İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi E.2025/1078 K.2025/1412

İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

Esas2025/1078Karar2025/1412Tarih18 Eylül 2025Okuma18 dk · 3.686 kelime

KÜNYE

T.C. Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

Esas No
2025/1078
Karar No
2025/1412
Karar tarihi
18 Eylül 2025
Dosya no
....
Karar no
...
Başkan
... (...
Üye
... (...
Üye
... (...
Katip
... (...
İncelenen kararın mahkemesi
....
Tarihi
18/03/2025
Numarası
...
Davacı
... -...- ...
Vekili
Av. ...-
Davalılar
1-... - ...-
Vekili
Av. ...-
Davanın konusu
Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
G.karar yazım tarihi
18/09/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.686 kelime·18 dk okuma·4 bölüm

İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde. HMK'nun 110. maddesine istinaden açılan 306.072,39-TL miktarlı sahteciliğe dayalı menfi tespit, borçtan kurtulma, alacak, istirdat ve takibin iptalini talep ettiğini, ...

İcra esas sayılı dosyada takibe konu bonoda bulunan imzanın borçlu keşideci murise ait olmadığına, bu sebeple davacının takipteki 195.714,04-TL miktarlı borçtan, işlemiş ve işeyecek faizden şahsen ve mirasçı sıfatıyla borçlu olunmadığına, takibin iptaline, davacının uğradığı zararın takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla davalıdan tahsiline, sahtecilikle ilgili talepleri kabul edilmeyecek ise murisin borcu ve borçlu olmadığından,

davacının da mirasçı sıfatıyla borçlu olunmadığının tespitine, Murisin borcu ve borçlu olmayacağı şeklindeki talep de kabul edilmeyecek ise muristen davacıya intikal edecek her hangi bir miras malı bulunmadığından, mirasın hükmen reddedilmiş sayıldığından, murisin borcu sebebiyle davacının borçlu sayılmadığının tespitine; davanın açılmasına haksız ve kötü niyetle sebebiyet veren davalıdan, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla uğranılan zararın tahsiline, ...

İcra .... esas sayılı dosyada takibe konu bonoda bulunan imzanın borçlu keşideci murise ait olmadığına, bu sebeple 10.03.2017 Tarih itibariyle hesaplanan 58.772,35TL miktarlı borçtan, işlemiş ve işeyecek faizden şahsen ve mirasçı sıfatıyla borçlu olunmadığına, takibin iptaline, davacının uğradığı zararın hesaplanan bakiye alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla davalıdan tahsiline, sahtecilikle ilgili talep kabul edilmeyecek ise murisin borcu ve borçlu olmadığından,

davacınında şahsen ve mirasçı sıfatıyla borçlu olunmadığının tespitine, murisin borcu ve borçlu olmayacağı şeklindeki talep de kabul edilmeyecek ise muristen davacıya intikal edecek her hangi bir miras malı bulunmadığından, mirasın hükmen reddedilmiş sayıldığından, murisin borcu sebebiyle, davacının da borçlu sayılmadığının tespitine; davanın açılmasına haksız ve kötü niyetle sebebiyet veren davalıdan, uğranılan zararın bakiye 58.772,35TL'sinin %20'sinden az olmamak kaydıyla tahsiline, .....

İcra 2014/14 esas sayılı dosyada ihalesi yapılan taşınmazların dava tarihi itibariyle sürüm değerlerinin ve bu değerlerden miras payına düşecek miktarın tespitine, fazlaya ait hakların saklı tutulması ile şimdilik (275.128,46x6:32=) 51.586TL'sinin ihale tarihinden (20.12.2016) itibaren işleyecek yasal faizle birlikte davalıdan tahsiline, masraf ve avukatlık ücretinin davalıdan alınmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

Davalılar vekili, cevap dilekçesinde özetle; davacının günümüz şartlarında bir çok insana göre standartların üzerinde yaşam koşullarına sahip biri olduğunu, daha evvel müvekkilleri aleyhine başlattığı başka dava dosyalarında adli yardım talebinde bulunduğunu, mahkemece reddedildiğini, davacının iş bu talebinin reddi gerektiğini, müvekkili ... tarafından 2 adet bonodan kaynaklı olarak vefat eden ... ve ... aleyhine ayrı ayrı.....İcra Müdürlüğü ... Esas ve ...

Esas sayılı iki adet icra takibi başlatıldığını, borçlu ... vefat ettiğinden mirasçılarını gösterir mirasçılık belgesi... Hukuk Mahkemesi .... E-...

K dosyasından temin edilerek icra dosyalarına sunulduğunu, İcra Müdürlüğü eliyle mirasçılar ..., 'e ödeme emri gönderildiğini, usulüne uygun tebliğlere rağmen mirasın reddi kararı sunulmadığını, itiraz edilmediğini, icra takiplerinin kesinleştiğini, davanın ... yönünden husumet yokluğundan, bu talepleri kabul görmez ise zamanaşımı ve hak düşürücü süre, mecburi dava arkadaşlığına rağmen mirasçılardan sadece davacı tarafından ikame edildiğinden, davacının takibin iptali talebinin HMK 110 md kapsamında olmadığından reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; " A- .. İcra ... esas sayılı dosyada takibe konu edilen bonoda bulunan imzanın borçlu keşideci murise ait olduğu anlaşıldığından;

1-Senedin sahte olduğu iddiası ile; Davacının takipteki 195.714,04TL miktarlı takip borcundan, işlemiş ve işeyecek faizden şahsen ve mirasçı sıfatıyla borçlu olunmadığına ilişkin Menfi Tespit Talebinin ve Takibin iptaline ilişkin talebinin ayrı ayrı Reddine;

2-Terditli olarak talep edilen, murisin borcu ve borçlu olmadığından, mirasçı sıfatıyla borçlu olunmadığına ilişkin Menfi Tespit Talebinin Reddine;

3-Terditli olarak talep edilen, mirasın hükmen reddedilmiş sayıldığı iddiası ile, davacının borçlu olunmadığına ilişkin Menfi Tespit Talebinin Reddine;

B-... İcra .... esas sayılı dosyada takibe konu edilen bonoda bulunan imzanın borçlu keşideci murise ait olduğu anlaşıldığından;

1-Senedin sahte olduğu iddiası ile; Davacının takipteki 58.772,35TL miktarlı takip borcundan, işlemiş ve işeyecek faizden şahsen ve mirasçı sıfatıyla borçlu olunmadığına ilişkin Menfi Tespit Talebinin ve Takibin iptaline ilişkin talebinin ayrı ayrı Reddine;

2-Terditli olarak talep edilen, murisin borcu ve borçlu olmadığından, mirasçı sıfatıyla borçlu olunmadığına ilişkin Menfi Tespit Talebinin Reddine;

3-Terditli olarak talep edilen, mirasın hükmen reddedilmiş sayıldığı iddiası ile, davacının borçlu olunmadığına ilişkin Menfi Tespit Talebinin Reddine;

C- Davacının "muris ...'a ait" ....İcra .... esas sayılı dosyasında ihalesi yapılan taşınmazlardaki davacıya ait miras hissenin tespiti ve payına düşen bedeli talebi" yönünden açtığı davanın dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE,

D- Davacı ile davalı ... arasında 04/06/2015 tarihinde yapılan protokol gereğince, davacının ... İcra ... takip sayılı dosyasında kalan bakiye borçtan borçlu olmadığının TESPİTİNE ," karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde. Yerel mahkemece 25.02.2025 Tarihli ıslah talepleri ilgili olarak hiçbir inceleme yapılmadığını, ıslah talepleri hakkında hiç bir karar verilmediğini, ıslah dilekçesinde ; davalı hamil ..., lehtar ... ile anlaşıp, kendisinini hamil, ...'ı lehtar, ...'nı da keşideci göstermek suretiyle ....Tanzim tarihli.... Vade tarihli 185.000TL meblağlı ve yine aynı tanzim tarihli ...

Vade tarihli 150.000TL meblağlı senetleri alıp, birini ....İcra ...

Esas sayılı dosyasından diğerini de .... esas sayılı dosyasından takibe koyup, keşideci ...'ın yasal mirasçılarına ödeme emri tebliğ ettirdiğini, davalı hamil ile keşidecinin mirasçısı davacı müvekkili ve keşidecinin diğer mirasçıları arasında anlaşmalar yapıldığını, davalı hamil takibe konu alacaklarını, öncelikle senet lehtarı borçlu ...'ın mal varlığını paraya çevirmek suretiyle tahsil edeceğini, bundan sonrada bakiye bir alacağı kalırsa bunu da keşideci ...'ın mal varlığından tahsil edeceğini kabul ettiğini, bu durumun, gerek taraflarından, gerekse davalılar vekili tarafından dosyaya sunulan sözleşmelerle de sabit olduğunu,

davalılar bu sözleşmelere aykırı olacak şekilde davacı müvekkili hakkında icra takibine devam ettiğini, davalı hamil ... yaptığı sözleşmeye uymadığını, lehtar ...'ın mal varlığını sattırmadan önce keşidecinin taşınmazlarını sattırdığını, şimdi de davacı müvekkilinin taşınmazlarını sattırmak için davacı müvekkilin taşınmazının kıymet taktirini yaptırdığını, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, ... ve ...Sayılı takip dosyalarında bulunan bonodan dolayı keşideci ...'nın, lehtara, hamile borcunun olmadığını, keşidecinin 90 Yaşında olduğunu, oğlu olan lehtar ...'ın bakım ve gözetimi altında olduğunu,

böyle bir kimsenin kendini bakan gözeten oğlundan bu kadar yüklü miktarda nakit borç almış olmasının düşünülemeyeceğini, davalının lehtarın babası keşideciye borç para vermediğini, keşidecinin lehtara borçlu ve borcu olmadığını bilmesine ve bilebilecek durumda olmasına rağmen, haksız ve kötü niyetle, takibe koyduğunu, sonrada alacağını göstermelik olarak boşandığı eşi diğer davalıya temlik etmiş gibi gösterip, keşidecinin taşınmazlarını sattırdığını, icra takibine konu bono miktarları (185.000,00TL ve 150.000,00TL) bu paralar ne keşidecinin ne lehtarın ne de temlik alacaklısının banka hesaplarında hiç bir zaman olmadığını,

böyle bir para ne keşideciye ne de lehtara verildiğini, ancak verilmiş gibi senetlere yazıldığını, 90 Yaşındaki keşidecinin kendisini baktığı ve tüm ihtiyaçlarını giderdiği oğlu lehtardan bu kadar yüksek miktarda borç para almış olmasının iddiasının gerçek olamayacağını, keşideci takibe konulan bonolardan dolayı lehtara borçlu olmadığını, borcu ve borçlanma ehliyetinin olmadığını, bunu lehtarın, temlik alıcısı ve hamilinde bildiğini, keşidecinin oğlu olan bono lehtarı, bono hamil ile birlikte hareket ederek,

takip konusu senetlerde kendisini alacaklı babası ...'ı keşideci borçlu göstermek suretiyle düzenlediği veya düzenlettiği bonoları ciro ederek hamile verdiği, hamilde lehtarın keşideciye borç para vermediğini, keşidecinin lehtara borçlu ve borcu da olmadığını bilmesine rağmen, keşidecinin mirasçıları aleyhine takibe koyduğunu, keşidecinin üç taşınmazının haksız olarak çok cüzi bedelle sattırdığını, davacı müvekkilinin, takip konusu senetlerde taraf olmadığını, takip konusu senetlerin tarafı olan senet keşidecisinin oğlu olduğunu, keşidecinin yasal mirasçısı olduğunu, murisin borcundan dolayı mirasçı davacının sorumluluğu,

muristen mirasçılara intikal edecek her hangi bir malın bulunması halinde vardır, aksi halde, miras, yasal olarak hükmen reddedilmiş sayılır ve böyle bir durumda mirasçılar ve davacı borçtan sorumlu olamayacağını, davalı temlik alacaklısı, diğer davalının boşanmış olduğu eşi olup, aynı evde de birlikte kaldığını, hamilin ceza mahkemesinde bildirmiş olduğu adres ile boşandığı eşinin temlik namede yazılı adresin aynı adres olduğunu, bu durumun bile alacağı temlik edenle alacağı temlik alanın her birinin yapılan tüm işlemlerden bilgi sahibi olduğunu gösterdiğini,

ıslah dilekçesinin istem sonuç bölümünde yukarıda açıkladığı sebeplerle aşağıdaki şekilde karar verilmesini talep ettiklerini, muris keşideci ...'ın ve dolayısıyla mirasçısı olan oğlu davacının, ....İcra .... ve ..E. sayılı dosyalara esas alınan senetlerde yazılı borç miktarlarından dolayı borçlu sayılmayacağından, her iki takibin iptalini;

masraf ve avukatlık ücretinin ve davacının uğradığı zararın takip konusu alacakların %20'sinden az olmamak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, keşideci murisin borcu ve borçlu olmayacağı şeklindeki talepleri kabul edilmemesi halinde ise keşideci muristen mirasçı davacıya intikal edecek her hangi bir miras malı bulunmadığından,

yasal olarak mirasın hükmen reddedilmiş sayılacağından, keşideci murisin borcu sebebiyle oğlu mirasçı davacının borçlu sayılmayacağından davacı hakkında açılan takiplerin iptalini, davanın açılmasına haksız ve kötü niyetle sebebiyet veren davalılardan, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla uğranılan zararın ve mahkeme masraf ve avukatlık ücretinin müştereken ve müteselsilen tahsilini,

...İcra .... esas sayılı dosyada ihalesi yapılan taşınmazların dava tarihi itibariyle sürüm değerlerini dava etme hakkının saklı tutulmasını,......... şimdilik(275.128,46x6:32=) 51.586TL'sinin ihale tarihinden (20.12.2016) itibaren işleyecek yasal faizle birlikte davalılardan müteselsilen tahsil talep edildiğini, yerel mahkemece yukarıda yazılı ıslah dilekçesindeki beyanları incelenmeden, davalının cevabına verdikleri 15.03.2025 Tarihli ve 16.03.2025 Tarihli dilekçenin 2.bendindeki beyanları hiç dikkate alınmadan davanın reddine karar verildiğini, yerel Mahkemece verilen bu kararın,

babasından hiç miras malı kalmayan davacının ekonomik bakımından yok olması sonucunu doğuracağını, davalının müteselsil borçlulardan sadece müvekkilini takip etmesi, esas itibariyle TBK.nun 168/2, 164, 166/2 Maddelerine de aykırı olduğunu, akdi hükümler gereğince davalı hamilin takibini davacı müvekkiline karşı devam ettirmesinin de hukuken mümkün olmadığını, zira;

keşidecinin mirasçı oğlu müvekkili davacı ile takip konusu senetlerin hamili olan alacaklı davalı arasında, takiplerdeki alacağın, borcun senet lehtarı ...'dan tahsil edilmesi konusunda anlaşma yapıldığını, bu anlaşmalara davalı alacaklınında uyma zorunluluğunun olduğunu,davacı müvekkilinin bu anlaşmalar sebebiyle davalıya karşı açtığı davaları takip etmediğini, davalı hamilin, bu anlaşmalara aykırı olacak şekilde davacı hakkında takibine devam edemeyeceğini, davacıyı takip edebilmesi,

lehtardan (....) alacağını tamamen tahsil edememesi halinde ancak gündeme gelebildiğini, davalının alacağını tahsil edememesi gibi bir durumda söz konusu olmadığını, zira; bilirkişi, lehtar ...'ın taşınmazına 9.500,000,00TL değer biçtiğini, lehtarın mal varlığının bilirkişinin biçtiği bu değer üzerinden davalının alacağının tahsilini mümkün kıldığını, alacağın davacıdan tahsil edilmesi konusunda lehtarla aralarına gizli anlaşma olduğunu, bu sebeple, muristen olan alacağını, ısrarla, davacı müvekkilinden tahsil etmek istediğini, davalı hamilin "davacıya, açtığın davaları takip etme; bende takibimi sana karşı devam ettirmeyeceğim;

takibe lehtar üzerinden devam ettireceğim demiş", bunu sözleşmeye de bağladığını, davacı müvekkilinde, buna güvenerek davalı aleyhine açmış olduğu imzanın inkarı ve mirasın ret davasını devam ettirmediğini, ancak yerel mahkemece açılan bu davaların takipsiz bırakılma sebebi üzerinde de hiç durulmamış;

icranın durdurulması için ihtiyati tedbir kararı bile verilmemiş, adeta davalıya, davacının taşınmazını sattırması için fırsat, hak ve imkan tanınmış, babasından bir kuruş miras kalmayan davacıya adeta ceza verildiğini, davalı hamil, lehtarla yaptığı gizli anlaşma gereğince lehtar lehine davranıp, kendi aleyhine açılan davaların takipsiz bırakılmasını da fırsata çevirip, imzalamış olduğu sözleşmeleri de hiçe sayarak, alacağını özelikle keşideci murisin mirasçısı olan davacıdan tahsilini istediğini, Davalı hamil ..., keşidecisi ...., lehtarı ... olan ...

Tanzim tarihli, .... vade tarihli 185.000,00TL meblağlı; ve yine ...

Tanzim tarihli .... vade tarihli 150.000,00TL meblağlı senetler için, keşidecinin mirasçıları hakkında icra takibi başlattığını, bundan sonrada her iki takipteki alacağını, boşandığı ve birlikte kaldığı diğer davalıya göstermelik olarak temlik ettiğini, bu temliğin karşılıksız, muvazaalı olup, temlik harcı bile ödenmediğini, Yerel mahkemece takibe konu senetlerdeki imzanın keşideci murise ait olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verildiğini, kararın usul, yasa ve hukuka aykırı olduğunu, zira, gerek ıslahtan önceki dava dilekçesinde gerekse ıslah dilekçesinde keşideci muristen davacı müvekkiline hiç bir miras malı kalmadığından;

miras, yasal olarak hükmen reddedilmiş sayıldığını, bu durumda, davacı mirasçı bakımından, imzanın babası murise ait olup olmasının hiç bir öneminin olmayacağını, davalı hamil takibin lehtar üzerinden yürütüleceği ve takiplerdeki alacağını lehtarın mal varlığının satışından karşılanacağı konusunda davalı hamil ile sözleşme yaptığını, davalı hamilin bu sözleşemeye uyma zorunluğunun olduğunu, bu sözleşmenin aksine keşidecinin mal varlığını satması, akde aykırı sayılır ve satışı yapılan taşınmazların sürüm değeriyle tazmin borcu altına girmiş sayıldığını, davalı vekili, ....İcra ...

Esas sayılı dosya için 10.03.2015 tarihli sözleşme yaptığını, davalı asilin de .... Esas sayılı dosya için 04.06.2015 Tarihli ....

Esas sayılı dosya içinde 04.06.2014 Tarihli sözleşme yaptığını, her üç sözleşmede takiplerin öncelikle lehtar ... üzerinden devam edileceğinin kabul edildiğini, davalı taraf imzaladığı anlaşmalara aykırı olarak davacı için cebri icraya devam edince iş bu davanın açılmasının zorunlu olduğunu, bu sebepler ve gerekçelerle kamu düzeninden olan hususlarda dikkate alınarak yerel mahkeme tarafından davacı aleyhine verilen hükmün kaldırılması suretiyle davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Davalılar vekili istinafa başvuru dilekçesi ile; davacı tarafından müvekkilleri ... ve ... aleyhine, ....İcra Müdürlüğü .... E ve ....İcra Müdürlüğü ...

E sayılı icra takip dosyalarına konu borçtan dolayı terditli olarak menfi tespit ve tazminat davası ikame edildiğini, yargılama aşamasında sunulu savunmaları ve toplanan deliller doğrultusunda da davacının davasının terditli olarak reddine karar verildiğini, bu yönüyle yerel mahkeme kararının yerinde olduğunu, ancak davacının borçlu sıfatı her iki icra dosyası yönünden tespit edilmiş olmasına rağmen, cebri icra yolu ile satış yapılıp kısmi tahsilat sağlanan ...İcra Müdürlüğü ....

E dosyasından kalan bakiye borç yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine hükmedilmesinin hem kanuna hem uygulamaya aykırı olduğunu, gerekçeli kararın özü ile çelişen bu hükmün kabulünün mümkün olmadığını, davaya konu kambiyo senetlerindeki imzaların, davacının murisinin el ürünü olduğu dosyadaki bilirkişi raporu ile ispatlandığını, icra takip dosyalarında davacı yönünden borçlu sıfatının kesinleştiğini, mirasın hükmen reddi taleplerinin kabulünün de mümkün olmadığını, zira davacı hem süresinde mirasın gerçek reddini yapmamış hem de daha sonra açmış olduğu mirasın hükmen reddi davasının reddedildiğini,

derdestlik ve kesin hüküm itirazlarının bulunduğunu, davacı yönünden .....İcra Müdürlüğü ....

E dosyasında kalan bakiye borç yönünden borçlu olmadığının tespitine ilişkin kararın bozularak kaldırılmasını ve davacının bu talebinin de reddine karar verilmesini, buna bağlı olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesi yönündeki hükmün de bozularak kaldırılmasının gerektiğini, davacının davasının tamamının reddine, davalılar vekili olarak davalı ... yönünden ayrı Davalı ... yönünden ayrı ayrı lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, bu nedenlerle istinaf dilekçesinin kabulü ile mahkeme tarafından davalılar aleyhine verilen hükmün.

"D- Davacı ile davalı ... arasında 04/06/2015 tarihinde yapılan protokol gereğince, davacının ...

İcra 2014/14 takip sayılı dosyasında kalan bakiye borçtan borçlu olmadığının TESPİTİNE , Karar Tarihi İtibariyle Yürürlükte Bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, " yönündeki hüküm kısmının istinaf incelemesi neticesinde bozularak kaldırılmasını ve davacının haksız ve mesnetsiz tüm talepleri yönünden davasının reddine karar verilmesini istemiştir.

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesi ile; davalıların istinafa yönelik usul ve yasaya aykırı taleplerinin reddini, yerel mahkeme tarafından davacı aleyhine verilen kararın usul, yasa ve hukuka aykırı olduğundan kaldırılmasını, davalıların giderlere ve cezaya mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE

Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;

Dava; menfi tespit ve muris ...'a ait ....İcra .... esas sayılı dosyasında ihalesi yapılan taşınmazlardaki davacıya ait miras hissenin tespiti ve payına düşen bedelin tahsili talepli davadır.

İlk derece mahkemesince yukarıda belirtilen şekilde verilen karara karşı taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuşlardır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümler poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun koyucu, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (TTK m. 778 ve 818).

Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır.

Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar.

Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 133/2. maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur.

Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez.

Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.

Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir anlatımla borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas def’îni kullanması hâlinde ise, ne temel borç ilişkisine, ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta, borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir.

Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgilerine karşı öne sürülebilen mutlak def’îlere dayanmaktadır.

Örneğin kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur.

Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s. 16).

Başka bir ifadeyle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır.

Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir.

Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.

Eldeki dava, temelde yargılama sırasında alınan raporlarla muris tarafından imzalandığı tespit edilen ... İcra .... esas sayılı dosyada takibe konu edilen bonoda ve ... İcra .... esas sayılı dosyada takibe konu bonoda atılı imzaların keşideci muris ...'a ait olmadığı iddiasına dayalı menfi tespit, bu iddianın kabul görmemesi halinde mirasın hükmen reddedilmiş sayıldığı iddiasına dayalı menfi tespit ve muris ...'a ait ...İcra .... esas sayılı dosyasında ihalesi yapılan taşınmazlardaki davacıya ait miras hissenin tespiti ve payına düşen bedelin tahsili talepli davadır.

Az yukarıda değinildiği üzere yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu ile bonolardaki imzanın murise ait olduğu tespit edilmiş ise de dava dilekçesinde ve yargılama sırasında davacı taraf bonoların tanzim tarihi itibariyle murisin ilerlemiş yaşı nedeniyle borçlanma ehliyeti bulunmadığını ileri sürmüş, bu konuda mahkemece bir araştırma yapılmamıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.

Menfi tespit davası birbiri ile çelişmemek kaydıyla birçok sebebe dayalı olarak açılabilir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 24/04/2014 tarihli, 2013/10420 Esas ve 2014/7895 Karar sayılı emsal ilamı).

Takibe dayanak bonoların tanzim tarihi itibariyle yürürlükte olan 6762 Sayılı TTK'nın, "Borçlanma Ehliyeti" kenar başlığını taşıyan 582. maddesine göre (6102 sayılı TTK'nın 670. maddesi), akit ile borçlanmaya ehil olan kimse, poliçe, çek ve bono ile borçlanmaya da ehildir.

Aynı Kanun'un 1. maddesi gereğince, bu kanunun ayrılmaz bir cüzü olduğu açıklanan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 9. maddesine göre, fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir; aynı Kanun'un 10. maddesine göre, ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır.

13. maddesine göre, yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes, bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir. 14. madde hükmüne göre, ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur.

15. madde hükmüne göre, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz. 16. maddesine göre ise, ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremezler.

11.06.1941 gün ve 1941/4-21 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının sonuç bölümünde; "...Mümeyyiz olmayan bir kimse ile hukuki muamelede bulunan diğer âkidin bunu bilmeyerek hüsnüniyetle hareket etmiş olması, zikri geçen 15. maddenin mutlak ve kat'i sarahati karşısında, öyle bir kimsenin tasarrufu üzerine hukuki hükmün terettüp etmesi için kafi değildir. Kanun o gibi temyiz kudretinden mahrum kimselerin, esasen hüküm ifade etmeyen tasarrufları hususunda, o tasarruftan dolayı hak iddia edenlerin hüsnüniyetlerini himaye etmemektedir ...Medeni Kanunumuzun metin ve ruhundan başka türlü bir netice çıkarılmasına imkan yoktur..." hükmü yer almakta olup, anılan hükümle, ayırt etme gücünden yoksun olan kişilerin tasarruflarının geçersiz olduğu açıkça vurgulanmıştır.

Hukuki işlemlerde tarafların fiil ehliyeti kamu düzenine ilişkin olduğundan, bu hususun mahkemece re'sen dikkate alınması zorunludur.

Bu nedenle mahkemece murisin bonoların tanzim tarihi itibariyle hukuki işlem ehliyeti bulunup bulunmadığının tespiti için öncelikle rapor, tedavi evrakı ve diğer belgeleri sunması davacı mirasçıya süre verilmesi, veya bu belgelerin celbi için gerekli açıklamayı yapmak üzere süre verilmesi, sağlık durumuna ilişkin belgeler temin edildikten sonra ise dosyanın kül halinde tam teşekküllü bir hastaneye veya Adli Tıp Kurumu’na gönderilerek takibe konu bonoların tanzim tarihi itibariyle murisin hukuki işlem ehliyetinin bulunup bulunmadığı yönünde rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olmuştur.

Açıklanan nedenlerle, sair istinaf sebepleri şimdilik incelenmeksizin taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf talebinin KABULÜ İLE;.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas .... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine, 4-Davalılar tarafından yatırılan 615,40 TL ve 2.726,85 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendilerine iadesine,

5-Taraflar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.18/09/2025 ... Başkan ...

... Üye ...

... Üye ...

... Katip ...

Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/1078, K. 2025/1412, 18 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  5. İstinaf Sebepleri
  6. Delillerin Tartışılması Ve Gerekçe
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1078
Karar No
2025/1412
Tarih
18 Eylül 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2025/1078 K.2025/1180
  • Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/1079 K.2025/904
  • Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/1079 K.2025/1109
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2025/1080 K.2025/1232
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2025/1080 K.2025/1221
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi E.2025/1080 K.2025/1058

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.