KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/991
- Karar No
- 2024/238
- Karar tarihi
- 4 Kasım 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 11/12/2019
- Yazım tarihi
- 04/11/2024
Karar Metni
1.782 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin Antalya 10. İcra Müdürlüğü'nün ... İflas sayılı dosyasına alacaklarının ödenmesi için kayıt yaptırdığını, Antalya 10. İcra Müdürlüğü tarafından müvekkilinin başvurularını, alacağa dayanak belgelerin müflis şirket adına olmadığından dolayı reddedildiğini, müvekkilinin borca batık duruma düşmesi neticesinde işçi alacaklarının tahsili için kanuni yollara başvurduğunu, bu başvurularının neticesinde, Antalya 9. İflas Müdürlüğü'nün ...
İflas dosyasında alacaklarının kesinleştiğini ve masaya 1. sıradan kayıtlarının yapıldığını ancak başvurularının haksız bir şekilde reddedildiğini, müvekkilinin ... .'de çalıştığını ve izinleri olmaksızın ... .'ye geçişlerinin sağlandığını, ... . ile ... .'nin ... numaralarının dahi aynı olduğunu, ... .'nin 18/03/2011 tescil tarihli almış olduğu kararla ,....'yi kısmi bölünme ile kurduğunun sabit olduğunu, ... . ile ... . arasında fiili ve organik bağın mevcut olduğunu, ... . ile ... .'nin aynı adreste faaliyet gösterdiğini ve aynı sabit hattı kullandığını beyan ederek,
müvekkilinin 63.708,62 TL olan alacağının iflas masasına kayıtlarının kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karış tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı müflis şirket iflas idare memurluğu vekili, davacı tarafça ... . ile ilgili evraklar kapsamında 15/08/2017 tarihli başvuru dilekçesinde 63.708,62 TL alacak talebinde bulunulduğunu, davacı tarafın bu alacak talebinin müflis şirket ile ilgili olmamasından dolayı reddedildiğini, davacı tarafın başvuru dilekçesinde de herhangi bir icra takibinden bahsetmediğini, anılan belgelerin de müflis şirket ile ilgili bulunmadığını, bu kapsamda da talebinin reddedildiğini, müflis şirket ile davacı tarafın asıl alacaklısı olduğu ... 'nin ayrı ayrı tüzel kişiler olduğunu, ayrı ayrı adreslerinin olduğunu, davacı tarafın ....'de çalıştığını,
davacı tarafın grup şirket olmasının, davacının ... .'den ayrı olarak müflis şirkette çalıştığı anlamına gelmediğini beyan ederek, davanın reddini, yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;
"...davacının işçilik alacaklarının masaya kaydı için başvurduğu müflis ... 'nin 11/03/2011 tarihinde yapılan olağan üstü genel kurul toplantısı sonucunda kısmi bölünme ile tekstil alanında faaliyette bulunmak üzere ... .'nin kurulduğu, şirketin Antalya Ticaret Sicili'ne 20/04/2011 tarihinde ... sicil numarası ile kaydedilerek faaliyetine başladığı, ... , ....'nin %99,9 oranında hissedarı olduğu, şirketlerin farklı tüzel kişiliklere sahip olmalarına rağmen aralarında sıkı bir organik ve yönetsel bağın mevcut olduğu, şirketlerin faaliyetlerinin ekonomik ve ticari anlamda bir bütünlük arz ettiği, her iki şirketin grup şirketler olduğu,
dolayısıyla aralarında organik bağ bulunduğunun kabulü ile müflis ...'nin de davacı alacağından sorumlu olduğu sonucuna ulaşılmalıdır. Müflis .... 'nin 27/12/2016 tarihli sıra cetvelinde davacının alacağının kabul edildiği anlaşılmakla 63.708,62 TL işçilik alacağının Antalya 9. İcra Müdürlüğü'nün ... İflas sayılı dosyası sıra cetveline 495. sırasında kayıtlı alacak ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, Antalya 10. İflas Müdürlüğü'nün ...
İflas sayılı dosyasındaki sıra cetveline kayıt ve kabulüne, ayrıca eldeki davanın niteliği gereği maktu harç ve maktu vekalet ücreti taktir edilmiştir." gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının 63.708,62 TL işçilik alacağının Antalya 9. İcra Müdürlüğü'nün .... İflas sayılı dosyası sıra cetveline 495. sırasında kayıtlı alacak ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, Antalya 10. İflas Müdürlüğü'nün ... İflas sayılı dosyasındaki sıra cetveline kayıt ve kabulüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davalı müflis şirket iflas idare memurluğu vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı müflis şirket iflas idare memurluğu vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafça ... . ile ilgili evraklar kapsamında başvuru dilekçesi ile alacak talebinde bulunulduğunu, davacı tarafın bu alacak talebinin müflis şirket ile ilgili olmamasından dolayı reddedildiğini, davacı tarafça başvuru dilekçesinde de müflis şirket aleyhine herhangi bir icra takibinden bahsedilmediğini ve anılan belgelerin de müflis şirket ile ilgili bulunmadığını, alacak talebinin reddedildiğini, alacağın reddi kararı üzerine davacı tarafça açılan işbu davada mahkemece bilirkişi incelemesi yapılmadan karar verilmesinin usule aykırı olduğunu,
davacıya ait maaş hesabının yattığı banka hesaplarının, SGK kayıtlarının da celp edilmeksizin ve bunlara göre bilirkişi incelemesi yapılmaksızın karar verilmesinden dolayı eksik incelemeyle verilen kararın kaldırılması gerektiğini, müflis şirket ile davacı tarafın asıl alacaklısı olduğu ... .'nin ayrı ayrı tüzel kişilikler olduğunu, ayrı ayrı adreslerinin mevcut olduğunu, birbirinden bağımsız şirket olduğunu, davacı tarafın .... .'de çalıştığını, bu çalışmasından dolayı ödenmeyen ücret vs. hak edişleri ile ilgili olarak da ... . ile protokol imzaladığını, bu durum çevresinde, davacı tarafın,
davalı müflis şirketten alacaklı olduğuna ilişkin belge ibraz edilmeksizin karar verilmesinin usul ve mevzuatlara aykırı olduğunu, 6183 sayılı Amme Alacakları Hakkındaki Kanun ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu çevresinde, tüzel kişilerin borçlarından dolayı şirket ortaklıklarını, sorumluluklarını düzenleyen maddeler bulunduğunu, diğer mevzuatlarda, şirket ortaklarının sorumluluğunu doğurucu hükümler bulunmadığını, bu yönüyle organik bağ ve bağlantı yönünde yasal dayanağı açıklatılmaksızın ve bu yöndeki itirazları değerlendirilmeden karar verilmesinin usul ve mevzuatlara aykırı olduğunu beyan ederek,
ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava İİK'nın 235. maddesi uyarınca açılmış, alacak kaydı başvurusunun reddine yönelik sıra cetveline itiraz davasıdır.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İİK'nın 235. maddesinde dava açma süresine ilişkin olarak yapılan düzenlemede; sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223. maddenin üçüncü fıkrası hükmünün saklı olduğu belirtilmiştir. 223. madde de ise;"...İflas masasına alacaklı olarak müracaat eden alacaklılar, tebligata elverişli adres göstermek ve Adalet Bakanlığı'nca çıkarılacak tarifede gösterilecek yazı ve tebliğ masrafları için avans vermek suretiyle iflas idaresince alınacak kararların kendilerine tebliğini isteyebilirler. Bu muameleyi yaptırmış alacaklılar hakkında iflas idare memurunun kararlarına karşı kanun yolları kendilerine tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar." düzenlemesi mevcuttur.
Yukarıda yer alan düzenlemelere göre, somut olay incelendiğinde, davacının iflas masasına başvurusu sırasında tebliğ masrafları için avans vermiş olması halinde, dava açma süresi, sıra cetvelinin kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren başlayacaktır. Dava dosyasında, iflas idaresinin müzekkere cevabına göre, davacı alacaklının tebliğ için masraf yatırdığı anlaşılmaktadır. Ancak aynı yazı cevabında, davacı alacaklıya alacak kayıt başvurusunun reddine ilişkin verilen kararın tebliğ edilip edilmediğiyle ilgili bir bilgi bulunmamaktadır. Davanın süresinde açılması kamu düzeniyle ilgili olup, mahkemenin bu hususu araştırması gerekirken eksik inceleme sonucu esasa girerek karar vermesi isabetsiz olmuştur.
Davalı iflas idare vekilinin, müflis .... şirketi ile davacı tarafın asıl alacaklısı olduğu ... .'nin ayrı ayrı tüzel kişilikler olduğu yönündeki istinaf sebebinin incelenmesinde;
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında borçlu ve müflis şirket ile ilgili iflas erteleme istemli açılan davada her iki şirketin vekili dava dilekçesinde şirketlerin farklı tüzel kişiliklere sahip olmalarına rağmen aralarında sıkı bir organik bağın mevcut bulunduğunu, şirketlerin faaliyetlerinin ekonomik ve ticari anlamda bir bütünlük arz ettiğini, iki şirketin aynı zamanda borçlanmalarda da birbirlerinin müteselsil kefili olduklarını, ,... 'nin, ... 'nin %99,9 oranında hissedarı olduğunu beyan ettikleri anlaşılmıştır.
Tüzel kişiliğin, sözleşmeden ya da kanundan doğan her türlü yüküm ve borçlardan ve kaynağı ne olursa olsun sorumluluklardan kurtulmak için bir araç olarak kullanılmasını engellemek amacıyla, Anglo-Sakson ve Kara Avrupası hukuk sistemlerinde “perdeyi kaldırma teorisi” olarak anılan hukuk ilkesi geliştirilmiş bulunmaktadır.
Bu teori ile, tüzel kişiliklerin ayrılığı ilkesinin kötüye kullanıldığı durumlarda, tüzel kişilik dikkate alınmamakta, yani yokmuş gibi hareket edilmekte ve ayrı tüzel kişilik savunmasından yararlanmak isteyenlere izin verilmemektedir.
Teoriye bu ismin verilmesinin sebebi, hukuki sorumluluktan kaçınmak amacıyla farklı tüzel kişilik savunması yapan kişilerin “tüzel kişilik” perdesi arkasına saklanmaya çalışmaları; teorinin müdahalesi ile tüzel kişiliğin yok sayılmasıyla veya bu perdenin aralanması suretiyle perdenin arkasındaki gerçek yükümlünün borçtan sorumlu tutulabilmesidir.
Perdeyi kaldırma teorisi vasıtasıyla, tüzel kişinin borçlarının, üyelerine izafesi mümkün olduğu gibi üyelerin borçlarından dolayı, tüzel kişinin sorumlu tutulması da olanak dahilindedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 15/10/2014 tarih ve 2014/7271 Esas, 2014/15583 Karar.)
Davacının işçilik alacaklarının masaya kaydı için başvurduğu müflis .,.. .'nin 11/03/2011 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısı sonucunda kısmi bölünme ile tekstil alanında faaliyette bulunmak üzere ... .'nin kurulduğu, şirketin Antalya Ticaret Sicili'ne 20/04/2011 tarihinde ... sicil numarası ile kaydedilerek faaliyetine başladığı, ... 'nin, ... 'nin %99,9 oranında hissedarı olduğu, şirketlerin farklı tüzel kişiliklere sahip olmalarına rağmen aralarında sıkı bir organik bağın mevcut olduğu,
şirketlerin faaliyetlerin ekonomik ve ticari anlamda bir bütünlük arz ettiği, bu iki şirketin aynı zamanda borçlanmalarda da birbirlerinin müteselsil kefili oldukları, şirketler arasındaki organik bağın iflas ertelemesi davasında bizzat şirket vekillerince de ileri sürüldüğü, her iki şirketin grup şirketler olduğu ve aralarında organik bağ bulunduğunun kabulü ve müflis ... 'nin de davacı alacağından sorumlu olduğu sonucuna ulaşılmalıdır.
Bu nedenle davalı iflas idare vekilinin bu yöne ilişen istinaf sebebi yerinde bulunmamıştır.
Mahkemece, herhangi bir rapor alınmaksızın davacının masaya başvurusunda ve dava dilekçesinde belirttiği 63.708,62 TL işçilik alacağının dava dışı müflis ... .'nin iflasının yürütüldüğü Antalya 9. İcra Müdürlüğü'nün ... İflas sayılı dosyasındaki sıra cetveline 495. sırada kayıtlı olduğu gerekçesiyle bu alacak ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla aynı tutarın davalı ... A.Ş.'nin iflasının yürütüldüğü Antalya 10. İflas Müdürlüğü'nün .,.. İflas sayılı dosyasındaki sıra cetveline kayıt ve kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce yapılan incelemede, müflis ... .'nin iflasının yürütüldüğü Antalya 9. İcra Müdürlüğü'nün ... İflas sayılı dosyasındaki sıra cetvelinde, davacının kabul edilen işçilik alacağı tutarı 43.852,97 TL olup, mahkemenin miktar konusunda kararını dayandırdığı bu tespitin hatalı olduğu görülmüştür.
Davacı taraf, işbu dosyaya esas olarak masaya yaptığı başvuruda 43.852,97 TL asıl alacak ile 19.855,65 TL işlemiş faiz olmak üzere 63.708,62 TL tutar üzerinden başvurusunun kabul edilmesini istemiş, dava dilekçesinde de aynı tutarı dava konusu yapmıştır.
Davacının işçilik alacağıyla ilgili dayandığı 06/12/2013 tarihli işçilik alacaklarının tasfiyesine ilişkin protokolde, ayrı ayrı miktar belirtilmeksizin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret alacağı, fazla çalışma, yıllık izin ve bayram tatili alacakları karşılığında toplam 43.852,97 TL bedelde tarafların mutabık kaldıkları görülmüş, dolayısıyla talep edilen asıl alacak miktarının farklı işçilik alacaklarına ilişkin oldukları anlaşılmıştır.
Bu halde davacının işçilik alacaklarının ve her bir işçilik alacağı türü açısından uygulanması gereken faiz oranına göre iflas tarihi itibariyle hesaplanacak olan işlemiş faiz tutarının belirlenmesi için konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekir.
Açıklanan hususlardan hareketle mahkemece yapılacak iş, sıra cetvelinin davacıya tebliğ edilip edilmediği ve buna göre davanın süresinde açılıp açılmadığının tespit edilmesi, dava süresinde ise yukarıda yazılı şekilde işçilik alacaklarında uzman bilirkişiden rapor alınmasıdır. Bu hususlar gözetilmeksizin eksik incelemeye dayalı verilen hükmün kaldırılması gerekmiş, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu kabul edilmiştir. Sonuç olarak, davalı müflis şirket iflas idare memurluğu vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/991, K. 2024/238, 4 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama