KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2020/2155
- Karar No
- 2022/1386
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2022
- İncelenen kararın mahkemesi
- DENİZLİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 24/09/2020
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Yazım tarihi
- 18/10/2022
Karar Metni
1.090 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, çeşitli hastanelerde yemek hizmeti veren davalı şirketin müvekkil şirketten aldığı gıda maddelerinin bedelini ödememesi üzerine girişilen takibe davalının yaptığı itirazın iptali ile tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile müvekkili şirket arasında sözlü bir anlaşma bulunduğu, takip konusu borçla ilgili bir mutabakatlarının olmadığını belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, incelenen davalı defterlerine göre davacının davalıdan 41.932,41 TL alacaklı olduğunun anlaşıldığı, davacı defterlerine göre ise davacı alacağının 45.887,71 TL olduğu, davalı şirketin kamu ihalelerinden çıkan sorunlardan dolayı dava dışı ... ltd.şti. yi kurduğu, davalı ile bu şirket arasında organik bağ bulunduğu, toplam bedeli 11.283,41 TL olan ve davalı kayıtlarında bulunmayan 9 adet fatura muhteviyatının tesliminin davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın 45.887,71 TL si yönünden kabulüne karar verildiği kabul edilen kısım yönünden inkar tazminatına hükmedilmediği, red edilen kısım yönünden ise haksız takip tazminatına hükmedildiği görülmüştür.
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın red edilen 11.283,41 TL sinin müvekkili şirket kayıtları ile ispatlandığı halde red edilmesinin yerinde olmadığı, müvekkili alacağının likit bir alacak olmasına rağmen müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedil- memesinin doğru olmadığı, kabul edilen 45.887,71-TL üzerinden tazminata hükmedilmesi gerektiği, davalı şirket lehine haksız takip tazminatı hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek; kararın kaldırılıp davanın asıl alacak miktarı üzerinden kabulüne ve tazminata hükmedilmesini, aksi halde davalı lehine hükmedilen tazminatın kaldırılıp kabul edilen miktar üzerinden müvekkili lehine tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Denizli 2. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında cari hesap alacağına dayalı olarak 57.171,12 TL asıl alacak ve 366,52 TL işlemiş faiz üzerinden takibe girişildiği, davalının borca ve ferilerine yaptığı itiraz üzerine takibin durduğu görülmüştür.
Mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre davacının defterlerinde kayıtlı olup da dava defterlerinde bulunmayan fatura sayısı 9; bu fatura bedelleri toplamı 11.283,41 TL dir. Davalı defterinde geçen 10.000 TL lik bir ödemenin davacı defterinde 9.554.54 TL olduğu, bu 9 adet faturada teslim alan adına atılı imza bulunmadığı dolayısıyla davacının talep ettiği 57.171,12 TL lik alacağının bu 11.283,41 TL sini ispatlayamadığının belirtildiği anlaşılmak- tadır.
HMK'nun 222/3 maddesine göre "ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ... yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz." şeklindedir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, davacının istinaf ve dava konusu ettiği alacağın 11.283,41 TL lik kısmının davalı defterlerinde bulunmaması, davacı- nın bu kısma ilişkin alacağını fatura ve mal teslimi ile ispatlayamamış olması karşısında davacının, bu miktar yönünden de davasının kabulü gerektiği yönündeki istinafı yerinde bulunmamıştır.
Davacının davalı yararına haksız takip tazminatı hükmedilmesinin yasal olmadığı yönündeki istinaf sebebine gelince, mahkeme teslim olgusunun ispatına davacının dayanak gösterdiği toplam bedeli 11.283,41 TL alacak için davalı yararına bu miktar üzerinden tazminata hükmetmiştir. Ancak, bu tazminata hükmedilebilmesi için davacı alacaklının takibe girişmekte haksız olmakla birlikte kötü niyetli de olması gerekir. Bu belgelerde davalıya atfen teslim alan sıfatı ile imzanın olmaması başlı başına davacı alacaklının kötü niyetli olduğunu göstermez, davalı da davacının bu miktar itibariyle kötü niyetli bir takip yaptığını ispatlamış değildir. Bu yüzden mahkemenin davacı aleyhine kötü niyet tazminat hükmetmesi yerinde değildir.
Davacının alacağı likit olduğu halde kendisi lehine icra inkar tazminatına hükmedil- mediği yönündeki istinaf talebi ise yerindedir. Zira borçlu borcun tamamına itiraz ederken kendi defterlerine göre bile 41.932,41 TL borçludur. Yine mahkemenin kabul ettiği alacak miktarı likittir yani yargılama sonunda tespit edilebilecek bir miktar değil davanın hatta uyuş- mazlığın başında tarafların bilmeleri gereken bir miktardır. Bu yüzden mahkeme kararının bu kısmının kaldırılmasına ve davacı yararına inkar tazminatına hükmetmek gerekmiştir.
Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
....
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/2155, K. 2022/1386, 18 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama