KÜNYE
T.C. Bursa Bam 7. Hukuk Dairesi T.C. Bursa Davacı/karşı Davalı .
- Mercii
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/1483
- Karar No
- 2023/1929
- Karar tarihi
- 21 Aralık 2023
- Dosya no
- .
- Karar no
- .
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas no
- .
- Karar no
- ..
- Karar tarihi
- 22/01/2021
- İstinaf başvuru tarihi
- 03/05/2021
Karar Metni
1.597 kelime·8 dk okuma·4 bölüm
.
DAVANIN KONUSU
İtirazın İptali
B.A.M. KARAR TARİHİ : 21/12/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 26/12/2023
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince asıl davanın kabulüne karşı davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davalı/karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı/karşı davalı vekili dava dilekçesinde, davalı/karşı davacı iş sahibi ile şifahi sözleşme uyarınca teslim edilen ürünlerin çinko kaplama işini yaparak davalı/karşı davacıya teslim ettiğini, malları teslim almasına rağmen bakiye borcu ödemediğini, tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız itiraz ettiğini belirterek Bursa 1. İcra Müdürlüğü’nün...... esas sayılı dosyasında itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı/karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde, davacı/karşı davalının kendisine gönderilen ürünlere teknik şartname uyarınca kaplama işi yaptığını, hatalı kaplama işleri nedeniyle müşteri kaybına kadar ..... grubu dahil üç şirketin tedarikçisi olduğunu, teknik şartnamelerin bu firmalardan gönderildiğini, davacı/karşı davalı kaplama işini yapıp parçaları teslim ettiğinde test sonucunun alınmamış olduğunu, bu nedenle gizli ayıpların anlaşılamadığını, uzun bir süre sonra ortaya çıktığını, ayıplı üretim nedeniyle önemli ölçüde zarar gördüğünü, müşterilerinden şikayet aldığını,
birkaç kez Silver Kimyaya gönderilerek düzeltilmiş ise de, Çin’e gönderilen ürünlerin geri dönüşü maliyetli olduğundan oradan kaplamaların düzeltildiğini, ek maliyet ödendiğini, bu nedenle gönderilen 17.728,32.-TL’lik kalite kazası nedeniyle iade faturasının davacı/karşı davalı tarafından iade edildiğini, arabuluculuğa başvurulduğunu, bu fatura bedelinin ve kaybedilen müşteriler nedeniyle şimdilik 157.271,68.-TL’lik ciro ve kar kaybının tahsiline karar verilmesini, asıl davanın reddini talep etmiştir.
Davacı/karşı davalı vekili karşı davaya cevap dilekçesinde, davacı/karşı davalının soğuk çekme demirden imal ettiği farklı çaplardaki altıgen somunların davalı/karşı davacı tarafından e-mail ile bildirilen teknik şartlara uygun olarak çinko kaplama işini yaptığını, 14/01/2019 tarihinde gönderdiği BS/Cari hesap mutabakat formu ile 17.718,32.-TL’lik iade faturasını, davaya konu alacak rakamı olan 23.438,72.-TL’den mahsup ederek 5.710,00.-TL borcu olduğunu belirtmiş ise de, mutabık olunmadığının davalı/karşı davacıya bildirildiğini, iade faturası hariç defter kayıtlarının uyumlu olduğunu,
iade edilen ürün bulunmadığından bahsi geçen faturanın iade faturası olmadığını, takibe konu faturaların 2018 yılı 8,9,10,11 ve 12.aylarına ilişkin bulunduğunu, davalı/karşı davacı ticari defterlerine kaydettiği faturalar nedeniyle itirazda bulunmadığını, ayıp ihbarı yapılmadığını, çinko kaplaması konusunda çalıştığı tek firmanın davacı/karşı davalı firma olmadığını, teslim edilen malların ayıplı olduğunun ispatı gerektiğini, tüm yüzeyler taşlama –zımparalama yapılmadığından işlenmeyen yüzeylerden kaynaklı sıkıntılar oluşabildiğini, bu hususta ikaz edilmesine rağmen tüm yüzeyleri işlemekten kaçındığını,
kalite hataları varsa da malzemeden kaynaklandığını, tekrar ücret alınarak kaplama yapıldığını, kaplama işlemlerinin tuz testleri yapılmış, final kontrol raporları alınmış ve davalı/karşı davacının kontrolünden geçerek teslim alındığını, teslim alındıktan sonra ürünlerin doğru ortamda saklanmaması, iyi muhafaza edilmemesi, deniz aşırı ülkelere gönderilirken ürünü nemden ve dış etkilerden koruyacak gerekli ambalajlamanın yapılmaması nedeniyle oluşan tüm sonuçtan davalı/karşı davacının sorumlu olduğunu, iddiaların soyut olduğunu karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporundaki tespitlerin hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, %20 icra inkar tazminatının tahsiline, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı/karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde, tanıkların dinlenmediğini, karşılaştırılmaları için sunulan ayıplı ve ayıpsız materyallerin incelenmediğini, dosyaya sunulan yazışmaların incelenmeyip değerlendirilmediğini, tahkikatın eksik bırakıldığını, gerekçede ne tanıklardan ne de numunelerden ne de mali müşavir bilirkişi raporundan bahsedildiğini, gerekçeli kararın aylarca yazılmadığını, buna rağmen yazılan kararın özensiz olduğunu, davayı aydınlatamadığını, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, en az bir endüstri mühendisi, kimya mühendisi ve mali müşavir bulunan heyetten rapor alınması gerektiğini,
karşı davadaki taleplerin değerlendirilmediğini, müşteri kaybı nedeniyle zararın tespit edilmediğini, kararın kaldırılarak ilk derece mahkemesine gönderilmesine, aksi halde asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı/karşı davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, fatura bedellerinin ödenmediğini, delillerin toplandığını, faturaların ticari defterlere kayıt edildiğini, ayıp iddiasının ispatlanamadığını, davalı/karşı davacının başka kaplamacılarla çalıştığını, numunelerin kimin tarafından yapıldığının belli olmadığını, ürünlerin sevki esnasında görülebilecek sonuçlardan davalı/karşı davacının sorumlu olduğunu, yasal süre içinde itiraz, ihbar ya da ihtarda bulunmayan davalı/karşı davacının savunmalarının soyut olduğunu, istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili, karşı dava, ayıp ve zararın tespiti ile tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda, taraflar arasında şifahi sözleşme uyarınca davalı/ karşı davacının teslim ettiği ürünlerin, davalı/davacının talimatlarına göre davacı/karşı davalı tarafından çinko kaplama işinin yapılarak davalı/ karşı davacıya teslim edildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı/ karşı davalı 23.438,72.-TL fatura alacağı bulunduğunu, takibe konulduğunu, itiraz edildiğini iddia etmiş, davalı/ karşı davacı ise, kaplamaların hatalı yapıldığını, yeniden yaptırmak zorunda kaldığını, ayrıca müşteri kaybına uğradığını zararın tespiti ile tahsilini talep etmiştir.
T.C. Anayasası'nın 138 ve 141/3 maddeleri gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/1-c. maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır.
Mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin açıklanması, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür.
Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebepleri) kendiliğinden (re’sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.
Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472). Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
Yasa'nın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve üst yargı mercilerinin de gerekli denetimi yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunlu olup bu hususlar HGK'nun 19.06.1991 gün ve 1991/323-391.
19.04.2006 gün ve 2006/4-142-2006/229. 05.12.2007 gün ve 2007/3-981-2007/936. 23.01.2008 gün ve 2008/14-29, -2008/4. 21.10.2009 gün ve 2009/9-397-2009/453. 24.02.2010 gün ve E:2010/1-8-2010/108. 28.04.2010 gün ve 2010/11-195-2010/238. 22.06.2011 gün ve 2011/11-344- 2011/436 sayılı kararlarında da, benimsenmiştir. Nitekim, 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda “...
Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır denilmiştir. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye vurgu yapılmıştır.
Adil yargılanma hakkı Anayasa'nın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir.
Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa'nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK.nin 297. (Mülga HUMK'nin 388.) maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
Yine HMK.nin 27. maddesinin (HUMK'nin 73.m) 2. bendi “c” bölümünde de hukuki dinlenilme hakkının “Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini” de içerdiği açıklanarak bu husus vurgulanmıştır.
Öte yandan, mahkeme kararlarının tarafların, başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.
Somut uyuşmazlığa gelindiğinde, mahkemece taraf defterleri üzerinde yapılan incelemeye göre karar verilmiş olup, tarafların iddia ve savunmalarını karşılar nitelikte bir inceleme yapılmadığı, taraflarca ibraz edilen veya dayanılan delillerin hangisin hangi delile karşı üstün görüldüğü veya tarafları hangi iddia ve savunmalarının hangi delillere göre kabul edildiği, edilmeyenlerin hangi nedenle reddedildiği, sözleşmenin niteliği ve sözleşmenin imal aşaması ile ilgili itirazların değerlendirilmesi ile ilgili herhangi bir gerekçe belirtilmeden HMK 297 maddesine aykırı şekilde hükümde yeterli gerekçe bulunmadığından denetlenmesininde mümkün olmadığı gözetildiğinden davalı/karşı davacının istinaf nedenleri kamu düzeni açısından yerindedir.
HMK nun 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, kamu düzenine ve istinaf konusu yapılan nedenlerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, mahkemece verilen karar gerekçenin bulunmaması nedeniyle usul ve yasaya aykırı olduğundan esasa ilişkin bir inceleme yapılmaksızın davalı/karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK nun 353/1.a.6 hükmü uyarınca kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
... · Başkan · ... · E-İmzalıdır. · ... · Üye · ... · E-İmzalıdır. · ... · Üye · ... · E-İmzalıdır. · ... · Katip · ... · E-İmzalıdır.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/1483, K. 2023/1929, 21 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama