İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2021/1543 K.2024/37

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

Esas2021/1543Karar2024/37Tarih25 Ocak 2024Okuma16 dk · 3.130 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
25 Ocak 2024
Dosya no
2021/1543 Esas
Karar no
2024/37 Karar
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Numarası
2017/817 Esas - 2020/761 Karar
Tarihi
17/11/2020
Dava
İtirazın İptali (Sigorta poliçesinden kaynaklanan
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.130 kelime·16 dk okuma·4 bölüm

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili ile davalı arasında Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası sözleşmesi imzalanmış olduğunu, sözleşme imzalanmasındaki amacın, mal ve hizmet ihracatında ticari veya politik risklere karşı tahsilat güvencesi sağlanması olduğunu, müvekkilinin Suudi Arabistan ülkesinde faal ... firmasına 12/11/2012 de 83.633.05 USD bedelli ihracat gerçekleştirmiş olduğunu, ancak ... firmasının ihracat bedelini ödememiş olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmeye göre ihracat bedelinin ödeme vadesinin 21/05/2013 tarihi olduğunu, bu tarihten itibaren davalı ile müvekkili arasına mail yazışmaları başlamış olduğunu,

bu yazışmalarda özetle vadesi geçen ihracat bedelinin aradaki sigorta anlaşması mucibince davalı tarafından karşılanmasının ihtar edildiğini, müvekkili sözleşme ile yüklendiği prim ödeme ve sair yükümlülükleri muntazaman yerine getirmiş bulunduğu halde davalı firmanın edimini yerine getirmekten kaçınmış ve lehine ihracat gerçekleştirilmiş yabancı firma ile müvekkili arasındaki ihtilafların bir mahkeme kararına istinat ettirilmesi gerektiğini, yabancı firma ile yapılan görüşmelerde firmanın hiçbir borcunun olmadığının belirtildiğini, bilahare tekrar firma ile görüştüklerinde firmanın borcunun 35.550 USD olduğunu ifade ettiklerini,

bu borcu ödediklerini iddia ettiklerini, firmalarının zarara uğradığını ifade ettiklerini, bilahare bir avukat vasıtası ile başvurduklarında bu defa da borçlu olmak bir yana 200.000.00 TL müvekkilinden alacaklı olduklarını beyan ettiklerini, tekrar yapılan müracaatta malların iade konusu sorulduğunda sevkiyat için gerekli 35.000 USD'nin ödenmesi gerektiğinin ifade edildiğini, neticede borca ilişkin müvekkili ile karşı firma arasında ihtilaf bulunduğunu, bu ihtilafın alıcının ülkesindeki bir mahkemeden alınacak ilam ile netleşeceğini ve bu ilama istinaden ödeme yapılabileceğinin bildirildiğini,

davalı tarafın ödeme yapmama gerekçesi olarak 14/11/2013 tarihli yazısında “poliçenin sigorta kapsamı dışında kalan haller başlığı altında düzenlenen 2. maddesinin m fıkrasında alıcının kusurundan ya da ihmalinden kaynaklandığını iddia ettiği gerekçelerle sevk edilen malları kabul etmemesi ve ya edememesi veya teslim aldığı malların brüt fatura tutarını veya sözleşme bedelini ödememesi veya yaptığı ödemeleri mahsupları ve karşı tazmin talepleri veya başkaca bir nedenle satış sözleşmesindeki yükümlülüklerinin ortadan kalktığını iddia etmesi halinde ortaya çıkan zararlardan ...’ın sorumlu olmayacağını,

alıcının teslim alınan malların kalitesi ve miktarı ile ilgili şikayetleri nedeni ile malların bedelini ödememesinin de bu bent kapsamında değerlendirileceğini, ancak sigortalının uğradığını iddia ettiği zarar miktarı ile ilgili olarak alıcının ülkesindeki yetkili mahkemeden alıcı aleyhine kesinleşmiş bir mahkeme kararını ... a ibraz etmesi halinde mahkeme kararı ile belirlenen zararın iş bu poliçe kapsamında addedileceği” hükmüne atıf yapmış olduğunu, oysa 4 numaralı bentte kısaca özetledikleri ve aynı tarihli yazılarında karşı firmanın önce borcu olmadığını, sonra alacaklı olduğunu,

sonrasında da bu kadar borcu olmadığı ve ihracata konu malların kendilerinde olduğu yönündeki beyanları dikkate alındığında karşı firmanın kötü niyetli ve edimini yerine getirmemek için her yola başvuran bir tacir olduğu konusunda fikir vermekte olduğunu, poliçe ile müvekkilinin zararının karşılanması için primlerini ödemiş olması ve ihracatı gerçekleştirmesinin yeterli olacağını,

davalı tarafın da ekte sunduğumuz Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası broşüründe de kabullerinde olduğu üzere mal bedelinin ödenmemesi ve malın ihracatçıdan kaynaklanmayan nedenlerle kabul edilmemesi gibi nedenlerle doğacak riskleri de teminat altına almış olduğunu, davalı ile müvekkili arasındaki gerek şifahi görüşmeler ve yazışmalar netice vermeyince İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ...

E. Sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini ve davalı vekilince hukuka aykırı olarak takibe itiraz edildiğini beyanla itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20 sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmolunmasına, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile.

Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası’nda, alıcı (borçlu) firmanın borcunu kabul etmiş olması ya da borcuna ilişkin herhangi bir itirazının bulunmamasının esas olduğunu, Poliçe’nin 2/m maddesinde düzenlendiği şekilde alıcı firmanın davacı sigortalı firma ile olan ticari ilişkisi kapsamında herhangi bir nedenden dolayı borcuna itiraz ettiği ve ihtilaf beyan ettiği hallerde ihtilaf nedeninin makul olup olmadığının değerlendirilmesinin müvekkili bankanın yetkisinde ve görev kapsamında bulunmamakta olduğunu, burada esas olan alıcı firmanın borcuna itiraz etmiş olması hususu olduğunu, bu çerçevede,

ihtilaf nedeni olarak alıcı firma tarafından beyan edilen gerekçenin makul ve haklı olup olmadığı (alıcı firmanın kötü niyetli hareket edip etmediği, alıcı firma tarafından sunulan belgelerin muteber ya da sahte olup olmadığı da dahil olmak üzere) hakkında karar verecek olan merciin müvekkili banka değil alıcının ülkesindeki yetkili mahkemeler olduğunu, bu itibarla, müvekkili bankaca Poliçe’nin 2/m maddesi kapsamında sigortalı firmadan, alıcının ülkesindeki yetkili bir mahkemeden alıcı firma aleyhine kesinleşmiş bir mahkeme kararının müvekkili bankaya ibraz etmesinin talep edilmiş olduğunu,

hal böyleyken haksız olarak ikame edilen iş bu davanın muhatabının müvekkili banka olmadığını, yetkili mercinde Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında yer alan mahkemeler olmadığını beyanla huzurdaki davanın reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesi'nin 17/11/2020 tarih ve 2017/817 Esas - 2020/761 Karar sayılı kararında;"Dava; ihracat kredisi sigortasından kaynaklanan alacağın ödenmediği iddiasına ilişkin olarak başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda yazılı yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış, bilirkişi raporu alınmış,

yargılama sırasında 28/02/2018 tarihinde kabul edilen 7101 sayılı kanunun 61. Maddesi ile 6102 sayılı T.T.K.'nın 4. Maddesinin 2. Fıkrasının değiştirilmesi sebebiyle basit yargılama usulüne geçilerek dava sonuçlandırılmıştır.İcra dosyası, taraf vekillerince sunulan poliçe sureti, e-posta ve uluslararası yazışma suretleri ve bunların Türkçe tercümeleri dosyaya alınarak, dosyaya sunulan diğer deliller ile birlikte incelenmiştir. İtirazın iptali istemine konu İstanbul Anadolu ...

İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 83.633,05 USD tutarındaki alacağın tahsili için 31/05/2017 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun süresi içerisinde yapmış olduğu itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın hak düşürücü süre içeresinde açıldığı anlaşılmıştır.

Sunulan poliçe örneğinin incelenmesinde; davalı banka tarafından davacı şirketin yapacağı uluslararası ihracata dair riskleri 02/05/2012-2013 tarihleri arasında ... poliçe numarası ile 300.000 USD teminat altına alındığı görülmüştür.

Konunun incelenmesinin uzmanlık gerektiren yönleri olması ve taraflarca delil olarak bilirkişi deliline dayanılmış olması sebebiyle dosya ihracat kredileri sigorta alanında uzman bankacı ve finansçı bilirkişi ... tevdi edilerek rapor rapor alınmış, anılan bilirkişi tarafından sunulan 09/11/2018 tarihli bilirkişi raporunda;

davacının asıl alacak bakiyesinin 57.269,75 USD olduğu yönünde görüş bildirilmiş, söz konusu rapora karşı taraf vekillerinin dilekçelerini tartışır ve karşılar mahiyette aynı bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiş, bu kapsamda anılan bilirkişi tarafından sunulan 02/05/2019 tarihli bilirkişi raporunda davacının davalıdan talep edebileceği tutarın 75.269,75 USD olduğu bildirilmiştir.

Bilirkişi raporlarında (kök ve ek) her ne kadar, taraflar arasındaki poliçenin 2/m maddesi kapsamında bir belgenin sunulmadığı belirtilmiş ise de davalı tarafından sunulan yazışma ve e postalar sebebiyle bilirkişi raporlarına itibar edilmemiştir.

Dava konusu uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan kısa vadeli ihracat kredi sigorta sözleşmesi kapsamında dava dışı firma tarafından davacıya ödenmeyen ihracat bedelinin davalıdan talep edip edemeyeceği, davalının söz konusu sözleşme kapsamında bu tuturdan sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise miktarı noktalarında toplanmaktadır.Tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 02/05/2012 tarihinde kısa vadeli ihracat kredi sigortası poliçesi düzenlendiği, poliçe kapsamında davacının sigortalı, davalının ise sigortacı olduğu,

düzenlenen kısa vadeli ihracat kredi sigortası genel poliçesinin 2/m maddesi gereğince alıcının sigortalının kusurundan veya ihmalinden kaynaklandığını iddia ettiği gerekçelerle sevk edilen malları kabul etmemesi veya edememesi halinde davalının sorumlu olmayacağı, bu gibi durumlarda alıcının bulunduğu yerdeki mahkemede, alıcı aleyhine kesinleşmiş bir mahkeme kararının ibrazının gerektiği hususunun düzenlendiği, davalı tarafından sunulan e posta ve yazışmalarda dava dışı alıcı firmanın davalıya yaptığı bildirimde, davacı şirketin sözleşmeye uymadığı,

kendileri ile yapılan girişimlerden sonuç alınamadığını, ödeme yapmış olmalarına rağmen sözleşme ile belirlenen malları göndermediğini, bu kapsamda krallıktaki bazı müşterilere kendilerine gerekli komisyon ödemeksizin mal gönderdiğini, kandırılmaları sebebiyle manevi tazminat talepleri olduğunu belirttiği, davalının poliçedeki yükümlülükleri kapsamında gerekli araştırma ve yazışmaları yaptığı, poliçenin 2/m maddesinde belirtildiği üzere davacı tarafça bu yönde herhangi bir mahkeme kararı da sunulmadığı,

bu haliyle iddia edilen zararın bilirkişi raporunda yazılı olduğunun aksine teminat kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, davanın reddine, karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; müvekkili ile davalı arasında mal ve hizmet ihracatında ticari veya politik risklere karşı tahsilat güvencesi sağlanması amacına matuf Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası Sözleşmesinin imzalandığını, müvekkilince Suudi Arabistan ülkesinde faal ... firmasına 22/11/2012 de 83.633.05 USD bedelli ihracat gerçekleştirildiğini ancak ... firmasının ihracat bedelini ödemediğini, ödeme vadesinden itibaren davalı ile müvekkili arasında mail yazışmalarının başladığını, bu yazışmalarda müvekkilince vadesi geçen ihracat bedelinin aradaki sigorta anlaşması mucibince davalı tarafından karşılanmasının talep edildiğini,

sözleşme ile yüklendiği prim ödeme ve sair yükümlülükleri sözleşmeye uygun olarak yerine getirmiş bulunduğunun hatırlatıldığını ancak davalının çeşitli haksız bahanelerle edimini yerine getirmekten kaçındığını;Davalı aleyhinde İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ...

E. Sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini ancak davalı tarafından icra takibine itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, huzurdaki davada delillerin toplandığını ve dosyanın iki defa bilirkişiye tevdi edilerek rapor alındığını, bu raporlara göre.

“Davacı şirketin dava dışı ... firmasına 22.11.2012 tarihinde ... numaralı Frangrence oil cinsi 2060 net kg 2500 brüt kg değerinde mamul için 83.633.05 USD değerinde fatura kestiği, aynı tarih ve nolu aynı cins mamul için ... nolu 25.090,80 USD değerinde fatura kesmiş olduğu ancak davaya konu alacak için kesilen fatura içeriğindeki mamulü ... kargo gümrük müdürlüğü tarafından tanzim edilen ... seri ve ...

GB nolu gümrük beyannamesine göre dava dışı firmaya gönderilmek üzere 22.11.2012 tarihinde gümrük çıkışının yapıldığı, bedelinin mal mukabili olarak ... Bankası Beykent şubesi nezdinde ödenmek üzere ihraç işleminin yapıldığı mal sevkiyatının yapıldığı, faturanın dava dışı firmaya gönderildiği, dava dışı firmanın herhangi bir teslim almama veya kabul etmeme gibi bir bildiriminin dosyada olmadığı, dolayısıyla mamulün teslim edildiği, ihraç işleminin ...

A.Ş. vasıtası ile yapıldığı, davacı firmanın alacağı ile ilgili olarak davalı firmaya vadesi geçmiş alacaklar aylık bildirim formu ile bildirimde bulunduğu,” neticeten davacının davalıdan alacak talebinde haklı olduğunun ortaya çıktığını.

Mahkemece dosyadaki delillere ve lehe bilirkişi raporlarına rağmen red kararı verildiğini, red kararının gerekçesinde bilirkişi raporlarının dikkate alınmadığını, bu durumun “Bilirkişi raporlarında (kök ve ek) her ne kadar, taraflar arasındaki poliçenin 2/m maddesi kapsamında bir belgenin sunulmadığı belirtilmiş ise de davalı tarafından sunulan yazışma ve e postalar sebebiyle bilirkişi raporlarına itibar edilmemiştir.” şeklinde gerekçelendirildiğini, dosyada mübrez bilirkişi raporunda dava dışı firma ile yapılan yazışmaların herhangi bir somut delille desteklenmediğinden bahisle dikkate alınmadığının özellikle ifade edildiğini,

haklı olarak sözleşme 2/b maddesi ile kast edilen iddiaların somut delillerle desteklenmesi gerektiğinin, aksi durumun kötü niyetli uygulamalara yol açacağının tartışmasız olduğunu, Mahkemenin hiçbir somut delil ile takviye edilmeyen afaki yazışmaları delil göstererek bilirkişi raporlarını dikkate almamasının hukuka aykırı olduğunu, dosyadaki somut delillerin müvekkilinin gerek davalıya, gerekse de dava dışı firmaya karşı sözleşme hükümlerine tam olarak riayet ettiğini ortaya koyduğunu;Davalı tarafın ödeme yapmama gerekçesi olarak 14.11.2013 tarihli yazısında;

"poliçenin sigorta kapsamı dışında kalan haller başlığı altında düzenlenen 2. maddesinin m fıkrasında alıcının kusurundan ya da ihmalinden kaynaklandığını iddia ettiği gerekçelerle sevk edilen malları kabul etmemesi ve ya edememesi veya teslim aldığı malların brüt fatura tutarını veya sözleşme bedelini ödememesi veya yaptığı ödemeleri mahsupları ve karşı tazmin talepleri veya başkaca bir nedenle satış sözleşmesindeki yükümlülüklerinin ortadan kalktığını iddia etmesi halinde ortaya çıkan zararlardan ...’ın sorumlu olmayacağı,

alıcının teslim alınan malların kalitesi ve miktarı ile ilgili şikayetleri nedeni ile malların bedelini ödememesinin de bu bent kapsamında değerlendirileceği, ancak sigortalının uğradığını iddia ettiği zarar miktarı ile ilgili olarak alıcının ülkesindeki yetkili mahkemeden alıcı aleyhine kesinleşmiş bir mahkeme kararını ...a ibraz etmesi halinde mahkeme kararı ile belirlenen zararın iş bu poliçe kapsamında addedileceği" hükmüne atıf yaptığını ve aynı tarihli yazılarında karşı firmanın önce borcu olmadığı, sonra alacaklı olduğu,

sonrasında da bu kadar borcu olmadığı ve ihracata konu malların kendilerinde olduğu yönündeki beyanları dikkate alındığında karşı firmanın kötü niyetli ve edimini yerine getirmemek için her yola başvuran bir tacir olduğu konusunda fikir verdiğini, poliçe ile müvekkilinin zararının karşılanması için müvekkilinin primlerini ödemiş olmasının ve ihracatı gerçekleştirmesinin yeterli olacağını, davalı tarafın ekte sundukları Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası broşüründe de kabullerinde olduğu üzere mal bedelinin ödenmemesi ve malın ihracatçıdan kaynaklanmayan nedenlerle kabul edilmemesi gibi nedenlerle doğacak riskleri de teminat altına aldığını,

dosyadaki deliller arasında sunulan fatura ve gümrük beyannamelerinin ihracatın usulüne uygun yapıldığını ve malların karşı firmaya teslim edildiğini gösterdiğini, 3. şahsın borcu olmadığına dair ve diğer herhangi bir muteber belgeye ya da Mahkeme kararına istinad etmeyen beyanlarının davalı kurumca dikkate alınmaması gerektiğini;Yerel mahkeme kararının atıf yaptığı taraflar arasındaki sözleşmenin 2 m maddesini de hukuken tartışmakta fayda gördüklerini, Mahkemece davacının ihracat yaptığı ülke mahkemelerinden alacağın varlığına ilişkin bir karar getirmesi gerektiği şeklindeki gerekçesinin haklı bir gerekçe olmadığını, bilindiği üzere kanuna,

ahlaka ve adaba aykırı sözleşme hükümlerinin hukuken himaye edilmesinin imkansız olduğunu, gerçekten Borçlar Kanunu’nun 27. maddesinin bu kuralı.

“Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.” şeklinde formüle ettiğini, buna rağmen taraflar arasındaki sözleşmede ihracat yapılan ülkenin mahkemelerinden karar alınması şartı MÖHUK m.24/4 ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.10 ve Borçlar Kanunu m.89/1 hükümlerine aykırı olduğunu;Bu hususun Yargıtay uygulamaları ile istikrar kazandığını, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2015/4625E. ve 2016/963K. sayılı kararında.

“MÖHUK'un 24. madde gözetildiğinde taraflar arasındaki ticari satım akdinde karakteristik edim borçlusunun satıcı konumundaki Türk tabiyetinde bulunan davacı olduğu dikkate alındığında somut olayda Türk Hukukunun uygulanması gerektiği taraflar arasında sözlü satım akdinin bulunması sebebiyle yetkili mahkemenin HMK'nın yetkiye dair hükümleri çerçevesinde para alacağına dair bu davada davacı alacaklının ikametgahının bulunduğu Türk mahkemeleri olduğundan davalı vekilinin yetki ilk itirazının reddi gerektiğinin” hükme bağlandığını,

bu nedenle taraflar arasında bağıtlanan sözleşmenin yabancı mahkeme kararı şartına ilişkin hükmünün Borçlar Kanunu 27. maddesi hükmü gereğince mutlak butlanla batıl olduğunu ve Mahkemece bu sözleşme hükmünün mesnet alınarak verilen kararın hukuka aykırı olduğunu beyanla. Yerel mahkemece verilen kararın istinaf incelemesi neticesinde duruşma yapılarak kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilerek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Dava, yurt dışında mukim yabancı şirkete gerçekleştirilen ihracata dayalı ödenmediği iddia olunan bedelin Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası Sözleşmesi kapsamında davalı sigortacıdan tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, davalı ile aralarında Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası Sözleşmesi imzalandığını ve yapılacak ihracat işlemleri nedeniyle ödenmeyen alacakların teminat altına alındığını, bu kapsamda Suudi Arabistan'da mukim ...

Şirketi'ne 12.11.2012 tarihinde 83.633,05 USD bedelli ihracat yapıldığını ancak adı geçen şirket tarafından fatura bedelinin ödenmediğini, davalıya sigorta sözleşmesi kapsamında ödeme yapılması konusunda yapılan başvurunun da sonuçsuz kalması nedeniyle icra takibi başlatıldığını ve takibe itirazın haksız olduğunu beyan ederek itirazın iptalini talep etmiş, davalı taraf, davacının yaptığı başvuru üzerinde dava dışı firma ile iletişime geçildiğini ve yapılan araştırmalar ve görüşmeler neticesinde ödemenin davacı sigortacıdan kaynaklanan sebeplerle yapılmadığının, taraflar arasında ihtilaf olduğunun anlaşıldığını,

bu durumun poliçenin 2/m maddesi uyarınca teminat dışında olduğunu, davacının ancak dava dışı şirketin mukim olduğu ülke yargı mercileri tarafından verilmiş bir karar getirmesi halinde ödemenin yapılabileceğini beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dosya kapsamından; taraflar arasında 02.05.2012 ila 31.05.2013 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 300.000 USD limitli Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası Sözleşmesi'nin imzalandığı,

sözleşmenin sigorta kapsamına alınan riskler başlıklı, ticari riskler alt başlıklı 1/b maddesi ile; alıcının, kendisine sevk edilen ve kendisi tarafından kabul edilen malların brüt fatura tutarını vade tarihinden sonraki 4 ay içerisinde sigortalıya ödememesi veya ödeyememesinin teminat altına alındığı, sözleşmenin sigorta kapsamı dışında kalan haller başlıklı 2. maddesinin m bendinde;

... tarafından aksi yazılı olarak bildirilmedikçe, alıcının, sigortalının kusurundan ya da ihmalinden kaynaklandığını iddia ettiği gerekçelerle sevk edilen malları kabul etmemesi veya edememesi veya teslim aldığı malların brüt fatura tutarını ve/veya sözleşme bedelini ödememesi ve/veya yaptığı ödemeleri mahsupları ve karşı tazmin talepleri veya başkaca bir nedenle satış sözleşmesindeki yükümlülüklerinin ortadan kalktığını iddia etmesi halinde ortaya çıkan zararlardan ...’ın sorumlu olmayacağının,

alıcının teslim alınan malların kalitesi ve miktarı ile ilgili şikayetleri nedeni ile malların bedelini ödememesinin de bu bent kapsamında değerlendirileceğinin, ancak sigortalının uğradığını iddia ettiği zarar miktarı ile ilgili olarak alıcının ülkesindeki yetkili mahkemeden alıcı aleyhine kesinleşmiş bir mahkeme kararını ...'a ibraz etmesi halinde mahkeme kararı ile belirlenen zararın iş bu poliçe kapsamında addedileceğinin kabul edildiği, davacının Suudi Arabistan'da mukim ...

Şirketi'ne 22.11.2012 tarihli ve 83.633,05 USD bedelli ihracatı gerçekleştirdiğini ancak fatura bedelinin ödenmediğini iddia ettiği, her ne kadar davacı tarafça dosyaya 22.11.2012 tarihli fatura konusu mallara ilişkin ihracat belgesi ibraz edilmiş ve bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, davalı sigorta şirketince ödeme yapılmamasına gerekçe gösterilen sözleşmenin 2/m maddesi kapsamında somut delil bulunmadığı mütalaa edilmiş ise de, davalı tarafça dosyaya ibraz edilen onaylı Türkçe tercümesi bulunan mail yazışmaları ile dava dışı ...

Şirketi'nin, Cidde Ticaret ve Sanayi Odası Genel Sekreterliği'ne sunduğu ve davacıdan yalnızca 35.550,48 USD tutarında mal alındığını ve banka havalesi ile davacıya 35.000 USD ödeme yapıldığını, davacının taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı davranarak kendilerini zarara uğrattığını, kendilerinin davacının Suudi Arabistan'da satış temsilcisi olduklarını, davacının Suudi Arabistan'da doğrudan üçüncü kişilere yapacağı satışlar için kendilerine komisyon ödemesi gerektiğini, davacıya borçlu olmadıklarını bildirdiği beyanı, bu beyan ekinde bulunan dava dışı ...

Şirketi'nin kabul ettiği iki adet fatura ile iki adet banka havale dekontuna göre davacı ile dava dışı alıcı şirket arasında davacının ihraç ettiğini ve bedelinin ödenmediğini iddia ettiği mallar konusunda ihtilaf bulunduğu, sigorta teminatının ancak alıcı tarafa sevk edilmiş ve alıcı tarafından kabul edilmiş/teslim alınmış olmasına rağmen ödenmeyen malların bedellerini kapsadığı ve dava konusu talebin sigorta sözleşmesinin 2/m maddesi kapsamında teminat dışında kaldığı,

davacı tarafından dosyaya malların dava dışı şirket tarafından teslim alındığına dair bir belge veya dava dışı şirket ile uzlaşma sağlandığına dair bir delil sunulmadığı gibi, Suudi Arabistan yargı mercileri tarafından verilmiş bir kararın da bulunmadığı, her ne kadar davalı taraf sigorta sözleşmesinin 2/m maddesinde yer alan, sigortalının, alıcının ülkesindeki yargı mercilerinden alınmış bir kararı sunması şartının TBK'nın 27. maddesine aykırı olması sebebiyle mutlak butlanla batıl olduğunu iddia etmiş ise de, davalının sigorta teminatı sağladığı ticari ilişkinin alıcı tarafının yabancı olduğu,

taraflar arasındaki ihtilaf yabancılık unsuru içerdiğinden anılan sigorta sözleşmesi maddesinin Türk Kanunlarının emredici hükümlerine aykırı olmadığı, davacının basiretli tacir olarak sözleşme serbestisi içerisinde imzalamış olduğu sözleşme maddesi ile bağlı olduğu, bu minvalde Mahkemece davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf başvurusunun ise haksız olduğu anlaşılmıştır.Sonuç olarak,

dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle.

1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/01/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2021/1543, K. 2024/37, 25 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmasının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesinin Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/1543
Karar No
2024/37
Tarih
25 Ocak 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2021/1543 K.2024/89
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/1547 K.2024/22
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2021/1548 K.2024/38
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2021/1553 K.2024/39
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi E.2021/1555 K.2024/149
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2021/1558 K.2024/40

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.