KÜNYE
T.C. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 1 Mart 2024
- Dosya no
- 2024/130
- Karar no
- 2024/295
- İncelenen kararın mahkemesi
- DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Davanın konusu
- Merci Tayini
Karar Metni
980 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Bismil .. Asliye Hukuk Mahkemesi ve Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için Dairemize gönderilen dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava, satın alınan iş makinesinin imalattan kaynaklı ayıplı olduğu iddiasına dayalı ayıpsız misli ile değişim, olmadığı takdirde bedel iadesi istemine ilişkindir. Bismil .. Asliye Hukuk Mahkemesince; "Davanın tazminat (Banka Garanti Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasına ilişkin olduğu 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 Sayılı TTK'nın 5/1. maddesi uyarınca ticari davalara bakma görevinin Asliye Ticaret Mahkemesine ait olup, aynı Kanun'un 4/1-a maddesi uyarınca mevcut uyuşmazlığın mutlak ticari dava niteliğinde olduğu ve bu haliyle davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerektiği" gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesince.
"Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen cevabı yazıda, davacının tacir kaydının bulunmadığı, Esnaf ve Sanatkarlar Odasından gelen cevabı yazıda, davacının hafriyatçı mesleği kodu ile . tarihinden itibaren oda kaydının bulunduğu, Vergi Dairesinden gelen ...tarihli cevabı yazıda; davacının ... tarihinden itibaren Zemin ve Arazi Hazırlama, Alanın Temizlenmesi ile Kazı ve Hafriyat İşleri (Tarımsal Arazinin hazırlanması, Dinamitleme ve Kayaların Kaldırılması,
İnşaat, Tarım vb. Alanların Drenajı, Hafriyat, Kazı, Dolgu vb. İşler) (Madencilik İçin Yapılanlar Hariç) işiyle iştigal ettiği, işletme esası usulünde vergilendirildiği ve mükellefin 2021 yılına ait ticari kazancının ...TL olarak beyan ettiği, ..tarihli cevabı yazıda ise. 2019 ve 2020 yıllarına ilişkin brüt satış tutarlarının .... TL olduğu, satışların maliyetinin ise ...
TL olduğu, 2021 yılı yıllık gelir vergisi beyannamesine göre brüt satış tutarının.....TL, satışların maliyetinin ise ....
TL olduğunun bildirildiği, gelen cevabi yazılardan, davacı tacir olmadığı gibi, VUK.'nun 176-178. maddeleri hep birlikte değerlendirildiğinde gelirinin 177. maddesinde düzenlenen esnaf işletme sınırının üzerinde olduğuna dair dosyaya yansıyan herhangi bir delil bulunmadığının anlaşıldığı bu durumda davacı tacir olmadığı gibi uyuşmazlıkta 6102 sayılı TTK'nun 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığından uyuşmazlığın çözümünde Ticaret Mahkemelerinin görevli olmadığı,
öte yandan, davacının oda kaydının niteliği gözetildiğinde, iş makinesinin mesleki amaçla kullanıldığının kabulünün gerektiği bu kabule göre de, davacının 6502 sayılı TKHK md. 3(1)-k hükmü kapsamında tüketici sıfatına haiz olmadığının, dolayısıyla uyuşmazlığın 6502 sayılı TKHK kapsamında da kalmadığının kabulünün gerektiği, sonuç olarak, ticari dava olmayan ve tüketici işlemi bulunmayan malvarlığına ilişkin açılan davada görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu" gerekçesiyle karşı görevsizlik kararı verilmiştir.
İki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdikleri kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili mahkeme, ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca belirlenir (HMK md.22/2).
Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir. Bunlardan ilki; tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar).
Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup. Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinin (a) ve (f) bentlerinde sayılmıştır. İkincisi ise; yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır.
Türk Ticaret Kanunu 4/1. maddesi son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması Türk Ticaret Kanunu’nda gerekli ve yeterli görülmüştür.
Üçüncü grup ise; nispî ticarî davalar olup, Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesi hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. Türk Ticaret Kanunu’nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir.
Zira Türk Ticaret Kanunu, ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 3. maddesine göre “esnaf ve sanatkar, ister gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler” olarak belirtilmiştir.
Türk Ticaret Kanunu’nun 15. maddesinde "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır.
Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, Türk Ticaret Kanunu yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.
Somut olayda ise; davacının tacir olmadığı gibi uyuşmazlığın 6102 sayılı TTK'nun 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığı, davacının oda kaydının niteliği gözetildiğinde, iş makinesinin mesleki amaçla kullanıldığının kabulü gerektiği ve davacının tüketici sıfatına da haiz olmadığı, bu itibarla uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiği anlaşılmıştır. Bu sebeple, Bismil .. Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar vermek gerekmiştir.
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/130, K. 2024/295, 1 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama