KÜNYE
T.C. Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/797
- Karar No
- 2025/878
- Karar tarihi
- 15 Mayıs 2025
- Dosya no
- —
- Karar no
- —
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- —
- Tarihi
- —
- Numarası
- —
- Davacılar
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Vekili
- —
- Davanın konusu
- Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan
- G.karar yazım tarihi
- 16/05/2025
Karar Metni
3.345 kelime·17 dk okuma·4 bölüm
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketlerin .... eski ve en büyük holding şirketlerinden biri olan .... dahilinde ticari faaliyetlerine göstermekte olduğunu, müvekkili şirketlerden .... bünyesinde bulundurduğu çeşitli markalar ile seramik, karo ürünleri üretimi, dağıtımı ve ihracatı sektöründe ticari faaliyetlerini sürdürmekte olduğunu, müvekkili şirketlerden .... ise .... ilk ve en büyük seramik sağlık gereçleri üreticisi ve ihracatçısı konumunda olup 1958 yılından beri bünyesinde bulundurduğu çeşitli markalar ile seramik sağlık gereçleri ve banyo mobilyaları dahil olmak üzere çeşitli yapı ürünleri ürütmekte ve satmakta olduğunu,
müvekkili şirketlerin bahsi geçen bu sektörlerde Türkiye'deki pazar liderliğini elinde bulundurduğunu cirolarının önemli kısmını Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere 75 ten fazla ülkeye yaptıkları ihracat ile elde etmekte ticari bilinirliği ve itibarı yüksek olan şirketler olduğunu, bu kapsamda müvekkili şirketlerin faaliyet gösterdikleri sektörlerde gerek Türkiye'de gerekse de küresel çapta önemli ve itibar edilen üreticilerden olduğunu, müvekkili şirketlerin üretim, dağımı ve ihracat faaliyetleri kapsamında bu bahsi geçen üretim tesislerinde yüksek miktarda elektrik enerjisi tüketmekte olduğunu,
bu kapsamda sürekli ve kesintisiz olacak şekilde yüksek miktarda elektrik enerjisi tedarikine gereksinim duymakta olduğunu, müvekkili şirketlerin yüksek elektrik enerjisi tüketmelerinin bir sonucu olarak 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununda tanımlanan serbest tüketici niteliğini haiz olduğunu, serbest tüketici niteliğini haiz olanlar elektrik enerjisi tedariki ile ilgili olarak bölgedeki görevli tedarik şirketi ile anlaşmak zorunda olmadığını, tam tersine serbest tüketiciler mevzuata uygun şekilde tedarik lisansı sahibi elektrik tedarik şirketlerinden herhangi birisi ile anlaşarak elektrik tedariki elde edebileceğini,
taraflar arasında imzalanmış ikili anlaşma maddesi uyarınca davalı tedarikçi şirket serbest tüketici niteliğini haiz müvekkili şirketlerin .... bulunan üretim tesislerinden kullanılmak üzere ikili anlaşma süresi boyunca elektrik tedariki sağlamayı taahhüt ettiğini, ikili anlaşmanın 4.1 maddesinde ise davalı tarafından taahhüt edilen elektrik tedarikinin bir sonraki ayın başında yani 01/07/2021 tarihinden itibaren başlayacağının belirtildiğini, ikili anlaşmanın 9.1 maddesine göre ise anlaşmanın süresi elektrik tedarikinin başlama tarihi olan 01/07/2021 tarihinden itibaren altı ay olduğunu,
bu kapsamda davalı tedarikçi şirket ikili anlaşma ile müvekkili şirketlere 01/07/2021-01/01/2022 tarihleri boyunca ikili anlaşmanın 5 maddesine mutabık kalınan tüketim bedeli hesaplama formülü sonucunda ulaşılacak bedel üzerinden elektrik satışında bulunma borcu altına girdiğini, ikili anlaşma dahilinde müvekkili şirketlerin elektrik tedarikinin sağlanabilmesi adına davalı şirket, müvekkili şirketleri kendi tedarikçi portföyüne eklediğini ve 01/07/2021 tarihinden 30/09/2021 tarihine kadar elektrik tedariki sağlandığını, bunun karşılığında 2021 yılının Temmuz,
Ağustos ve Eylül ayları boyunca yerine getirilen elektrik tedarikine tekabül eden faturaların davalı şirket tarafından tanzim edilerek müvekkili şirketlere gönderildiğini, üç ay için düzenlenen fatura bedelleri, müvekkili şirketler tarafından zamanında davalı şirkete ödendiğini, davalı taraf ikili anlaşmadan doğan borcunu kusurlu olarak gereği gibi ifa etmediğini,
her ne kadar ikili anlaşma çerçevesinde davalı şirket Temmuz 2021 - Eylül 2021 ayları için elektrik tedarikini sağlamış olsa da Eylül 2021 ayının sonunda daha öncesinde bir ön bildirimde ya da uyarıda bulunmadan ve herhangi bir haklı sebebe dayanmadan ekim 2021 ayı dahil olmak üzere iki anlaşmanın geri kalan süresi boyunca artık müvekkili şirketlere elektrik satışında bulunmadığını, davalı şirketin elektrik tedariki taahhüdünü yerine getirmeyeceği hususu davalı tedarikçi şirketin derhal kendi elektrik enerjisi tedarik portföyünden müvekkili şirketleri çıkarmasıyla anlaşıldığını, nitekim gerçekten de 2021 yılının ekim,
Kasım ve Aralık ayları süresince davalı şirket tarafından müvekkili şirketlere herhangi bir elektrik tedariki gerçekleşmediğini, müvekkili şirketlerin ikili anlaşmadan doğan bütün asli ve yan yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davalı tedarik şirketin ikili anlaşmadan doğan tedarik yükümlülüğünü yerine getirmekten kaçınmasına ya da ikili anlaşmayı haklı olarak feshetmesine imkan veren bir hakkı da somut olarak mevcut olmadığını,
davalı şirketin müvekkili şirketleri portföyünden çıkarmasının ve Ekim 2021 - Aralık 2021 ayları için elektrik enerjisi tedarikini kesmesinin bir neticesi olarak müvekkili şirketlerin üretim tesislerinin bulunduğu bölgedeki görevli tedarik şirketi olan dava dışı .... A.Ş.
Elektrik piyasası tüketici hizmetleri yönetmeliğinin m. 21/7(a) hükmü uyarınca müvekkili şirketleri ile 30 Eylül 2021 tarihinde iletişime geçtiğini, bu iletişim dahilinde müvekkili şirketlerden elektrik tedarikinin sağlanabilmesi adına gerekli bilgilerin talep edildiğini, müvekkili şirketlerin genel olarak ticari faaliyetleri için hayati önem taşıyan elektrik enerjisinden mahrum kalmamak ve daha önemlisi üretim faaliyetlerinin geri dönülmesi zor zararlara sebebiyet verecek düzeyde kesilmemesi için .... elektrik tedariki aldığını,
daha sonra müvekkili şirketlerin son kaynak tedarik tarifesinin pahalılığından kurtulmak ve daha rekabetçi uygun tarife üzerinden elektrik tedarikini sağlayabilmek için tüketici hizmetleri yönetmeliği çerçevesinde 2021 yılının Kasım ayının sonundan itibaren geçerli olacak şekilde PSS'yi sonlandırdıklarını, daha sonrasında müvekkili şirketlerin Aralık 2021 ayının elektrik tedarikine ilişkin olarak dava dışı .... A.Ş.
İle elektrik tedarik sözleşmesi imzaladığını, müvekkili şirketlerin dava dışı .... daha yüksek tüketim bedeli içeren sonu kaynak tedarik tarifesi üzerinden elektrik tedariki sağlamak zorunda kaldığını, müvekkili şirket .... ile .... arasında kurulan perakende satış sözleşmesi dahilinde uygulanan tarife birinci davacı ile davalı arasında kurulmuş ikili anlaşmaya uygulanan tarifeden daha yüksek bedelli bir tarife olduğunu,
davalı şirket iki anlaşmadan kaynaklanan tedarik borcunu gereği gibi ifa etse idi müvekkili şirketlerin Ekim 2021 ayında harcadığı elektrik tüketimi için ödeyeceği bedel ile .... bilfiil ödediği bedel arasındaki fark yani perakende satış sözleşmesine uygulanan tarifeden dolayı müvekkili birinci davacının tahmini tarife farkı zararı 432.835,00 TL olduğunu, müvekkili şirket .... 'nın .... ile imzaladığı PSS'ye ilişkin toplamda 56.880,00 TL tutarında damga vergisi ödediğini,
müvekkili şirketin eğer davalı taraf ikili anlaşmadan kaynaklanan tedarik yükümlülüğünü yerine getirmiş olsa idi .... ile PSS'yi imzalamak durumunda olmayacak ve bundan kaynaklanan 56.880,00 TL tutarındaki damga vergisini ödemek zorunda kalmayacağını, buna göre müvekkili Vitra şirketinin uğramış olduğu bu zarar doğrudan davalı tarafın ikili anlaşmadan kaynaklanan tedarik edimini kusuru ile gereği gibi ifa etmemesinden kaynaklandığını, müvekkili Vitra şirketinin PSS dahilinde elektrik tedarikinin sağlanabilmesi için .... 'a verdiği güvence bedeli farkından dolayı uğramış olduğu tahmini zararının 2.765,00 TL olduğunu,
davalı tarafın ikili anlaşmadan kaynaklanan tedarik edimini gereği gibi ifa etmemesinden dolayı müvekkili şirket .... 'nın Ekim 2021 ayı için uğramış olduğu tahmini toplam zarar miktarının 492.471,00 TL olduğunu, müvekkili şirket .... 'nın Kasım 2021 ayında tükettiği elektrik enerjisi miktarı nazara alınarak uygulanan tarife farkından dolayı Kasım 2021 ayı için uğradığı tahmini zarar miktarının 163.035,28 TL olduğunu,
müvekkili şirketin son kaynak tedarik tarifesinin pahalılığından kurtulmak ve daha rekabetçi uygun tarife üzerinden elektrik tedarikini sağlayabilmek için tüketici hizmetleri yönetmeliği çerçevesinde sonlandırdığını ve Aralık 2021 ayı elektrik tedarikine ilişkin dava dışı .... enerji ile elektrik tedarik sözleşmesi imzaladığını,
her ne kadar müvekkili .... 'nın .... ile kurduğu elektrik tedarikine ilişkin sözleşme son kaynak tedarik tarifesinin uygulandığı perakende satış sözleşmesi niteliğinde olması ve bu kapsamda sözleşme taraflarının ikili anlaşmada uygulanacak tarifeyi rekabetçi piyasa koşullarına göre serbestçe belirleme imkanı olsa da ikili anlaşmanın kurulduğu tarih olan 04/06/2021'den yeni ikili anlaşmanın kurulduğu tarih olan Aralık 2021'e kadar geçen sürede rekabetçi elektrik enerjisi fiyatlarındaki artış sonucu Socar enerji ile daha sonra kurulan ikili anlaşmaya uygulanan tedarik tarifesi davalının taraf olduğu ikili anlaşmada uygulanan tarifeden daha
yüksek olduğunu, .... ile Aralkı 2021 de kurulan ikili anlaşmanın elektrik tedarik tarifesi davalı taraf ile 04/06/2021 tarihinde kurulan ikili anlaşmadaki tarifeden daha pahalı elektrik tüketimine ilişkin olduğunu, müvekkili .... 'nın Aralık 2021 ayında tükettiği elektrik enerjisi miktarı nazara alınarak davalı tarafın Aralık 2021 ayına ilişkin tedarik edimini yerine getirmemesi sonucu .... ile imzalanan ikili anlaşmaya uygulanan tarife farkından dolayı Aralık 2021 ayı için uğradığı tahmini zararın 64.768,17 TL olduğunu,
davalı tarafın ikili anlaşmadan kaynaklanan doğan tedarik edimini gereği gibi yerine getirmemesinden dolayı müvekkili .... şirketinin davalı tarafından tazmin edilmesi gereken zararlarının tahmini toplamının 720.274,45 TL olduğunu, diğer müvekkili .... ile .... arasında akdedilen PSS'de uygulanan tarife müvekkili şirket ile davalı arasında kurulmuş ikili anlaşmaya uygulanan tarifeden daha yüksek bedelli bir tarife olduğunu,
eğer ki davalı şirket ikili anlaşmadan kaynaklanan tedarik borcunu gereği gibi ifa etse idi müvekkili şirketin ekim 2021 ayında harcadığı elektrik tüketimi için ödeyeceği bedel ile .... 'a bilfiil ödediği bedel arasındaki fark yani perakende satış sözleşmesine uygulanan tarifeden dolayı müvekkili .... şirketinin tahmini tarife farkı zararının 340.237,00 TL olduğunu, müvekkili şirket .... eğer davalı taraf ikili anlaşmadan kaynaklanan tedarik yükümlülüğünü yerine getirmiş olsa idi .... ile PSS'yi imzalamak zorunda olmayacağını ve bundan kaynaklanan 47.400,00 TL tutarındaki damga vergisini ödemek zorunda kalmayacağını,
müvekkili .... şirketinin PSS dahilinde elektrik tedarikinin sağlanabilmesi için .... 'a verdiği güvence bedeli farkından dolayı uğramış olduğu tahmini zararının 2.296,00 TL olduğunu, davalı tarafın ikili anlaşmadan kaynaklanan tedarik edimini gereği gibi ifa etmemesinden dolayı müvekkili .... şirketinin Ekim 2021 ayı için uğramış olduğu tahmini toplam zarar miktarının 389.933,00 TL olduğunu, müvekkili .... şirketinin Kasım 2021 ayında tükettiği elektrik enerjisi miktarı nazara alınarak uygulanan tarife farkından dolayı Kasım 2021 ayı için uğradığı tahmini zarar miktarının 144.447,67 TL olduğunu,
müvekkili .... şirketinin Aralık 2021 ayında tükettiği elektrik enerjisi miktarı nazara alınarak davalı tarafın Aralık 2021 ayına ilişkin tedarik edimini yerine getirmemesi sonucu .... ile imzalanan ikili anlaşmaya uygulanan tarife farkından dolayı Aralık 2021 ayı için uğradığı tahmini zarar miktarının 52.704,21 TL olduğunu, davalı tarafın ikili anlaşmadan kaynaklanan doğan tedarik edimini gereği gibi yerine getirmemesinden dolayı müvekkili .... şirketinin davalı tarafından tazmin edilmesi gereken zararlarının tahmini toplamının 587.084,88 TL olduğunu,
tüm bu nedenlerle davanın kabulü ile fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik müvekkili .... A.Ş lehine 10.000,00 TL tutarında maddi tazminat miktarına 01/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi alacağının davalı tarafından müvekkili .... A.Ş'ye ödenmesine, müvekkili .... A.Ş lehine 10.000,00 TL tutarında maddi tazminat miktarına 01/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi alacağının davalı tarafından müvekkili ....
A.Ş'ye ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekilinin 02/07/2024 havale tarihli ıslah dilekçesi ile; müvekkili davacılardan .... . A.Ş. İçin önceden kısmi dava şeklinde talep ettikleri 10.000,00 TL maddi tazminat taleplerini 743.289,44 TL artırarak 753.289,44 TL'ye yükseltilmesine ve müvekkili davacılardan .... . A.Ş. için önceden kısmi dava şeklinde talep ettikleri 10.000,00 TL maddi tazminat taleplerini 773.047,19 TL artırarak 783.047,19 TL'ye yükseltilerek zarar tarihi olan 01/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle beraber davalı taraftan tahsilini talep etmiş ve harcını yatırmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar ile müvekkili şirket arasında ikili anlaşmalar imzalandığını, ne var ki 2021 yılında tüm piyasalarda yurt içi ve yurt dışı kaynaklı oluşan belirsizlikler ülke olarak dışa bağımlı olduğumuz tüm enerji kaynaklarında artan enerji maliyetleri ve buna bağlı enerji birim fiyatları ile döviz kurundaki artış elektrik fiyatlarında aşırı fiyat dalgalanmalarını da beraberinde getirdiğini, müvekkili şirketin elektrik üretim şirketi olmayıp enerji üreten firmalardan tedarik ettiği elektrik üzerinden satış yaptığına da dikkat çekmek istediklerini,
bu nedenle enerji tedarik noktasında müvekkili şirketten kaynaklanmayan ve öngörülemeyen ülke genelinde meydana gelen olağanüstü piyasada koşulları nedeniyle imzalanmış olan satış sözleşmesinin mevcut akdedilen sözleşme koşulları ile devamı müvekkili şirket için fiili ve hukuki manada aşırı ifa güçlüğü oluşturduğunu, aşırı ifa güçlüğünün müvekkili şirkete has bir durum olmadığı objektif bir gerçek olduğu izahtan vareste olduğunu, davacılar ile imzalanan iki anlaşmaların devam etmekte olan ekonomik olumsuzlukların enerji fiyatları üzerindeki olumsuz etkisinden kaynaklı olarak fesih edilmesi zaruretinin hasıl olduğunu,
zararlardan müvekkili şirketin sorumlu olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafın zarar kapsamını sınırsız şekilde yorumladığını, bu yorumun kabulünün mümkün olmadığını, davacıları ikili anlaşma sonrasında portföy çıkışı sağlandığını ve bunun akabinde son kaynak tedariği kapsamında enerji temin ettiklerini ve bölgedeki görevli tedarik şirketi olan .... ile PSS imzalamak zorunda kaldıklarını ifade ettiğini, bu aşamada davacıların zararın artmasını önlemek adına gerekli adımların atılmasına geç kaldıklarını, davacıların da kabulünde olduğu üzere davacılar serbest tüketici niteliğine haiz olduğunu,
davacıların derhal herhangi bir tedarik şirketi ile derhal ikili anlaşma akdederek ulusal tarifeden daha ucuza elektrik enerjisi temin edebilecekken portföy çıkışının gerçekleşmesinden yaklaşık 2 ay sonra ikili anlaşma akdederek zararın artmasına sebebiyet verdiğini, davacıların ödedikleri bedeli rakamsal olarak ifade etmişse de ilgili faturaların ek olarak dosyaya sunulmadığını ve kendilerine tebliğ edilmediğini, damga vergisi ödemelerinin müvekkili şirketten zarar olarak talep edilebilmesinin mümkün olmadığını, davacılar ticari işlerinin gereği olarak enerji tedarik etmek amacıyla dava dışı şirketlerle sözleşmeler akdettiğini,
ilgili sözleşmelerin imzalanmasıyla birlikte doğan vergi, resim ve harçlardan müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, dava dışı 3 şahıs tarafından dosyaya sunulan sözleşmelerin 1 aylık olmadığının görülmekte olduğunu, davacıların müvekkili şirket ile akdedilen sözleşmelerin bitiminden sonra da ilgili sözleşmelerin akdedileceği düşünüldüğünde davacıların zaten ödemek zorunda oldukları damga vergisini müvekkili şirkete ödetmeye çalışmasının açıkça kötü niyetli olduğunun göstergesi olduğunu, davacıların faiz taleplerinin yasal dayanağının bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile. "Davalı tacir olup fiyatlarda yükselmeler olabileceğini öngörerek sözleşme imzalaması gerektiğinden bunun doğrudan ifaya engel olan mücbir sebep teşkil etmesi de düşünülemeyeceğinden ve ayrıca Fiyat artışları öngörülemez sınırlarda gerçekleşmiş ve edim dengesi aşırı ölçüde bozulmuş ise TBK 138.
Madde kapsamında aşırı ifa güçlüğü söz konusu olabilir ise de bunun için de mahkemeden uyarlama talebinde bulunulabilecek iken davalı bu yola gitmeksizin doğrudan sözleşmeleri feshettiğini bildirmiş olmakla mahkememizce davacının bu nedenle zarara uğrayıp uğramadığı ve uğradı ise miktarının tespiti açısından....
Mahkemesine talimat yazılmak suretiyle 2 elektirik mühendisi ve 1 nitelikli hesaplama uzman bilirkişiden oluşan heyetten alınan kök ve ek raporda özetle " Taraflar arasındaki sözleşme şartları kapsamında ve/veya mücbir sebepler ve de piyasa koşulları bağlamında, davalının sözleşmenin feshini gerektirecek şartların oluşmadığı, Davacıların, Ekim-2021, Kasım-2021 ve Aralık 2021 dönemlerinde, davalı .... tedarikçisi yerine, dava dışı .... 'dan ve .... 'dan elektrik tedarik etmeleri sonucunda; toplam 1.432.056,63 TL fazla elektrik faturası ödemek zorunda kalındığı,
Buna göre davacıların 1.432.056,63 TL fazladan ödedikleri elektrik faturası ile damga vergisi ödemelerini dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte talep edebileceğini" belirtmiş olmakla alınan raporlar konusunda uzman heyetten alınmış olup denetlenebilir ve hüküm kurmaya elverişli olduğu dikkate alınarak davacının davasını kısmi dava olarak açmış oluşu ve bu doğrultuda sunulan ıslah dilekçesi bir bütün halinde değerlendirilmekle Davanın kabulü ile davacı .....
A.Ş. İçin açılan davada 10.000,00 TL alacağının dava 743.289,44 TL alacağın ise ıslah tarihinden itibaren, davacı .... Tic. A.Ş. Yönünden açılan davanın 10.000,00 TL sinin dava, 773.047,19 TL sinin ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile alınarak davacılara ayrı ayrı verilmesine" dair davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde.
Hatalı hesaplamalar içeren bilirkişi raporuna karşı itirazlarının dikkate alınmadığını, talep edilen delillerin toplanmadığını, fakat raporun hükme esas alındığını, bilirkişi raporunda dahi bir çok bilgi ve belgenin dosya içerisinde bulunmadığı açıkça ifade edilmişken, hesaplama yoluna gidilmediğini, bu hesaplamaların sağlıklı olmadığını, bilirkişilerin de eksik veri ile varsayımlar üzerinden hesaplama yaptıklarını, usule ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını, ihtiyari dava arkadaşlığının kabul edilmesi yargılamada hatalara sebebiyet verdiğini, dava dilekçesi ile ikrar edildiği üzere, her iki şirket farklı vergi numaraları,
farklı adresleri, farklı üretim tesisleri, farklı iştigal konuları olan bambaşka iki ayrı şirket olduğunu, şirketlerin aynı holdinge bağlı olması tek başına ihtiyari dava arkadaşlığı için yeterli olmadığını, akdedilen sözleşmeler her ne kadar benzer içeriklere sahip olsalar da, tüketim miktarı vb. bir çok farklı husus bulunduğunu, bu durumda davacılara yapılan uygulamalarda farklılıklara sebebiyet verdiğini, bu farklılıklar yargılamada karışıklık yaşanmasına neden olduğunu, davacıların zarar kapsamının yerel mahkeme tarafından sınırsız şekilde kabul edildiğini,
davacıların zararın artmasını önlemek için gerekli özeni gösterip göstermediğinin irdelenmediğini, müvekkili şirketin, davacıların akdettiği sözleşmelerin damga vergisini ödemesine yönelik Mahkeme kararının hatalı olduğunu, davacılar ticari işlerinin gereği olarak,
enerji tedarik etmek amacıyla dava dışı şirketlerle sözleşmeler akdettiğini, ilgili sözleşmelerin imzalanmasıyla birlikte doğan vergi, resim ve harçlardan müvekkili şirketin sorumlu tutulabilmesinin mümkün olmadığını, dava dışı 3.Şahıs tarafından dosyaya sunulan sözleşmelerin 1 aylık olmadığını, davacıların, müvekkili şirket ile akdedilen sözleşmelerin bitiminden sonra da ilgili sözleşmelerin akdedileceği düşünüldüğünde, davacıların zaten ödemek zorunda oldukları damga vergisini, müvekkili şirkete ödetmeye çalışmasının kötü niyetli olduklarını,
aşırı ifa güçlüğü nedeniyle dahi sözleşmenin devamı imkansız nitelikte olup ifa imkansızlığı/ifa güçlüğü koşullarının oluşmadığı yönündeki yerel mahkeme tespitini kabul etmediklerini, davacılar ile müvekkili şirket arasında ikili anlaşmalar imzalanması akabinde 2021 yılında tüm piyasalarda yurt içi ve yurt dışı kaynaklı oluşan belirsizlikler ülke olarak dışa bağımlı olduğu tüm enerji kaynaklarında artan enerji maliyetleri ve buna bağlı enerji birim fiyatları ile döviz kurundaki artış elektrik fiyatlarında aşırı fiyat dalgalanmalarını da beraberinde getirdiğini, müvekkili şirketin elektrik üretim şirketi olmayıp,
enerji üreten firmalardan tedarik ettiği elektrik üzerinden satış yaptığını, bu nedenle enerji tedarik noktasında şirketlerinden kaynaklanmayan ve öngörülemeyen ülke genelinde meydana gelen olağanüstü piyasada koşulları nedeniyle imzalanmış olan satış sözleşmesinin mevcut akdedilen sözleşme koşulları ile devamı müvekkili şirket için fiili ve hukuki manada ‘’aşırı ifa güçlüğü’’ oluşturduğunu, bu ve benzeri durum ülke genelinde faaliyet gösteren 200’e yakın elektrik tedarik şirketlerini de etkilediğini, diğer bir tedarik şirketi olan .... ile yapılan ikili anlaşmadaki birim fiyatın,
müvekkili şirket ile akdedilen ikili anlaşmadaki birim fiyattan yüksek olması ile de sabit olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; sözde takdir mahkemeye bırakılmak üzere, aşırı ifa güçlüğü savunmasının somut olayda uygulanamayacağının değerlendirildiğini, bilirkişilerin, açıkça hukuki yorum gerektiren bir konuda takdiri mahkemeye bırakmadığını, doğrudan doğruya, bağlı oldukları mevzuata aykırı davranmak suretiyle hukuki yorumda bulunduklarını, mücbir sebep iddiasının irdelenmesi gerekirken, gerekçeli karardaki mücbir sebep koşullarının oluşmadığı yönündeki değerlendirmenin mesnetsiz olduğunu,
bir olayın mücbir sebep olarak kabul edilmesi için, söz konusu olayın harici (borçlunun işletmesi dışında) bir nitelik taşıması, kaçınılmaz olması, öngörülmez olması ve bir davranış normunun veya sözleşmeden doğan borcun ihlaline sebep olmuş olması gerekli ve yeterli olduğunu, sözleşme uyarınca doğal afetlerin mücbir sebep olarak kabul edilmesi gerektiğini, mücbir sebep hali olarak tanımlanan kuraklık hali, tüm bu şartları taşıdığını, öyle ki kuraklık, her şeyden önce bir doğal afet olduğunu, bu bakımdan kuraklık,
bizzat bu doğal afet karakteri nedeniyle bizzat sözleşme ve Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’ne göre bir mücbir sebep hali teşkil ettiğini, dolayısıyla kuraklığın bir mücbir sebep hali olarak nitelendirilmesi açısından, mücbir sebebin diğer unsurlarının irdelenmesine dahi gerek bulunmadığını, Enerji sektörü, döviz kuru değişimlerinin etkilediği sektörlerin başlıcalarından olduğunu, bu nedenle Türk Lirası'nda meydana gelen değer kaybı, ham maddede ithal girdi kullanımının yaygın olduğu enerji sektörü için önemli bir risk oluşturmakta ve kur değişimleri, ithal hammadde ve ara malların fiyatlarının değişmesine neden olduğundan,
işletmelerin maliyetlerinin etkilenmesi ile sonuçlandığını, bu nedenlerle Tehir-i icra taleplerinin kabulünü, .... Mahkemesi'nin .... E., .... K. sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını, yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava; taraflar arasında imzalanan ikili elektirik anlaşmasının davalı tarafça tek taraflı feshinden kaynaklanan zararın davalıdan tahsiline ilişkin kısmi alacak davasıdır. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne ilişkin verilen karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Eldeki davada "serbest tüketici" sıfatını haiz davacı şirketler ile davalı arasında 04/06/2021 tarihinde davalının 01/07/2021-01/01/2022 tarihleri arasında ikili anlaşmanın 5. Maddesinde mutabık kalınan tüketim bedeli hesaplama formülü sonucunda ulaşılacak bedel üzerinden elektirik tedarikinde bulunma borcu altına girdiği anlaşma imzalandığı, anlaşma kapsamında davalının davacı şirketleri kendi tedarikçi portfoyüne ekleyerek 01/07/2021 tarihinden 30/09/2021 tarihine kadar elektirik tedariki sağladığı, davacı şirketlerin de bedelini ödediği, davalının bu tarihten sonra ise davacı şirketlere elektrik satışında bulunmadığı,
öngörülemeyen olağanüstü piyasa koşulları ve aşırı ifa güçlüğünü, elektirik piyasasındaki ani fiyat dalgalanmalarını gerekçe göstererek tedarikten kaçındığı, davacı şirketlerin bu nedenle başka tedarik şirketlerinden daha pahalı elektirik enerjisi tüketmek zorunda kaldıklarını beyanla uğradıkları zararın tahsili için iş bu davayı açtıkları anlaşılmaktadır.
Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, taraflar arasında imzalanan anlaşmanın süresi gözönüne alındığında basiretli bir tacir olması beklenen taraflarca piyasa koşullarının öngörülemeyeceğinin söylenemeyeceği, kaldı ki bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere 2021 yılı içindeki döviz kurundaki belirgin artışın Kasım ve Aralık aylarına özellikle Aralık ayına tekabül ettiği, davalı tarafça Ekim ayından itibaren olağanüstü piyasa koşullarının ileri sürülerek elektirik tedarikinden kaçınıldığı,
buna göre aşırı ifa güçlüğü ve olağanüstü piyasa koşulları nedeniyle sözleşmenin feshini gerektirecek koşulların oluşmadığı yönündeki bilirkişi görüşü ve mahkeme kabulünün yerinde olduğu, davacıların ihtiyari dava arkadaşı olarak birlikte dava açmalarında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, bilirkişi raporunda zararın hesaplanmasında bir yanlışlık bulunmadığı, delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/797, K. 2025/878, 15 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama