İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2024/28 K.2025/1250

Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

Esas2024/28Karar2025/1250Tarih9 Ekim 2025Okuma13 dk · 2.596 kelime

KÜNYE

T.C. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
9 Ekim 2025
Dosya no
2024/28
Karar no
2025/1250
İncelenen kararın mahkemesi
ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
04/10/2023 (Karar
Numarası
2022/143 Esas, 2023/731 Karar
Dava
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
Karar yazım tarihi
09/10/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.596 kelime·13 dk okuma·6 bölüm

Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...'nun sevk ve idaresinde bulunan traktörün 10/08/2016 tarihinde ters dönmesi sonucu traktörde yolcu olarak bulunan müvekkilinin yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını, kazadan sonra müvekkilinin sürekli şekilde sakatlandığını, vücudunun muhtelif yerlerine platin takıldığını, müvekkiline... ...

Hastanesi tarafından 13/03/2018 tarihinde %10 oranında maluliyet raporu verildiğini, kazaya karışan traktörün geçerli bir ZMMS poliçesi bulunmadığını, kazadan sonra müvekkilinin 09/05/2022 tarihinde davalıya müracaat ettiğini, hasar dosyası açıldığını ancak bir ödeme yapılmadığını belirterek şimdilik 100-TL iş göremezlik ve iş gücü kaybı tazminatının davalı sigortaya müracaat tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekilinin 28/07/2023 tarihli değer artırım dilekçesi ile dava değerini toplam 310.000,00-TL olarak artırdığı anlaşılmıştır.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazanın meydana gelmesinde kullanılan aracın sürücüsü olan ...'nun mirasçılarının tespiti ile davanın ihbarı gerektiğini, tazminat talebi için alacağın zaman aşımına uğradığını, kazanın meydan geldiği yerin Kanunda öngörülen kamuya açık karayolu kapsamında bulunmadığını, aracın tescilsiz-plakasız olması nedeniyle sigorta kapsamında olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, davaya konu kazada hatır taşıması olduğunu, bu nedenle de müterafik kusur indirimin uygulanması gerekeceğini, kabul anlamına gelmemekle müvekkilinin dava tarihinden itibaren sorumluluğun olacağını,

davacı tarafça talep edilen faiz türünün, başlangıç tarihinin ve yargılama giderin istemlerinin kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin bir sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

YEREL MAHKEME KARARI

Mahkemece, "... Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen kusur raporunda de belirtildiği üzere, dava konusu kaza, davacının yolcu olarak bulunduğu traktörün sürücüsü olan ...'nun aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeniyle meydana geldiğinden, sürücü ...'in %100 oranına kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır.

Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen maluliyet, kusuru raporları ve aktüerya bilirkişi tarafından düzenlenen rapor hükme esas alınarak ve sigorta poliçesindeki teminat limiti ile davacının talebi doğrultusunda davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesiyle "Davanın kabulü ile; 310.000,00 TL maddi tazminatın 23/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," şeklinde karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF İTİRAZLARI

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının kazaya ilişkin maluliyetinin usul ve yasaya uygun olarak tespit edilmediğini, ilgili kanun ve yönetmeliklere öre üniversitelerine adli tıp anabilim dallarının tazminat talepli uyuşmazlıklarda Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre resmi bilirkişi sıfatlarının bulunmadığını, mahkemece...

Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalından aldırılan rapor çerçevesinde verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının kusur oranının usul ve yasaya uygun olarak denetime elverişli bir şekilde tespit edilmediğini, mahkemece ileri sürdükleri vakıaların incelenmediğini, cevap dilekçesinde belirttikleri hususların araştırılmadığını, somut olayın neden trafik kazası olarak kabul edildiğine de yer verilmediğini, kabul anlamına gelmemek suretiyle dosyada yer alan ifade tutanaklarında müteveffa yolcu ile araç sürücüsünün tanışmadıkları beyan edildiğinden aralarında ivazsız bir aşıma ilişkisi olduğunun kabul edilmesi gerektiğini,

bu nedenle tazminat miktarında %20 hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, alınan tazminat hesaplamasına ilişkin raporun hesap hataları ile dolu olduğunu, hakkaniyete aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun fahiş hatalarla dolu olduğunu, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatından müvekkili ...'nın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, bilirkişi tarafından ne asgari ücretin esas alınması gerekirken, brüt asgari ücretin dikkate alındığını ve mahkemece bu miktar üzerinden tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu,

bilirkişi raporunun davacının sebepsiz olarak zenginleşmesine mahal verecek nitelikte olduğunu, kabulünün mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek ve itirazları baki olmak üzere zarar görenin SGK'dan geçici iş göremezlik ödemesi alıp almadığının araştırılması yapılmadan karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkil şirkete yapılan usulüne uygun bir başvurudan söz etmenin mümkün olmadığını, müvekkilinin iş bu dava öncesi temerrüte düşmediğinden faize hükmetmenin hakkaniyete aykırı olduğunu,

tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, trafik kazasına bağlı geçici ve sürekli iş göremezlik, bakıcı tazminatı istemine ilişkindir.

Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.

Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekilinin dava dilekçesinde ...'nun sevk ve idaresinde bulunan traktörün ters dönmesi sonucu traktörde yolcu olarak bulunan müvekkilinin yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını, iddia ederek iş göremezlik ve iş gücü kaybı tazminatı talep ettiği, davalı vekilinin cevap dilekçesinde davanın reddini talep ettiği, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle;

-Olay sonrası ilgili kolluk görevlileri tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağında dava dışı sürücü ...'nun kural ihlalinin bulunduğunun belirtilmesine, ilk derece mahkemesince yargılama sırasında ATK'dan alınan bilirkişi raporunda dava dışı sürücü ...'nun % 100 oranında kusurlu olduğunun belirtilmesine, bu haliyle gerek kaza tespit tutanağı gerekse ilk derece mahkemesince alınan ATK raporunun birbirini teyit etmelerine, aralarında herhangi bir şekilde çelişki bulunmamasına ve bu suretle sürücü ...'nun olaydaki kusur durumunun sabit hale gelmesine,

-Davadan önce davacının davalı ... başvuru yapması sebebiyle davalının davadan önce temerrüte düşürülmesine göre belirlenen faiz başlangıcının isabetli olmasına,

-Davacının maluliyetine ilişkin olarak... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporun kaza tarihinde yürürlükte bulunan 30 Mart 2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre uygun şekilde düzenlenmesine,

-Sigorta şirketinin geçici iş göremezlik zararı ve bakıcı giderinden de sorumlu olmasına, (Yargıtay 4. HD. 2023/11267 E. 2023/13196 K.)

-Bakıcı ücretinin usule uygun şekilde brüt asgari ücret üzerinden belirlenmesine, (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/18351 E. 2022/15412 K.)

-Mahkemesince SGK'dan davacıya olay ile ilgili olarak ödeme yapılıp yapılmadığının sorulmasına ve davacıya her hangi bir ödeme yapılmamasına göre; davalı vekilinin aşağıda belirtilenler dışındaki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.

KTK’nın kapsamını belirleyen 2. maddesinde; “Bu Kanun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsar.

Bu Kanun, karayollarında uygulanır. Ancak aksine bir hüküm yoksa;

a) Karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile,

b) Erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da, Bu Kanun hükümleri uygulanır” şeklinde düzenleme yer almaktadır.

Görüldüğü gibi, KTK’nın 2. maddesinde bu Kanun’un, karayollarında uygulanacağı belirtildikten sonra, bu kural biraz daha genişletilerek aynı maddenin (a) ve (b) fıkralarındaki durumlarda da uygulanabileceği öngörülmüş; karayolu tanımına girmediği hâlde genel trafiğin kullanımına açık olan yerler “karayolu gibi” kabul edilmiştir.

Bu bağlamda, karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da, bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı; bu hâliyle, toplu trafiğin bulunduğu yerler ile karayoluyla bağlantısı olan yerlerin de bu kapsama alındığı belirtilmiştir.

Karayolları Trafik Kanunu’nun tanımlar başlıklı 3. maddesinde kullanılan terimlerden karayolu; “Trafik için, kamunun yararlanmasına açık olan arazi şeridi, köprüler ve alanlar”; bağlantı yolu; “Bir kavşak yakınında karayolu taşıt yollarının birbirine bağlanmasını sağlayan, kavşak alanı dışında kalan ve bir yönlü trafiğe ayrılmış olan karayolu kısmı” araç; “Karayolunda kullanılabilen motorlu, motorsuz ve özel amaçlı taşıtlar ile iş makineleri ve lastik tekerlekli traktörlerin genel adı” ; trafik kazası; “ Karayolu üzerinde hareket halinde olan bir veya birden fazla aracın karıştığı ölüm, yaralanma ve zararla sonuçlanmış olan olay” olarak tanımlanmıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.07.2021 tarih 2017/(17)4-1716 Esas, 2021/915 Karar sayılı kararında vurgulandığı üzere anılan yasal düzenlemeler gereğince kamunun yararlandığı tüm yollar karayolu tanımı içindedir. Bu açıdan karayolunda taşıt trafiğine kamu yönetimince izin verilip verilmemesi önemli olmayıp fiilen bu amaçla kullanılması yeterlidir. Yine karayolu zemininin asfalt, beton, taş veya toprak olması arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır. Bu açıdan köy, orman, dağ, tarla ve yayla yolları da karayoludur. Karayolu gibi sayılan yerler sınırlı bir biçimde sayılmamıştır. Karayolu gibi sayılan yer kavramının dar değil, geniş yorumlanması gerekmektedir.

Karayolları Trafik Kanunu’nun uygulanması için kazanın mutlaka karayolunda meydana gelmesi gerekmeyip karayolu ile bağlantısı olan bir alanda meydana gelmesi hâlinde de karayolunda meydana gelmiş gibi kabul edilecek ve diğer şartlar bulunduğu takdirde işletenin ( ve onun eyleminden sorumlu olduğu kişilerin) dolayısıyla zorunlu malî mesuliyet sigorta şirketinin sorumluluğuna gidilebilecektir. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2011 tarihli ve 2011/17-499 E., 2011/557 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.

Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde. Olay sonrası ilgili kolluk tarafından düzenlenen olay yeri tespit tutanağı ve ekindeki krokilere göre kaza tarla içerisindeki yolda meydana gelmiştir. Mahkemece, zararı doğuran kazanın meydana geldiği yer ile ilgili kesin bir belirleme yapılmadığı görülmüştür.

Oysa KTK’nın 2 ve 3. maddeleri gereği tanımı yapılan ve karayolu ya da karayolu sayılan yerde meydana gelen kaza nedeniyle oluşan zarar zorunlu trafik sigortası teminatı kapsamında kalacaktır. Bu nedenle de öncelikle kaza yerinin anılan maddeler de gözetilerek net olarak belirlenmesi gerekmektedir.

Eksik inceleme ve araştırma ile karar verilemeyeceğinden, mahkemece kaza yerinin KTK’nın 2 ve 3. maddelerinde sayılan, karayolu ya da bağlantı yolu olup olmadığının belirlenmesi için keşif de yapılmak suretiyle kazanın gerçekleşme şekli ve yeri gözetilerek bir karar verilmesi gerektiğinden davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun tespitinin eksik araştırmaya dayalı olduğu anlaşılmıştır.

Kabule göre de;

a-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır.

Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması ve buna göre, zarar görenin zarara katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir.

Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından, mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir.

Haksız fiile dayanan tazminat istemlerinde; haksız fiilin unsurlarından olan zarara ilişkin tüm tespitlerin doğru biçimde yapılması ile zarara etki eden tüm hususların dikkate alınması gerekir. Yukarıda anılan yasal düzenlemeler gereği, tazminatı belirleme konusunda tek yetkili olan mahkemece, zararı doğuran ya da ağırlaştıran durumların (müterafik kusurun) re'sen dikkate alınması zorunlu olduğundan, bu hususta bir itiraz olup olmadığına bakılmaksızın gerekli incelemelerin yapılması şarttır. Yargıtay 4. HD 2022/7305 E. 2023/7108 K. Yargıtay 4. HD 2022/2535E. 2023/798 K. Yargıtay 4. HD 2021/5622 E. 2021/7246 K. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/7818 E. 2019/393 K. T.C. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/9251 E. 2018/3894 K. Yargıtay 17.H.D. 2019/2168 E. 2020/4627 K.)

Yargıtay kararlarına göre müterafik kusur emniyet kemeri takılmaması, araçta yolcu olarak bulunan kişinin sürücünün alkollü yada ehliyetsiz olduğunu bilerek araca binmesi, motosiklet sürücü ve yolcusunun kask takmamış olması, istiap haddinin aşılması, yolcu taşımaya müsait olmayan traktörde yolculuk yapması gibi zararı arttıran davranışlardır. Yani müterafik kusur kazanın meydana gelmesinde etkili olan kusur değil, zararın artmasında etkili kusurdur.

Ancak maluliyet ile arasındaki illiyet bağının tespiti gerekir. Örneğin; motosiklette yolcu olan kişinin ayağındaki kırık nedeniyle maluliyeti oluşmuşsa kask takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması doğru değildir.

Bazı hallerde emniyet kemeri takılmaması nedeniyle zararın arttığı iddiası varsa kazanın meydana geliş şekline göre Adli Tıp Kurumundan maluliyet raporu alırken emniyet kemeri takıp takmamasının yaralanmasına etkili olup olmadığının değerlendirilmesi istenmelidir. Müterafik kusurun Yargıtay tarafından taraflar ileri sürmese de resen araştırılması ve tartışılması gerektiği kabul edilmekte ve %20 oranında indirim uygulanmaktadır.

Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK.nun 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.

Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Yukarıda da belirtildiği üzere dosya içerisinde bulunan olay yeri inceleme raporunda meyilli arazide traktörün tekerleri yukarıda tam ters devrilmiş ve 4. viteste olduğu, traktörün devrilmesi neticesinde davacı ve dava dışı ...'nun traktörün altında kaldığı, dava dışı ... traktörden atladığı anlaşılmaktadır.

Açıklanan vakıalar karşısında ilk derece mahkemesince davacının traktör kabininde seyahat etmesinin KTK ve yönetmelik hükümlerine göre hukuka uygun olup olmadığı, hususunda değerlendirme yapılarak ve bu durumun mütrafik kusur olarak saptanması halinde, BK'nın 52. maddesi uyarınca tazminattan Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereği belirlenen yöntemine uygun şekilde (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2020/4-65 E. 2022/1387 K. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/3154 E. 2022/10841 K.). yani tespit edilen en son rakam üzerinden değil ilk başta tespit edilen gerçek zarar miktarı üzerinden indirim yapılması şeklinde müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/5622 E. 2021/7246 K.)

b-Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 818 sayılı BK’nın 43. (6098 sayılı TBK’nın 51.) maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hakim tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda değilse de, bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir.

Somut olayda, davacı traktörde yolcu konumundadır. Soruşturma dosyasındaki ifade tutanaklarına göre davacı ile traktör sürücüsünün yakın akraba olup birlikte tarladan döndükleri ve traktörün tescil kaydının bulunmadığı, traktörün sürücüsü ile araç işletenin farklı kişiler olup olmadığının da belirlenemediği anlaşılmaktadır. Davalı vekili cevap dilekçesinde; olayda hatır taşıması olduğunu belirtmiştir.

Mahkemece bu hususta olumlu veya olumsuz herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Tüm beyanlardan sürücü ile davacının akraba olduğu anlaşıldığına göre, taşımada davacının da yararı bulunduğunun kabulü gerekmekle birlikte, ailevi ya da ahlaki bir sorumluluğun ifası için taşımanın yapılıp yapılmadığı da göz önünde bulundurulmalıdır.

Açıklanan sebeplerle; öncelikle aracın işleteninin tespiti ile davacı ve araç işletenin nüfus kayıt örnekleri temin edilip davacının araç işleteni ile olan akrabalık derecesinin saptanması; akrabalık derecesi de gözetilerek taşımanın ailevi ya da ahlaki sorumluluğun ifası dışında bir nedenle yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesi; yapılacak bu tespitlere göre tazminattan hatır taşıması nedeniyle indirim yapılıp yapılmayacağının gerekçelendirilmesi gerekirken, eksik araştırma ile karar verilmesi doğru olmamıştır.

Kararın bu nedenle de kaldıdrılmsası gerekmektedrir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/6180 E. 2021/8147 K.)

HMK.'nun 353/1-a-6. maddesinde "...Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması" bölge adliye mahkemesince başvuruya konu kararın esası incelemeden kaldırılmasına karar verilmesi gereken haller arasında sayılmıştır. Somut olayda, yukarıda ayrıntılı biçimde izah edilen yargılamadaki eksiklikler uyuşmazlığın esasının çözümü için olmazsa olmaz niteliktedir.

Mahkemece yapılan yargılama sırasında uyuşmazlığın esasının çözümü için olmazsa olmaz nitelikte delillerin usulüne uygun biçimde toplanılıp değerlendirilmediği, toplanılan bir kısım dellilerin hükme esas alınamayacak derecede yetersiz olduğu, tarafların iddia ve savunmalarının karar gerekçesinde değerlendirilmediği anlaşılmakla; HMK'nin 353/1-a-6. maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile kararın kaldırılmasına ve davanın (usulü kazanılmış haklara riayet edilerek) yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile, mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-6. Maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, sair istinaf itirazlarının reddine,

2-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran tarafa iadesine,

4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,

5-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,

6-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/28, K. 2025/1250, 9 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Dava
  5. Cevap
  6. Yerel Mahkeme Kararı
  7. İstinaf İtirazları
  8. Uyuşmazlığın Tespiti, Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/28
Karar No
2025/1250
Tarih
9 Ekim 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2024/29 K.2025/1313
  • İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/30 K.2025/841
  • Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2024/31 K.2025/1347
  • Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/32 K.2025/1253
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2024/32 K.2025/1219
  • Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/33 K.2025/636

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.