KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2025
- Dosya no
- 2025/766
- Karar no
- 2025/857
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 19/02/2025
- Numarası
- 2023/756 Esas 2025/144 Karar
- Dava
- Menfi Tespit (Alım Satım
Karar Metni
1.330 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Davanın reddine ilişkin kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkili ...'nun diğer davacı şirketin %100 pay sahibi olduğunu,payının %50 sinin Davalı ...'e devri hususunda 21.08.2019 tarihinde "Adi Ortaklık Protokol"u imzaladığını, bu sözleşmenin 1. maddesinde şirketin tamamına 2.000.000-TL değer biçilip, 2. maddesinde de devre konu %50 paya karşılık davalı tarafça müvekkil ...'na 1.000.000-TL ödenmesi kararlaştırıldığını, davaya konu senet İstanbul ...
İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icraya konularak müvekkili şirketin işletme ruhsatına haciz konulduğunu, davalının müvekkilin maddi sıkıntılarından faydalanarak 13.11.2019 tarihinde bu kez yine İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasıyla cezai şart adı altında 2.000.000-TL bedelli bir icra takibi daha yaptığını ve bu dosyadan da tekrar hacizler konulduğunu, İstanbul ...
İcra Dairesinin ... esas sayılı icra dosyasına ve bu takibe konu 26.08.2019 vade tarihli 1.000.000-TL bedelli senet yönünden borçlu olmadığının tespitine, davalı kötü niyetli olduğundan müvekkili lehine %20 tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı süresinde cevap vermemekle birlikte davalı vekili sunduğu dilekçede ; taraflar arasında akdedilen adi ortaklık protokolüne göre müvekkilinin davacı şirkete 50 pay ile ortak olması karşılığında davacı ...'na 1.000.000-TL ödeme yapması kararlaştırıldığını ,müvekkili tarafından 1.000.000-TLödemenin, elden nakit, banka havalesi (veya EFT) ve hisse devir bedelinden mahsup edilmek üzere yapıldığını , yapılan ödemeler davacı ... 'nun da imzası bulunan ... carisinde göründüğünü, müvekkilinin adi ortaklık protokolünden kaynaklanan edimlerini yerine getirdiği 09.09.2020 tarihli anlaşma ile açıkça sabit olup,
davacının aksi yöndeki iddiaları tümüyle gerçek dışı olduğunu, şirketin ticaret sicilinde kayden tamamı kendi adına gözüken ve fakat gerçekte müvekkile ait olan yüzde 50 hissesini, adi ortaklık protokolünün 7.maddesine aykırı olarak müvekkilin yazılı onayı olmaksızın bir başkasına devrettiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davalı tarafından şirketin % 50 hissesi karşılığı ödemelerin, davacı ...'nun imzası bulunan 09.09.2020 tarihli anlaşma içeriğinde yer alan ve davalı ile davacı ... arasındaki hisse devir bedeli ödemelerini içeren "..." başlıklı hesap ekstresi içerisinde taraflarca mutabakat altına alındığı, davalının sunduğu dilekçe ve ekinde ödeme belgelerinin bulunduğu, her iki tarafın da imzaları bulunan ve davalı yanca toplam 1.087.050,43 TL tutarında ödeme yapıldığının davacı ... tarafından kabul edildiği,
davalı tarafın, Adi Ortaklık Sözleşmesi’nin 2. maddesi uyarınca üstlendiği 1.000.000 TL tutarındaki pay devir bedelini ödediğinin karara elverişli bilirkişi heyet kök ve ek raporuyla sabit olmakla davalının davacının sözleşmenin 8. maddesine aykırı davranışı nedeniyle 1.000.000- TL tutarındaki senedi icra takibine konu etmesinin mümkün olduğu gerekçesiyle davanın reddine,yasal koşulları oluşmadığından davacılar hakkında tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEBLERİ
Davacılar vekili; davalı süresinde cevap dilekçesi sunmadığı,süresi dışında cevap ve delil sunulmasına muvafakatları olmadığını, davalı tarafından şirketin % 50 payı karşılığı olarak ödeme yapıldığı tespitinin hatalı olduğunu, ödeme dekontlarında pay devrine ilişkin olduğuna dair açıklama olmadığını, müvekkilleri tarafından sözleşme (21.08.2019) ile aynı tarihte davalıya 21/08/2019 tanzim,26/08/2019 vade tarihli 1.000.000-TLbedelli senedin teminat olarak verildiğini, davalının 1 gün sonra (pay devri konusunda talepte bulunmadan) 27/08/2019 tarihinde davaya konu senedi İstanbul ...
İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icra konulduğunu ve müvekkil şirketin işletme ruhsatına haciz konulduğunu,ancak payın devir edilmemesi halinde ödeyeceği %50 paya karşılık teminat olarak verildiğinden sunulan cari hesap ekstresi adlı yazıda geçen ve bilirkişi tarafından da pay bedeli ödemesi olarak kabul edilen ödemelerin tarihleri 2019-2020 olup, icra takip tarihinden sonra olduğunu,bir an için cari hesap yazısında yazılı ödemeler kabul edilecek dahi olsa, davalının takipden önce ödeme yaptığının kabul edilemeyeceğini,halen sözleşme konusu payları devretmeye hazır olduğunu,cari hesapdaki yazıyı ve içeriğini kabul etmediklerini,
yapılan ödeme açıklamalarında pay bedeli olduğunun yazılmadığını ,Protokolün 5. maddesinde "Şirkete yapılacak yatırımlar ortaklar arasında eşit karşılanacaktır." hükmüne yer verildiğini, ödemelerin bir kısmının habersiz hisse devredildiğini iddia ettikleri ... adlı kişiye yapıldığını, davaya konu senedin, karşılıklı edimlerin yerine getirilmesinin teminatı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; davacılar tarafından davalıya adi ortaklık protokolü nedeniyle verildiği iddia olunan bir adet teminat senedine dayalı başlatılan takip nedeniyle borçlu olmadığının tesbitine ilişkindir. TTK'nın 595. maddesi gereğince esas sermaye payının devri ve devir borcu doğuran sözleşmeler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır.
Taraflar; davacı ...'nun davacının şirketteki paylarının yarısını davalının göstereceği kişiye istediğinde devir edeceği, davacı şirketin yarısının davalıya ait olduğu hususunda anlaşmış iseler de limited şirket payının devri veya devri vaadinin imzalarının Noterce onanması şartı geçerlilik koşulu olup, hukukumuzda şirketler bakımından gizli ortaklık tanınmamıştır.Tarafların sözleşmeyi "adi ortaklık protokolü" olarak adlandırmaları sonuca etkili olmayıp; protokol haricen limited şirketin %50 payının davalıya devrine ilişkin geçersiz sözleşme olup;
sözleşmenin geçersizliği nedeniyle davacı pay devri karşılığı aldığı bedelleri sebebsiz zenginleşme kurallarına göre iade ile yükümlüdür.
21.8.2019 tarihli "adi ortaklık protokolü" başlıklı belgede " Davacı ...'nun diğer davacı şirketde %100 pay sahibi olduğu, davacı ...'nun sahibi olduğu bu hisselerin %50'sinin davalıya devir edileceği, sözleşmenin 1. maddesinde şirketin tamamına 2.000.000-TL değer biçildiği, 2. maddesinde de davalı tarafça davacı ...'na 1.000.000-TL ödeneceği 100.000-TL nin ödendiği,
8 madde de yasal zorunluluk nedeniyle şirkete resmi ortak olmadığı için sadece ... üzerinden faaliyette bulunacak şirkette gerçekte yarı payı bulunan davalının herhangi bir zaman diliminde ortak olmaya uygun bir kişiyi belirleyip %50 payın kısmen veya tamamen devrini talep ettiğinde; ...'nun üç gün içinde devri yapmak zorunda olduğu, davalı alıcının haklarının korunması için 1 milyon TL bedelli teminat senedi verileceği kararlaştırılmıştır.
Davacılar senedin teminat senedi olduğunu, bir taraftan %50 hissenin devrine hazır olduğunu belirtirken diğer yandan cari hesap ekstresi imzalı belgenin geçerliliği olmadığını ileri sürmekte ise de, belge üzerinde ki davacı imzası inkar edilmemiştir. Ayrıca; ödemeler büyük oranda banka havaleleri ile yapılmıştır.
Davacılar havalelerde açıklama olmadığını bu sebeble pay bedeli karşılığı ödendiğinin kabul edilemeyeceğini ileri sürmüş iseler de; ödemelerin yazılı olduğu ekstrede yapılan ödemeler yazılı olup; ayrıca personel ödemesi, vs açıklamalar ile yapılan ödemenin elde ki protokol tarihinden sonra yapıldığı anlaşılmakla protokol kapsamında yapılan ödemeler olduğunun kabulü gerekir.
Bir borç ilişkisi gereği taraflardan biri lehine bir para alacağı doğacağı kesin ise ve bu sözleşmede doğacak alacakların tahsili için bir kambiyo senedi verileceği öngörülmüş ise bu kambiyo senedinin teknik anlamda teminat gayesiyle değil, ifa uğruna verildiğinin kabulü gerekir. Çoğu hâlde, alacaklı kambiyo senedinin takibi daha kolay olduğundan borçludan bir kambiyo senedi vermesini ister.
Bu senet ifa uğruna, temel borcun ifasını teminen düzenlendiğinden, alacaklı öncelikle senede dayanarak icra takibi yapmak isteyecektir. Teminat senedi verilmesi durumunda ise, ya temel ilişkide bir alacağın doğup doğmadığı kesin değildir, ya da senedi düzenleyen kişinin borcu, paradan başka bir edimdir.
Kambiyo senedi niteliğinde olan bono, düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız, karşı edimin ödenmesi şartına bağlanamayan, kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi taahüdünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkisini ifade etmektedir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlüdür.
Kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası, temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz, teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir.
Davalı davacıya yapacağı ödemeleri teminat altına almak üzere elde ki senedi almış, davacı tarafın rızasıyla protokolde kararlaştırıldığı şekilde icra takibine konu etmiştir. Protokol ile senedin tanziminden sonra icra takibine konu edileceği açıkça kararlaştırıldığından teminat senedinin takibe konu edilemeyeecğinin ileri sürülmesi MK nın 2 maddesine aykırıdır.
Ayrıca; protokol tarihinden sonra davalı tarafından %50 hisseye karşılık 1.000.000-TL yi davacıya ödediği,böylelikle benedin bedelsiz olmadığı anlaşılmaktadır. Senedin teminat fonksiyonu devam ettiğinden davacıların senedin bedelsiz olduğuna yönelik istinaf nedeni yerinde değildir.
Açıklanan nedenlerle ;protokol tarihinden sonra ödemelerin yapıldığı, HMK nın 145 maddesi kapsamında savunması inkar hududunda kalan davalının ödeme belgelerinin dikkate alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığından istinaf nedenleri yerinde olmayan davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/766, K. 2025/857, 29 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama