KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1926
- Karar No
- 2024/1832
- Karar tarihi
- 30 Aralık 2024
- Karar tarihi
- 15/04/2022
- Dava
- Yargılamanın Yenilenmesi
- Yazım tarihi
- 30/12/2024
Karar Metni
2.055 kelime·10 dk okuma·5 bölüm
İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesine verdiği yargılamanın yenilenmesi talepli dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ... Şti. ile kontenjan sözleşmesine bağlı olarak avans kullanım sözleşmesi imzalandığını, söz konusu avans kullanım sözleşmesinin C-1 maddesinde belirtilen 12 adet sıralı çekin, davalı ... Şirketine avans olarak verildiğini, Bu 12 adet sıralı çekin 9 tanesi (toplam bedeli 1.160.000 Euro) müvekkili şirket tarafından, davalı ...
Şirketine ödendiğini, işbu otel kontenjan hizmetini alamayan müvekkilinin ödenen 9 adet çek dolayısıyla alacaklı konuma geçtiğini, geriye kalan 3 adet çek açısından Antalya 2. Asliye Ticaret mahkemesinde ... esas numaralı davası ile menfi tespit davası açtıklarını, dava devam ederken 15.10.2014 tarihli ... numaralı 140.000 Euro bedelli çekin 22.01.2014 tarihinde dava ... Bankasına, 15.11.2014 tarihli ... numaralı 140.000 TL.
Bedelli çekin daval ... bankasına A.Ş.ne 15.11.2014 tarihli ... numaralı 160.000 Euro bedelli çekin 15.12.2014 tarihinde davalı ... Bankasına dava dışı ... şirketinin kullandığı kredilerin teminatı olarak ciro edildiğini öğrendiklerini, Dava dışı ... şirketine karşı açtıkları 2.Asliye Ticaret mahkemesinin ... Esas sayılı dava devam ederken, ilgili bankalara karşı açtıkları davalarında bu dava ile birleştirildiğini ve yapılan yargılama sonunda davanın ...
Şirketi yönünden kabulüne karar verilmesine rağmen, çekler de yer alan ciroların nitelendirilmesinin hatalı bir şekilde yapılarak, davalı ... Bankası, ...
Bankası ve ... yönünden davanın reddine karar verildiğini, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının reddedildiğini ve Yargıtay 19. Hukuk Dairesince Bölge Adliye mahkemesi Kararının onandığını, mahkemece her üç dava konusu çekte de temlik cirosu söz konusu olmayıp, müvekkili tarafından lehtara karşı ileri sürülebilen tüm def'ilerin hamile karşı da ileri sürülebileceğini, çekte rehin cirosunun geçerli olmadığını, teminat amacı ile ciro edilmesi halinde de çeki devir alan kişinin çeke dayalı haklarını kullanamayacağını, ciro ile güdülen amacın tespiti için TTK 1. Madde yollaması ile TBK 19. Maddeden yararlanılacağının kuşkusuz olduğunu,
buna göre çeklerin teminat amacı ile ciro edilmesine rağmen lehtar ... şirketine karşı ileri sürülebilecekleri tüm defilerin diğer davalı bankalara karşı da ileri sürülebileceğini, buna ilişkin Yargıtay'ın farklı daireleri arasında görüş ayrılıkları olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 12. Hukuk Dairesi ve kapatılan 19. Hukuk Dairesi kararlarının birbirleri ile çelişkili olduğunu, bu konuya ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30/05/2018 tarih, ... esas, ... karar sayılı kararında çekte ancak tahsil veya temlik cirosu yapılabileceğini,
dava konusu çekin lehtarı tarafından yapılan ciroda yer alan emrine ödeyiniz ibaresinden de anlaşılacağı gibi çekin rehin cirosu ile devredilmediği, kredinin teminat alınarak kullandırılacağına ilişkin yapılan genel ifadelerinde çekin rehin cirosu ile devredildiğini göstermeyeceği sonucuna varıldığının belirtildiği,
Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 03/08/2020 tarihi itibariyle kapatılarak baktığı işlerin Yargıtay 11. Hukuk Dairesine devredildiğini, çözülmesi gereken esas sorun olan çekteki cironun hangi durumlarda rehin cirosu sayılacağı hususunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 11, 12 ve 19. Hukuk Dairelerinin kararları arasında görüş ayrılığı olması ve açmış oldukları menfi tespit davasının 19. Hukuk Dairesinin 2015'i ve sonrası hiçbir gerekçe göstermeden görüş değiştirmesi sonucunda hukuka aykırı bir şekilde reddolunması sebebiyle 11, 12 ve 19. Hukuk Dairelerindeki görüş aykırılıklarının giderilmesi adına içtihatların birleştirilmesini talep ettiklerini,
Yargıtay içtihatı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 22/10/2021 tarih, ... esas, ... karar sayılı kararında özetle ve sonuç olarak; içtihatların birleştirilmesine karar verilebilmesi için içtihat aykırılığına konu kararların devamlılık arz etmesinin gerekmesi, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 03/08/2020 tarihi itibariyle kapatılarak baktığı işlerin Yargıtay 11. Hukuk Dairesine devredildiği,
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ise henüz istikrar kazanmış bir görüşünün olmaması ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin de belirtilen konuda içtihatının bulunmayışı karşısında içtihatların birleştirilmesine yer olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığını, açmış oldukları davada dava konusu çeklerin rehin cirosu yolu ile devredildiğini, bu konudaki 19. Hukuk Dairesinin farklı görüşü nedeniyle davanın aleyhlerine sonuçlandığını,
mevcut durumda ise 19. Hukuk Dairesinin kapatılarak baktığı işlerin 11. Hukuk Dairesine devredilmesi nedeniyle bu konuda 11. Hukuk Dairesinin kendi lehlerine olan görüşünün ayakta kaldığını belirterek yargılamanın yenilenmesini talep etmiş, taleplerini duruşmada tekrarlamıştır.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı ... Bankası vekili. HMK 316 maddeleri gereğince yapılan itirazın süresinde olup olmadığının öncelikle olarak değerlendirilmesi gerektiğini, mahkememizin ... Esas sayılı dosyasında davacı ... AŞ., davalı ...
Şti dava konusu ticari satımdan kaynaklı menfi tespit davası olduğunu, müvekkil bankanın menfi tespit davasında iyi niyetli 3. Kişi durumunda olduğunu, müvekkil banka aleyhine ihtiyati tedbir yoluyla ödeme yasağı konulmasına karar verilemeyeceğini, ödeme yasağının hukuka uygun olmadığını, bu konuda itirazlarını mahkememizin ...
Esas sayılı dosyasına sunduklarını, davacı tarafın ileri sürdüğü hususların şahsi defi niteliğinde olduğunu, söz konusu şahsi defilerin iyi niyetli müvekkil bankaya ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, şahsi defilerin iyi niyetli hamile karşı ileri sürülebilmesi için hamilin bu çeki edinirken çek borçlusunun zararına hareket ettiğini biliyor olduğunun ispatlanması gerektiğini, müvekkil bankanın davacı şirket ile ... ile arasındaki anlaşma uyarınca otel kontenjan hizmeti alıp almadığını bilmesinin mümkün olmadığını, müvekkil bankanın bu ilişkinin tamamının dışında olduğunu,
Yargıtay'ın tüm ilgili daireleri tarafından verilen kararlar bu doğrultuda olduğu, kıymetli evrak hukuku açısından şahsi defilerin iyi niyetli hamile karşı ileri sürülemeyeceğinin tartışmasız olduğunu, müvekkil bankanın çekin yetkili ve hamili ve alacaklısı olduğunu, bankanın alacağının muaccel olduğunu belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Bankası vekili; Yargılamanın yenilenmesi talebinin dayanağının HMK 375. Maddede sınırlı sayıda sayılan sebeplerinden olmadığını, talepte bulunan davacı tarafın içtihatının birleştirme kararı verilmesi talebinin reddedildiğini, davacının red kararına dayalı olarak yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurmasının maddi ve hukuki temeli bulunmadığını, talebe dayanak gösterilen Yargıtay büyük genel kurul kararının davacının yargılamanın yenilenmesi talebinde lehine olmadığını, aleyhine bir karar olduğunu, davacının ileri sürdüğü sebeplerin kanunda yazılı sebeplerinden olmadığını belirterek talebin reddine, iade-i muhakeme talebinin esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, "....HMK'nun 374. Madde gereğince kesin olarak verilen veya kesinleşmiş hükümlere karşı yargılamanın iadesi talep edilebilir. Yargılamanın iadesi sebepleri HMK'nun 375/1.
Maddesinde sınırlı olarak sayılmış olup, davacı tarafça dayanılan 375/ğ maddesi gereğince; karara esas alınan bir hükmün kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması, 375/ı maddesi gereğince; bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması gereklidir.
HMK 379/1-c maddesi gereğince; mahkeme yargılamanın iadesi talebinde dayanılan sebebin kanunda sayılan sebeplerden olup olmadığını resen incelemesi gerektiğini belirtmiştir.
Her ne kadar davacı tarafça yargılamanın iadesi talebine konu mahkememizin ... esas sayılı dosyasında, davanın davalı bankalar yönünden reddine gerekçe yapılan çeklerin ciro amacı ve niteliği ve buna göre asıl lehtara karşı ileri sürülebilecek defilerin diğer temlik alan davalılara karşı da ileri sürülebileceği, bu konudaki aksine görüşü savunan Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin kapandığı ve içtihat aykırılığının giderildiği sebebine dayanılarak yargılamanın iadesi talep edilmiş ise de, HMK 375.
Madde de sınırlı olarak sayılan sebeplerden içtihat değişikliği veya içtihat birleştirilmesi ya da herhangi bir görüş değişikliği yargılamanın iadesi sebebi olarak sayılmadığından yasa da sınırlı olarak sayılan sebeplerden hiçbirine uymayan yargılamanın iadesi talebinin 6102 sayılı HMK'nun 379/1-c ve 379/2 maddeleri gereğince usulden reddine," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davacı vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, ciro ile güdülen amacın tespiti için TTK 1. Madde yollaması ile TBK 19. Maddeden yararlanılacağının kuşkusuz olduğunu, buna göre çeklerin teminat amacı ile ciro edilmesine rağmen lehtar ... şirketine karşı ileri sürebilecekleri tüm defilerin diğer davalı bankalara karşı da ileri sürülebileceğini, buna ilişkin Yargıtay'ın farklı daireleri arasında görüş ayrılıkları olduğunu, açmış oldukları davada dava konusu çeklerin rehin cirosu yolu ile devredildiğini, bu konudaki 19. Hukuk Dairesinin farklı görüşü nedeniyle davanın aleyhlerine sonuçlandığını,
mevcut durumda ise 19. Hukuk Dairesinin kapatılarak baktığı işlerin 11. Hukuk Dairesine devredilmesi nedeniyle bu konuda 11. Hukuk Dairesinin lehlerine olan görüşünün ayakta kaldığını, yargılamanın iadesi taleplerinin, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin kapatılması ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun içtihadı birleştirme kararına dayandığını, şayet davanın niteliği itibariyle verilmiş olan kararın denetiminin Yargıtay'ın 11. Hukuk Dairesi tarafından yapılmış olması halinde verilecek olan kararın lehe olacağını ve müvekkili şirketin bu denli büyük bir hak kaybına uğramayacağını,
yürürlükteki kanunun ilgili maddesinin Ç bendinde açıkça belirtildiği üzere yargılama esnasında ele geçirilemeyen belgenin sonradan ele geçirilmesi halinde yargılamanın yenilenmesinin mümkün olacağını, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2015 yılı sonrasında hiçbir gerekçe göstermeden görüş değiştirmesi ve davada kesin hüküm verilmesi sonrasında bahsetmiş oldukları Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun ...
E. sayılı içtihadı birleştirme kararının ortaya çıkması sebebiyle kesin delil niteliğini haiz bir karar ortaya çıkması ve dava süresince ele geçirilmesi mümkün olmamış bu kararın şu an itibariyle taraflarınca ele geçirilmiş olması sebebiyle ilgili bendin tüm şartları yerine getirildiğinden yargılamanın yenilenmesi gerektiğini, yine aynı kanun hükmünün Ğ bendinde "karara esas alınan hükmün kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkması hali" yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak belirtildiğini, verilmiş olan kesin hüküm, Yargıtay Kapatılan 19. Hukuk dairesinin incelemesi ve kararı sonucu verildiğini,
kapatılması ile söz konusu dairenin baktığı işler 11. Hukuk Dairesine devredildiğini ve dava konusu çekteki cironun niteliği hususunda Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin kararlarının geçerli olacağının belirtildiğini, sunmuş oldukları içtihadı birleştirme kararı;
taleplerine de konu olan hususun temel sorununa ilişkin çözüm sağlanması amacıyla verildiğini, bu hususta yalnızca Yargıtay'ın 11. Hukuk Dairesinin görüşlerinin geçerli olacağının açıkça belirtildiğini, dolayısıyla karara esas alınan hüküm Yargıtay Kapatılan 19. Hukuk Dairesi hükmü ile kesinleştiğini, sonrasında kesinleşmiş olan İçtihadı Birleştirme kararı sonrasında kararı kesinleştiren bu hüküm ortadan kalktığını, ilgili bendin tüm şartlarının yerine geldiğini, yargılamanın yenilenmesinin talep edilmesinin kaçınılmaz olduğunu, tüm bu nedenlerle Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...
Esas ... Karar sayılı kararının kaldırılarak yargılamanın yenilenmesi taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargılamanın yenilenmesi talebinin dayanağının HMK 375 'de sınırlı sayıda sayılan sebeplerinden hiçbirine dahil olmadığını, yerel mahkemesinin karar sonucunun hukuka uygun olduğunu, davacı aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin nispi oranda ve her davacı yönünden ayrı ayrı hükmedilmesine karar verilmesi gerektiğini, yerel mahkemenin kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin kararının esastan doğru olduğunu ancak Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca mahkemece takdir edilen 5.100,00.-TL maktu vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine ilişkin kısmın hukuka aykırı olduğunu, maktu vekaletin her bir davalı için ayrı ayrı hükmedilmesi gerektiğini, kararın bu şekilde düzeltilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, 6100 sayılı HMK 374 ve devamı maddelerinde düzenlenen yargılamanın iadesi istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, yargılamanın iadesi talebinin 6102 sayılı HMK'nun 379/1-c ve 379/2 maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK 375. maddesinde sınırlı olarak sayılan sebepler arasında içtihat değişikliği, içtihat birleştirilmesi ya da herhangi bir görüş değişikliğinin yargılamanın iadesi sebebi olarak belirtilmemesine, yargılamanın iadesi talebinin yasada sınırlı olarak sayılan sebeplerden hiçbirine uymamasına,
red sebebi ortak olan davalı vekilleri aleyhine tek maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/1926, K. 2024/1832, 30 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama