KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/64
- Karar No
- 2024/106
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 14/04/2021
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
- Yazım tarihi
- 27/09/2024
Karar Metni
886 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, davalının, müvekkili hakkında Antalya 14. İcra müdürlüğünün .... esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlattığını, takip ve iş bu dava konusu çekin arka yüzündeki davalının cirosu ve müvekkilinin cirosunun da kaşesiz olarak imzasının sahte olması nedeniyle tedbir kararı talep ettiklerini, suç duyurusunda bulunacaklarını, imza incelemesi talebinde bulunduklarını beyan ederek; Antalya 14. İcra müdürlüğünün .... esas sayılı dosyası nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı vekili, icra takibine konu edilen ve kambiyo senedi vasfı taşıyan çekin, tahsil edildiğinde borçtan mahsup edilmek üzere, müvekkil bankaya ciro ile teslim edildiğini, kambiyo senedinin illetten mücerret olduğunu, aksi görüşün kambiyo hukukunu yok saymak anlamına geleceğini, keşideci ile lehtar arasındaki doğrudan doğruya mevcut olan ilişkilere ait şahsi defilerin, müracaatta bulunan yetkili ve iyi niyetli hamil olan müvekkil bankaya karşı ileri sürülemeyeceğini, söz konusu çekin, keşideci .... tarafından, .... lehine düzenlendiğini, lehtar tarafından da ciro yolu ile ....a,
..... tarafından da ciro yolu ile müvekkiline teslim edildiğini, davacı ile keşideci ve diğer cirantalar arasındaki defilerin takip alacaklısı müvekkilini bağlamayacağını, senede karşı iddiaların senetle ispat edilmesi gerektiğini beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...tüm dosya kapsamı, mahkememizce alınan .... tarihli bilirkişi incelemesi ve ATK imza incelemesine ilişkin raporda çekteki davacıya ait olduğu imzanın (ciranta imzası) davacıya ait olmadığının anlaşılması, rapora somut bir itirazın olmaması, sahtecilik def-inin mutlak def-i olması ve herkese karşı ileri sürülebilmesi, davacının iddiasını ispatlaması karşısında, davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. takibin haksız olduğu anlaşılmakla beraber, kötü niyetli olduğu ispatlanamamıştır.
Davalı, çeki davacıdan ciro yoluyla değil, bir başkasından ciro yoluyla almıştır. Kötü niyetini gösterir bir bilgi belgenin olmaması, kıymetli evrak hukuku prensipleri gereği, davalının kötü niyetli olduğu anlaşılmadığından, kötü niyet tazminatı talebinin reddi gerekmiştir. ..." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Müvekkili Bankanın yetkili hamil olduğunu ve yetkili hamil, senede ilişkin olarak keşideci ile lehtar arasındaki hukuki ilişkileri hesaba katmaya mecbur olduğunu, Adli Tıp Kurumu Raporu ile imzanın kuvvetle muhtemel .... eli ürünü olmadığına kanaat edilmişse de, Söz konusu çek tahsil edildiğinde borçtan mahsup edilmek üzere, müvekkili bankaya ciro yolu ile teslim edildiğini, davacı .... ile keşideci ve diğer cirantalar arasındaki def’iler takip alacaklısı olan müvekkili bankayı bağlamayacağını, iyiniyetli hamil, lehdar ile keşideci arasındaki ilişkiden etkilenmeden haklarını kullanabilileceğini, Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu,
davacı lehtarının dava konusu konu çekten dolayı sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı hususundaki ilk derece mahkemesi ile Özel Daire arasında ihtilaf bulunduğunu, ticari senetteki geçersiz imza, sadece imza sahibi yönünden hükümsüzlük sonucu doğuracağını ve senetteki her imza diğerlerinden bağımsız olarak sadece imza sahibini bağlayacağını, imzaların bağımsızlığı ilkesi olarak adlandırılan bu ilke gereğince de geçerli imzaların sahiplerinin, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kendi sorumluluğundan kurtulamayacağını, bu nedenle de kendi imzasını inkâr etmeyen davacı keşideci,
lehtarın imzasının sahte olduğuna dayanarak sorumluluktan kurtulamayacağını, lehtar imzasının sahte olması hâli, keşidecinin senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, senedi şeklen düzgün silsileye dayalı olarak ele geçiren hamilin, son cirodan önceki cirolardaki imzaların sahte olduğunu bilmesinin mümkün olmadığı gibi, böyle bir sorumluluk da kendisine yüklenemeyeceğini, senet borçlusunun ile senet alacaklısı arasındaki kişisel itiraz ve savunmaları senedi şeklen düzgün ciro silsilesi yolu ile ele geçirmiş olan iyi niyetli hamile karşı da ileri sürülemeyeceğinin istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, takibe konu çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına,
davacı ciranta kendi imzasının geçersizliğine dayandığından olayda imzaların bağımsızlığı ilkesinin uygulanma imkanın olmaması ve sahtelik iddiası mutlak defi olup herkese karşı ileri sürülebileceğinden davalının bu husustaki istinaf sebebinin yersiz olmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/64, K. 2024/106, 27 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama