İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi E.2025/886 K.2025/883

İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalılar.... ve .... Şirketi vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353.maddesi uyarınca dosya incelendi.

Esas2025/886Karar2025/883Tarih15 Mayıs 2025Okuma16 dk · 3.195 kelime

KÜNYE

T.C. Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

Esas No
2025/886
Karar No
2025/883
Karar tarihi
15 Mayıs 2025
Dosya no
—
Karar no
—
Karar tarihi
—
Başkan
—
Üye
—
Üye
—
Katip
—
İncelenen kararın mahkemesi
—
Tarihi
—
Numarası
—
Davacı
—
Vekili
—
Davalılar
—
Vekili
—
Vekili
—
Vekili
—
Davanın konusu
Haksız Fiilden Kaynaklanan
G.karar yazım tarihi
10/06/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.195 kelime·16 dk okuma·4 bölüm

İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalılar.... ve .... Şirketi vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353.maddesi uyarınca dosya incelendi.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. 26.05.2022 tarihinde saat 18.00 sularında .... Merkez'de meydana gelen trafik kazasında, sürücü .... idaresindeki ....plakalı otomobil KTK'nin 74/b maddesini (trafik işareti ve levhalarıyla belirlenmiş yaya geçitlerine yaklaşırken yavaşlamamak, varsa buralardan geçen yayalara durarak ilk geçiş hakkını vermemek) ihlal ederek çok süratli bir şekilde yaya geçidine girerek,

yaya geçidinden yaya olarak geçmekte olan müvekkili ....'e çarptığını ve müvekkilin ağır şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiğini, bu kaza nedeniyle sürücünün asli kusurlu olduğu adı geçen kaza tespit tutanağıyla da sabit hale geldiğini, kaza sonrası ....Hastanesi'ne kaldırılan müvekkilinin, kaza tarihi olan 26.05.2022 tarihinde girdiği hastaneden 04.06.2022 tarihinde kontrol altında tutulmak kaydıyla çıktığını ve kendisine heyet tarafından 45 gün iş göremezlik raporu düzenlendiğini, kaza sonucu müvekkilinin sağ bacağında femur şaft kırığı oluştuğunu, ömür boyu vücudunda kalmak üzere 20 cm civarında 18 vidali platin takıldığını,

56 adet kalıcı iz bırakan dikiş atıldığını, aynı bölgede bir çok parçalı kırık oluştuğunu, müvekkilinin sırtında sürüklenmeden dolayı eziklerin, yüzde yaralanmaların oluştuğunu, vücudunun çeşitli bölgelerinde hala cam kırıklarının mevcut olduğunu, müvekkilinin burnunda oluşan kaybı elinden et parçası alınmak suretiyle giderilmeye çalışıldığını, müvekkilinin kaza sonucu oluşan rahatsızlıklarından dolayı ....Hastanesi'nde ortopedi bölümünde Dr. ....muayene olduğunu, kendisine 45 gün daha ayağının üzerine basamayacağının söylendiğini, sol serçe parmağındaki uyuşukluk nedeniyle bu parmağını kullanamayan müvekkilinin,

koşma yetisini yitirdiği gibi bacağını da normal kullanamamakta olduğunu, uzun bir süre ve halen de bakıcıya muhtaç halde yaşayan ve tuvaletine bile kendi gidemeyen müvekkilinin, beden gücü ile geçimini sağlayan (özel güvenlik görevlisi) evli ve üç çocuklu birisi olması ve kazadan dolayı eski iş gücünden uzak kalması nedeniyle de ekonomik güçlükler yaşamakta olduğunu, davanın HMK 107.maddesine göre “belirsiz alacak davası” olarak açılmış bulunmakla, yargılama sırasında toplanacak delillere, sayın mahkemece yapılacak incelemelere ve tazminat hukuku alanında uzmanlığı bilinen hesap bilirkişisinden alınacak rapora göre,

kesin belirlenecek tazminat tutarının kaza tarihindeki sigorta limitini aşmamak üzere, kaza tarihinden işletilecek faiziyle birlikte davalı sigorta şirketi ve davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesini,poliçe limitinin üzerinde bir tazminat bedeli çıkması halinde de çıkan bedelin kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılar ....ve ....İnş.şirketinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesini,fazlaya dair talep ve dava haklarının da saklı tutulmasını, şimdilik 10.00,00 TL'lik maddi tazminata karar verilmesini,

26.05.2022 tarihinde meydana gelen bu kaza neticesinde yukarda belirtmiş oldukları üzere müvekkilinin birden fazla ameliyat sonucu müvekkilinin sağ bacağında femur şaft kırığının oluştuğunu, ömür boyu vücudunda kalmak üzere 20 cm civarında 18 vidali platin takıldığını, 56 adet kalıcı iz bırakan dikiş atıldığını, aynı bölgede bir çok parçalı kırık oluştuğunu, müvekkilinin sırtında sürüklenmeden dolayı eziklerin, yüzde yaralanmaların oluştuğunu, vücudunun çeşitli bölgelerinde hala cam kırıklarının mevcut olduğunu, müvekkilinin burnunda oluşan parça kaybı elinden et parçası alınmak suretiyle giderilmeye çalışıldığını,

koşma yetisini yitirdiği gibi bacağını da normal kullanamamakta olduğunu, uzun bir süre ve halen de bakıcıya muhtaç halde yaşayan ve tuvaletine bile kendi gidemeyen müvekkilinin beden gücü ile geçimini sağlayan (özel güvenlik görevlisi) evli ve üç çocuklu birisi olması ve kazadan dolayı eski iş gücünden uzak kalması nedeniyle de ekonomik güçlükler yaşamakta ve bu olaya nedeniyle de derin manevi acılar çekmekte olduğunu,

müvekkilinin manevi acılarının bir nebze karşılığı olarak davalılar araç sürücüsü ....ve araç sahibinden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere 400.000,00 TL Manevi tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesini talep ettiklerini, davalı sigorta şirketi ile arabuluculuk görüşmesinin yapıldığını, anlaşamama tutanağı ile son bulduğunu, kazaya neden olan ....plakalı aracın ....İnş.

Adına kayıtlı olup sürücüsünün ....olduğunu, ....No'lu poliçe ile davalı ....Şirketi'ne Trafik sigortalı olması nedeniyle limite kadar maddi tazminatın ve 26.05.2022 kaza tarihinden işletilmek üzere faiz istendiğini, açıklanan nedenlerden dolayı haklı olan belirsiz alacak davanın kabulü ile;fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte.

10.000,00 TL Maddi tazminat alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,sigorta şirketinin poliçe miktarı ile sorumlu tutulmasına, 400.000,00 TL Manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılar araç sürücüsü ....ve araç maliki ....Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,

Davalılar adına araç ve taşınmaz olması UYAP ortamından sorgulanarak dava sonuna kadar üçüncü şahıslara satış ve devrinin engellenmesi amacıyla tedbir kararı konulmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin de davalılara yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

Davalı ....ve ....A.Ş.vekili cevap dilekçesinde özetle: 26/05/2022 günü saat 18:00 sıralarında sürücü davalı ....sevk ve idaresindeki ....Plaka nolu aracın, ....İstikamatinden , ....istikametine doğru ilerlerken ....isimli işletme önünde bulunan yaya geçidi üzerinde ....isimli davacıya çarpmak suretiyle yaralanmalı trafik kazasının meydana geldiğini, Davalı ...., 26.05.2022 tarihinde kollukta verdiği ifadede , sevk ve idaresindeki ....Plakalı araçla tek başına ....caddesinden , içmeler istikametine gitmekte olduğunu ....otel önünde ilerlerken önünde bir münibüs gitmekte olduğunu, yolun karşısında 2 erkek şahısın beklediğini ,

önündeki araç geçtikten sonra şahıslardan bir tanesinin yolan birden çıktığını , durmayarak çaptığını, hemen aracından inerek yanına gittiğini ve ambulans çağırdığını, hızlı gitmediğini alkollü olmadığını ayrıca şahsın yaya geçidinde olmadığını beyan etmiş üzgün olduğunu ifade ettiğini, davacının dava dilekçesinde söz konusu kazaya ilişkin 10.000 TL maddi 400.000 TL manevi tazminatın kaza ve dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte talep ettiğini, söz konusu kazaya ilişkin ....Ceza Mahkemesinin ....Esas sayılı taksirle bir kişinin yaralanmasına sebep olma ya ilişkin suç dosyası olduğunu,

ilgili dosyanın duruşma gününün 10/10/2023 tarihi olduğunu, ilgili dosyada tahkikatın başladığını ve kusur yönünde rapor aldırılmadığını, delillerin toplanmadığını, müvekkili ....hakkında kesinleşmiş bir karar bulunmadığını, 818 sayılı Borçlar Kanunu 53. madde gereği.

Ceza Mahkemesinin maddi vakıaların belirlenmesine ilişkin mahkumiyet kararı hukuk hakimi yönünden bağlayıcı olup taraflar yönünden kesin delil niteliği taşıyacağını, davaya konu olayda ceza yargılaması sonucunda verilecek kararın eldeki davayı etkileyecek nitelikte olması nedeni ile ....Mahkemesi'nin ....Esas sayılı dosyasının kesinleşmesi beklenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini, manevi zararın para ile tazmin ve telafisinin, hiç bir zaman haksız kazanca ve sebepsiz zenginleşmeye kaynak teşkil etmemesi gerektiğini, Yargıtay Hukuk Dairelerinin yerleşik içtihatları göz önünde bulundurulduğunda,

manevi tazminatın miktarı bir tarafın zararına ve diğer tarafın zenginleşmesine neden olmamalı bununla birlikte manevi tazminatın amacı zarar uğrayanda huzur duygusu uyandırmak olup, miktarın belirlenmesinde takdir hakkı kullanılırken objektif ölçülere dikkat edilmesi gerektiğini, Zira;Yargıtay 3.HD. 07.06.2012 Tarih, 2012/11299 E. Ve 2013/14561 K. Sayılı ilamında “.

Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir.

Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. Maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.

Davaya konu olayda; olayın oluş biçimi, kusur durumu, olayın özellikleri, ekonomik olgular ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde mahkemece takdir olunan manevi tazminat miktarı TMK’nun 4. Maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine göre de çok fazladır.” denilmekte olduğunu, davacının, maddi ve manevi tazminat talep ettiğini, davacının manevi tazminat taleplerinin günümüz şartlarına tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına ve kazadan sonra meydana geldiği iddia olunan bir maluliyette bulunamamakta olduğunu, müvekkiline bir kusur izafesi halinde bile istenilen tazminat miktarının fahiş ve nedensiz zenginleşme niteliğinde olduğunu,

Yargıtay17.H.D. 2014 / 5146 E. ve 2014 / 7855 K.S.lı 20.05.2014 Tarihli Kararında “…Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önüne alarak hükmedeceği manevi tazminatın adalete uygun olması, zenginleşme aracı olmaması, özendirici nitelikte bulunmaması gerekir.

Tazminatın amacı zarara uğrayanda bir huzur duygusu doğurmakta olduğunu, somut olayda, tarafların kusur oranının belirlenmediğini, Borçlar Kanunu III. Tazminat 1. Belirlenmesi Madde 51- Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.

Olayda tam kusurlu olduğu iddiası Müvekkili tarafından kabul edilmediğini, yola aniden çıkanın davacı olduğunun beyan edildiğini, bu iddianın aksi, keşif, tanık beyanları ve bilirkişi incelemesi delili ile kanıtlanacaktır. olayda kusurun tamamının davacı tarafta olduğunu, manevi tazminat miktarının ölçüsüz olduğunu, karşı sav ve savunmalar ve deliller ile konu açıklığa kavuşturulacağını, müvekkili şirkete ait plakalı aracı kullanan sürücünün olay ile ilgili kusurunun bulunmadığını, müvekkili şirkete ait plakalı aracı kullanan Müvekkili Şirket’e ait plakalı aracı kullanan sürücünün olay ile ilgili kusuru bulunmadığını,

meydana gelen olayın Davacı tarafın yola fırlaması nedeniyle , trafik kazasının meydana gelmesinde davacı tarafın ağır kusurunun olduğunun kuvvetle muhtemel olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde Müvekkili Şirket açısından husumetin oluşmadığının açık olduğunu, bu nedenle müvekkili şirket açısından pasif husumet yokluğu itirazlarını beyan ettiklerini, Davalı yanın, araç sürücüsü kusurlu olduğunun trafik tespit tutanağında beyan edilmişse de bu konuda henüz yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmadığını,

davacı olan tarafın yol kontrolü yapmadığı yola ani bir şekilde çıktığının hiç değinilmemiş olup asli kusurunun araç sürücüsüne atfedilmesi hakkaniyete uygun olmadığını, öncelikle Adli Tıp Kurumundan bilirkişi raporu alınarak kusur oranlarının belirlenmesini talep ettiklerini, Davalı araç sürücüsünün kolluk tutanağındaki ifadesinde de belirttiği üzere davacıya yardımcı olması ve maddi zararlarını da gidermesinin iyi niyetli olduğunun göstergesi olduğunu, davacının tazminatları zenginleşme aracı gördüğünün ve sürücünün iyiniyetini suistimal edecek şekilde davrandığının göstergesi olduğunu, bunun yanında, davalı müvekkilinin,

davacı yanın halini ne durumda olduğunu merak ettiğini, aradığını, sorduğunu, ilgilendiğini, maddi ve manevi destek verdiğini, davacı yanın yaşanan kaza sonucunda yanlız bırakmadığını müvekkilinin kaza anı ve öncesinde üzerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirdiğini, dolayısıyla olayda kusurunun bulunmadığını, otomobilin seyir istikameti aniden kapanması neticesinde kaza meydana geldiğini, Marmaris , içmeler yolunun iki şeritli ve yoğun trafiğin bulunduğu bir yol olduğunu, müvekkilinin bu yolda uygun bir hızda seyir halindeyken müvekkilinin her türlü dikkat ve özenine rağmen kazanın gerçekleştiğini,

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2015/276 E. ve 2016/263 K. Sayılı kararında “…zeminde de herhangi bir fren izi tespit edilemeyen olayda, kırmızı ışıkta geçtiği ya da kavşak alanına süratli veya dikkatsiz ve tedbirsiz biçimde girdiği ya da mağduru görmesine rağmen hızını azaltmadığı hususunda herhangi bir delil elde edilemeyen, dolayısıyla trafik kazasının meydana gelmesinde atfı kabil kusuru bulunmayan sanığın beraatına” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 2006/3586 E. ve 2006/5159 K. sayılı kararında “Hızlı yol aldığına dair bir delil bulunmayan sanığın aniden yola fırlayan yayaya çarpması şeklindeki eyleminde kusurunun bulunmadığı gözetilerek karar verilmesi gerektiği” şeklinde karar verildiğini, Maddi ve Manevi hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın esastan reddine, kazanın oluş şeklini ve maddi vakıaları dikkate alarak doğru ve isabetli bir değerlendirme yapabilecek nitelikte uzman bilirkişi kurulundan tarafların kusurlarının tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasına,

kusur raporu ve yukarıdaki beyanlar doğrultusunda davanın esastan reddine, mahkeme aksi kanaatte ise sorumlu sigorta şirketinin sorumluluğu kapsamında zararın tazminine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına; karar verilmesini vekaleten talep etmiştir.

Davacı ıslah dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde; talep edilen alacaklarının bilirkişi raporu doğrultusunda, davalarının bedel artırım yolu ile 1.607.875,95 TL daha arttırılarak, toplam 1.616.875,95 TL'nin hükmen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile.

"Maddi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü ile 1.599.179,34 TL kalıcı maluliyet tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (sigorta şirketinin sakatlanma ve ölüm teminatına ilişkin poliçe limiti olan 500.000,00 TL den sınırlı sorumlu olmasına), Sigorta şirketi yönünden dava tarihi olan 17/01/2023 tarihi itibariyle diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 26/05/2022 tarihi itibariyle yasal faiz işletilmesine, geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine, 17.696,61 TL bakıcı giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

(sigorta şirketinin sağlık gideri teminatına ilişkin poliçe limiti kapsamında sorumlu olmasına), manevi tazminat yönünden ise; davanın kabulü ile, 400.000,00 TL manevi tazminatın davacının talebi ile bağlı kalınarak dava tarihi olan 17/01/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ..... Tic.AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine" dair karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalılar....Şirketi ve ....vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ....Mahkemesi'nin ....Esas, ....Karar sayılı dosyası ile görülen dava dosyasında 19/02/2025 tarihinde verilen karar ile; maddi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü ile 1.599.179,34 TL kalıcı maluliyet tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (sigorta şirketinin sakatlanma ve ölüm teminatına ilişkin poliçe limiti olan 500.000,00 TL den sınırlı sorumlu olmasına), Sigorta şirketi yönünden dava tarihi olan 17.01.2023 tarihi itibariyle diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 26.05.2022 tarihi itibariyle yasal faiz işletilmesine,

geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine, 17.696,61 TL bakıcı giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (sigorta şirketinin sağlık gideri teminatına ilişkin poliçe limiti kapsamında sorumlu olmasına) karar verildiğini, manevi tazminat yönünden ise; davanın kabulü ile, 400.000,00 TL manevi tazminatın davacının talebi ile bağlı kalınarak dava tarihi olan 17/01/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ....ve davalı .....

AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verildiğini, öncelikle hem raporda hemde karar öncesi delil incelemesinde belirtildiği üzere sigorta 500.000 TL ile sorumlu olmasına rağmen tüm tazminat miktarından davalıların sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, yine davacı taraf özel güvenlik görevlisi olması sebebi ile kazancı belli olmasına rağmen 2 yıllık asgari ücret kadar manevi tazminata hükmedilmesi hukuka aykırı olmakla birlikte herhangi bir dayanağının da olmadığını,

hükmedilecek manevi tazminatın karşı tarafta sebepsiz zenginleşmeye yol açmaması gerekirken ve 270 gün iş göremezlik raporu var iken neden neredeyse 700 günlük asgari ücret bedeli kadar manevi tazminata hükmedildiğinin izahtan vareste olduğunu, davacı taraf özel hastane masraflarının karşılanmasını talep ettiğini, davacının eşi çalışıyor muydu ayrıca bakıcı tutuldu mu belli olmadığını, buna rağmen davalıların tüm giderlerden sanki yapılmış gibi maddi olarak sorumlu tutulduğunu, bakıcı gideri tazminatının hesaplanmasında, mağdurun yaşam tablosu ve bakım süresi gibi kriterler dikkate alınacağını,

bu durumda bakıcı gideri 17.696,61 TL olarak hesaplanmış iken manevi tazminatın 400.000 TL olarak hesaplanması hukuka açıkça aykırı olduğunu, maddi tazminat hesaplanırken yıllık gelir kaybı ve pasif çalışma süresi gözönünde bulundurularak hesaplama yapılması gerektiğini, sırf bu nedenle de hesaplanan maddi tazminatın dayanaktan yoksun olduğunu, iş bu sebeplerle Yerel Mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE

Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava; trafik kazasından kaynaklanan maddi- manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince maddi tazminat yönünden davanın kısmen kabulüne, manevi tazminat yönünden ise davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalılar ....ve ....Anonim Şirketi vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Öncelikle kusura yönelik istinaf itirazları değerlendirildiğinde; dava konusu kazanın davalı sürücü ....'ın sevk ve idaresindeki ....plaka sayılı otomobili ile ....takiben ....merkez istikametinden ....Mahallesi istikametine seyir halinde iken ....otel isimli işletme önünde bulunan yaya geçidine geldiği esnada aracının ön kısımları ile o esnada .... istikametinden yolun karşı tarafına yaya geçidi üzerinden geçmekte olan yaya ....çarpması sonucu meydana geldiği,

kusura ilişkin hem iş bu dosyada alınan trafik bilirkişi raporu ile hem de ceza dosyasında alınan ....trafik İhtisas Dairesi raporunda yaya ....'in yaya geçidi üzerinde karşıdan karşıya geçiş yaptığı esnada, sürücü ....'ın idaresindeki ....plakalı aracın çarpmasına maruz kaldığı olayda kusurunun bulunmadığının, ....plakalı otomobil sürücüsü ....'ın ise 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun, 74/1-b maddesinin “. ..Sürücüler,

görevli bir kişi veya ışıklı trafik işareti bulunmayan ancak trafik işareti veya levhalarıyla belirlenmiş kavşak giriş ve çıkışları ile yaya bulunan yayalara durarak ilk geçiş hakkını vermek zorundadırlar...” ihlali neticesinde meydana gelen kazada asli ve tam kusurlu olduğunun rapor edildiği, tespit edilen bu kusur durumunun olayın oluşu ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu anlaşılmakla kusura ilişkin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.

Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür.Yine aynı kanunun 54. maddesi gereğince cismani zarara uğrayan kişi tamamen veya kısmen çalışma gücü kaybından doğan zararını talep edebilir. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen poliçe limit dahilinde olmak üzere sorumludur.

Bu durumda, meydana gelen zarardan davalı sürücü ve işleteninin tamamından, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti dahilinde sorumlu tutulmasında usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmamasına, maddi zarara ilişkin alınan bilirkişi raporunun hükme ve denetime elverişli olmasına, maddi tazminat yönünden kararda bir yanlışlık bulunmamasına göre davalılar vekilinin maddi tazminat yönünden istinaf itirazları yerinde değildir.

Manevi tazminatın miktarı yönünden istinaf itirazlarının değerlendirilmesinde ise;

Manevi tazminat, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre, Manevi zarar; mutlak hak olan ve dolayısıyla herkese karşı korunmuş bulunan kişilik haklarının kapsamına giren değerlerden birisinin ihlali ile doğar. Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namı ile bir miktar para ödenmesini talep edebilir.

Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye ihlalin ve kusurun özel ağırlığının haklı kılması halinde hakimin manevi tazminat olarak verilmesine hükmedeceği para miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nisfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Ödettirilecek para miktarı ise aslında ne tazminat, ne de cezadır.

Çünkü mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine olarak zarara uğrayanda bir huzur duygusunu doğurmaktır. Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.

Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.

Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesinde ; "Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir" hükmü düzenlenmiş madde metninden de anlaşıldığı üzere, haksız eylem sonucu bedensel zarar görenin yakınları yararına manevi tazminata karar verilebilmesi için, zarar görenin yaralanmasının ağır bedensel zarar niteliğinde olması gerekmektedir. Ağır bedensel zarar, kanunda tanımlanmamış olup, yaralanmanın özelliğine ve yarattığı sonuçlara göre mahkemece takdir edilecektir.

Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, kusur durumu, meydana gelen sonucun ağırlığı, yukarıda açıklanan ilkeler, davalının eylemindeki hukuka aykırılığın tespitinin sağlayacağı manevi tatmin ile birlikte değerlendirildiğinde İDM'ince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının fazla olmadığı anlaşılmakla davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf itirazlarının da reddi gerekir.

Açıklanan nedenlerle, davalılar ....Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-....Mahkemesi'nin ....tarih, ....Esas ....Karar sayılı kararına karşı davalılar ....Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gerekli 137.772,79 TL istinaf karar harcından peşin alınan 34.443,20 TL'nin mahsubu ile bakiye 103.329,59 TL'nin davalılar ....Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,

3-Davalılar ....Şirketi tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-Gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde re'sen yatırana iadesine,

5-İstinaf kararının dairemizce taraflara tebliğine,

6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

7-Harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/06/2025

....

Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/886, K. 2025/883, 15 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  5. İstinaf Sebepleri
  6. Delillerin Tartışılması Ve Gerekçe
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/886
Karar No
2025/883
Tarih
15 Mayıs 2025

İlgili Kararlar

  • Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi E.2025/887 K.2025/829
  • Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2025/887 K.2025/990
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2025/888 K.2025/879
  • Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2025/888 K.2025/1039
  • Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2025/888 K.2025/777
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi E.2025/888 K.2025/833

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.