KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/2994
- Karar No
- 2025/193
- Karar tarihi
- 5 Mart 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 12/04/2021
- Davanın konusu
- Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Yazım tarihi
- 05/03/2025
Karar Metni
2.448 kelime·12 dk okuma·5 bölüm
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili; sigorta acenteliği işi yapan müvekkili ile ... Sigorta A.Ş. arasında 03/12/2012 ile 31/12/2013 tarihleri arasında geçerli ve sözleşmenin bitiş tarihinin 1 ay öncesinden ihbar ile aksi bildirilmediği taktirde sonraki 1 yıl için uzayacağı kabul edilen acentelik sözleşmesinin imzalandığını, ...
A.Ş.'nin 08/01/2015 tarihli ihtarname ile müvekkili acentenin başka sigorta şirketlerinin de acenteliğinin alındığını öğrenildiği gerekçesi ile 3 ay içerisinde bu hususun düzeltilmesi aksi halde sözleşmenin feshedileceğini bildirildiğini, bilahare 27/05/2015 tarihli ihtarname ile sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini, yine davalı... ile müvekkili arasında 04/07/2014 ile 04/07/2015 tarihleri arasında geçerli acentelik sözleşmesinin imzalandığını,
davalının 27/05/2015 tarihli azli ile süre tamamlanmadan sözleşmenin feshedildiğini hatta 05/01/2015 tarihinde davacının sigorta işlemlerini yaptığı ekranın davalı tarafından 2 gün boyunca kapatıldığını ve 07/01/2015 tarihinde tekrar açıldığını, ...A.Ş.'nin ise bilahare davalı sigorta şirketi tarafından 30/09/2014 tarihinde satın alındığını, davalının bu işlemleri ile müvekkilini zarara uğrattığını, feshin haksız olduğunu, müvekkili ile davalı arasında yapılan her iki sözleşmede de başka sigorta şirketlerinin acenteliğini yapmama yükümlülüğünün getirilmediğini,
TTK'nın 123. maddesine göre müvekkilinin rekabet sınırlaması dolayısı ile uygun bir tazminata hak kazandığını ancak davalının herhangi bir tazminat ödemediğini, 2014 yılında hak ettiği 4.800,00-TL'lik rapel ödemesinin 2.400,00-TL'sinin ödendiğini, davalının müvekkili acentenin bulduğu müşteriler sayesinde müvekkili ile arasındaki sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da menfaat elde ettiğini belirterek müvekkilinin sözleşmenin başlangıç tarihinden fesih tarihine kadar aldığı yıllık komisyon ve diğer ödemelerin ortalaması üzerinden hesaplanarak belirlenecek tazminatın müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı vekili; davacının Antalya ilinde acente faaliyeti yürütmekte iken 27/05/2015 tarihli ihtarname ile acentelik sözleşmesinin feshedildiğini, aralarındaki sözleşmenin 2.4. maddesine göre acentenin kendisi, hissedarlarından herhangi birisi veya çalışanlarının doğrudan veya dolaylı olarak başka sigorta şirketlerinin (.../...Sigorta dışında) acenteliğini alamayacağının ve diğer sigorta şirketlerinin tali acentelerine, tali acente olamayacağının belirtildiğini, bu hüküm ile başka sigorta şirketlerinin acenteliğini yapmama yükümlülüğü altına giren davalının bu yükümlülüğüne aykırı davrandığının tespit edildiğini,
bunun üzerine 08/01/2015 tarihli noter ihtarnamesi ile 3 ay içerisinde bu aykırılığın düzeltilmesini aksi halde acentelik sözleşmesinin feshedileceğinin ihtar edildiğini, ancak davacının başka sigorta şirketlerinin acenteliğini yapmaya devam ettiğini, kaldı ki dava dilekçesinde de davacının başka şirketlerin acenteliğini yapmadığını iddia etmediğini, yine aralarındaki sözleşme yapma ve prim tahsiline yetkili acentelik sözleşmesinin 10.2. maddesine göre sözleşmenin, taraflardan birine 3 ay öncesinden bildirilmek şartı ile dilediğinde feshedilebileceğinin belirtildiğini,
acentenin fesih dolayısı ile müvekkillerinden tazminat veya portföy hakkı ve sair herhangi bir nam altında talepte bulunamayacağını kabul ve taahhüt ettiğini, davalı tarafından 08/01/2015 tarihli ihtarnamenin gereğine uyulmaması üzerine bu kez 27/05/2015 tarihli ihtarname ile acentelik sözleşmesinin feshedildiğini, bu fesihten dolayı davacının aralarındaki sözleşmenin belirtilen 10.2. maddesine göre tazminat talep edemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece,"Dosya içine alınan belgeleren davacının ... sigorta ile 03/12/2012 tarihinde acentalık ilişkisine girdiği, bu tarihten sonra ... sigorta ile 30/04/2013 tarihinde acentalık ilişkisine girdiği, bundan sonra ... sigorta ile 04/07/2014 tarihinde açık rekabet yasağı içeren acentalık ilişkisine girdiği ve bundan sonra da ... sigortanın ... sigortaya 30/09/2014 tarihinde devredildiği, bu devirden sonra davacının ... sigorta ile 15/12/2014 tarihinde acentalık sözleşmesi yaptığı, bundan sonra rekabet yasağına uyması yönünde davalının davacıya 08/01/2015 tarihinde ihtarname gönderdiği,
davacının bu ihtarnameden sonraki 26/02/2015 tarihinde ... sigorta ile bu sefer acentalık sözleşmesi yaptığı, davalının davacı ile yaptıkları acentalık sözleşmelerini bu tarihten sonraki 27/05/2013 tarihinde fesh ettiği anlaşılmaktadır.
TTK'nın 104. maddesine göre.
“Yazılı olarak aksi kararlaştırılmadıkça, … acente de aynı yer veya bölgede, birbirleriyle rekabette bulunan birden çok ticari işletme hesabına acentelik yapamaz.” şeklinde olduğunu, davacı kendisinin davalı dışındaki sigorta şirketleriyle davalının devraldığı ...A.Ş. ile acentelik sözleşmesi yaptıktan sonra genarale sigorta ile acentelik sözleşmesi yaptığını, bundan sonra yapıkredi sigorta ile olan sözleşmesi devam ederken de bu kez davalı... ile acentelik sözleşmesi yaptığını, bundan sonra da ...sigorta ve ... sigorta ile acentelik sözleşmesi yaptığını kabul etmekte olup, bu uyuşmazlık konusu değildir.
Raporu hükme esas alınan bilirkişi ...da ek olarak... ve ... ile davacının acentelik sözleşmesi yaptığını belirtmektedir, bu noktada uyuşmazlık davacının davalı ile olan acentelik sözleşmisinden önce...ile işlemekte olan acentelik ilişkisi varken davalının ...sigorta ve ... ile acentelik ilişkisine girmesini fesih nedeni sayamayacağı yönünde itiraz etmektedir.
Mahkememiz bu iddiayı yerinde bulmamıştır, zira kural TTK'nın 104 maddesine göre acentelik sözleşmesinden sonra acentenin rakip bir şirketle aynı konuda acentelik yapmamasını gerektirir. Bu kuralın bir şirket yönünden ihlal edilmiş olması diğer şirketler yönünden de ihlal edilmesine muvafakat gösterildiği anlamına gelmez, zira diğer şirketlerle yapılan sözleşmeler davalının haklarını ihlal etme potonsiyelini artırıcı niteliktedir.
Bu yüzden davacının feshin haklı olmadığına dönük iddiası mahkememizce yerinde bulunmamıştır.
Kaldı ki TTK nın 122 maddesine göre.
“Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra;” davacının denkleştirme tazminatı isteyebilmesi için hem “Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyor” olması hem de “Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını” kaybetmesi gerekir.
Yani davacının acente olarak davalı ile olan ilişkisinden sonra davalıya temin ettiği müşterilerle farklı firmalar için farklı sigorta poliçeleri düzenleye- memesi, rekabet yasağının sözleşmeden sonra da devam etmesi gerekir. Taraflar arasındaki sözleşmeler bu yönde bir hüküm taşımadığından davacının denkleştirme tazminatı talebi de yersizdir.
Buna göre hükme esas alınan bilirkişi ...’in hesaplaması, bilirkişi ...nın taraflar arasındaki alacak borç ilişkisini davalı kayıtları üzerinden değerlen- dirmesi ve bilirkişi...ün de aynı yönde yaptığı değerlendirmeler hükme esas alınarak davanın reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı müvekkili ile davalı .... arasında 04.07.2014-04.07.2015 tarihleri arasında geçerli olmak üzere acentelik sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin süresi bitmeden 10.06.2015 tarihinde müvekkili tarafından tebellüğ edilen Beyoğlu 4. Noterliği'nin 27.05.2015 tarih ... yevmiye numaralı azilnamesi ile hiçbir gerekçe belirtilmeden davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini,
Türk Ticaret Kanunu 121. maddesine ve taraflar arasında yapılan sözleşmenin 10.2 maddesine göre "sözleşme taraflardan birine 3 ay öncesinden bildirilmek şartı ile dilediğinde feshedilebilir" hükmü bulunmasına rağmen somut olayda 04.07.2014 tarihli acentelik sözleşmesinin davalı tarafından 3 ay öncesinden herhangi bir bildirim yapılmadan haksız olarak feshedildiğini, dolayısıyla bahse konu sözleşmenin davalının cevap dilekçesinde ve bilirkişinin cevap dilekçesini kopyaladığı raporunda beyan ettiği gibi sözleşmeye aykırılık ya da başka bir gerekçe ile değil hiçbir gerekçe gösterilmeden ve usule aykırı şekilde haksız olarak feshedildiğini,
davacı müvekkili ile ...
A.Ş. arasında 03.12.2012-31.12.2013 tarihleri arasında geçerli olmak üzere acentelik sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin taraflardan birisinin sözleşmenin bitiminden 1 ay önce yazılı ihbar ile bildirim yapmadığı takdirde anlaşmanın müteakip yıllarda kendiliğinden aynı şartlarla 1 yıl için uzayacağı şartını içerdiğinden fesih tarihine kadar devam ettiğini, davalı tarafından Beyoğlu 4. Noterliği’nin 08.01.2015 tarih ... yevmiye numaralı yazısı ile davacının başka sigorta şirketlerinin de acenteliğini yaptığının öğrenildiğinden bahisle 3 ay içerisinde bu hususların düzeltilmesi aksi halde sözleşmenin feshedileceğinin bildirildiğini,
akabinde sözleşmenin 10.06.2015 tarihinde müvekkili tarafından tebellüğ edilen Beyoğlu 4. Noterliği'nin 27.05.2015 tarih ... yevmiye numaralı azilnamesi ile davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, acentelik sözleşmesinin düzenlendiği tarihte davacı ....'nin acenteliğini yaptığını ve davalı şirketin de bu hususu bilerek sözleşme yaptığını, sözleşme düzenlendikten sonra da uzunca bir süre davacının bu acenteliğinin devam ettiğini, davalının da davacının bu acenteliğini bilmesine rağmen yıllarca davacı ile çalışmaya devam ettiğini, dolayısıyla davalının,
davacının başka sigorta acenteliği yaptığını bilerek sözleşme yapmakla ve uzunca zaman bu şekilde çalışmakla davacıya başka sigorta şirketlerinin acenteliğini yapma konusunda onay verdiğini, davalının ...A.Ş.'nin 14.03.2018 tarihli cevabi yazısında da belirtildiği üzere acentelerin hangi sigorta şirketleriyle iş yaptığı Ticaret Sicil Gazetesi'nde görülebildiğini, Ticaret Sicil Kayıtları herkese açık olup basiretli bir tacir olan davalının, davacının başka sigorta şirketinin acenteliğini yaptığını bilmemesinin kabul edilemeyeceğini,
davalı....'nin 14.03.2018 tarihli cevabi yazısına ek olarak davacının acenteliğini yaptığı sigorta şirketlerini gösteren Ticaret Sicil Gazetesi suretlerini sunduğunu, davalı...
A.Ş.'nin sözleşme imzalarken davacının ...A.Ş.'nin acenteliğini yaptığını bildiğinin bu sebeple açık olduğunu, işbu sözleşmede davacının başka sigorta şirketlerinin acenteliğini yapmayacağı yönünde bir şart da olmadığını, dolayısıyla, davacı müvekkili tarafından TTK'nın 104. maddesine aykırı bir davranışın söz konusu olmadığını, bilirkişi raporunun sonuç bölümünün 4 nolu bölümünde de tarafların aralarında rekabet yasağı uygulamadıklarının belirtildiğini ve tarafların sözleşme feshedilene kadar oluşan toplam portföyü aralarında rekabet yasağı uygulamadıkları için,
acentenin bu portföyü diğer acentelik aldığı şirketlerden poliçeleştirme yoluna gidebildiğinin belirtildiğini, bilirkişi tarafından da belirtildiği üzere taraflar arasında rekabet yasağı uygulanmadığından davacı müvekkili acentenin başka şirketlerin acenteliğini yapmasında yasaya aykırı bir durumun bulunmadığını, davalının taraflar arasındaki sözleşmeyi feshinin ve gerekçelerinin de haksız ve yasaya aykırı olduğunu, davalının haksız uygulamaları ve haksız fesihleri nedeniyle davacının zarara uğradığını, davalının, davacı acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ettiğini,
davacı acentenin sözleşme ilişkisinin davalı tarafından haksız olarak sona erdirilmesinin sonucu olarak kendisi tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış ve kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybettiğini, somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde davalı tarafından davacı acenteye tazminat ödenmesinin hakkaniyet gereği olduğunu, hal böyle iken davanın kabulü yerine reddi yönünde hüküm tesisinin yerinde olmadığını beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, acentelik sözleşmesinin feshi nedeniyle denkleştirme tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, denkleştirme tazminatının koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.
Davacı ile ...A.Ş. arasında 03.12.2012-31.12.2013 tarihleri arasında geçerli olmak üzere acentelik sözleşmesi imzalandığı, davalı ...
Beyoğlu 4. Noterliği’nin 08.01.2015 tarih...yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacının başka sigorta şirketlerinin de acenteliğini yaptığının öğrenildiğinden bahisle 3 ay içerisinde bu hususların düzeltilmesi aksi halde sözleşmenin feshedileceğinin bildirildiğini, akabinde sözleşmenin Beyoğlu 4. Noterliği'nin 27.05.2015 tarih...yevmiye numaralı azilnamesi ile davalı tarafından feshedildiği,
... ile davalı ...'nin birleşmesi sebebiyle 04/07/2014 tarihinde sözleşme yenilenerek davacı ile davalı ...arasında 04.07.2014-04.07.2015 tarihleri arasında 1 yıl süre ile geçerli olmak üzere acentelik sözleşmesi imzalandığını, bir yıl süreli olarak akdedilen acentelik sözleşmesi davalı tarafından Beyoğlu 4. Noterliği'nin 27.05.2015 tarih...yevmiye numaralı azilnamesi ile feshedildiği hususları taraflar arasında ihtilafsızdır.
Davacı tarafça, feshin haksız olduğu iddiasıyla acentelik sözleşmesinin feshi nedeniyle denkleştirme tazminatının ödenmesine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı ise sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 2.4. maddesine göre acentenin kendisinin, hissedarlarından herhangi birisi veya çalışanlarının doğrudan veya dolaylı olarak başka sigorta şirketlerinin (.../... dışında) acenteliğini alamayacağının ve diğer sigorta şirketlerinin tali acentelerine, tali acente olamayacağının belirtildiğini, davacının acenteliğini yaptığı diğer sigorta şirketleri adına düzenlediği sigorta poliçeleri olduğunu, denkleştirme tazminatı koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
TTK'nın 122/1 ve 3. maddesine göre, müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acentenin sözleşmeyi feshetmesi veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşmenin müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmesi halleri saklı kalmak kaydıyla sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde ve ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir. Sigortacılık Kanunu'nun 23/16. maddesi de aynı mahiyettedir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23/16 hükmüne göre, sigorta acentesinin denkleştirme talep edebilmesi için, sigorta acentelik ilişkisinin sona ermesi nedeniyle sigortacının acentenin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi, hakkaniyetin tazminat verilmesini gerektirmesi, acentenin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmemiş olması ya da kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olmaması şarttır.
Sigortacılık Kanunu'nun 23/16. maddesi uyarınca sigorta acentesinin denkleştirme talep edebilmesi için sigorta acenteliği ilişkisinin sona ermiş olması şarttır. Ancak sigorta acentesi, haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmiş olması ya da kendi kusuruyla sözleşmesinin feshine neden olması halinde denkleştirme talep edemez.
Taraflar arasında düzenlenen 04/07/2014 sözleşmenin 10.2. maddesinin. "Sözleşme, taraflardan herbirince üç (3) ay öncesinden bildirmek şartı ile dilediğinde feshedilebilir.
Acente, bu fesih dolayısıyla birbirlerinden tazminat ve / veya portföy kaybı ve sair herhangi bir nam altında talepte bulunmayacağını kabul ve taahhüt etmiştir." şeklinde olduğu, aynı sözleşmenin 10.7. maddesinin ise; "..., ...Şirketleri'nden herhangi birisi ile 6102 Türk Ticaret Kanunu'nun 136 vd. maddeleri kapsamında birleşmesi ve devrolan şirketin tüzel kişiliğinin sona ermesi halinde.
Acentenin devrolan münfesih şirket ile varsa akdetmiş olduğu Acentelik Sözleşmesi ve tüm ekleri, herhangi bir bildirim ve ihtara gerek kalmaksızın kendiliğinden sona erecek olup, taraflar arasında iş bu Acentelik Sözleşmesi'nin tüm hükümleri geçerli olacaktır. Acente bu hususu bilerek, tam bir mutabakatla işbu sözleşmeyi akdettiğini kabul, veyan ve taahhüt eder." şeklinde düzenlendiği anlaşılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta; dava dışı ..... ile davalı ...'nin birleşmesi sebebiyle 04/07/2014 tarihinde sözleşme yenilenerek davacı ile davalı... A.Ş. arasında 04.07.2014-04.07.2015 tarihleri arasında 1 yıl süre ile geçerli olmak üzere acentelik sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmenin 2.4. maddesine göre acentenin kendisinin, hissedarlarından herhangi birisinin veya çalışanlarının doğrudan veya dolaylı olarak başka sigorta şirketlerinin (.../...
Sigorta dışında) acenteliğini alamayacağının ve diğer sigorta şirketlerinin tali acentelerine, tali acente olamayacağının belirtildiğini, kaldı ki ... ile davacı arasında 03.12.2012-31.12.2013 tarihleri arasında geçerli olmak üzere düzenlenen acentelik sözleşmesinde de taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinde de acentenin aynı bölgede başka sigorta şirketlerinin acenteliğini yapabileceğine ilişkin bir hükmün mevcut olmadığı, davacı acentenin davalı dışındaki diğer sigorta şirketleri ile acentelik ilişkisi olduğunun ihtilafsız olduğu,
her ne kadar davacı yanca davalı sigorta şirketinin, davacının ...acenteliği yaptığını bilerek sözleşme yapmakla ve uzunca zaman bu şekilde çalışmakla davacıya başka sigorta şirketlerinin acenteliğini yapma konusunda onay verdiğini iddia etmişse de, davalı sigorta şirketinin sözleşmenin devamı sırasında davacı acenteye başka sigorta şirketlerinin de acenteliğini yaptığının öğrenildiğinden bahisle 3 ay içerisinde bu hususların düzeltilmesi aksi halde sözleşmenin feshedileceğine ilişkin ihtarda bulunduğu gibi davacı acentenin bu ihtar tarihinden sonra dahi ...acenteliğinden başka sigorta şirketlerine ilişkin yeni acentelik almaya devam ettiği,
bu bağlamda davalı yanca sözleşmenin feshinde hakkın kötüye kullanıldığından bahsedilemeyeceği ve davalı şirketin bu duruma muvafakat verdiğinin kabulünün mümkün olmadığı, açıklanan sebeplerle davalı şirket sözleşmenin feshinde haklı olduğundan İlk Derece Mahkemesince davacı yanın portföy tazminatı talebinin reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/2994, K. 2025/193, 5 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama