KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 12 Ekim 2023
- Dosya no
- 2021/445
- Karar no
- 2023/1523
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 18/07/2019
- Numarası
- 2014/1523 Esas - 2019/684 Karar
- Dava
- Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan
Karar Metni
1.476 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin davalı firmadan toplam 91.296,82-TL'lik mal aldığını, bunun karşılığında davalıya her biri 15.000-TL bedelli 7 adet toplam 105.000-TL bedelli çekleri teslim ettiğini, bu çeklerden 3 adet çekin vadelerinde ödediğini, ancak geri kalan çekleri mali sıkıntı nedeniyle ödeyemediğini, bu çeklerin tümünün davalı tarafça bankaya ibraz edilerek yazdırıldığını, davalıya müvekkilince 5.430-TL tutarlı mal iadesi yapıldığını, ardından banka yoluyla 2.000-TL ödendiğini, davalı tarafça bankaya ibraz edilen çek bedellerinin zorunlu karşılıkları olarak toplam 4.480-TL'nin bankadan tahsil edildiğini,
bu bedellerin davalının fatura toplamı olan 91.296,82-TL'den düşülmesiyle müvekkilinin davalıya 34.386,82-TL borcunun kaldığını, davalının elinde bulunan 4 adet çeki toplam 52.520-TL bedel ile İstanbul ...
İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icra takibine koyduğunu, bu suretle müvekkilinden 21.133,18-TL fazla bedel talep edildiğini belirterek, söz konusu icra takibinde 21.133,18-TL bakımından borçlu olmadığının tespiti ile davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davacının keşide ettiği 30.08.2013, 31.09.2013, 31.10.2013 ve 30.11.2013 keşide tarihli toplam 60.000-TL tutarındaki çeklerin karşılıksız çıkması neticesinde, banka tarafından ödenen zorunlu karşılık tutarları düşülerek çeklerin 55.520-TL'lik kısmının takibe konu edildiğini, davacı tarafın ürün iadesi iddiasına ilişkin olarak bir belge ibraz edilmediğini, kambiyo senedinin mücerretlik ilkesi gereğince asıl borç ilişkisinden bağımsız olarak hüküm doğuracağını, bu durumun aksinin ancak yazılı delille ispatlanabileceğini belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine %100 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davalı tarafından, davacı tarafça ürün karşılığı verilen çeklerin karşılıksız kaldığından bahisle kambiyo takibi başlatıldığı, alınan bilirkişi raporlarından, davalının davacıdan takip tarihi itibariyle toplam 46.458,75-TL, takip ve dava tarihinden sonra yapılan ödemeler mahsup edildiğinde ise toplam 40.003,51-TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından davalıya verilen her biri 15.000-TL bedelli yedi adet çekten altı tanesinin karşılıksız çıktığının anlaşıldığı, bu çeklerden 60.000-TL bedelli dört tanesinin 55.200-TL üzerinden icra takibine konu edildiği,
uyuşmazlığın, taraflar arasında açık hesaba dayalı olarak yürütülen ticari ilişki kapsamında, davalı tarafından yapılan ödemeler ve gönderilen iade faturaları ile takip ve davadan sonra yapılan ödemelerin mahsubu sonucu, davalının gerçek alacak tutarının ne olduğu noktasında toplandığı, eldeki davada davalı tarafından başlatılan takibin, açık hesaba dayalı olarak değil, kambiyo senedine dayalı olarak başlatıldığı,
takibe dayanak çeklerin ibraz tarihi itibariyle karşılıksız çıktıkları ve takip tarihi itibariyle karşılıksız çıkan 60.000-TL bedelli dört adet çekten ötürü, tahsil olunan bedellerin mahsubu sonucu davalının davacıdan 55.200-TL kambiyo alacağının bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili; müvekkilinin davalı firmadan toplam 91.296,82-TL'lik mal aldığını, bunun karşılığında davalıya her biri 15.000-TL bedelli 7 adet çek verdiğini, bu çeklerden 30.05.2013, 30.06.2013 ve 31.07.2013 keşide tarihli 3 adet çekin vadelerinde ödendiğini, ancak geri kalan çeklerin ödenemediğini, davalıya müvekkilince 5.430-TL tutarlı mal iadesi yapıldığını, ardından banka yoluyla 2.000-TL ödendiğini, davalı tarafça muhatap bankadan toplam 4.480-TL zorunlu karşılık bedelinin tahsil edildiğini,
bu doğrultuda belirtilen tutarların davalının fatura toplamı olan 91.296,82-TL'den düşülmesi sonucunda müvekkilinin davalıya 34.386,82-TL borcunun kaldığını, ancak davalının elinde bulunan 4 adet çeki toplam 52.520-TL üzerinden icra takibine koyduğunu, bu suretle müvekkilinden 21.133,18-TL fazla bedel talep edildiğini, bilirkişi raporunda görüleceği üzere müvekkilinin borcunun beyan ettikleri tutarda olduğunu, ek bilirkişi raporundaki tutarın ise takipten sonraki ödeme ve faizler katılarak elde edildiğinden, bu tutarın haksız olduğunu, davadan sonra da müvekkilince 34.450-TL ödeme yapıldığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, davacı tarafından keşide edilmiş çeklere dayalı olarak başlatılan icra takibinde borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Somut olayda; taraflar arasında ticari satıma dayalı açık hesap ilişkisi bulunduğu, davacı tarafından davalıya her biri 15.000-TL bedelli 7 adet çekin 18.10.2012 tarihli tahsilat makbuzuyla teslim edildiği, ticari ilişki kapsamında davalı tarafından davacıya mal satışı yapılarak ilki 18.10.2012 tarihli olmak üzere faturalar düzenlendiği, davalının düzenlemiş olduğu faturalar toplamı davacının da kabulünde olup 91.621,03-TL olduğu, davacının keşide ettiği çeklerden 30.05.2013 keşide tarihli çek bedelinin davalıya ödendiği, 30.06.2013 ve 31.07.2013 keşide tarihli çeklere ilişkin olarak 27.400-TL ödeme yapıldığı,
davacının düzenlemiş olduğu iade faturaları toplamının 5.757,27-TL olarak davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının vermiş olduğu dört çekin ise bankaya ibrazında karşılığının bulunmadığı ve muhatap banka tarafından davalıya toplam 4.480-TL zorunlu karşılık bedeli ödendiği, davalı tarafça toplam 60.000-TL bedelli son dört çekin, 4.480-TL zorunlu karşılık bedeli düşülerek 55.520-TL asıl alacak ve ferileriyle birlikte 66.185,16-TL üzerinden kambiyo senetlerine özgü icra takibine konu edildiği; davacı tarafından ise davalıya olan bakiye borcun 34.386,82-TL olduğu kabul edilerek,
21.133,18-TL yönünden borçlu olmadığının tespiti istemiyle işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Kural olarak kambiyo senetleri, soyut borç ikrarını içeren senetlerdir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu kesin deliller ile ispat etmekle yükümlüdür.
Somut olayda taraflar arasında cari hesap niteliğinde ticari satımdan kaynaklanan temel ilişki bulunmakta olup, davacının vermiş olduğu çekler, davalının ticari defterlerinde 2012 yıl sonu kayıtlarında, düzenlenen fatura tutarlarının düşülmesiyle 71.230,75-TL üzerinden sipariş avansı olarak kayıtlıdır.
Davalı tarafından davacı ile aralarında başkaca bir hukuki ilişki bulunduğu yönünde bir iddia da ileri sürülmediğine göre, çeklerin davacı tarafından alınacak malların karşılığı olarak avans niteliğinde davalıya verildiğinin kabulü gerekmektedir. Bu durumda taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi kapsamında, dava tarihi itibariyle davacının davalıya borçlu olup olmadığının tespiti gerekmektedir.
Davalı tarafından davacı aleyhine 55.520-TL asıl alacak, 5.552-TL çek tazminatı, 166,56-TL komisyon ve 4.946,60-TL işlemiş faiz toplamı 66.185,16-TL üzerinden takip başlatılmıştır.
Mahkemece alınan kök ve ek bilirkişi raporunda; davalının düzenlemiş olduğu toplam 91.621,03-TL fatura bedelinden, davalının ilk üç çeke mahsuben tahsil ettiği 15.000-TL ve 27.400-TL, davalının ticari defterlerinde kayıtlı toplam 5.757,27-TL tutarlı iade faturaları ve 4.480-TL tahsil edilen çek zorunlu karşılık bedeli düşülerek, davalının takip tarihindeki cari hesap alacağı 38.983,76-TL olarak hesaplanmıştır.
Bilirkişi raporunda bu tutar üzerinden yapılan hesaplamada, takip tarihi itibariyle davalının davacıdan 38.983,76-TL asıl alacak, 3.898,37-TL çek tazminatı, 116,95-TL çek komisyonu, 3.459,67-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 46.458,75-TL alacaklı olduğu tespit edilmiş olup, bu tutarın takip talebindeki toplam alacaktan çıkarılması (66.185,16-46458,75) sonucunda davalının takipte 19.726,41-TL fazla talepte bulunduğu, bu tutar bakımından davacının davalıya borçlu olmadığı anlaşılmaktadır.
Davacı ve icra kefili ... tarafından; takip ve dava tarihinden sonra borca mahsuben 15.09.2014 tarihinde 2.500-TL, 07.10.2016 tarihinde 2.500-TL, ödeme tarihi anlaşılamayan ancak 27.07.2017 tarihinde ödendiği bildirilen ve bu nedenle ödeme tarihi 27.07.2017 olarak kabul edilen 3.350-TL, 30.01.2015 tarihinde 800-TL, 23.03.2015 tarihinde 500-TL, 01.04.2015 tarihinde 500-TL, 10.04.2015 tarihinde 500-TL, 13.04.2015 tarihinde 300-TL, 05.05.2015 tarihinde 500-TL, 02.07.2015 tarihinde 1.000-TL, 08.07.2015 tarihinde 500-TL, 14.07.2015 tarihinde 500-TL, 03.08.2015 tarihinde 500-TL, 10.08.2015 tarihinde 500-TL, 18.08.2015 tarihinde 500-TL,
25.08.2015 tarihinde 500-TL, 01.09.2015 tarihinde 500-TL, 08.09.2015 tarihinde 500-TL, 16.09.2015 tarihinde 500-TL, 21.09.2015 tarihinde 500-TL, 01.10.2015 tarihinde 500-TL, 08.10.2015 tarihinde 500-TL, 13.10.2015 tarihinde 500-TL, 21.10.2015 tarihinde 500-TL, 28.10.2015 tarihinde 500-TL, 05.11.2015 tarihinde 500-TL, 11.11.2015 tarihinde 500-TL, 18.11.2015 tarihinde 500-TL, 25.11.2015 tarihinde 500-TL, 04.12.2015 tarihinde 500-TL, 11.12.2015 tarihinde 500-TL, 18.12.2015 tarihinde 500-TL, 25.12.2015 tarihinde 500-TL, 08.01.2016 tarihinde 500-TL, 14.01.2016 tarihinde 500-TL, 22.01.2016 tarihinde 500-TL, 29.01.2016 tarihinde 500-TL,
08.02.2016 tarihinde 500-TL, 15.02.2016 tarihinde 500-TL, 22.02.2016 tarihinde 500-TL, 01.03.2016 tarihinde 500-TL, 08.03.2016 tarihinde 500-TL, 28.03.2016 tarihinde 500-TL, 04.04.2016 tarihinde 500-TL, 11.04.2016 tarihinde 500-TL, 20.04.2016 tarihinde 500-TL, 27.04.2016 tarihinde 500-TL, 04.05.2016 tarihinde 500-TL, 11.05.2016 tarihinde 500-TL, 20.05.2016 tarihinde 500-TL, 26.10.2016 tarihinde 500-TL ve 14.11.2016 tarihinde 500-TL olmak üzere toplam 34.450-TL kısmi ödeme yapılmış olup, bu ödemelerin ise icra müdürlüğünce infazda dikkate alınmasına karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; davanın kısmen kabulü gerekirken reddine karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nin 353/(1)b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak "davanın kısmen kabulüne" karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2021/445, K. 2023/1523, 12 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama