İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/1432 K.2024/1549

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

Esas2022/1432Karar2024/1549Tarih10 Ekim 2024Okuma29 dk · 5.866 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
10 Ekim 2024
Dosya no
2022/1432 Esas
Karar no
2024/1549 Karar
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Numarası
2014/394 Esas - 2021/954 Karar
Tarih
20/12/2021
Dava
Alacak
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.866 kelime·29 dk okuma·6 bölüm

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkili şirketin 01.01.2012 tarihinden önce ...A.Ş. Yetkili satıcısı olan ....

Şti'den ... marka 2011 model bir araç aldığını, 01.01.2012 tarihi itibariyle davaya konu aracın ...A.Ş'nin aldığını, aracın alındığı günden beri fren tertibatındaki arızalar nedeniyle sık sık yetkili servise götürüldüğünü ancak sonuç alınamadığını, aracın fren tertibatındaki arızanın giderilemediği gibi en son da şanzıman arızası nedeni ile aracın kullanılamaz hale geldiğini, bunun üzerine müvekkilinin aracın arızasının tespiti için İstanbul 44. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/148 D.iş sayılı dosyası ile tespit talebinde bulunulduğunu, aracın kullanılamaz hale gelmesi nedeni ile çekici vasıtasıyla yetkili servin ve aracı satan bayi olan ...

Şti'nin ....adresine bırakıldığını, servisle yapılan görüşmelerde, fren tertibatı ve şanzıman arızasının bu araçlarda sık sık görüldüğü taraflarına şifahi olarak beyan edildiğini, yetkili firma ile yapılan görüşmelerde bir çözüme ulaşılamadığını, müvekkili şirketin aracının kullanılamaz hale gelmesi nedeni ile mağdur olduğunu, müvekkili şirkete ait ...plaka sayılı aracın sık sık arıza göstermesi ve kullanılamaz hale gelmesi nedeni ile yapılan tespit neticesinde aracın gizli ayıplı çıkması nedeni ile müvekkilinin ödediği fatura bedeli olan 73.000 Euro,

araç bakım bedeli 4.409,24-TL satıcı tarafından araca yapılan ilave donanım bedeli olan 3.095,40-TL ile aracın kullanılamaz hale gelmesinden dava tarihine kadar olan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 30.400-TL nin ve karar tarihinde ayrıca tespit edilecek olan toplam kira bedelinin ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, bu talepleri kabul görmediği takdirde aracın yenisi ile değiştirilmesini ve aracın karar tarihine kadar olacak kira geliri kaybının ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, dava harç ve masrafların da davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ...A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu aracın davacıya 30.07.2010 tarihinde teslim edildiğini, dava tarihi itibariyle aracın 2 yıllık garanti süresinin sona erdiğini, mezkur araçla ilgili açık yada gizli tüm ayıba karşı tekeffül/garantisinin dava açılmadan önce sona erdiğini, müvekkili şirketin dava konusu araca ait garanti /ayıba karşı tekeffül süresinin bu davanın açıldığı tarih itibariyle sona erdiğini, aracın komple garantisinin sona ermiş olması sebebiyle kanunun her türlü tartışmadan uzak mezkur maddesi, dava konusu aracın teslim tarihi dikkate alındığında, davanın esasına girilmeksizin,

"aracın ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ayıbın gizli ya da açık olduğu vs." hususlarının araştırılmasına ve bu konuda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına gerek olmaksızın davanın zamanaşımı sebebiyle reddedilmesi gerektiğini, kanunun lafzi yorumlayarak, satıcıya iade edilmeyerek uzun süre boyunca binlerce kilometre kullanılmış ve piyasadaki ikinci el değeri önemli ölçüde düşmüş bir aracın, herhangi bir mamulle aynı sınıfa sokularak,

yeni bir "0" km araçla değiştirilmesine veya bedelinin reeskont faizi ile birlikte iadesine karar verilmesinin hakkaniyet ilkelerine uygun olmadığını, bedel iadesine karar verilmesinin ise Kanuna ve tarafların hak ve menfaatlerine açıkça aykırı olduğunu, davacı tarafın araçta gizli ayıptan kaynaklanan arıza olduğu yönündeki iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, periyodik bakımın bir arıza kaydı olmadığını, aracın son servis girişi hariç, diğer tüm servis girişlerinin periyodik bakım ya da genel kontrol talimatıyla açılmış olduğunu,

davacının donanım bedeli olan 3.095,40-TL'nin iadesine ilişkin talebinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davanın hüsnüniyet kaidelerine açıkça aykırı talep ve iddialarının hakdüşümüne ve mururuzamana uğramış olması ve muayene ve ihbar sürelerinin kaçırılmış olması sebebiyle davanın reddine, davacının mesnetsiz ve haksız davasının reddine, araç değiştirme kararı verilir ise, davacının aracının müvekkiline varsa üzerindeki tüm takdiyatın kaldırılarak iadesine, muhakeme masrafları ve ücreti vekaletin davacı tarafa karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı .... Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle.

Öncelikle iddia edildiği gibi araçta imalat hatası var ise bundan kaynaklı taleplerin müvekkili şirkete değil, üretici firmaya ileri sürülmesi gerektiğini, davacı tarafın, müvekkili şirkete başvurarak ... marka bir araç satın aldığını ve trafiğe çıktıktan kısa bir süre sonra araçta arızalar olduğunu iddia ettiğini, davacı tarafın iddia ettiği arızaların, yargılamaya konu araçta bulunmadığını, davacı tarafın 27.02.2012 tarihinde aracın bakım ve onarımı için müvekkili şirkete teslim ettiğini,

bakım için gereken parçaların temin edilmesine rağmen davacı tarafın mahkeme kanalıyla tespit yapılacağından ve bu sebeple araç üzerinden herhangi bir müdahalenin yapılmaması yönündeki ihtarnamesinden dolayı araç üzerinde bakım çalışması yapılamadığını, araç için istenen parçaların hazır olduğunu ve tamirine başlanacağına dair davacı tarafa ihtarname gönderildiğini, fakat bu çekilen ihtarnamelerden netice alınamadığını, bahsedilen arızaların hiç birinin "araçta ayıp" olarak değerlendirilecek cinste olmadığını, davacının, kanunun öngördüğü sürede muayene ve ihbar mükellefiyetlerini yerine getirmediğinden süre yönünden davanın reddine,

yasal koşulları oluşmayan davanın esastan reddine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle.

Öncelikle davaya husumet yönünden itiraz ettiklerini, müvekkili şirketin 01.01.2012 tarihi itibarıyla ... markalarının fiili dağıtım, satış, satış sonrası hizmetleri ile ithalat etme yetkisine sahip olduğunu, bu davada taraflarına sözleşmeden veya kanundan doğan bir yükümlülüklerinin olmadığını, aracın 03.08.2010 tarihinde diğer davalı ...

Şti'den satın alındığını, araca son iki yıllık tam garanti verildiğini, bir subjektif hak, kendisinden istenebilecek olan kişi, o hakka uymakla yükümlü ( borçlu) olan kişi olduğunu, (davalı sıfatı , pasif husumet) oysa bu dava alacağın yani dönme (fesih) ile fatura bedelinin talep edilemeyeceği üçüncü kişi durumundaki müvekkili ... yönelttiğini, dava konusu aracın ... tarafından satılmadığını, ithal edilmediğini, üretilmediğin, ve tamir edilmediğini, araca ilişkin hiçbir taahhüt verilmediğini, dolayısıyla müvekkili yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddedilmesi gerektiğini,

taraflarına süresinde ve usulüne uygun ayıp ihbarının yapılmadığını, zamanaşımı definde bulunduklarını, mezkur araçta garanti kapsamında yapılan tek işlemin 25.10.2010 tarihinde yapılan, aracın kontak anahtarını zaman zaman tanımaması sebebiyle yapılan yazılım yükleme işlemi olduğunu, bunun dışında frenle ilgili şikayetlerin kullanımdan kaynaklandığını, aracın son servis girişinin hariç, diğer tüm servis girişlerinin periyodik bakım, kullanımından kaynaklı ve genel kontrol talimatıyla açıldığını, yapılan tüm bakım onarım işlemlerinin araç sahibi şirketin yetkilisinin onayı ve kabulüyle ücretli olarak yapıldığını,

fren arızası iddiası ve şanzıman arızası iddiasının tek ve giderilemeyen bir ayıp gibi gösterilmeye çalışıldığını, araçtan yaklaşık 50.000 km faydalanan karşı tarafın sözleşmeden dönme talebinin kabulü ile aracın yenisi ile değiştirilmesi durumunda dönmenin satıcı müvekkili şirkete vereceği zarar ile alıcıya sağlayacağı fayda arasında ticari hayatta dürüstlük kuralları ile bağdaşamayacak derecede bir oransızlığın söz konusu olacağın dikkate alınarak,

bedele indirimi yoluna gidilmesini, hem aracın kullanarak menfaat hem de faiz talep edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin temerrüde düşmediğini, aracın tamirine haksız şekilde onay veremeyen davacının satış tarihinden itibaren faiz istemesinin mümkün olmadığını ileri sürerek, davanın reddine, mahkeme masrafları ve ücreti vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, her ne kadar hukuken mümkün olmamakla birlikte davanın kabulü halinde alıcının maldan elde ettiği menfaatlerin ve amortisman oranında değer kaybının iadesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesi 20/12/2021 tarih 2014/394 Esas - 2021/954 Karar sayılı kararında; " Davacı tarafın ayıplı olduğu iddiasında bulunduğu davaya konu aracın ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ayıbın gizli ayıp ya da açık ayıp olup olmadığı, davacının ihbar yükümlülüğünün yerine getirip getirmediği, bakım ve onarım için yapılan ödemeler ile araç için yapılan ilave donanım bedeli ile araç kiralama bedeli olarak taleplerinin hangi miktarda hangi davalılardan talep edebileceği hususlarındadır.

Davacı tarafından 03.08.2010 tarihinde davalı ... 2011 model araç alındığı, 01.01.2012 tarihinde davaya konu aracın Türkiye satış haklarını...

A.Ş'nin devir aldığı, aracın satın alınmasından bu yana sık sık yetkili servise götürüldüğü, araçtaki sorunun frendeki ve şanzımandaki arızalar olduğu, İstanbul 44. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/148 Değişik İş dosyasında delil tespiti yaptırıldığı, yapılan delil tespitinde düzenlenen Bilirkişi Rapor'nda fren disklerinin ayıplı olduğu, ayıbın gizli ayıp olduğu, yapılan delil tespitinin ayıbın ihbarı olarak değerlendirildiği, aracın kullanılamaz hale gelmesinden dolayı çekici vasıtasıyla yetkili servis ve aracı satan bayi olan ...

Servisine aracın bırakıldığı, yetkili firma ile yapılan görüşmelerde bir çözüme ulaşılamadığı, delil tespitine dair Bilirkişi Raporunun 19.06.2012 tarihinde tebliğ edildiği, aracın şirket adına alındığı ve şirket işlerinde kullanıldığı, aracın alınmasından itibaren 2 yıl dolmadan 50.000 km'de olduğu,

Davacının dava dilekçesindeki taleplerinde ödenen fatura bedeli olarak 73.000,00-Euro, Araç Bakım Bedeli olarak 4.409,24-TL, satıcı tarafından araca yapılan ilave donanım bedeli olarak 3.094,40-TL, aracın kullanılamaz hale gelmesinden dolayı dava tarihine kadar ve kaza tarihinden itibaren kiralanan araçlar için maddi tazminat ve araç kiralama bedeli olarak 30.400,00-TL talep edildiği,

Her ne kadar davacı vekilince 03.12.2015 tarihinde talebinin Euro üzerinden değil de TL üzerinden kabul edilmesini talep etmiş ve taleplerini kalem kalem açıklamış olsa da, bu dilekçesinden sonra herhangi bir ıslah ya da bedel arttırım harcı yatırmadığı ve taleplerinin dava dilekçesindeki taleplerle aynı olduğu, Duruşmalarda davacı vekilinin Euro üzerinden karar verilmesinin talep ettiği, dosyadaki mübrez belgelerden ve Bilirkişi Raporlarında aracın 73.000,00-Euro'ya satın alınmış olduğunun belirlendiği, Davalılardan ...

A.Ş'nin 01.01.2012 tarihinde davaya konu aracın Türkiye satış haklarını devir aldığı, dava konusu aracın bu davalı tarafından satılmadığı, ithal edilmediği, üretilmediği ve tamir edilmediğinden bu davalı yönünden davanın reddine dair karar verilmesi gerektiği,

Aracın gizli ayıplı olduğu ve süresinde ihbar yükümlülüğüne davacı tarafından uyulduğu ve gizli ayıplı araç için davacının seçimlik hak için bedelin iadesi talebinde bulunduğu, aracın 27.02.2012 tarihinde davalıya teslim edildiği, aracın alış bedelinin 73.000,00-Euro olduğu bundan dolayı 73.000,00-Euro'nun 27.02.2012 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesine göre işleyecek faizi ile birlikte davalılar ... AŞ ve ...

Şti'nce müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesinin gerektiği,....Araç Bakım Bedeli yönünden; dava dilekçesi içeriğinde yer alan araç bakım formlarından 01.12.2010 tarihinde 15.000 km bakımının yapıldığı, 30.06.2011 tarihinde 30.000 bakımının yapıldığı, 22.09.2011 tarihinde 45.000 km bakımının yapıldığı, 27.10.2010 tarihinde kit floor ve lastik paspas gideri ile 03.08.2010 tarihinde sis far ampulü , filter polen ve cam suyu giderlerinin yapıldığı bu yapılan bakımların araç için zorunlu bakımlar olduğu,

30.06.2011 tarihinde yapılan ..., ... gibi hususların aracın gizli ayıbı ile ilgili olmasından dolayı bu bakım bedeli olan Seri sıra numarası 352038 nolu fatura bedeli olan 913,28-TL'nin 01.08.2012 dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılar ....

A.Ş ve ...Şti'nden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesinin gerektiği, İlave donanım bedelinin davacının talepleri doğrultusunda aracın gizli ayıbı ile ilgili olmayan araç sahibince lüks olarak değerlendirildiği için bu bedelin ödenmemesi gerektiği, Maddi tazminat ve araç kiralama bedeli olarak ise; aracın iade edildiği ve 27.02.2012 ve davanın ikame edildiği tarih olan 01.08.2012 tarihleri arasında davacı tarafın araç kiralama bedeli ve maddi tazminat bedeli olarak 30.400,00-TL'nin ikame araç kiralaması için uygun olduğu,

dolayısıyla 30.400,00-TL'nin dava tarihi 01.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... AŞ ve ....

Şti'nce müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesinin gerektiği, Davacı vekilince dava konusu aracın alımı sırasında kullanılan kredilere dair masrafların da talep edilmiş olmasına rağmen iddianın ve savunmanın genişletilmesi yasağı karşısında bu taleplerin değerlendirilmediği ve bu hususta talebin olmadığının değerlendirildiği,Davacı vekilince karar duruşmasında dahi ek rapor talebi olmasına rağmen davanın 01.08.2012 tarihinde ikame edilmiş olması, yargılama süresinin uzamasından dolayı adil yargılanma hakkına saygı gereği tahkikat sonlandırılarak; gerekçesi ile, ''1-)....

A.Ş yönünden davanın REDDİNE,

73.000,00-Euro'nun 27.02.2012 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesine göre işleyecek faizi ile birlikte davalılar ...

AŞ ve .. ve ...Şti'nce müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, Araç Bakım Bedeli yönünden 913,28-TL'nin dava tarihinden 01.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılar ....AŞ ve ... ve ...Şti'nce müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,İlave Donanım Bedeli talebinin REDDİNE, Maddi tazminat ve araç kiralama bedeli olarak 30.400,00-TL'nin dava tarihi 01.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ...AŞ ve ... ve T...

Şti'nce müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, fazlaya dair taleplerin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili, davalı ...vekili ve davalı ...vekili tarafından i tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece ... A.Ş. Yönünden davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemece davalılardan ... A.Ş.'nin 01/01/2012 tarihinde davaya konu aracın Türkiye satış haklarını devir aldığı, dava konusu aracın bu davalı tarafından satılmadığı, ithal edilmediği, üretilmediği ve tamir edilmediği belirtilmişse de, davalı ...

A.Ş. uluslarası ve yurt dışında faaliyet gösteren ... firmasının Türkiye'deki yetkili distribütörü olduğunu, distribütörlük sözleşmesinin üretici firma ile bu firmanın ürünlerinin yurtdışında dağıtımını veya pazarlamasını sağlayacak firma arasında yapılan bir anlaşma türü olduğunu, bu sözleşmelerde distribütörün, ürünün piyasaya girişi, pazardaki tanıtımı ve satışlarının arttırılması için sürekli bir çalışma içerisinde olması ve bu arada hem satış yapması ve hem de gerekiyorsa garanti hizmetleri vermeye devam etmesi gerektiğini, üreticinin ise, mal sağlamanın yanı sıra distribütörün verimli çalışmasını temin için eğitim,

teknik yardım ve varsa ...’ın aktarılması gibi yükümlülükler altında olduğunu, dolayısıyla, bu sözleşme türünde, tek bir ifa ile sözleşmenin yerine getirilmesinin söz konusu olmadığını, aksine, distribütör üretici ilişkisi ve tarafların bu sözleşme ile birbirlerine karşı üstlenmiş oldukları edimlerin süreklilik arz ettiğini, distribütörlük sözleşmesinin sürekli borç ilişkisi doğuran bir sözleşme olduğunu,Mahkemece ...

A.Ş. yönünden değerlendirme yapılırken distribütörlük sözleşmesinin sürekli borç ilişkisi doğuran bir sözleşme niteliğini haiz olduğu hususunun değerlendirilmediğini, yalnızca ...

A.Ş. nin satış haklarını hangi tarihte devir aldığı hususuna değinildiğini, mahkemece distribütörlük sözleşmesinin özgü bir sözleşme olduğu nazara alınmaksızın ani edimli ifa gerektiren diğer sözleşmeler gibi değerlendirme yapıldığını, aysa ki distribütörlük sözleşmesinde distribütörün sürekli ve devamlı borç yükü altında olduğunu, aksinin kabulünün tüketicinin hak ve menfaatlerini telafisi mümkün olmayacak şekilde zarara uğratacağını, bu noktada istinaf konu dosyada davalıların tamamın gerçekleşen zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, distribütörlerin sürekli ve devamlı nitelikteki iş ve eylemlerinden ötürü,

müvekkilinin zararlarından sorumlu olduklarını, bu minvalde davalı ...'ın satış haklarını hangi tarihte aldığının bir ehemmiyeti olmadığını, mahkemece davalılardan ... için tesis edilen davanın reddi kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve meydana gelen zarardan diğer davalılarla müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması yönünde karar verilmesini talep ettikleriniİleri sürerek; arz ve izah edilen nedenler ile ilk derece mahkemesinin davalı ....

A.Ş. yönünden tesis ettiği kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, ... A.Ş. nin meydana gelen zarardan diğer davalılarla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...

Şti.) vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının iddiasında yer aldığı üzere araçta imalat hatası mevcut ise bundan kaynaklı taleplerin müvekkili şirkete değil üretici firmaya karşı ileri sürülmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesince verilen kararda müvekkili şirketin yetkili servis olduğunun dikkate alınmadığını, müvekkili şirketin dava konusu aracın imalatında yer almadığını, sadece yetkili servis konumunda olduğunu, İstinaf kanun yoluna konu edilen hükmün denetime elverişsiz bilirkişi raporları ile tesis edildiğini,

bilirkişi raporlarında tarafların delillerinin orantılı ve hakkaniyetli şekilde değerlendirilmediğini ve herhangi bir haklı kaynağa dayanmayan, davacı tarafından ispatlanamayan tüm alacak taleplerinin işverenin ispat yükümlülüğü kapsamında davalı müvekkili şirket üzerine yıkıldığını, davacı tarafça iddia edilen araçtaki arızalar tamir edilebilecek arızalar iken gerekli parçaların hazır olması ve servis hizmeti verilmesine rağmen davacı tarafın izin vermemesinden dolayı aracın tamir edilemediğini, davacının akabinde aracı kullandığını ve aracın yıprandığını,

Delil ikame safhasından sonra dosyaya delil sunulduğunu ve bu delil ile ilgili de karar verildiğini, ilk derece mahkemesince yasa ve usule aykırı olarak delil ikame safhası geçtikten sonra bilirkişi raporunda tespit edilen eksiklikler sonrası davacı tarafından dosyaya kira sözleşmesi sunulduğunu, dosyaya ibraz edilen kira sözleşmesinde dava konusu aracın yer almadığını, davacı tarafın başka bir iş için kiraladığı aracın kira sözleşmesi de olabileceğini, buna rağmen kira sözleşmesi mahkemece dikkate alınarak araç kiralama bedeli yönünden de karar kurulmasının hukuka aykırı olduğunu,

Davacı tarafından talepleri hakkında sehven hata yapıldığına yönelik dilekçe sunulduğunu, ancak mahkemece bu beyanlar dikkate alınmadan talepten fazla miktara hükmedildiğini, davacı tarafından 18/11/2015 tarihinde yapılan duruşmada verilen ara karara istinaden dilekçe sunulmuş olup bu dilekçede, dava dilekçelerinde 73.000 Euro olarak gösterilen miktarın sehven yazıldığının aslında 140.420,76 TL olduğunun belirtildiğini ve bu talep doğrultusunda karar verilmesinin talep edildiğini, mahkemece bu dilekçe dikkate alınmadan dava dilekçesi doğrultusunda karar verildiğini, taleple bağlılık ilkesinin,

yargılamaya hâkim olan ilkelerden bir tanesi olduğunu ve hâkimin, tarafların talepleriyle bağlı olduğunu, HMK'nun 26 maddesi uyarınca hakimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceğini,Tevdi mahalli tayini istemli dilekçeleri dikkate alınmadan karar verildiğini, 25/11/2020 tarihinde tevdi mahalli tayini istemli dilekçe sunulduğunu, dava konusu aracın adresinin bildirildiğini, dava konusu araçtaki arızaların tamirinin mümkün olduğunun bilirkişi raporunda da yer aldığını, bu arızaların sözleşmeden dönme ve bedel iadesini gerektirecek nitelikte olmadıklarını,

alınan raporda sadece değer kaybı meydana geleceğinin tespit edildiğini, müvekkili tarafından aracın tamiri için tüm parçaların getirtildiğini ve araç tamire hazır olmasına rağmen davacı tarafça onay gelmediğinden aracın tamirinin yapılmadığını, aracın davacıya teslimi için tevdi mahalli tayini hakkında karar verilmesinin talep edildiğini, talepten sonra görülen tüm duruşmalarda tevdi mahalli tayini hususunun celse arasında değerlendirilmesine şeklinde ara kararlar kurulduğunu, ancak karar verilen 35. celseye kadar bu yönde hiçbir karar verilmediğini, tevdi mahalli tayini dilekçesi dikkate alınmadan karar tesis edildiğini,

Sonuç olarak objektiflikten uzak ve denetimize elverişsiz nitelikte hazırlanan bir bilirkişi raporuna dayandırılan, yeterli bir araştırma yapılmadan sonuca varılan ve hiçbir surette gerekçelendirilmeden yazılan yerel mahkeme kararının yüksek mahkemece bozulması ve haksız davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, İleri sürerek; yukarıda arz ve izah olunan hususlar ile sayın dairemizce re'sen göz önüne alınacak sair sebepler neticesinde; tehiri-i icra taleplerinin kabulü ile, hukuka ve usule aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılarak,

davalı müvekkili şirket yönünden haksız davanın reddine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...

A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın delil toplanma aşaması geçtikten sonra mezkur dilekçesi ile dosyaya sunmuş olduğu belgelerin davanın ve iddianın genişletilmesi yasağına aykırı olması sebebiyle kabulünün mümkün olmadığını, ilk derece mahkemesi kararında davacı lehine 30.400,00-TL'lik araç kiralama bedeline hükmettiğini, ancak davacı tarafın delil toplanma aşaması geçtikten sonra sunduğu kira faturaları ve kira sözleşmesinin davanın ve iddianın genişletilmesi yasağına aykırı olması sebebiyle kabulü edilemeyeceğini,

bu nedenle davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu kira faturaları ve kira sözleşmesi dikkate alınarak bu bedelin davalılarca karşılanmasına hükmedilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, zira dosyada delil ikamesi safhası geçmiş iken delil sunulmasının hukuken mümkün olmadığını, ayrıca davacı tarafından dosyaya sunulan kira faturalarının hangi tip araç ya da kaç araç için düzenlendiğini anlamak mümkün olmamasına rağmen ilk derece mahkemesince hüküm kurulmasının doğru olmadığını, kaldı ki;

bilirkişi raporunda da bu hususa dikkat çekildiğini “davacı şirketin işlerini yürütebilmek için rutin olarak çok sayıda araç kiraladığı” görüşünün belirtildiğini, Mahkeme tarafından davacının kusuru ile araç üzerinde işlem yapılamadığı hususu değerlendirilmeden kira bedeline hükmedilmesinin taraflar arasındaki menfaat dengesine aykırılık oluşturduğunu, davacının bir zarara uğradığını kabul manasına gelmemekle beraber, TBK. madde 52/1 hükmüne, zarar görenin zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmasının tazminattan indirim yapılması,

hatta tazminatın tamamen kaldırılabilmesi sebepleri arasında sayıldığını, burada, zarar görenin zararın artmasında etkili olan davranışlarından kastın, onun zararı azaltma külfetini ihlâl etmesi olduğunu, somut olayda dava konusu aracın 27/02/2012 tarihinde servise girdiğinde müvekkili şirketin yetkili servisi onarımı için dava konusu araca ait parçayı temin etmesine rağmen, davacı tarafından işlem yapılmasına onay verilmediğinden herhangi bir işlem yapılamadığını, görüldüğü üzere davacının, kendi hareketleriyle tamiri geciktirdiğini,

bu nedenle kendi arzusu ile aracın üzerinde işlem yapılmamasını isteyen davacının müvekkili şirketten kira bedeli talep etmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin yetkili servisi tarafından 2 kez ihtarname ile aracın onarımı için parçaların temin edildiğinin, bakım ve onarım işlemlerini yapmaya hazır olduklarının belirtilmesine rağmen davacı tarafından gerekli onarım izni verilmediğinden işlem yapılamadığını, ayrıca ihtarname ile davacıya aracını alması hususu da ihtar edilmesine rağmen yine davacı tarafından aracın teslim alınamadığını,

dolayısıyla davacı tarafın onarım işlemine onay vermemesi sonucu yaşanan süreçten müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, kaldı ki bilirkişi raporunda da onarılabilir nitelikte olduğu belirtilen şikayet ile ilgili davacının onarıma onay vermemesi ve aracı almaması sebebiyle şikayet giderilememiş iken davacının 2012 yılından beri araç kiralayarak fahiş bedeller talep etmesinin etik olmadığı gibi hukuken de kabul edilebilir olmadığını,

aracın onarımının mümkün olduğu ve derhal yapılıp davacıya iade edilebileceği belirtilmiş olmasına rağmen aracın serviste bulunduğu tarihten itibaren halen daha kiralık araç kullanılmasının TMK madde 2 hükmünce hakkın kötüye kullanılmasına sebebiyet verdiğini, bu denli yüksek kiralama bedellerinin ticari olarak piyasa şartları ile dahi ilgisi bulunmadığını, tüm faturalar dikkate alındığında araç bedelini dahi kat kat aşan bir hesaplama ortaya çıktığını, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,

bu hususlar değerlendirilmeden araç kiralama bedelinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Davacı talep sonucuna ilişkin hata yapıldığına dair dilekçe sunmuş olmasına rağmen mahkemenin bu beyanı dikkate almayarak talebe bağlılık ilkesine aykırı olarak talepten fazla bir miktara hükmettiğini, davacının 30/12/2015 tarihinde mahkemeye sunduğu dilekçede "Açmış olduğumuz davada, davaya konu aracın değeri 73.000 EURO olarak gösterilmiştir.

Ancak bu değerin satış sipariş formunda belirtilen rakam olduğu, faturanın ise TL olarak kesildiği ve 140.420,76TL olduğu, 73.000EURO'nun sehven yazıldığını belirtmek isteriz.

03.08.2015 tarihinde müvekkil şirkete kesilen faturanın bedelinin 140.420,76TL olduğu ve davaya konu araç için talebimizin bu değer üzerinden karara bağlanmasını talep ederiz." diyerek dava konusu aracın bedelini ispata ilişkin 140.420,76- TL'lik fatura sunmuş olmasına rağmen ilk derece mahkemesinin davacı tarafından sehven yanlış yazılan fatura bedelini dikkate almadan 73.000,00-Euro'nun davalılardan alınmasını hükmettiğini, HMK'nun 26 maddesi uyarınca hakimin, tarafların iddia ve savunmalarıyla bağlı olup talepten fazlaya veya başka bir şeye karar veremeyeceğini, somut olayda hakimin,

sehven 73.000-Euro olarak gösterilen araç bedelinin -davacının ilgili dilekçesinden bağımsız olarak- gerçekte ne olduğunu dosyaya sunulan faturalarla tespit etmesi gerekirken bu araştırmayı yapmadan ve sadece davacının sehven yazıldığını açıkça dile getirdiği 73.000- Euro'ya göre hüküm kurmasının hukuka aykırı olup bozma sebebi olduğunu, İleri sürerek, yukarıda kısaca izah ettikleri ve sayın dairemizin re’sen nazarı itibara alacağı sebepler muvacehesinde; davacının mesnedsiz ve haksız davasının reddine; muhakeme masrafları ve ücret-i vekaletin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı tarafından satın alınan aracın ayıplı olduğu iddiasına dayalı olup, satış bedelinin, ilave donanım masraflarının, bakım ve onarım masraflarının ve aracın kullanılamadığı süre boyunca ikame araç kiralama için yapılan masrafların davalılardan tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece davalı ...'a karşı açılan davanın reddine, diğer davalılara karşı açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili, davalı ... Ticaret Ltd. Şti. (eski unvan: ... Ticaret Ltd. Şti. )vekili ve davalı, ... Tic.A.Ş. Vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Davacı yan, davalılardan ... satıcısı ve yetkili servisi olan ... firmasından, 01/01/2012 tarihinden önce 2011 model ... marka bir araç satın aldığını, 01/01/2012 tarihi itibariyle davalı ...'ın ... firmasının Türkiye'deki yetkili distribütörü olduğunu, aracın satın alındıktan sonra sürekli fren tertibatı ve şanzıman arızası verdiğini, bu arızaların giderilemediğini, aracın en son 27/02/2012 tarihindeki arızası nedeniyle aynı zamanda yetkili servis olan davalı ... firmasına bırakıldığını ve delil tespiti yaptırıldığını,

delil tespiti sonucu düzenlenen rapor ile araçta kullanımdan kaynaklanmayan imalat hatası niteliğinde gizli ayıp bulunduğunun tespit edildiğini ileri sürerek, araç için ödenen 73.000.00 Euro (01.08.2012 tarihindeki karşılığı 161.403.00 TL) ile araç bakım bedeli 4.409.24 TL, satıcı tarafından araca yapılan ilave donanım bedeli olan 3.095.40-TL ve aracın kullanılamaz hale gelmesinden dolayı araç mahrumiyet kaybı olarak 30.400.00 TL'nin ve ayrıca karar tarihinde ayrıca tespit edilecek kira bedelinin davalıtardan tahsilini talep etmiştir.

Davalı ... tarafından, davacının aracı satın aldığı 2010 yılı itibariyle taraflarının distribütör olmadığı, dava konusu aracın ne üreticisi, ne satıcısı ne de ithalatçısı olunmaması nedeniyle davanın husumetten reddi gerektiği savunulmuştur.

Davalı ... tarafından; araçta gizli ayıp bulunmadığı, eğer imalat hatasından kaynaklanan bir ayıp var ise bunun satıcıya değil üreticiye karşı ileri sürülebileceği, süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığı, muayene külfetinin yerine getirilmediği, araç en son servise getirildiğinde gerekli onarım için parçalar hazır edilmesine rağmen davacının onay vermemesi nedeniyle onarım yapılamadığı, davacının aracı iki yıl boyunca kullanmış olması karşısında sözleşmeden dönmenin hakkaniyete uygun olmadığı, davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

Davalı ... tarafından; davalının garanti sorumluluğunun iki yol olduğu, davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığı, muayene ve ihbar külfetlerinin yerine getirilmediği, davalının periyodik bakımların rıza kaydı olduğu yönündeki iddiasının dinlenemeyeceği, araçta gizli ayıp bulunmadığı savunularak davanın reddi talep edilmiştir.

Mahkemece taraf delilleri toplanmış, dava konusu araca ilişkin sipariş formu, satış ve bakım onarım faturaları, servis formları, garanti belgesi, trafik sicil ve tramer kayıtları, delil tespiti dosyası, satış bedelinin 50.000,00-TL lik kısmının rehinli kredi ile temin edildiği anlaşıldığından,

kredi kurumunun yargılama sırasında kredini ödendiğine ve açılan davaya muvafakat edildiğine ilişkin yazısı, davacı tarafından sunulan kira sözleşmeleri, davalılar tarafından emsal kira bedellerine ilişkin araştırma yapılması taleplerine istinaden yazılan yazılara verilen cevaplar dosya arasına alınmış, dava konusu araç davalı ... yetkili servisinde bulunduğundan, araç başında bir makine mühendisi ve bir hukukçu bilirkişi marifetiyle keşif icra edilerek bir kök ve araç mahrumiyeti zararına ilişkin tespit edilen aylık kira bedeline yapılan itirazlar üzerine dört ek rapor alınmış,

akabinde bir mali müşavir bilirkişiden bir ek ve bir kök rapor alınarak tahkikat bitirilerek istinafa konu karar verilmiştir.

Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebebi, ... firmasına karşı açılan davanın reddinin hatalı olduğu, davalılar ... ve ... vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri ise; araç mahrumiyeti nedeniyle uğranıldığı iddia olunan zarara ilişkin bilirkişilerin davacının süresinden sonra sunduğu ve içeriği belirsiz kira sözleşmelerine istinaden rapor tanzim etmelerinin hatalı olduğu,

araçtaki ayıbın onarım ile giderilebileceği tespit edilmesine ve onarım teklif edilmesine rağmen davacının onarımı kabul etmemesine rağmen, davalılara araç mahrumiyeti nedeniyle ödendiği iddia olunan kira bedelleri ile ilgili sorumluluk yüklenmesinin hatalı olduğu, onarım kabul etmeyen davacının zararının artmasına kendisinin sebep olduğu, davacı yan 03/12/2015 tarihli dilekçesinde netice-i talebini açıklayarak fatura bedeli olan 140.420,76-TL'yi talep etmesine rağmen mahkemece talep aşılarak 73.000,00-Euro'nun iadesine karar verilmesinin hatalı olduğu yönündedir.

Davalı ... vekili tarafından ayrıca imalat hatasından ötürü davalı satıcıya değil üreticiye başvurulması gerektiği hususu istinaf sebebi olarak ileri sürülmüştür. Dosyaya mübrez 12/07/2010 tarihli sipariş formu kapsamından davacının liste fiyatı 73.000,00-Euro olan dava konusu ...

Limited marka ve 2011 model aracın satın alınması hususunda davalı ... firması ile anlaştığı, akabinde aracın 03/08/2010 tarihli KDV dahil 140.420,76-TL bedelli fatura karşılığında davacıya satılıp teslim edildiği anlaşılmıştır.

Davalı ... firmasının dosyaya sunduğu yetki belgesi kapsamından, ... firmasının Türkiye yetkili satıcılığı hususunda 01/01/2012 tarihinden yetkilendirildiği, uyuşmazlık konusu satışın gerçekleştiği tarihte aracın ithalatçısı, üreticisi veya satıcısı olmayan davalıya husumet yöneltilemeyeceği, mahkemece bu davalı bakımından benzer gerekçe ile davanın reddedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, her ne kadar hükümde davanın pasih husumet yokluğu nedeniyle reddine denilmemiş ise de, bu davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olması ve gerekçenin isabetli olması karşısında, hüküm fıkrasındaki bu eksikliğin sonuca etkili olmadığı,

davacı yanın istinaf başvurunun yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Gerek delil tespiti dosyasında alınan rapor, gerekse mahkemece keşfen yapılan inceleme neticesinde alınan bilirkişi raporunda yapılan teknik tespitler kapsamından, dava konusu araçtaki fren sistemi ve şanzıman arızlarının imalat hatasından doğan gizli ayıp mahiyetinde bulundukları, aracın birden fazla kez ve bir kısmında çekici ile aynı arızalar nedeniyle servise getirildiği,

aracın son servise getiriliş nedeni olan şanzıman arızasının onarım ile giderilmesinin mümkün olduğunun belirtildiği anlaşılmış ise de, davacının imalat hatasından kaynaklanan ve kullanım sırasında ortaya çıkan gizli ayıp niteliğindeki bu arızlar nedeniyle araçtan beklediği faydayı elde edemediği, aracın davacı şirketin ticari faaliyetinde kullanıldığı nazara alındığında, onarım gerçekleşse bile aracın bu imalat hataları nedeniyle tekrar arızalanması riskini üstlenmesinin davacıdan beklenemeyeceği, somut olayın özelliklerine göre davacının sözleşmeden dönmekte haklı olduğu,

davalı ... firmasının satış sözleşmesinin tarafı olması nedeniyle TBK'nun 219 ve devamı maddeleri kapsamında kendisine husumet yöneltilebileceği anlaşılmış, davalıların aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde bulunmamıştır.

Davacı tarafından 27/02/2012 tarihinde arızalanan aracın davalı ... yetkili servisine bırakıldığı, aracın onarımı için gereken yedek parçaların temin edildiği, ancak delil tespiti yaptırılacağı gerekçesi ile onarıma onay verilmediği ve 28/03/2012 tarihli dilekçe ile karşı taraf yalnızca ... firması gösterilerek delil tespiti talebinde bulunulduğu, İstanbul 44. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/148 D.iş sayılı dosyasında 25/05/2012 tarihinde keşif yapıldığı, bilirkişinin raporunu 11/06/2012 tarihinde dosyaya sunduğu, davacıya raporun 19/02/2012 tarihinde tebliğ edildiği,

davacının 01/08/2012 tarihinde satış bedelinin iadesi ve ayıp nedeniyle uğranılan zararların tazmini talepli iş bu davayı açtığı anlaşılmıştır. 6101 Sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun "kazanılmamış haklar" başlıklı 4 üncü maddesine göre, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce gerçekleşmiş olup da, Kanunun yürürlüğe girdiği sırada henüz herhangi bir hak doğurmamış fiil ve işlemlere Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.

Taraflar arasındaki sözleşmenin yapıldığı tarih itibariyle 818 Sayılı Borçlar Kanunu yürürlükte ise de, davacının sözleşmeden dönme iradesini ortaya koyduğu dava tarihi itibariyle 6101 Sayılı Kanunun 4 üncü maddesi uyarınca dönmenin sonuçları bakımından 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu uygulanacaktır. 6098 Sayılı TBK'nun "dönmenin sonuçları" başlıklı 229.

Maddesinin 1. fıkrasının 3 nolu bendi uyarınca, alıcı ayıp nedeniyle sözleşmeden dönmüş ise ayıplı maldan doğan doğrudan zararlarının giderilmesini satıcıdan talep edebilir. Aynı maddenin 2. fıkrasında ise, satıcının, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alıcının diğer zararlarını da gidermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir.

Madde gerekçesinde, "doğrudan zarar" ve "diğer zarar" kavramlarına verilecek anlam için, 217.maddenin gerekçesine atıf yapılmış olup, buna göre doğrudan zarar olumsuz/menfi zararı, diğer zarar ise olumlu/müspet zararı karşılamaktadır. Diğer ifade ile bu fıkraya göre satıcı yönünden kusur karinesi mevcut olup, satıcı ayıplı şey teslim etmekte hiçbir kusur bulunmadığını ispat etmedikçe, alıcının müspet zararlarını da gidermek durumundadır.

Davacının satılanın gizli ayıplı oması nedeniyle servise bırakıldığı 27/02/2012 tarihinden dava tarihine dek kullanılamaması nedeniyle ödediği araç kira bedelleri nedeniyle uğradığını iddia ettiği zarar müspet zararın tazmini istemi niteliğindedir. Davalılar ayıplı araç tesliminde kusursuz olduklarını ispat edememişlerdir. Öte yandan davacı da iddia ettiği zararın varlığını ve bu zararın ile ayıplı mal teslimi nedeniyle ortaya çıktığını ispatla yükümlüdür.

Davacının dava dosyasına sunduğu araç kiralama faturaları ve araç kira sözleşmeleri incelendiğinde, 2012 ila 2015 tarihleri arasında düzenlenmiş çok sayıda fatura söz konusu olduğu, bu faturaların davacının kiraladığı çok sayıda araca ilişkin olduğu, ayrıca faturaların çoğunda kiralanan araçlara ilişkin ve ne kadar süre ile kiralandıklarına ilişkin bilgi bulunmadığı, davacının benzer zaman dilimlerinde birden fazla araç kiraladığı da nazara alındığında, dava konusu araç yerine kiralama yoluyla ikame ettiğini ileri sürdüğü aracın bu faturalara konu araçlardan hangisi olduğunun tespit edilemediği,

öte yandan ilk bilirkişi heyeti raporu ile daha sonra tanzim edilen ek raporlarda, dosyaya mübrez fatura ve sözleşmeler ile emsal kira bedelleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dava konusu araca benzer bir aracın aylık kira bedelinin 10.000,00-TL olabileceğinin belirtildiği,

son alınan mali bilirkişi kök ve ek raporlarında ise davacının 27/02/2012 ile 01/08/2012 tarihleri arasındaki beş ay beş günlük dönem için 30.400,00-TLaraç mahrumiyeti nedeniyle ödediği kira bedeline yönelik tazminat talep ettiğinin, buna göre davacının 5.885,13-TL maddi zarar talebinde bulunduğunun, her ne kadar kök raporda aylık 10.000,00-TL kira bedeli talep edilebileceği belirtilmiş ise de, bunun talebin aşılması niteliğinde bulunduğunun, davacının aylık 5.885,13-TL kira bedeli nedeniyle maddi tazminat talep edebileceğinin belirtildiği anlaşılmıştır.

6098 Sayılı Kanunu 114/2 fıkrası atfı ile 50 maddesi uyarınca zarar gören, zararını ispatla yükümlü ise de, uğranılan zararın miktarı tam olarak tespit edilemiyorsa hakim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önüne alarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirlemekle yükümlüdür.

Yine 6098 Sayılı Kanunun 52 maddesi uyarınca zarar gören zararın artmasında yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmışsa hakim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.

Tüm bu açıklamalar çerçevesinde mahkemece son bilirkişi raporunda yer alan tespitler de dikkate alınarak, zarar tutarı tam olarak ortaya konulamadığından, davacının dava konusu aracı kullanamadığı döneme ilişkin zarar tutarının tam olarak belirlenememesi nedeniyle aylık 5.885,13-TL zarar tutarını esas almasında ve 30.400,00-TL tazminata hükmetmesinde isabetsizlik bulunmadığı,

davacının sürekli arıza veren araç üzerinde 28/03/2012 tarihinde delil tespiti yaptırılmasını istemiş olması ve 19/06/2017 tarihinde delil tespiti raporunu tebliğ aldıktan sonra makul süre içerisinde dava açmış olması karşısında, aracın mevcut durumunun tespiti için yetkili servisin onarım işlemlerine onay vermemiş olmasının, zararın artmasına sebep olduğu yönünde değerlendirilemeyeceği, mahkemece tazminatta indirim yapılmamış olmasında da isabetsizlik bulunmadığı, davacının dava dilekçesi ile sözleşmeden dönme iradesini ortaya koymuş olması, dönme ile sözleşmenin baştan itibaren ortadan kalkmış olması,

mahkemece dönme hakkının kullanılması koşullarının oluştuğunun tespit edilmiş olması nedeniyle davalı ... vekili tarafından talep edilen aracın davacıya teslimi için tevdii mahalli tayini talebi hakkında bir karar verilmemiş olmasının sonuca etkili bulunmadığı, davalıların aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Dava dilekçesinde 73.000,00-Euro'nun 01/08/2010 tarihindeki TL kuru karşılığı olarak gösterilen 161.403.00 TL'nin mi yoksa 73.000,00-Euro'nun talep edildiği hususunda açıklık bulunmadığından, mahkemece 18/11/2015 tarihli celsenin bir nolu ara kararı ile davacı vekiline, aracın değeri, bakım bedeli, ilave donanım bedeli ve kira gideri ile ilgili açıklayıcı beyanda bulunup beyanı davalılara tebliğ ettirmesi için 2 haftalık kesin süre verildiği, davacı vekilinin 03/12/2015 teslim tarihli dilekçesi ile "Açmış olduğumuz davada, davaya konu aracın değeri 73.000.EURO olarak gösterilmiştir.

Ancak bu değerin satış sipariş formunda belirtilen rakam olduğu, faturanın ise TL olarak kesildiği ve 140.420,76-TL olduğu, 73.000.EURO nun sehven yazıldığını belirtmek isteriz. 03/08/2015 tarihinde müvekkil şirkete kesilen faturanın bedelinin 140,420,76-TL olduğu ve davaya konu araç için talebimizin bu değer üzerinden karara bağlanmasını talep ederiz" beyanında bulunduğu anlaşılmıştır.

Fatura tamamen TL cinsinden düzenlenmiş olup, ödemenin TL cinsinden yapıldığında da ihtilaf bulunmamaktadır. Şu halde mahkemece somutlaştırılan netice-i talep üzerinden 140.420,76-TL satış bedelinin iadesine karar verilmesi gerekirken, talep aşılarak sipariş formunda yer alan liste fiyatı üzerinden 73.000,00-Euro'nun iadesine karar verilmesi isabetsiz olmuş, davalıların bu yöndeki istinaf sebepleri haklı bulunmuştur.

Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine, davalılar ... Tic.A.Ş. vekili ile ... Ticaret Ltd. Şti.vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak, davalı ... A.Ş'ye karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalılar ... AŞ ve ...

Tic Ltd Şti'ne karşı açılan davanın kısmen kabulü ile. 140.420,76-TL satış bedelinin 27/02/2012 tarihinden, 913,28-TL tamir gideri 30.400,00-TL araç mahrumiyeti nedeniyle uğranılan zarar toplamı 31.313,28-TL maddi tazminatın 01/08/2012 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte bu davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, dava konusu aracın mülkiyet kaydının davalı ... Ticaret Ltd.

Şti'ne iadesine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle. A-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, B- Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile. İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/12/2021 tarih ve 2014/394 Esas - 2021/954 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak,1- Davalı ...

A.Ş'ye karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan REDDİNE,2-Davalılar ... AŞ ve ... Tic Ltd Şti'ne karşı açılan davanın KISMEN KABULÜ ile; a)140.420,76-TL satış bedelinin 27/02/2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... Ticaret AŞ ve ...

Tic Ltd Şti'den müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, b) 913,28-TL tamir gideri ve 30.400,00-TL araç mahrumiyeti nedeniyle uğranılan zarar toplamı 31.313,28-TL maddi tazminatın 01/08/2012 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... Ticaret AŞ ve ... Tic Ltd Şti'den müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,c)Dava konusu ... plakalı, ... marka 2011 model aracın mülkiyet kaydının her türlü takyidattan ari şekilde davalı ...

Tic Ltd Şti'ye İADESİNE 3-Fazlaya ilişkin taleplerin reddine,

İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN

4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 11.731,15-TL nispi karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 2.959,75-TL harcın mahsubu ile bakiye 8.771,40-TL harcın davalılar ... AŞ ve ... Tic Ltd Şti'den tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5- Davacı tarafından yatırılan 2.959,75-TL peşin harcın davalılar ... AŞ ve ...

Tic Ltd Şti'den tahsili ile davacıya ödenmesine, 6- Davacı tarafından ilk derece yargılamasında sarfedilen 21,15-TL başvuru harcı, 170,80-TL keşif harcı, 2.000,00-TL bilirkişi ücreti, 503,00-TL posta ve tebligat gideri toplamı 2.694,95-TL yargılama giderinden, kabul ve red oranına göre hesaplanan 2.322,24-TL'nin davalılar ... AŞ ve ... Tic Ltd Şti'den tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı ...

Tic Ltd Şti tarafından ilk derece yargılamasında sarfedildiği anlaşılan 74,00-TL posta ve tebligat giderinden kabul ve red oranına göre 10,23-TL'nin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,8-Davalı ... A.Ş. tarafından ilk derece yargılamasında sarfedilen yargılama gideri olmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Davalı ...

A.Ş tarafından ilk derece yargılamasında sarfedilen yargılama gideri olmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 10-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince kabul edilen tutar üzerinden hesap edilen 27.477,45-TL nispi vekalet ücretinin davalılar ... AŞ ve ... Tic Ltd Şti'den tahsili ile davacıya ödenmesine, 11-Davalılar ... Tic Ltd Şti ve ... A.Ş.

Kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden ve red sebebi ortak olduğundan reddedilen kısım üzerinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 3/2 ve 13/2 fıkraları da nazara alınarak hesap edilen 27.573,36-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... AŞ ve ... Tic Ltd Şti'ye verilmesine, 12- Davalı ...

A.Ş kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden ve hakkındaki dava pasif husumet yokluğundan reddolunduğundan dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine, 13-Kullanılmayan gider avansı varsa yatıran tarafa iadesine,

İSTİNAF YÖNÜNDEN

14-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 15-Davalılar ...

Tic Ltd Şti ve ...A.Ş. tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde davalılara iadesine, 16-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 17-Davalı ...

Tic Ltd Şti tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 65,00-TL posta/tebligat gideri toplamı 285,70-TL'nin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine, 18- Davalı ...

A.Ş.tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 65,00-TL posta/tebligat gideri toplamı 285,70-TL'nin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine, 19-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 20-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/1432, K. 2024/1549, 10 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmasının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesinin Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi
  7. İlk Derece Mahkemesi Yönünden
  8. İstinaf Yönünden
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1432
Karar No
2024/1549
Tarih
10 Ekim 2024

İlgili Kararlar

  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2022/1433 K.2024/1700
  • Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi E.2022/1433 K.2024/1107
  • Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/1433 K.2024/891
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2022/1434 K.2024/1654
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2022/1435 K.2024/1622
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2022/1439 K.2024/1590

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.