KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2025
- Dosya no
- 2022/1802 Esas
- Karar no
- 2025/623 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Numarası
- 2020/561 Esas - 2022/429 Karar
- Tarih
- 08/06/2022
- Dava
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
2.135 kelime·11 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili şirket ile davalı tarafın yıllardır ticari ilişki içinde olduğunu, davalı tarafın müvekkiline cari hesaptan kaynaklanan borcu olduğunu, bu borç nedeniyle,... sayılı dosya ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı tarafa 30/12/2019 tarihinde ödeme emrinin tebliğ edildiğini, davalı tarafın da 06/01/2020 tarihinde takibe itiraz ederek takibi durdurduğunu,bunun üzerine 14/01/2020 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğunu ve anlaşılamadığını, anılan bu sebeplerden dolayı, davalının yanın yapmış olduğu bu itirazın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, ... sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına,
alacağın likit olması ve haksız itiraz olması nedeniyle takip miktarının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve karşı vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
müvekkili aleyhinde başlattığı ...Sayılı doyasında, borcun sebebini taşıma hizmeti sonunda oluşan navlun bedeli olarak belirttiğini, ancak ne taşıma sözleşmesinden, ne tarihinden ne de müvekkili şirketin hangi tarihte temerrüde düştüğünden bahsedildiğini, kaldı ki basiretli tacir konumunda olan davacı asla kabul ve ikrar anlamına gelmemekle birlikte-alacağına faiz işletmeye dahi cesaret edemediğini, sırf bu hususun dahi, davacının kötüniyetle takibe giriştiğinin ispatı niteliğinde olduğunu, müvekkili şirket ile davacı şirketin uzun yıllar önce ticari ilişki içerisinde bulunduğunu,
yaklaşık dört yıl önce taraflar birlikte çalışmayı durdurduklarını,herhangi bir ticari ilişkileri kalmadığını, müvekkili şirket kayıtlarında, davacının müvekkili şirketten alacaklı olduğuna dair hiçbir kayıt da bulunmadığını belirterek davanın öncelikle usulden reddine, ispat olunamayan davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi 08/06/2022 tarih ve 2020/561 Esas - 2022/429 Karar sayılı kararında;"Eldeki dava, alacağın tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. ... sayılı dosyası celbedilmiş ve incelenmiştir.Mali Müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen 26/04/2022 tarihli bilirkişi raporuna göre.
Davalının ibraz olunan ticari defterlerinin açılış ve kapanış noter tasdikleri süresi içinde yaptırılmış olmakla 2010 – 2019 yılı ticari defterlerinin sahibi lehinde delil vasfına haiz olduğu,davalının ticari defterlerine göre davacının davalıdan borç/alacağı olmadığı, taraf ticari defterlerindeki farkın 23.05.2011 tarihli ... numaralı 15.440,30TL tutarlı davalı faturasının davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu halde davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu,
halde davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan ve davacının takip ve dava konusu alacağını itfa eden 23.05.2011 tarihli ...numaralı 15.440,30TL tutarlı davalı faturasının davacının 2011 yılı Ba formunda beyan edilmediği,
söz konusu faturanın ya da içeriği mal/hizmetin davacıya teslim/tebliğ edildiğine dair bir belge ibraz edilmediğinden aksini ispat eden belge sunuluncaya kadar davalının 23.05.2011 tarihli ... numaralı 15.440,30TL tutarlı faturasının davacı aleyhine borç doğurmadığı,davacının takip ve dava konusu alacağını itfa eden davalı faturasının davacıya teslim tebliğ hususu ispata muhtaç olduğundan takip ve dava tarihi itibariyle davacının 15.388,65 TL. davalıdan asıl alacağı olduğu,
ancak davacı takip alacaklısı takipte 15.000,00 TL. asıl alacak talebinde bulunmuş olup taleple bağlılık ilkesi gereği takibi 15.000,00 TL. asıl alacak üzerinden devam olunabileceği,davacının alacak iddiasının benimsenmesi durumunda.
Merkez bankası verilerinden, 13.12.2019 takip tarihi itibari ile yasal faiz oranının %9 olduğu anlaşıldığından davacının belirlenen asıl alacağına (taleple bağlılık ilkesi gereği) takip tarihinden itibaren %9 ve değişen oranlarda kademeli olarak yasal faiz yürütülebileceği sonuç ve kanaatine varıldığını raporunda bildirmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından davalı aleyhine alacağın tahsili için icra takibi yapıldığı, takibe itiraz edilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı, davacının alacaklı olup olmadığının araştırılması için tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına karar verildiği ve bu kapsamda bilirkişilerden raporlar alındığı, davacı ve davalının BA-BS formlarının ilgili vergi dairelerinden celbedildiği, her iki tarafın ticari defterlerinin incelendiği,
davacının davalıdan 15.000 TL alacaklı olduğunu iddia ettiği, tarafların ticari defterleri arasındaki farkın davalının davacıya kestiği 15.440,30 TL bedelli faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, bu faturanın içeriğinin ve davacıya teslim edildiğinin davalı tarafça ispat edilemediği,
davalının kestiği 15.440,30 TL bedelli faturanın dikkate alınmaması halinde davacı ve davalı tarafın ticari defterlerinin birbiriyle örtüştüğü bu durumda davacının davalıdan taleple bağlı kalınarak 15.000 TL alacaklı olduğu kanaati ile davanın kabulüne karar verilmiş, alacağın likit itirazın haksızlığı gözetilerek davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile,''1- Davanın kabulü ile davalının ... sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin aynen devamına,
2-Kabul edilen alacağın (15.000-TL) %20’si oranında 3.000-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; usulüne uygun ön inceleme yapılmadığını, görülen davanın, yetkisiz Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/214 E. sayılı dosyasından görülen 20/04/2020 tarihli celsesi Dünya Sağlık Örgütü'nün 09/03/2020 tarihli raporu ve Sağlık Bakanlığı bünyesinde oluşturulan Koronavirüs Bilim Kurulu'nun önerileri kapsamında ve HSK'nun 30/03/2020 tarihli duyuruları dikkate alınarak talik edildiğini;
aynı mahkemece daha sonra görülen 10/09/2020 tarihli celsede mahkemenin yetkisizliğine karar verilerek dosya İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiğini, yetkili İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/561 E. sayılı dosyasından görülen 16/12/2020 tarihli ilk celse de hakim yokluğu nedeni ile talik edildiğini ve 31/03/2021 tarihli celsede il defa tahkikata ilişkin işlem yapılarak,
davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi amacı ile bilirkişi raporu alınmak üzere Bursa Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine istinabe yazısı yazıldığını,usulüne uygun şekilde ön inceleme duruşması yapılmadığını, taraflar arasındaki uyuşmazlık belirlenerek sulhe davet edilmediğini, taraflara sunmamış oldukları delilleri sunmaları ve tanık bildirmeleri için süre verilmediğini, yerel mahkemece, yargılamanın HMKda gösterilen usule aykırı şekilde ön inceleme duruşması görülmeden gerçekleştirildiğini ve tarafların anlaşamadıkları vakıalar tespit edilmeden,
sulhe davet edilmeden direkt olarak tahkikata girişilerek dosya bilirkişiye tevdi edildiğini,Dosya kapsamı ve tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde alınan bilirkişi raporlarında, davacı taraf defterlerine göre alacaklı görünürken, davalı müvekkili şirket defterlerine göre borçlu görünmemekte olduğunu; dolayısıyla taraf ticari defterleri birbiri ile uyum göstermemekte olduğunu, HMK 222.
Maddesi uyarınca, taraf ticari defterlerinin delil vasfını haiz olabilmesi için ya defterlerin birbiri ile uyumlu olması ya da bir tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması gerektiğini; her iki taraf da usulüne uygun tutulmuş defterlerini yasal süresinde ibraz etmiş ve defterlerin birbiri ile uyum göstermediğinin tespit olunduğunu,
dosyada hükme de esas alınan 26/04/2022 tarihli bilirkişi raporunda;"Davalının ibraz olunan ticari defter kayıtları ile Davacının talimat raporu üzerinden incelenen ticari defter kayıtlarının karşılaştırılması sonucu 23.05.2011 tarihli ... numaralı 15.440,30TL tutarlı davalı faturasının davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu halde davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir. " tespiti üzerinden hüküm tesis edildiğini; ancak rapor içeriğinde yer alan cari hesap ekstresi görüntülerine bakıldığında; müvekkilinin havale yolu ile ödediği birçok rakamın da davacı defterlerinde yer almadığını; örneğin;
müvekkili şirketin 07/06/2011 tarihinde ödediği 2.548,14 TL tutarındaki ödemenin davacı hesabında kayıtlı olmadığını, yine aynı şekilde 2010 yılı kapanışından önce cari hesaba mahsuben kaydı ile girişi yapılan 4.500,00-TL'nin de davacı taraf defterlerinde yer almadığını, bu hususa ilişkin borç-alacak ilişkisinden bir düşüm yapılmadığını,Davacı defterleri ile müvekkili şirket defterleri birbirini doğrulamadığından, davacı alacak iddiasını ispat etmek durumunda iken bir anda cari hesaba kötü niyetle işlenmeyen bir fatura nedeni ile borçlu adledildiğini; işbu hukuka aykırı hususun taraflarınca kabul edilemeyeceğini;
müvekkili şirketin davacıya kestiği faturanın tebliğ edilip edilmediği sorgulanırken davacının tutarsız cari hesabı hiç dikkate alınmadan müvekkiline kestiği faturaların tebliğ edilip edilmediğinin sorgulanmadığını; örneğin; davacının kestiği 02/04/2011 tarihli faturanın müvekkili defterlerinde yer almadığını, işbu faturanın tebliğ edilip edilmediği sorgulanmadığı gibi müvekkili defterlerinde olmayışının da tespit edilmediğini,Müvekkili şirketin, usule ilişkin itirazlarında değindikleri şekilde delil sunmasına imkan tanınmamış olduğundan,
davacı tarafından kabul edilmeyen faturaya ve içeriğine ve davacıya teslimine dair olguların açıklığa kavuşması amacı ile tanık dinletmesinin de önüne geçildiğini; kararın HMKya aykırı davranıldığı gerekçesi ile Dairece kaldırıldığı takdirde, cevap dilekçelerinde bildirdiklerini, tanık deliline dayanarak işbu vakıaların ispat olunacağını,İleri sürerek, yukarıda arz ve izah olunan sebeplere binaen. İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/06/2022 T.
Ve 2020/561 E. sayılı ilamının kaldırılmasına, dairemizce yeniden yargılama yapılarak, delillerin toplanmasına ve tanık dinlenmesine, davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; taşıma ilişkisinden doğan navlun bedeli alacağının tahsili açıklaması ile başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davacı yan dava dilekçesinde; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalının bakiye açık hesap borcunun tahsili için başlatılan takibe haksız itiraz ettiğini ileri sürmüş, davalı yan taraflar arasında taşıma sözleşmesi bulunduğunu, ancak uzun süre önce bu sözleşmeye dayalı ticari ilişkinin sona erdiğini, davacının iddiasını somutlaştırmadığını, davacıya herhangi bir borçlarının bulunmadığını savunmuş, cevap dilekçesi ekinde taşıma sözleşmesini sunmuştur.Dava konusu takip dosyası kapsamından,
davacının davalı aleyhine "taşıma hizmeti sonrası oluşan navlun bedeli" açıklaması ile 15.000,00-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız 13/12/2019 tarihinde ilamsız takip başlattığı, davalı yanın süresinde borca itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.Mahkemece davacının ticari defter ve belgeleri istinabe yolu ile incelettirilmiş, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2010 yılında başladığı, 2011 yılında da devam ettiği, 2012 yılında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı ve hesabın 2019 takip tarihine dek aktarıldığı tespit edildiğinden,
taraf şirketlerin 2010,2011,2012 yıllarına ait BA-BS formları ilgili vergi dairelerinden celbedilerek dosya arasına alınmış, akabinde davalının ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak birleştirici rapor alınmış, davalı defterlerinde kayıtlı olup, davacı defterlerinde kayıtlı olmayan 23/05/2011 tarihli ... numaralı 15.440,30-TL bedelli iade faturasının davacıya tebliğ edildiğinin ispat olunamadığı, dayanağının da açıklanamadığı, farkın bu faturadan kaynaklandığı, davacı talebinin daha düşük olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri;
dosyanın yetkisizlik kararı ile mahkemeye gönderildiği, ne yetkisiz ne de yetkili mahkemede usulüne uygun ön inceleme durulması yapılmadığı ve taraflarına ön inceleme duruşmasında delillerini ve tanıklarını bildirmek için süre verilmediği, tarafların sulh ve arabuluculuğa teşvik edilmediği, mahkemece hükme esas alınan son bilirkişi raporundaki cari hesap dökümü ile davacının defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan raporda yer alan cari hesap dökümü karşılaştırıldığında defterler arasındaki uyumsuzluk bulunduğu, davacının düzenlediği kimi faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı,
davalının yaptığı kimi demelerin de davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacının davalı defterlerinde kayıtlı olmayan faturalara konu hizmetin verildiğini ispatla yükümlü olduğu, davalının kendi defterlerine göre davalıya borçlu olmadığı yönündedir.Davanın önce Bursa 3 Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ikame edildiği, basit usule tabi davada delillerin dava ve cevap dilekçesi ile sunulması gerektiği, ayrıca ön inceleme duruşmasında taraflara delillerini sunmaları için süre verilmesine gerek bulunmadığı,
mahkemenin 10/09/2020 tarihli ikinci celsesinde ön inceleme duruşmasını icra ettiği, dava şartlarının mevcut olduğunu, davalının mahkemenin yetkisine itiraz ettiği tutanağa geçirttiği, taraf vekillerinin duruşmada hazır bulundukları ve sulh olma ihtimallerinin olmadığını, arabuluculuğa daha önce başvurup sonuç alamadıkları beyan ettikleri, mahkemenin anılan celsede yetki itirazını kabul ederek yetkisizlik kararı verdiği,
davalı yanın usulüne uygun ön inceleme duruşması icra edilmediğine, sulh ve arabuluculuğa teşvik edilmediklerine ve delil sunma haklarını ellerinden alındığına yönelik istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Dosyaya mübrez sözleşme kapsamından, davacının davalıya taşıma hizmeti verdiği ve ticari ilişkinin açık hesap şeklinde yürütüldüğü anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından 2010 yılında vergi dairesine 27 adet faturaya dayalı KDV hariç 152.471,00-TL satış beyan ettiği, 2011 yılı için ise 20 adet faturaya dayalı KDV hariç 209.294,00-TL satış beyan ettiği, davalının da 2010 ve 2011 yıllarında aynı sayıda faturaya dayalı olarak aynı tutarlarda alış beyan ettiği, taraf defterleri karşılıklı incelendiğinde, davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebebinin aksine davacının tanzim ettiği tüm faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, yine davalının yaptığı ödemelerin de davacı defterlerinde 120,44-TL eksik olmak üzere kayıtlı bulunduğu,
faturalar haricinde davacı "cari hesaba mahsuben açıklaması ile" birden fazla işlem ile toplam 27.613,45-TL tutarında davalı hesabına borç kaydetmiş ise de, aynı açıklama ile ve birden fazla işlem ile 28.000,00-TL tutarında davalı hesabına alacak kaydederek dayanağı olmayan bu kayıtları sıfırlamış olduğu, dolayısıyla faturalar haricindeki bu kayıtların dikkate alınmasına gerek olmadığı, davacının kendi defterlerinde davalıdan takip tarihi itibariyle 15.388,65-TL alacaklı göründüğü, davalının ise kendi defterlerine göre davacıya takip tarihinde borçlu olmadığı,
bunun sebebinin davacı hesabına borç kaydedilen 23/05/2011 tarihli ... numaralı 15.440,30-TL tutarlı iade faturası olduğu, davalının bu faturayı 2011 yılında vergi dairesine satış olarak beyan etmediği,davacının da alış olarak beyan etmediği, davalının iade faturasının dayanağını ve davacıya tebliğ edildiğini ispatla yükümlü olduğu, ancak ispata yarar herhangi bir delil sunmadığı, davacının, 120,44-TL ödemeyi eksik kaydetmesine rağmen, takipte bu tutardan fazlasını mahsup ederek 15.000,00-TL talep etmiş olması karşısında, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı,
davalı yanın aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/1802, K. 2025/623, 17 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama