KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 30 Mayıs 2024
- Dosya no
- 2021/2105
- Karar no
- 2024/847
- Dava
- İstifanın Tescili
Karar Metni
1.050 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Davanın reddine ilişkin kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirkete iş başvurusunda bulunduğunu ancak işe alınmadığını, daha sonra davalı şirkette müdür atandığını öğrendiğini, bunun üzerine davalı şirkete ihtarname gönderilerek rızası dışında gerçekleştirilen işlemlerinin düzeltilmesinin ve müdürlük kaydının ticaret sicilden silinmesi hususunun ihtar edildiğini, davalı şirkete ve yetkilisine ulaşılamadığını, ayrıca savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu ileri sürerek, müvekkilinin davalı şirket müdürü olmadığının ve müdürlük görevinden ayrıldığının tespiti ile Ticaret Sicilinde tescil ve ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı şirket, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davacının şirket yöneticiliğinden istifasını davalı şirkete bildirmek için noterden 26/01/2020 tarihli ihtarnameyi gönderdiği ancak davalının ticaret sicilinde kayıtlı adresi kapalı olduğundan tebligatın bila ikmal iade edildiği dolayısısyla ihtarın usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği ve buna bağlı da olarak davacının istifası geçerlilik kazanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirkete 2015 yılının Şubat ayında iş başvurusunda bulunarak iş görüşmeleri yaptığını, müdürlük pozisyonu için anlaşmaya varıldığını, sonrasında gerekli evrakların hazırlandığını ve şirket yetkilisi ...'a teslim edildiğini ancak devam eden süreçte bu pozisyon için uygun olmadığından alınmadığını, bu durum üzerine müvekkilinin başka şirketlere iş başvurusunda bulunduğunu ve sigorta kayıtlarından da anlaşıldığı üzere 01/04/2015 tarihinde ...
Bankası'nda çalışmaya başladığını, müvekkilinin 2020 yılının başında şirket merkezinde kaçak elektrik kullanıldığından bahisle karşılıksız yararlanma suçundan soruşturma başlatıldığını ve bu vesileyle davalı şirkette müdürlük görevinin bulunduğunu öğrendiğini, müvekkilinin şirket yetkililerine ulaşamadığını, noterden müdürlük kaydının sicilden silinmesi için gerekli işlemlerin yapılması talebini içerir ihtarnameyi Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne ve davalı şirkete gönderdiğini, davalı şirkete tebligat yapılamadığını,
İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 06/02/2021 tarihli cevabi yazısıyla şirket tarafından müdürlük görevinin sona erdiğine ilişkin alınacak kararın tescil ve ilan edilmesi veya konuya ilişkin kesinleşme şerhini havi mahkeme kararı gerektiğinin bildirildiğini, noterlerin kazai merci olmaması sebebiyle TK nın 35'maddesine göre tebligat yapamadıklarından işbu davanın açıldığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, davacının limited şirket müdürü olmadığı ve müdürlük görevinden ayrıldığının tespiti ile bu hususun ticaret sicilinde tescil ve ilanı istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nın 32. maddesi uyarınca, ticaret sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını ve tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediği hususlarını incelemekle yükümlüdür.TTK 623/1'de "Şirketin yönetimi ve temsili şirket sözleşmesi ile düzenlenir.
Şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsili, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebilir. En azından bir ortağın, şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması gerekir." düzenlenmesi bulunmaktadır. Buna göre ortak olmayan kişilerden de müdür atanabilir. Müdürlük yetkisi ancak istifa, azil, ölüm ve görev süresinin sona ermesi gibi nedenlerle kaldırılabilir.
Somut olayda, davacının tek ortaklı olan davalı şirketin 10/02/2015 tarihli genel kurul kararıyla aksi kararlaştırılıncaya kadar şirketi münferit imzasıyla temsil ve ilzama yetkili olarak atandığı, kararın 03/03/2015 tarihli TSG'de ilan edildiği görülmüştür. Ticaret sicil kayıtlarına göre, davacıyla birlikte şirketin tek ortağı olan ... da şirketi münferiden temsile yetkili müdürdür. Halen her ikisinin de münferiden temsile yetkili müdürlük görevi devam etmektedir.
Davacının, davalı şirket temsilcisi olarak karşılıksız yararlanma eylemi nedeniyle ...
A.Ş. tarafından 06/12/2018 tarihinde şikayet edildiği, soruşturma sonucunda davacı hakkında belirtilen eylem sebebiyle İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/312 esas sayılı dosyasında dava açıldığı, kaçak elektrik kullanma eyleminin konusunu teşkil eden miktarın soruşturma aşamasında davacı tarafından ödendiğinden 14/12/2021 tarihinde eyleme konu düşme kararı verildiği ve kararın 06/01/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı da, davalı şirkette müdür olduğunu bu kapsamda öğrendiğini ve...'ı savcılığa şikayet ettiğini belirtmiştir. SGK kayıtlarına göre de davacının, davalı şirkette 14/02/2015 tarihinde işe girişinin ve 20/05/2015 tarihinde de işten çıkışının yapıldığı anlaşılmıştır.
Davacının davalıya noterden gönderdiği 26/01/2020 tarihli ihtarla, şirketin ticaret sicil kayıtlarından müdürlük kaydının silinmesi husunda 3 günlük süre verildiği ve şirketin ticaret sicildeki adresinde şirketin adreste tanınmadığından bahisle 28/01/2020 tarihinde bilâ tebliğ iade edilmiştir. Mahkemece, bu ihtarname davalıya tebliğ edilemediğinden yani davacının istifası şirkete ulaşmadığından reddedilmiştir.
Fakat her ne kadar davacının, davalı şirketin müdürlükten istifa iradesini içeren ihtarı davalının sicil adresinde muhatabın adreste tanınmadığından bahisle tebliğ edilememişse de, davacı eldeki davada müdürlükten istifa iradesini şirkete karşı ileri sürmüştür.
Yargılama aşamasında da, dava dilekçesi davalıya ticaret sicil adresinde tebliğe çıkarılmış ancak davalının adreste tanınmadığından tebliğ edilememiş, sonrasında 17/07/2021 tarihinde Tebligat Kanunu 35'e göre tebliğ edilmiş ve davalı davaya cevap vermediği gibi her hangi bir beyanda da bulunmamıştır.
Tek taraflı bozucu yenilik doğuran hak niteliğinde olan istifa, iç ilişkide bu yöndeki beyanın şirkete ulaşmasıyla hukuki sonuç doğuracak ve bu nedenle şirket müdürlüğünden istifanın şirkete tebliğ edilmesi halinde sonuç doğurup ancak tebliğ ile birlikte müdürlük görevi son bulacaktır (Yargıtay 11. HD'nin 2015/13645 Esas, 2017/1451 Karar sayılı ve 13/03/2017 tarihli ilamı).
Bu nedenle, davacının açtığı eldeki bu davayla istifa iradesini davalı şirkete ulaştırdığı kabul edilmelidir. Zira taraflar arasındaki süreç ve geldiği aşama dikkate alındığında, davacının hukuki ve cezai sorumluluk gerektiren müdürlük görevinden ilahi nihaye ayrılamama sonucu ortaya çıkacaktır. Bu nedenlerle mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddine karar verilmiş olması isabetli olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden karar verilerek, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2021/2105, K. 2024/847, 30 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama