KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2024
- Dosya no
- 2022/1339
- Karar no
- 2024/2088
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 01/03/2022
- Numarası
- 2021/965Esas- 2022/213 Karar
- Dava
- İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar Metni
2.017 kelime·10 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Bursa’da bulunan, çek keşidecisi ... Limited Şirketi, Müvekkili ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ne olan borcuna karşılık olarak Keşide ettiği ... çek seri numaralı 60.000,00 – TL bedelli, 25.08.2020 basım tarihli, 10.11.2021 keşide tarihli çeki, Elemanı ... vasıtasıyla, 08.07.2021 tarihinde ...
Kargo takip no su ile ... kargonun Bursa İhsaniye şubesine teslim ettiğini, söz konusu çekin bulunduğu zarf ile birlikte 38 adet kargo evrakı, 07.07.2021 tarihinde ... kargonun elamanları tarafından taşıma yapılırken çaldırıldığını, çekin çalınmasının öğrenilmesi üzerine, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/594 Esas sayılı dosyasında 09.07.2021 tarihinde çekin iptal edilmesi için dava açıldığını ve Mahkemece, 13.07.2021 tarihinde söz konusu çek hakkında ödemeden men kararı verildiğini ve bu kararın muhatap banka olan ...
Bankası A.Ş.
Küçük Sanayi Sitesi Şubesine bildirildiğini, dava konusu çekin ibraz edilmesi üzerine iş bu davayı açtıklarını, davalı tarafından, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/594 Esas sayılı dosyasına ibraz edilen çekin taraflarınca incelenmesinde, çekin arkasında bulunan, kaşe ve imzanın sahte olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin, çeki ciro ettikleri gözüken ...Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ve diğer cirantalar ile herhangi bir ticari ilişkisi olmadığını, ticari defterlerinin incelenmesi ile bu durumun ortaya çıkacağını, cirantacı şirketler taraflarınca araştırılmış olup,
bu şirketlerinin hepsinin ticari faaliyeti olmayan şirketler olduğu da tespit edildiğini, Davalının, çeki iktisap etmekte kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğunu, çekin ellerinden rızaları dışında çıktığı için çekin iptali ile ilgili ilanların yapıldığını, bu ilanlar Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığını, bir tacir olan davalının çeki iktisap ederken bu ilanları göz önünde bulundurması gerekirken basiretli bir tacir gibi davranmayarak çeki kabul etmesinde ağır kusuru olduğunu, ayrıca davalı çeki kabul ederken, çekin tacir çeki olduğunun farkında olduğunu,
uygulamada tacir çekleri kabul edilirken söz konusu çek ile ilgili bir sorun olup olmadığı muhatap bankaya sorulmakta ona göre kabul edildiğini, davalının bunu yapmadan çeki kabul etmesi hayatın olağan akışına aykırı olup davalının ağır kusurlu olduğunun açık kanıtı olduğunu, çekin arkasında görülen Cirantacı şirketlerinde ticari faaliyette olmamaları da davalının Kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, Müvekkili Şirketin kaşesi ve imzası taklit edilerek ciro edilmiş ve ciro silsilesi bozuk çeki, ağır kusurlu ve kötü niyetli olarak elinde bulunduran ...
Lojistik Limited Şirketinden dava konusu çekin taraflarına iade edilmesine karar verilmesini, davanın kabulü ile dava konusu çekin tarafımıza iadesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, dava açmadan önce dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurmadan işbu davayı açtığından, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, müvekkilinin, dava konusu ... Bankası, ... Sitesi Şubesi, 10.11.2021 keşide tarihli, .. seri numar.alı 60.000.00-TL’lik, hesap sahibi ...
LTD.ŞTİ. olan çeki, kötüniyetle veya ağır kusur ile iktisap ettiği ispat edilmediğinden, çekin kayıp olduğu iddiası ile ilgili hiçbir bilgisi ve sorumluluğu olmadığından, çekin illetten mücerret olma özelliği olduğundan, müvekkilinin, çeki, faturalı alacağına karşılık olarak, ticari defterlerine işleyerek aldığından, tanık dinlenmesine muvafakatimiz olmadığından, araştırılacak başkaca bir husus kalmadığından ve davacının iddiaları gerçeği yansıtmadığından davanın esastan reddine, mahkemece dava konusu çek ile ilgili konulmuşsa ihtiyati tedbirin kaldırılmasına,
davacının, davaya konu çekin bedelinin %20 si oranında kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi 01/03/2022 tarih ve2021/965 Esas - 2022/213 Karar sayılı kararında;"....6102 Sayılı TTK'nın 825/1. maddesi uyarınca borçlu, emre yazılı bir senetten doğan alacağa karşı ancak senedin geçersizliğine ilişkin veya senet metninden anlaşılan def’ilerle alacaklı kim ise ona karşı, şahsen haiz bulunduğu def’ileri ileri sürebilir.
Bu haliyle davacının senet metninden anlaşılan imzanın ve kaşenin kendisine ait olmadığı iddiasını davalıya karşı ileri sürmesi mümkündür.
Ancak 6102 Sayılı TTK’nın 792. maddesine göre, "Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790'ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür." hükmü içermektedir.
Davacı tarafça menfi tespit talebinde bulunulmamış ve çek istirdatı talebinde bulunulmuştur. Çek istirdatı talebinde bulunabilmek için de davalının çeki kötü niyetle iktisap ettiğinin veya iktisabında ağır kusuru olduğunun ispat edilmesi gerekmektedir. Çekteki ciro silsilesinin şeklen düzgün olması yetkili hamil olmak için yeterlidir. Çeki iktisap edenin çekteki imzaların sıhhatini araştırma yükümlülüğü ve imkanı yoktur.
Bu nedenle çekteki cirantanın imzasının sahte olması ciro silsilesini bozmaz ve çekin istirdatı için bunu bilmeyen en son hamilinin kötü niyetli olduğunu ispatlamaz. Bu nedenle dosyanın esasa etkili olmayacağından Mahkememizce çekteki ciro üzerindeki imzanın ve kaşenin sahte olup olmadığına ilişkin imza ve kaşe incelemesi yaptırılmamıştır. Ayrıca çek sebepten soyut bir ödeme aracı olduğu için taraflarca defter ve kayıtlarına kaydedilmesi zorunlu değildir.
Davacı taraf ve davalı taraf arasında ticari ilişki olmadığı hususunda da ihtilaf bulunmamaktadır. Çekin ticari defter ve kayıtları kaydedilmesi zorunlu olmadığından çek üzerinde cirosu bulunan diğer şirketlerin de defter ve kayıtlarının incelenmesinin esasa bir etkisi olmayacaktır. Bu nedenle Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmamıştır.
Ayrıca davalı tarafa çekin iyi niyetle mi kötü niyetle mi iktisabı hususunda yemin teklif edilmesi konusu suç olması sebebiyle yasal olarak mümkün olmadığından davacı tarafa yemin delili de hatırlatılmamıştır.
Davacı tarafça davalının çeki kötü niyetle iktisap ettiğine veya iktisabında ağır kusuru olduğunda dair iddialarını ispatlar delil dosyaya sunulmadığından açılan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...."gerekçesi ile, '' 1-Açılan davanın REDDİNE, -Davacının kötü niyeti ispatlanmadığından ve kötü niyet tazminat şartları oluşmadığından davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
İlk derece mahkemesinin, kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olduğunu, davalı şirket yetkilisi hakkında soruşturma olmadığı ve kusur ispatlanamadığından bahisle toplanan delilleri dahi incelemeden davanın reddine karar verdiğini, Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen kambiyo senetlerinden biri olan çekin hukuki niteliği olarak ödeme aracı kabul edildiğini, çekin temelinde nitelikli bir havale ilişkisi bulunduğunu, havale ise muaccel bir borcun ifası olduğunu, eğer yerel mahkeme bu nitelikleri göz önünde bulundurarak karar verseydi toplanan delilleri inceler,
tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırır ve bu deliller sonucu oluşan vicdani kanaatine göre karar vermesi gerekirdi.
Toplanan deliller incelendiğinde görülecektir ki Müvekkili Lehtar ... ile...Mühendislik arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığını, BA – BS formlarında görüldüğü üzere taraflar arası hiçbir ticari ilişki olmadığını, ayrıca vergi daireleri tarafından yapılan yoklamalarda ciranta gözüken şirketlerin faal olmadıkları da dosya içeriğinde mevcut olduğunu, tüm bu deliller göz önündeyken senet üzerinde imza incelemesi dahi yapılmamış olması Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 31. Maddesinde düzenlenen “Hakimin Davayı Aydınlatma Ödevi” ‘ne aykırılık oluşturduğunu, Kambiyo hukukuna hakim ilke olan imzaların istiklali ilkesi gereğince her imza,
sahibini bağlamakla birlikte geçersiz imzanın da sahiplerini sorumlu kılmamasına rağmen kambiyo senedinin geçerliliğine halel getirmeyeceğini, bu ilke gereğince öncelikle imzanın Müvekkil Şirket’in yetkilisine ait olup olmadığının tespiti akabindeyse davalı tarafın kusurlu olup olmadığının araştırılması gerekmekteyken doğrudan davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu olayda çek rıza dışında elden çıktığı andan itibaren tüm hukuki yollara başvurulduğunu ve gerekli tüm merciler bilgilendirildiğini,
eğer ilk derece mahkemesi doğrudan davayı reddetmeseydi toplanan deliller neticesinde davalının kusurlu olduğu ispat edilecek ve çekin istirdatı için gerekli açıklamaların yapılacağını, Her ne kadar gerekçeli kararda çekin sebepten soyut bir ödeme aracı olduğu ve taraflarca defter ve kayıtlarına kaydedilmesi zorunlu değil denilmişse de aşağıda bir kısmını paylaştığı Yargıtay Kararı ışığında taraflar arasında ticari ilişki bulunmamasının çekin kambiyo vasfını kaldıracağının düzenlendiğini, “TTK'nun 780/1. maddesinin (b) bendinde çekin kayıtsız ve şartsız belirli bir bedelin ödenmesi için havaleyi içermesi gerektiği,
781. maddesinde de bu unsuru içermeyen bir senedin çek sayılmayacağı hükme bağlanmıştır.
Alacaklının çekin lehtarı, borçlunun çekin keşidecisi olduğu görülmüş, alacaklının ceza dosyasındaki beyanında açıkça borçlu ile aralarında hiçbir ticari ilişki olmadığını, borçluyu tanımadığını ikrar ettiği göz önünde bulundurulduğunda bu durumda çek kayıtsız ve şartsız bir ödeme vaadini içermediğinden kambiyo vasfı taşımayan bu belge nedeniyle borçlu hakkında kambiyo senetlerine özgü yolla takip yapılması mümkün değildir.'' Toplanan deliller neticesinde dava konusu çekteki lehtar ve ciranta arasındaki bir ticari ilişki olmadığının görüldüğünü, bu nedenle çekin kambiyo vasfının kalmadığını,
çekin kambiyo vasfı olmamasına rağmen imza incelemesi dahi yapılmadan davanın reddedilmesi ve delillerin değerlendirilmemesinin kabul edilebilir olmadığını,İleri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini, eğer sayın heyet aksi kanaatteyse dosyanın yeniden görülmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, rıza dışı elden çıktığı ve kötüniyetli olarak iktisap edildiği ileri sürülen çekin istirdatı istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda davacı taraf, dava konusu ....
Bankası ... San. Sitesi Şubesine ait keşidecisi ... Ltd.Şti. olan 10.11.2021 keşide tarihli, ... seri numaralı 60.000.00-TL. Miktarlı çekin çek keşidecisi ...
Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Limited Şirketi tarafından kendisine gönderilmek üzere 08.07.2021 tarihinde elemanı ... vasıtasıyla, ... kargonun Bursa İhsaniye şubesine teslim ettiğini, söz konusu çekin bulunduğu zarf ile birlikte 38 adet kargo evrakı, 07.07.2021 tarihinde ... kargonun elamanları tarafından taşıma yapılırken çalındığını ileri sürerek çekin istirdatını istemiştir.
Olayla ilgili Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/76793 soruşturma No'lu dosyası üzerinden açılan soruşturmanın şüphelisinin tespit edilememesi sebebiyle faili meçhul olarak 24/08/2021 tarihinde daimi arama kararı verildiği, soruşturmada iş bu davanın davalısı hakkında soruşturma olmadığı anlaşılmıştır. Dava konusu çek incelendiğinde, ... Bankası Küçük San. Sitesi Şubesine ait 10.11.2021 keşide tarihli, ... seri numaralı 60.000.00-TL. Miktarlı çekin keşidecisinin ...
Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Limited Şirketi olduğu, lehtar/cirantanın davacı ...San ve Tic A.Ş. olduğu, sonraki cirantaların sırasıyla ... Taahhüt San. Tic. Ltd. Şti., ... Tic. Ltd. Şti., ... Tic. Ltd. Şti., ... Lojistik Ltd. Şti. olduğu, çekin davalı vekili tarafından bankaya ibrazında çek hakkında ödeme yasağı kararı olması sebebiyle ödeme yapılmamıştır.
Davacı lehtar, çekin rızası hilafına elinden çıktığını ileri sürerek işbu davayı açmış, davalı ise çekin yetkili hamili olduğunu savunmuştur.Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2018/5363 Esas, 2018/7977 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, Davalının yetkili hamil olması için ciro silsilesinde yer alan imzaların gerçek cirantalara ait olup olmadığını tahkik zorunluluğu bulunmayıp, 6102 sayılı TTK’nın 686. maddesi hükmüne göre, bu hususta, ciro silsilesinin görünüşte düzgün olması yeterlidir.
Dava konusu çekte mevcut ciro silsilesi içerisinde bu anlamda bir kopukluk bulunmadığı gibi, ciro silsilesinde ismi geçen lehtar ve cirantaların kaşe ve imzalarının sahte olduğunun tespiti bile davalının yetkili hamil olduğu gerçeğini değiştirmez. 6102 sayılı TTK' nın 792. maddesinde.
Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamilin ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlü olacağı hüküm altına alınmıştır. Bu madde hükmüne göre, davalının çeki edinme nedenini kanıtlama yükümlülüğü yoktur.
Davacının, kendisinin yetkili hamili olduğunu ve yeni hamilin çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğunu veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması gerekmektedir.
Somut olayda, davacının bu husustaki ispat külfetini yerine getiremediği, davalının çeki kötü niyetle iktisap ettiğine veya iktisabında ağır kusurlu bulunduğuna dair delil ibraz edemediği, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerde de, davalının davaya konu çeki kötü niyetle iktisap ettiğini gösterir bir emare bulunmadığı anlaşılmakla; mahkeme gerekçesi ve tespitinin dosya kapsamına uygun olduğu dairemizce belirlendiğinden, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Kambiyo senetlerinin mücerretliği ilkesi gereği davalı hamilin çeki edinme nedenini açıklama mecburiyeti bulunmamakta olup, bu nedenle davacı vekilinin ticari defterlerin incelenmesi gerektiği yönündeki istinaf sebebine de itibar edilmemiştir.
Sonuç itibariyle; dosya kapsamı, mahkemenin kabul ve gerekçesi ve istinaf sebepleri gözetildiğinde; mahkeme kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesine göre esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/1339, K. 2024/2088, 26 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama