KÜNYE
T.C. Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1098
- Karar No
- 2025/1413
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2025
- Dosya no
- ...
- Karar no
- ...
- Başkan
- ....
- Üye
- .....
- Üye
- ....
- Katip
- ....
- İncelenen kararın mahkemesi
- .....
- Tarihi
- 19/02/2025
- Numarası
- ...
- Davacı
- ....
- Vekili
- Av. ....
- Davalı
- ....
- Vekili
- Av....
- Davanın konusu
- Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- G.karar yazım tarihi
- 18/09/2025
Karar Metni
2.403 kelime·12 dk okuma·4 bölüm
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde. Davalı alacaklı, müvekkil aleyhine ......İcra Müdürlüğü’ nün .... E. Sayılı dosyası ile Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yoluyla İcra Takibine geçildiğini, takibe konu senedin ....
Tanzim tarihli,..... vade tarihli, 25.000,00.-TL. bedelli olduğunu, müvekkili aleyhine başlatılan işbu icra takip dosyasından takip kesinleştikten sonra haberdar olduğunu, icra takip dosyasında takibin kesinleşmesi ile beraber müvekkili adına kayıtlı tüm taşınmaz ve araçlar kaydına haciz konulduğunu, müvekkili tarafından aşkın haciz nedeniyle icra hukuk Mahkemesine dava açılmış ve aşkın hacizlerin kaldırılması talep edilmişse de mahkemece taşınmaz kaydına konulan hacizlerin kaldırıldığını, bu defa da taşınmazlar kaydına ihtiyati tedbir şerhi konulmasına karar verildiğini,
taşınmazlarla ilgili tapuda işlem yapması gereken müvekkilinin icra dosya borcunu 41.077,30.-TL. olarak ödemek zorunda kaldığını, bu sebeple müvekkili dosya borcunu haciz tehdidi altında ödediğini, davalının müvekkilinden sözde alacağını bu yolla tahsil ettiğini, söz konusu icra dava dosyasının celbini talep ettiğini, davalı, aşağıda izah edileceği üzere aslen hakkı olmadığı bir alacağı, kötü niyetle ve müvekkili zarara uğratmak kastıyla tahsil etmiş bulunduğunu,
davalı alacaklının kötü niyetli olarak başlattığı ve haksız biçimde tahsil ettiği borcun bulunmadığının tespit edilmesi ve devamında tahsil edilen miktarın istirdadı için huzurdaki davayı açmak gerektiğini, müvekkili ... adlı iş yerinin sahibi ve dükkan olarak kullanılmak üzere davacıya ait bir taşınmazı kiraladığını, taraflar arasında 01.07.2018 başlangıç tarihli 5 yıl süreli bir kira kontratı düzenlendiğini, takip konusu 01.07.2018 tanzim tarihli senedin, davalıya kira kontratının imzalandığı gün (01.07.2018 tarihinde) teminat olarak verildiğini,
davalı yasal hakkı olmamasına karşılık kira süresinin bittiği ve kira akdinin yenilenmeyeceğine ilişkin .....
Noterliğinin 21.02.2023 Tarih ve .... yevmiye numarası ile müvekkiline ihtarname gönderildiğini, davalının asıl ve tek niyeti kira bedellerinde meydana gelen fahiş artış nedeniyle müvekkili taşınmazdan haksız yere tahliye etmek ve yüksel bedel ile taşınmazı başkasına kiraya verdiğini, müvekkilinin, 31.05.2023 tarihinde kiralanan taşınmazı boşalttığını, kiraladığı haliyle davalıya teslim etmek üzere taşınmazı hazır ettiğini, davalı taşınmaza gelerek,
iş yerinin(dükkanın) elektrikli kepenginin kumandasını teslim aldığı halde taşınmazda eksiklikler olduğunu iddia ederek anahtar teslim tutanağını imzalamadığını ve müvekkilini de icraya vereceğini söyleyerek tehdit ettiğini, müvekkilinin de bunun üzerine ....
Noterliğinin 02.06.2023 Tarih ev .....yevmiye numara ile taşınmazın kendisine teslim edildiğine ilişkin ihtarname keşide ettiklerini, müvekkilinin 01.06.2023 tarihinde kiralanan taşınmazdaki kendi adına olan elektrik aboneliğini sonlandırdığını, davalı da 02.06.2023 tarihinde kendi adına yeni abonelik başvurusunda bulunduğunu, tüm bu yaşananların ardından davalı 12.06.2023 tarihinde dava konusu icra takibini başlattığını, müvekkili ile davalı arasında adı geçen kira kontratı dışında herhangi bir ticari münasebet mevcut olmadığını, kira sözleşmesinin de sona erdiğini ve taşınmaz müvekkili tarafından boşaltıldığını, müvekkilinin,
kira sözleşmesine ilişkin herhangi bir borcunun da söz konusu olmadığını, bu nedenle takip ve dava konusu senede ilişkin herhangi bir borcu da olmadığını, senedin tanzim tarihi ile kira kontratının imzalandığı tarihin ayı olmasının senedin kira ilişkisine dayalı olarak ve kira sözleşmesinin teminatı olarak verildiğinin kanıtı olduğunu, müvekkili taşınmazı kiraladığı şekliyle eksiksiz olarak davalıya teslim ettiğini ve tüm kira bedellerini de ödediğini, bu itibarla senedin bedelsiz olduğunu,
bir alacak için maddi hukuk hükümlerine göre yani genel Mahkemede dava açıldığında alacaklı alacaklı olduğunu borçlu da borçlu olmadığını kanun cevaz verdiği ölçüde her türlü tür delille ispat edebilir oysa takip hukukunda bir alacağın varlığının tespiti daha şeklidir takip hukuku sürate dayanır bu yönüyle maddi yargılamaya alternatif olduğunu, takip hukukunda alacaklı ve borçlu her türlü delile müracaat edemez bu sebepten icra mahkemesinin verdiği kararlar kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceğini oysa genel Mahkemede görülecek olan davalarda verilen kararlar maddi anlamda kesin teşkil ettiğini,
tüm bunların sonucu olarak İİK hükümlerine göre yapılacak olan yargılama türünde verilecek olan kararın maddi gerçeği yansıtma ihtimalinin zayıf olduğunu, kanun koyucu da takip hukukunun bu şekli özelliğini göz önüne alarak İİK. hükümleri içinde maddi hukuk karakterli davaları düzenlediğini, dolayısıyla takip hukukuna göre borçlu olduğu sonucuna varılan bir kimse açacağı bir menfi tespit davası ile maddi hukuk yönünden kesin hüküm teşkil edecek biçimde lehine karar alabileceğini, takip hukuku prosedüründe iddiaların belli bazı ispat vasıtası ile de ispatlanması şartı getirildiğini,
oysa maddi gerçekliği ön plana alan bir yargılama prosedüründe iddiaların her türlü delille, tanıkla da ispatı mümkün olduğunu, dolayısıyla huzurdaki davalarının da takip hukuku aşamasında sevk edilmiş bir maddi hukuk karakterli dava olduğundan İİK.
68 ve devamı hükümlerindeki ispat rejimi geçerli olmayacak ve iddialarının yazılı delille ispat edilmesi gerekmeyecek olup her türlü yasal delil ile ispatının mümkün olacağını, kambiyo senedinin tek başına varlığı da alacağın varlığına varlığını ispata yetmeyeceğini, kambiyo taahhüdü mücerrettir bu kavramın farklı iki anlam ihtiva ettiğini, kambiyo senedi düzenlemek suretiyle oluşturulan alacak hakkı temel alacak hakkından tamamen bağımsız bir alacak hakkı olduğunu ve bu hak temel alacak hakkından ayrı olarak devredilebileceğini,
müvekkilinin bahsi geçen şekilde bir borcu bulunmadığı halde ödemiş olduğu miktar ile davalı alacaklının haksız kazanç elde ettiğinin açık olduğunu, bu durumun tespiti ile müvekkilin haksız yere uğradığı zararın giderilebilmesi maksadıyla huzurdaki iş bu istirdat davasının ikame edilmesi zorunluluğunun hasıl olduğunu, arabuluculuk süreci tamamlandığını belirterek borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı 41.077,30.-TL’nin ödeme tarihi olan 08.08.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile istirdadına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile. Davalı hakkında, davacı.... tarafından menfi tespit ve istirdat talebi ile.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....
Esas sayılı dosyası ile dava açılmış olup, açılan davaırı haksız ve dayanaksız olup, usul ve yasalara aykırı olduğunu, usul ve yasalara aykırı davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, menfi tespit davası alacaklıya herhangi bir ödeme yapılmadan önce, ilgili takibe konu borcun olmadığının belirlenmesi amacıyla açıldığını, borçlu, yani davacının, icra takibine konu edilen borcun borçlusu olmadığının tespitini talep edeceğini, istirdat davasında ise ödemiş bulunduğu borcun iadesini talep edeceğini, söz konusu davaların farklı amaçlarla açıldığını, dolayısıyla bu iki davanın birlikte açılacağını, şayet açılırsa,
hukuki yarar yokluğundan ötürü davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu ...... İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı icra takip dosyasının 12/06/2023 tarihinde açıldığını, 12/06/2023 tarihinde tebliğe çıkartıldığı ve kanunen 17/06/2023 tarihinde tebliğ edildiğini, 22/06/2023 tarihinde kesinleştiğini, 24/07/2023 tarihinde takibin kesinleştirildiğini, 25/07/2023 tarihinde haciz işlemlerinin uygulandığını, 02/08/2023 tarihinde .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ...
Esas sayılı dosyası ile taşkın haciz nedeniyle şikayet yoluna gidildiğini, dosya borcunun 09/08/2023 tarihinde davacı tarafça ödendiği ve dosyanın infaz nedeniyle işlemden kaldırıldığının açıkça ortada olduğunu, dolayısıyla ödeme ile infaz edilen dosya nedeniyle hem menfi tespit davası hem de istirdat davası açılmasının usul ve yasalara açıkça aykırı olduğunu, davanın usule aykırı bir şekilde açılmış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, davacının dava dilekçesinin deliller kısmında tanık deliline dayandığını, tanık dinletme talebine ve tanık deliline dayanma talebine muvafakat etmediklerini,
davacının davasının haksız ve dayanaksız olduğunu, davacı...hakkında davalı alacaklı müvekkil ... tarafından ...... tanzim tarihli,..... vade tarihli 25.000.-TL bedelli nakten açıklamalı bir adet senet davacı tarafından imzalanarak davalı alacaklıya verildiğini, davaya konu senet davalı alacaklı tarafından ..... İcra Müdürlüğü'nün ......
Esas sayılı dosyası ile 10 Örnek Kambiyo Senetlerine Özgü İcra yolu ile icra takibine girişildiğini, icra ödeme emri davacı ....'ya 12/06/2023 tarihinde tebliğe çıkartıldığını ve kanunen 17/06/2023 tarihinde tebliğ edilmiş sayıldığını, davacı adına çıkartılan ödeme emrinin 17/06/2023 tarihinde bizzat kendisine tebliğ edildiği sayılmakla itiraz edilmeksizin ya da dava açılmaksızın 22/06/2023 tarihinde kesinleştiğini, davacının malvarlığına haciz işlemi uygulandığını, davacının ....İcra Hukuk Mahkemesi'nin .....
Esas ve .... Karar sayılı dosyası ile ...... İcra Müdürlüğü’nün ....
E. Sayılı dosyası nezdindeki taşkın hacze İtiraz talebi ile İcra memurunun işlemine karşı şikayet talebi ile 02/08/2023 tarihinde açılan davada, sonradan feragat etmek suretiyle 22/09/2023 tarihinde Mahkemece feragat nedeniyle davanın reddine karar verildiğini belirterek menfi tespit ve istirdat davaları farklı amaçlarla açılan davalar olup, her iki davanın birlikte açılamayacağından davanın usulden reddini, dava konusu senet olup,
senede karşı başka bir senet ya da yazılı kesin bir delil ile ispatlanması gerektiği de dikkate alınarak dosya kapsamında yazılı kesin bi delilde olmadığı dikkate alınarak davacının haksız ve dayanaksız davasının reddini, dava dilekçesi ekinde sunulan tanık dinletme deliline muvafakat etmediklerini beyan ederek davacının davasının reddini, %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile.
"Takip konusu bononun TTK’nin 776. maddesinde gösterilen unsurları taşıdığı, kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini içerdiği, alacaklının lehtar olması nedeniyle kambiyo hukuku mucibince takip hakkına sahip bulunduğu, bono üzerinde teminat kaydı bulunmadığı, teminat ve bedelsizlik iddiaları için takip konusu bononun vade, tanzim ve bedeline atıf yapan İİK’nin 169/a maddesinde sayılan nitelikte bir yazılı delil sunulmadığı, davacı taraf her ne kadar tanık dinlenmesi talebinde bulunmuş ise de davanın niteliği ve miktarı itibariyle tanıkla ispat edilemeyeceği ve davalı tarafın tanık dinlenmesine muvafakat etmediği anlaşılmıştır.
Davacı taraf her ne kadar dava dilekçesinde yemin deliline dayanmış ise de yemin teklifinin hatırlatılmasına ilişkin ara karar uyarınca dosyaya sunduğu 08/05/2024 tarihli dilekçesinde yemin teklif edilmeyeceğine dair beyanda bulunduğu anlaşılmıştır. Buna göre tüm dosya kapsamına göre davacının borçlu olmadığına ilişkin iddiasını ispatlayamadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; " Dava dilekçesinde bilirkişi incelemesi deliline de dayanılmış olduğundan mahkemece, tarafların ticari defterlerinin ibrazı sağlanarak, bilirkişi marifetiyle incelenmesini talep etmiş olsalar da, mahkemece taleplerinin kabul edilmediği gibi mahkemece resen de yapılması gerekli ticari defter incelemesinin yapılmadığını, maddi gerçekliği ön plana alan bir yargılama prosedüründe, iddiaların her türlü delille, tanıkla da ispatının mümkün olduğunu, dolayısıyla huzurdaki dava da takip hukuku aşamasında sevk edilmiş bir maddi hukuk karakterli dava olduğundan İİK.
68 ve devamı hükümlerindeki ispat rejimi geçerli olmayacağını ve iddialarının yazılı delille ispat edilmesi gerekmeyecek olup, her türlü yasal delil ile ispatının mümkün olacağını, tanıklarının dinlenilmesi talebinde bulunmuş iseler de mahkemece "davacı taraf her ne kadar tanık dinlenmesi talebinde bulunmuş ise de davanın niteliği ve miktarı itibariyle tanıkla ispat edilemeyeceği ve davalı tarafın tanık dinlenmesine muvafakat etmediği anlaşılmıştır." şeklinde karar verilmiş olup bu kararın da usule aykırı olup kararın usulden bozulmasına karar verilmesi gerektiğini, borç ilişkisinin,
alacaklının buna dayalı olarak borçludan bir edimi yerine getirmesini istemek yetkisini veren, borçlunun da bu edimi yerine getirmekle yükümlü olduğu ilişkiyi ifade ettiğini, borç ilişkisinden kaynaklanan temel alacağa dayalı borcun hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi,
kambiyo senedinin tamamen veya kısmen (yerine getirilmediği ölçüde) bedelsiz kalmasına yol açacağını, bu bağlamda bedelsizlik hususu, alacağın dayandığı maddi hukuk kurallarına ilişkin olduğunu, kambiyo senetlerinin sebepten soyut olarak düzenlenmesi dolayısıyla söz konusu bedelsizlik iddialarını icra takibinde itiraz sebebi olarak ileri sürmek kural olarak mümkün olmadığını, ancak borçlu, söz konusu bedelsizlik iddiasını İİK m.169/a hükmünde belirtilen belgelerle ispatlayabileceğini, menfi tespit davasının konusu,
kambiyo senedine dayanan temel ilişkinin çeşitli nedenlerle kısmen veya tamamen sona ermesi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti olduğunu, bu istemin hukuki sebebi, kambiyo senedinin altındaki temel ilişki hükümsüz olmasına rağmen alacaklının, o senedi tahsil etme yetkisine sahip bulunması dolayısıyla sebepsiz zenginleşmesi olduğunu, öte yandan borçlu, bedelsizlik nedeniyle bir daimi defi hakkına da sahip olduğunu, davalı alacaklının varlığını iddia ettiği (senedin varlığının dayandığı hukuki ilişki) borcun davacı borçlu tarafından kabul edilmediği hallerde ispat yükü yine davalı alacaklıya düştüğünü, huzurdaki davada ise,
davalı alacaklı ise alacağını ispat edemediğini, kambiyo senedinin tek başına varlığı da, alacağın varlığını ispata yetmeyeceğini, kambiyo taahhüdü mücerrettir bu kavram farklı iki anlam ihtiva ettiğini, kambiyo senedi düzenlemek suretiyle oluşturulan alacak hakkı, temel alacak hakkından tamamen bağımsız bir alacak hakkı olduğunu ve bu hak temel alacak hakkından ayrı olarak devredilebileceğini, bilindiği gibi bir borç ikrarı sorumluluğu gerektirecek sebep belirtilmemiş olsa dahi geçerli olduğunu, kambiyo taahhüdünde bulunmak için alt bir hukuki ilişkinin bulunmasının mümkün ama gerekli olmadığını,
ancak bu kambiyo ilişkisinden alacağın ispatına sıra geldiğinde, kambiyo lehtarının bu alacağı alt ilişki ile birlikte ispatının gerektiğini, kambiyo senedi her zaman ve her saikle (kredi temin, hatır, bir sözleşmenin teminatı) tanzim edilebileceğinden salt bir kambiyo senedinin varlığı ile alacağın ispat edilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenlerle .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....
K. Sayılı ilamının istinaf yolu ile incelenerek müvekkili lehine bozulmasını ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesini, hükmün bozulması yerine, davanın Bölge Adliye Mahkemesinde yeniden görülmesine karar verilirse; ilk derece mahkemesinin hükmünün kaldırılmasını ve duruşmalı yapılacak istinaf incelemesi neticesinde, müvekkilinin borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı 41.077,30.-TL’nin ödeme tarihi olan 08.08.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile istirdadına karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;Her ne kadar istinaf incelemesinin duruşmalı yapılması talep edilmiş ise de; HMK'nın 356. Maddesinde aynı Yasanın 353. Maddesinde belirtilen haller dışında istinaf incelemesinin duruşmalı yapılacağının düzenlendiği ve incelemeye konu dosyanın kapsamından da HMK'nın 353. Maddesi uyarınca duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden karar verilebileceği anlaşıldığından, duruşma talebi yerinde görülmemiş ve istinaf incelemesi dosya üzerinden gerçekleştirilmiştir.
Dava; kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla yapılan takipte haciz tehdidi altında yapılan senet bedeli ödemesinin istirdadı istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Somut olayda davacı taraf takibe konu .... tanzim, ..... vade tarihli 25.000,00 TL bedelli senedin taraflar arasındaki kira ilişkisi nedeniyle teminat olarak kira sözleşmesinin imzalandığı gün verildiğini, taşınmazın kiralandığı şekilde eksiksiz davalıya teslim edildiğini, kira bedellerinin de eksiksiz ödendiğini beyanla senedin bedelsiz kaldığını savunarak haciz tehdidi altında ödenen bedelin istirdadını talep etmiş, davalı taraf ise icra takibine dayanak evrak kambiyo senedi olduğundan senede karşı senetle ispat kuralı gereği davanın davasını yazılı delille ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Dosyadaki belgelere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesine, kararın dayandığı delillerle gerektirici nedenlere göre ve özellikle davanın niteliği gereği ilk derece mahkemesinin tanık dinletme talebinin reddi kararının yerinde olmasına, takibe konu bono üzerinde kira sözleşmesi nedeniyle teminat olarak verildiğine dair kayıt bulunmadığı gibi kira sözleşmesinde de bonoya yapılmış bir atıf bulunmamasına, dava dilekçesinde belirtilmiş olması nedeniyle yemin delili mahkemece hatırlatıldığında davacı tarafça yemin deliline dayanılmamasına,
bu durumda davacı tarafça icra takibine konu bononun teminat senedi olduğunun kesin delille ispat edilememesine, mahkemenin ispat yüküne dair tespitinin yerinde olmasına göre ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı anlaşılmakla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/1098, K. 2025/1413, 18 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama