KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 4 Nisan 2024
- Dosya no
- 2023/2164
- Karar no
- 2024/507
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20/06/2023
- Numarası
- 2022/534 Esas - 2023/465 Karar
- Dava
- Şirketin İhyası
Karar Metni
1.016 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı ve davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, müvekkili şirket adına düzenlenen 16.09.2011 tanzim ve 30.01.2012 vade tarihli 5.000-TL bedelli 16.09.2011 tanzim 28.02.2012 vade tarihli 5.873-TL bedelli bononun, vadesinde ödenmemesi üzerine icra takibine girişildiğini, 30.04.2013 tarihinde İstanbul ... İcra Dairesinin ...
Esas sayılı dosyası ile başlatılan takip kapsamında düzenlenen ödeme emri 30.01.2014 tarihinde borçlu şirkete TK 35’e göre tebliğ edildiğini ve takibin kesinleştiğini, takip dosyası kapsamında işlemler yürütülürken borçlu şirketin ticaret sicilinden re’sen terkin edildiğini, icra takibinin henüz sonuçlandırılamadığını belirterek müvekkilinin ihyası istenen ... San. ve Tic. Ltd. Şti.’den olan alacağına istinaden İstanbul ...
İcra Müdürlüğü ...-esas sayılı dosyasının neticelendirilmesi için, şirketin ihyasına ve terkin kaydının iptali ile tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü vekili, TTKnın 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 34.madde hükmü çerçevesinde işlem yapıldığını, müvekkil Ticaret Sicil Müdürlüğünün resen terkin işlemi, 6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi ve 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ” kapsamında olup,
tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını,sicilin mahkeme kararı olmaksızın bir şirketi tekrar sicile tescil yükümlülüğü bulunmadığını, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, yasal hasım konumunda bulunan müvekkili aleyhine yargı gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, davacı’nın, ihyası istenilen alacağına istinaden derdest olan İstanbul ... İcra Dairesinin ... -esas sayılı dosyasının neticelendirilmesi için şirketin sicil kaydının ihyası talebi istemine ilişkin olduğunun tespit edildiği, tüzel kişiliği sona erdirilen şirket hakkında devam eden yargılamanın yürütülebilmesi içi yeniden ihyası gerektiğinden şirketin tüzel kişiliğinin ihyasına, davalı yasal hasım olduğundan yargı giderinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
1-Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü vekili; mahkemece dava konusu şirketin ticaret sicil kaydının terkinine ilişkin işlemin iptal edilmesine karar verilmeksizin diğer bir ifadeyle, ticari faaliyetlerine devam edebilecek şekilde olmaksızın sınırlı olarak ek tasfiyesine karar verildiğini ancak terkin sebebi gerekçe gösterilerek tasfiye memuru atanmadığını, oysa TTK m. 547/2 gereğince, sınırlı olarak ihyasına karar verilen şirketlerin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanması kanun'un bir gereği olduğu gibi zorunluluk da arz ettiğini, zira belirli bir işin görülmesi,
bir dava veya icra takibi kapsamında ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilen şirketle ilgili işlemlerin yürütülebilmesi tasfiye memuru atanmasının şart olduğunu, tasfiye memuru atanmaması durumunda verilen kararla ilgili olarak MERSİS'te işlem yapılması da mümkün olmadığını belirterek ihya edilen şirkete tasfiye memuru atanmasına (Yargıtay HGK nın 28.09.2021 tarihli, E. 2017/11-3184 K. 2021/1107 sayılı ilâmı) karar verilmesini talep etmiştir.
2- Davacı vekili, davanın kabulüne rağmen davacı lehine yargı gideri ve vekalet ücretine hükmedilmediğini belirterek kararın kaldırılarak davacı müvekkili lehine yargı gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Davacı tarafından başlatılan icra takibi devam etmekte iken borçlu şirketin ticaret sicilinden resen terkin edildiği terkin edilme sebebinin "adresin tespit edilememesi" olduğu, şirkete yapılan tebligatın yapılamadan iade edildiği, şirket yetkilisine tebligat çıkartılmadığı anlaşılmaktadır.Karar davalı vekili tarafından şirkete tasfiye memuru atanmaması nedeniyle, davacı vekili tarafından da davacı lehine yargı gideri takdir edilmediğinden bu kısımlar ile sınırlı olarak istinaf edilmiştir.
İhyası istenen şirket 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7. maddesi gereğince resen terkin edilmiş ve davacı tarafından anılan geçici madde kapsamında şirketin ihyası talep edilmiş,ve icra takibinin sonuçlandırılması için ihya talebi icra takibi ile sınırlı olarak kabul edilmiş ise de tasfiye memuru atanmamıştır." Davacı, taraf teşkili ve alacağının tahsili amacına 6102 sayılı Kanun'un 547. maddesi gereğince ek tasfiye kararı ile de ulaşabileceği,
o hâlde bölge adliye mahkemesince dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547. maddesi gereğince dosya kapsamı ile sınırlı olmak üzere ek tasfiyesine karar verilmesi ve tasfiye işlemlerinin yapılması için bir tasfiye memuru atanması gerekirken ihyası istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7. maddesi gereğince terkin işleminin hukuka uygun olup olmadığı araştırılarak terkin işleminin hukuka uygun olmadığından bahisle terkin işleminin iptali niteliğindeki şirketin ihyasına karar verilmesi doğru olmamıştır.
(Yargıtay HGK'nın 2023/11-338 esas, 2024/3 karar sayılı 24.01.2024 tarihli ilamı, Yargıtay 11. HD'nin 22.03.2022 tarihli, 2020/8099 esas, 2022/2190 karar sayılı ilamı ) Dava dışı şirketin terkin sebebi ,şirketin adresinde tesbit edilememesi olduğu kanunda öngörülmeyen bir sebeble terkin işlemi yapıldığı, şirket yetkilisine ayrıca tebligat çıkartılmadığı anlaşılmakla davalı tarafından yapılan terkinin usule uygun yapılmadığı anlaşılmakla davacı yararına yargı gideri ve vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği halde davalının yasal hasım olduğundan bahisle yargı giderinin davacı üzerinde bırakılması doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle; borçlu şirket hakkında sicil kaydının terkininden evvel açılan icra takibi bulunduğu anlaşılmakla eldeki takibin sonlandırılabilmesi için şirketin ihyasının sınırlı olarak kabul edildiği kararın bu yönüyle kesinleştiği, sınırlı olarak ihya yapılması hususu kesinleştiğinden ek tasfiyenin tamamlanması için tasfiye memuru atanması gerekmektedir.Davacı ve davalı vekillerinin istinaf nedenleri yerinde olduğundan, istinaf başvurularının kabulü ile kararın kaldırılmasına,
yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden şirketin icra takibi ile sınırlı olarak ihyası ile eski şirket yetkilisi ...'in tasfiye memuru olarak atanmasına, davacı yargı giderinin davalıdan tahsiline,davacı yararına vekalet ücreti takdir edilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2023/2164, K. 2024/507, 4 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama