İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2024/1559 K.2024/1896

İlk derece mahkemesince verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

Esas2024/1559Karar2024/1896Tarih23 Aralık 2024Okuma10 dk · 2.004 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
23 Aralık 2024
Dosya no
2024/1559
Karar no
2024/1896
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
09/05/2024
Numarası
2021/670 Esas - 2024/354 Karar
Dava
Tazminat
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.004 kelime·10 dk okuma·7 bölüm

İlk derece mahkemesince verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

ASIL DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin davacıya olan borcundan dolayı aleyhine İstanbul ...

İcra Dairesinin ...Esas sayılı icra dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının 20.03.2017 tarihinde borca itirazda bulunduğunu, davalının Almanya'da... şirketini iki ortak ile kurulup şirketine yatırımcı arayışına girdiklerini,yatırımcılara, şirketin amacının ve hedefinin yenilenen enerjiye ve solar enerjisine yatırım yapmak olduğunun ifade edildiğini, davalı borçlunun, yatırımcıların sermayelerini başka amaçlarla kullandığını ve şirkette vadedilen hedefe uygun kullanmadığını,

bundan dolayı Hamburg Asliye Ceza Mahkemesinin 09/04/2013 tarihli ve 620 KLs 1/11 ve 5500 Js 24/06 (5550) sayılı kararı ile borçlu ... aleyhine dolandırıcılık suçundan 5 yıl hapis cezası verildiğini, davalı hakkında Almanya Hamburg Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 15.07.2008 tarihli kararı ile 15.07.2008 tarihinde saat 12.40 da tüketici iflası açıldığını, akabinde şirkete para yatıranların alacaklarını kasten işlenmiş haksız fiilden doğan alacak sebebiyle iflas masasına yazdırdığını, davacının da iflas alacağını 28.08.2008 tarihinde iflas masasına yazdırdığını,

müflis ve iflas idaresinin bu alacağa itiraz etmiş olsalar da müflisin itirazının Hamburg Sulh Hukuk Mahkemesinin kararı ile kaldırıldığını, iflas idaresinin itirazının da 18.02.2010 tarihinde reddedildiğinin tespit edildiğini, davalının Almanya'daki iflas tasfiyesinde kötüniyetli olarak Bodrum Bitez'de ... ada ... parselde kaim, 1.781,54 m2'lik taşınmaz mal varlığını beyan etmediğini, davalının, şirketi üzerinden gerçekleştirdiği bu eylemler sonucu, tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak davalı kişisel mal varlığı ile de sorumlu addedildiğini, söz konusu borç miktarının 37,9 Milyon Euro olduğunu,

davalının bu meblağı ödeyemeyeceğini belirterek Almanya'da kişisel iflas yoluna başvurduğunu, Almanya'da kişisel iflasın mümkün olduğunu, davalının iflas işlemlerinin Hamburg Sulh Hukuk Mahkemesi'nin (İflas Mahkemesi) 67a IN 237/08 Esas nolu dosyasında yürütüldüğünü, Hamburg Sulh Hukuk Mahkemesi'nin iflas mahkemesi olarak verdiği 18.03.2015 tarihli yazısı ve ekindeki alacaklı ile borçluyu gösteren tablonun, İİKnın 68 madde kapsamında belge olduğunu ileri sürerek davalının İstanbul ...İcra Dairesinin ...

Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, %20'den aşağı olmamak üzere davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, müvekkilinin... yetkilisi olduğunu, davada iddia edilen ticari ilişkide şahsen sorumlu olmasının mümkün olmadığını,uyuşmazlığın ticari ilişkiden kaynaklandığını, yetkili mahkemenin ise müvekkili davalının ikamet adresinin bulunduğu Berlin Mahkemeleri olduğunu,alacağın zamanaşımına uğradığını, icra dosyasında ve işbu itirazın iptali davasında davalı ile ilgisi bulunmayan bir yabancı mahkeme kararının delil olarak gösterildiğini, sunulan belgelerden davacının dava dışı ...'den alacaklı olduğu iddiası İle Hamburg Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açtığı,

mahkeme kararında davanın ... aleyhine açıldığı ve davalı ile ilgisi olmadığını, davacının başka bir hukuki hakkı varken (tanıma ve tenfiz gibi) Türkiye'de yeniden dava açılmasının hakkın kötüye kullanılması olduğunu, Alman Kanunlarının Türkiye'de uygulanmasının mümkün olmadığını, davacının dava dışı şirketten olduğu iddia ettikleri alacaklarını hukuka aykırı olarak davalıdan tahsil etmeye çalıştığını beyan ederek davanın görev, yetki, husumet, zamanaşımı ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

BİRLEŞEN DAVA

Davacı vekili, davalının Almanya'da ... şirketinin ortağı ve kurucusu olduğunu, davalının şirkete yatırım yapmak isteyenlere, şirketin amacının ve hedefinin yenilenen enerjiye ve solar enerjisine yatırım yapmak olduğunu ifade ettiğini,

davalının enerji alanında yatırım yapması gereken şirket için aralarında müvekkili davacının da bulunduğu çok sayıda kişiden 45 milyon Euro'ya yakın para topladığını ancak şirkete ait olan bu paraların davalı tarafından sanat eserleri alımı gibi göstermelik işlemlerle davalının nezdinde şirket hesabından yok edildiğini,davalının bu eylemleri nedeni ile Hamburg Asliye Ceza Mahkemesi’nin 09.04.2013 tarihli ve 620 KLs 1/ 11 ve 5500 Js 24/06 (5550) sayılı kararı ile davalı aleyhine dolandırıcılık suçundan 5 yıllık mahkumiyet kararı verildiğini,

davalı hakkında Almanya Hamburg Sulh Hukuk Mahkemesinin 15.07.2008 tarihli kararı ile 15.07.2008 tarihinde saat 12.40'ta tüketici iflası açıldığını, müflis ve iflas idaresinin söz konusu alacağa itirazının 04.08.2010 tarihinde Hamburg Sulh Hukuk Mahkemesi kararı ile kaldırıldığını, İflas İdaresinin itirazının da 05.02.2010 tarihinde red edildiğini davalının Almanya'da ki iflas tasfiyesinde Bodrum Bitez’de bulunan bir taşınmazının beyan etmediğini belirterek davalının 11.880,35-Euro'nun iflas kayıt tarihi olan 15.09.2008 tarihinden itibaren 3095 sayı1ı Kanunun 4/a maddesi uyarınca faizi ile birlikte davacıya ödenmesini talep etmiştir.

BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP

Davalı vekili, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, davacının iddialarının Türkiye ile ilgili değil direk Almanya ile ilgili olduğunu, müvekkili adresinin Mernis kayıtlarında Berlin Almanya olduğunu, ayrıca davacının dava dışı ...'ye açtığı davaların da Almanya'da açıldığını, görülen işbu dava her ne kadar haksız fiil davası olarak açılmışsa da BAM kararları doğrultusunda işbu davanın şirket yöneticisinin sorumluluğu davası olarak nitelendirilmiş olması sebebi ile TTK 561. maddeye istinaden yetkili mahkeme Hamburg mahkemeleri olduğunu,

davanın uluslararası yetki itirazı sebebi ile dava şartı yokluğundan ret kararı verilmesi gerektiğini, davalının kişisel iflası ve mal varlığı ile sorumluluk iddiasının Türk hukuk sisteminde yeri bulunmamakla birlikte davalının mutat meskeninin de Türkiye'de bulunmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının ...'den olduğunu iddia ettiği alacaklarını hukuka aykırı olarak davalıdan tahsil etmeye çalıştığını, davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davanın esasına ilişkin olarak ise;

işbu davada davalı ile hiçbir ilgisi bulunmayan Hamburg Asliye Hukuk Mahkemesi kararını delil olarak göstertiğini, davalı ile direk şahsen ilgisi bulunmayan delile dayanarak işbu davaya devam edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, bunun yanında davacı tarafından dosyaya sunulan belgelerden davacının dava dışı ...'den alacaklı olduğu iddiası ile Hamburg Asliye Hukuk Mahkemesi'ne dava açtıklarını, mahkeme kararı incelendiğinde davanın ... aleyhine açıldığını ve davalı ile ilgili herhangi bir dava açılmadığını, davaya dayanak yapılan belgenin Türk Kanunlarına göre hukuken herhangi bir geçerliliğinin bulunmadığını,

davanın sorumluluk davası olarak nitelendirip kabul ettiğinden yargılamanın Türkiye'de yapılmasının milletler arası hukuka göre mümkün olmadığını, davaya konu iflas tablosunun bu aşamada ülkemizde ve milletler arası hukuk kurallarında hiçbir geçerliliği bulunmadığını, haksız fiilin işlendiği iddia edilen yerin Almanya olduğunu, müvekkilinin ceza mahkemesinde beraat ettiğini, bahsi geçen mahkeme kararlarının son durumları için Alman mahkeme ve makamları ile istinabe yapılması gerektiğini, ceza mahkemesi ve iflas dosyalarının akıbetlerinin resmi kanallar ile direk ilgili mahkemeler ve iflas mahkemesinden sorulması gerektiğini,

davacı delilleri arasında bulunan hukuk mahkemesi, ceza mahkemesi ve iflas dosyalarının akıbetlerinin resmi kanallar ile direk ilgili mahkemeler ve iflas müdürlüğünden sorulması için istinabe yapılmasına, yetki, zamanaşımı, husumet yönünden veya esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, davalının sorumluluğu bulunduğundan asıl davada davanın kısmen kabulü ile İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin.

14.904,12-Euro asıl alacak, 5.447,41-Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 20.351,53-Euro üzerinden devamına, kabul edilen asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanun'un 4/a madde ve fıkrası uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, alacağın %20'si olan 11.919,42-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen 2021/753 esas sayılı davada, davanın kabulü ile 11.880,35-Euro alacağın 15/09/2008 tarihinden itibaren (iflas kayıt tarihi) 3095 Sayılı Kanun'un 4/a madde ve fıkrası uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Asıl ve birleşen davada davalı vekili; ortadan kaldırılmış ve ülkede tanınmamış bir Alman ceza mahkemesi kararına ve müvekkili aleyhinde delil olarak faydalanılmasına imkan bulunmayan iflas tablosuna dayanılarak verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin -apostille şerhi varsa kesin delildir- yaklaşımının kabulü mümkün olmadığını, apostille şerhi taşıyan ilgili belgelerin, Türk hukuk sisteminde yeri olan, hukuki niteliği bulunan belgeler olmadığını, başka hukuki başvuru hakkı varken (tanıma ve tenfiz gibi) işbu başvuruları yapmadan direkt Türkiye'de dava açılmasının hukuken mümkün olmadığını,

bilirkişi raporunda bahsi geçen belgenin İİK 68. maddede belirtilen belgelerden olmadığını, buna rağmen iflas tablosunda tespit edilen tutar üzerinden hüküm verilmesinin hukuka ve mantığa aykırı olduğunu, iflas davalarının sadece açıldığı ülke açısından sonuç doğurduğunu, birleşen dava yönünden, 15.09.2008 tarihinden itibaren faiz işletilmesine anlamsız ve hukuka aykırı şekilde karar verildiğini, 2008 yılında müvekkile yönelen ve Türk hukuk sistemince kabul görebilecek herhangi bir ödeme talebi mevcut olmadığını, temerrüte düşürülmemesi dikkate alınmadan müvekkili aleyhine faize hükmedilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu,

emsal bilirkişi raporlarında işbu davada hükme esas alınan bilirkişi raporundan oldukça farklı tespit ve saptamalara yer verildiğini ileri sürerek kararının kaldırılması, asıl ve birleşen davalar yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Asıl ve birleşen davada davacılar vekili,asıl ve birleşen davalarda yabancı para üzerinden talepde bulunduklarını kararı yalnızca vekalet ücreti yönünden istinaf ettiklerini, vekalet ücretlerinin karar tarihindeki kur üzerinden hesaplanmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Asıl dava, davacının yatırım yaptığı ve Almanya'da kurulan, davalının yöneticisi ve hakim ortağı olduğu ... şirketi tarafından toplanan paraların, davacının da aralarında bulunduğu yatırımcıların zararına olarak, şirketin amacına uygun olarak kullanılmadığının Almanya'da yapılan ceza yargılamasında tespit edildiği ileri sürülerek,

davacının uğradığı zararın şirketin yöneticisi ve hakim ortağı olan davalıdan tahsili istemine ilişkin başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, birleşen dava ise davacının aynı hukuki sebeplere dayalı olarak açtığı tazminat davasıdır.Davacılar tarafından ayrı ayrı açılan davalar davalar arasında hukuki ve fiili bağlantı bulunduğu gerekçesiyle birleştirilmesine karar verilmiştir.6100 sayılı HMK nın 57.maddesinde.

“Birden çok kişi, aşağıdaki hallerde birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabilir: a)Davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması,b)Ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri, c)Davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması” şeklinde düzenlenmiştir.

Şu durumda, maddede açıkça sayılan dava konusu hak ve borcun ortak olması, birden fazla kişinin ortak bir işlem (örneğin sözleşme) ile borç altına girmiş olması, davanın birden fazla kişi hakkında aynı (veya benzer) sebepten doğmuş olması hallerinde birden çok kimsenin birlikte dava açması olanaklı olduğu gibi, birlikte aleyhlerine de dava açılabilir.

Alacaklının müteselsil borçluların tümüne veya bunlardan bazısına karşı alacak davası açtığı hallerde davalı müteselsil borçlular; yine mirasçılar miras bırakanın borçlarından müteselsilen sorumlu olduklarından birden fazla mirasçıya karşı alacak davası açılması halinde davalı mirasçılar; birden çok kişinin aynı sözleşmeyle borç altına girdiği hallerde bölünebilen bir borç nedeniyle birden çok kişiye karşı birlikte dava açılması halinde, bu kişiler arasındaki ilişki ihtiyari dava arkadaşlığıdır.

Davanın birden fazla kişi hakkında aynı veya benzer sebepten doğması haline gelince; aynı sebepten maksat yalnız hukuki sebep olmayıp bir olaya, yani aynı vakıaya ve fakat farklı hukuki sebeplere dayanılarak da birden fazla kişinin dava açması veya dava edilmesi olanaklıdır. Örneğin sebepsiz iktisap hükümlerine göre sorumlu olan kişilere karşı ve haksız fiili birlikte işleyen kişilere karşı birlikte dava açılabilir. Burada da ihtiyari dava arkadaşlığı söz konusudur.

6100 sayılı HMK’nın 58. maddesinde, ihtiyari dava arkadaşlığında davaların birbirinden bağımsız olduğu, dava arkadaşlarından her birinin diğerinden bağımsız olarak hareket edeceği. 59. maddesinde ise mecburi dava arkadaşlığının, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hallerde söz konusu olacağı.

60. maddesinde ise mecburi dava arkadaşlarının ancak birlikte dava açabilecekleri veya aleyhlerine birlikte dava açılabileceği düzenlenmiştir. Yine 6100 sayılı HMK’nın 166. maddesinde davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda davaların birleştirilebileceği.

167. maddesinde ise mahkemenin, yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına, davanın her aşamasında talep üzerine veya kendiliğinden karar verebileceği hüküm altına alınmıştır.

Somut olayda; davacılar davalının Almanya'da ki iflas masasına kayıt yaptıran alacaklıları olup, bu kapsamda yatırımcılar tarafından ayrı ayrı davalar açılıp görüldüğü Dairemizce istinaf incelemesi yapılan dosyalardan bilinmektedir.

Birden fazla davacı yatırımcı birlikte dava açması mümkün olmadığı ; ayrı ayrı açılan davaların birlikte görülmesinde bir yarar bulunmadığı halde davaların birleştirilmesine karar verilerek, her yatırımcının dava dışı şirket ile ilişkisi farklı olup bu hali ile aynı hukuki sebebe ve vakıalara dayandığı ileri sürülemeyeceği gibi Davacılar arasında maddi yada şekli anlamda zorunlu dava arkadaşlığının varlığından söz edilemeyecektir.

İhtiyari dava arkadaşlığının varlığı kabul edilse dahi iddia ve savunmanın araştırılması, delillerin toplanıp ayrıntılı olarak değerlendirilmesi ve hukuki gerçekliğin tam olarak ortaya konulması, ayrıca kararın denetime elverişli olabilmesi için davaların ayrılması gerekmektedir.

(Yargıtay HGK'nin 2015/3380 esas, 2017/378 karar, 01.03.2017 tarihli kararı aynı yöndedir.) Açıklanan nedenlerle; davacılar arasında mecburi ve ihtiyari dava arkadaşlığı olmadığı, davalının aynı kişi olmasının davaların birleştirilmesine sebep olamayacağı, istinaf incelemesi yapılmasında da güçlük teşkil ettiğinden taraf vekillerinin esasa yönelik istinaf nedenleri incelenmeksizin kararın kaldırılmasına; davalar tefrik edilerek karara bağlanmak üzere dava dosyasının kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/05/2024 Tarih, 2021/670 Esas - 2024/354 Karar sayılı kararın HMK'nın 353(1)a-4 gereği KALDIRILMASINA; "Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine" Yatırılan (asıl ve birleşen davacı 855,20-TL, asıl ve birleşen davalı 4.555-TL) peşin istinaf karar harçlarının talep halinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 23/12/2024

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2024/1559, K. 2024/1896, 23 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Asıl Dava
  4. Cevap
  5. Birleşen Dava
  6. Birleşen Davaya Cevap
  7. İlk Derece Mahkeme Kararı
  8. İstinaf Sebepleri
  9. Gerekçe
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1559
Karar No
2024/1896
Tarih
23 Aralık 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2024/1561 K.2024/1839
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi E.2024/1562 K.2024/1939
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2024/1562 K.2024/2062
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2024/1563 K.2024/1337
  • Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi E.2024/1566 K.2024/2035
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2024/1567 K.2024/1484

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.