca davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu miktara yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde. 6098 sayılı TBK. md. 56/2, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır.
Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
22.06.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır.
Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, davacılar yakınının vefatı nedeniyle manevi tazminat talep etmiş olup, zarar verenin kusuru yanı sıra, eylemin niteliği de manevi tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacağından, kaza tarihi, kaza tarihindeki paranın satın alma gücü, davacıların sosyal ekonomik durumları, davacıların ölene yakınlıkları, nazar alındığında, davacıların manevi olarak tazminat talep etme hakları mevcut ise de, aynı kazada vefat edenlerin sayısı yanı sıra, meydana gelen ölüm sebebiyle manevi tazminat talep edenlerin sayısı nazara alındığında,
manevi tazminatın amacı ve niteliği de gözetildiğinde takdir edilen manevi tazminatın kaza tarihi itibariyle, diğer muhtemel tazminat talepleri de gözetildiğinde davalıların fakirleşmesine neden olacak boyutta olmasına göre davacı ...'in eşi kaybetmesi nedeniyle 80.000,00TL, davacı ...'ın kızını kaybetmiş olması nedeniyle 40.000,00 TL, diğer davacıların annelerini kaybetmiş olması nedeniyle 60.000,00'er TL manevi tazminatın hak ve nesafete uygun olacağı kanaatine varıldığından, davalıların manevi tazminat miktarına yönelik istinaf talebi yerinde görülmüştür.
Yine, davacılar İMMS kapsamında sigorta şirketinden de manevi tazminat talep etmiş olup, kaza tarihi itibariyle davalı sigorta şirketinin İMMS kapsamında manevi zararlara ilişkin olarak sorumluluk limiti 100.000,00 TL olduğundan, davalı bu limiti aşmamak üzere zarardan sorumludur.
Zarar görenlerin birden fazla olması ve toplam zararın teminat limitini aştığı durumlarda, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi KTK'nın 96. maddesinin İMMS'nin sorumluluğu açısından da uygulanmasını kabul ettiğinden, teminat limiti kapsamında sigorta şirketinin hangi zarar görene karşı ne miktarda sorumlu olduğu garame yapılarak tespit edilmesi ve infazda tereddüt oluşturmaması için kararda gösterilmesi gerekir.
Bunun yanı sıra sigorta şirketi yargılama gideri ve vekalet ücretinden de, sorumlu olduğu limit ile sınırlı olarak sorumlu olacağından, sigorta şirketinin sorumlu olacağı miktarların kararda açıklanması gereklidir. Mahkemece verilen kararda, davalı sigorta şirketinin sigorta limiti olan 100.000,00 TL ile sınırlı sorumlu olacağı belirtilmiş ise de, her bir davacının tazminat alacağından ne miktarda sorumlu olacağının gösterilmemiş olması da doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar ... ve ... vekili ile davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin sair istinaf taleplerinin reddi ile, 3 no'lu bentte yazılı nedenlerle istinaf taleplerinin kabulüne, mahkemece yapılan yargılamada eksiklik bulunmamasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılamaya ihtiyaç duyulmamasına göre kararın HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına,
yeniden esas hakkında hüküm tesisine, buna göre davacıların yakınının vefatı ile sonuçlanan kaza, davalının tam kusuru ile direksiyon hakimiyetinin kaybetmiş olması nedeniyle meydan gelmiş ise de, kazanın meydana gelmesindeki kusurunun ağırlığı, tarafların sosyal ekonomik durumları, kaza tarihindeki paranın satın alma gücü, aynı kazada zarar görenlerin sayısı nazara alındığında takdir edilecek muhtemel tazminat taleplerinin davalıların fakirleşmesine neden olacak boyutta olması nazara alındığında, yukarıda açıklandığı üzere davacı ...'in eşini kaybetmesi nedeniyle 80.000,00 TL, davacı ...'ın kızını kaybetmiş olması nedeniyle 40.000,00 TL,
diğer davacıların annelerini kaybetmiş olması nedeniyle 60.000,00'er TL manevi tazminatın hak ve nesafete uygun olacağı kanaatine varıldığından, davacıların davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş, davalı sigorta şirketi manevi zararlardan tek limiti 100.000,00 TL ile sınırlı sorumlu olduğundan ve toplam manevi tazminat miktarı sigorta limitini aştığından KTK'nın 96. maddesi gereğince gareme hesabı yapılarak sorumluluk miktarları tespit edildiğinde, davalı sigorta şirketinin teminat kapsamında ödeme yaptığına ve bakiye limitin daha az olduğuna yönelik savunması da olmaması nazara alındığında,
(teminat limiti X davacı tazminat alacağı)/toplam manevi tazminat) formül çerçevesinde yapılan garame hesabına göre sigorta şirketi davacı ...'ın tazminat talebi yönünden 26.666,67 TL, davacı çocuklar için ayrı ayrı 20.000,00-er TL, davacı anne ... için 13.333,33 TL ile sınırlı sorumlu olmak üzere taleplerin kabulüne karar vermek gerekmiş, sigorta şirketi yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olduğu limit miktarıyla sınırlı sorumlu olduğundan, tazminat ferileri açıklanan şekilde hüküm altına alınarak aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN
II-İstinaf eden davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talepleri halinde istinaf eden davalılara iadesine,
Davalı Sigorta Şirketi tarafından mükerrer yatırılan 1.169,40 TL istinaf başvurma harcının talebi halinde iadesine,
lll-İstinaf başvurusu nedeniyle davalılar ... ve ... tarafından yapılan 1.169,40 TL İstinaf Başvuru Harcı ve 200,00-TL tebligat ve posta giderleri olmak üzere toplam 1.369,40-TL'nin davacılardan alınarak adı geçen davalılara verilmesine,
İstinaf başvurusu nedeniyle davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılan 1.169,40 TL İstinaf Başvuru Harcı'nın davacılardan alınarak adı geçen davalıya verilmesine,
lV-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
V-Kararın tebliği ve harç iadesi işlemlerinin ilk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 17/04/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2024/205, K. 2025/555, 17 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama