KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi İncelenen Kararı Veren
- Karar tarihi
- 30 Mayıs 2024
- Dosya no
- 2022/227
- Karar no
- 2024/945
- Mahkeme
- BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 24/09/2021
- Dosya numarası
- 2021/161 Esas - 2021/845 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar Metni
2.227 kelime·11 dk okuma·4 bölüm
İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davalı borçlunun dosya borcuna yaptığı itirazın haksız ve mesnetsiz olup iptali gerektiğini, davalıyla müvekkil şirket arasında 07.07.2011 tarihinde acentelik sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme gereği bağımsız tacir olduğuna inandıkları davalıya 31.01.2014-30.06.2014 tarihleri arasında (bu tarihler dahil) toplamda 136.972,69 TL hak ediş ödemesi yapıldığını, hak ediş ödemelerinin ticari defter ve kayıtlar incelendiğinde de görüleceğini, davalıyla müvekkili arasında imzalanan acentelik sözleşmesine olan inançları gereği kendisine hak ediş ödemeleri yapmalarına rağmen davalının kötü niyetle aslında acente olmadığı,
işçi olduğu savıyla dava açtığını, bu sebeplerle fazlaya ilişkin talep ve hakları ile ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına, %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıya tahmiline, yargılama giderleri avukatlık ücretinin de davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; alacağın varlığını kabul etmemekle birlikte acentelik ilişkisinden doğan alacakların 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğundan zamanaşımı itirazında bulunduğunu, dava değerinin 10.000 TL olarak belirlenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının, müvekkili gibi tüm müdürleri bağımsız tacirmiş gibi tanımlayarak ama asla gerçek bağımsız bir tacir hak ve yetkileri tanımlamadan tamamen kendi risklerinin ve mali sorumluluklarını azaltmak istediğini, müvekkili ve benzer durumdaki işçilerin işçilik ve diğer hak ve alacakları için davalar açıldığını, önceleri her iki yöndeki taleplerin kabul edildiğini,
daha sonra işçilik alacaklarının kabul edilmeye başlandığını, Mahkeme ve Yüksek Mahkeme tarafından gerçek bir tacir olmadıklarına ilişkin kararlar verilmeye başlandığını, müvekkili tarafından açılan davada da işçilik alacaklarının karara bağlanarak acentelik ilişkisinden doğan alacakların somutlaştırılmadığı gerekçesi ile reddolduğunu, müvekkilinin parasını aldığı fakat davacıya yapmadığı herhangi bir hizmet olmadığını, bu durumun ticari defter ve kayıtlar incelendiğinde ortaya çıkacağını, davacının, müvekkilinden hiçbir hak ve alacağı olmadığını beyanla öncelikle usuli itirazlar doğrultusunda davanın usulden reddine,
aksi taktirde müvekkilinin, davacıya borcunun bulunmaması sebebiyle davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi 24/09/2021 tarih ve 2021/161 Esas - 2021/845 Karar sayılı kararı ile; " Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12/11/2020 tarih ve 2020/596 Esas 2020/495 Karar sayılı kesinleşen görevsizlik kararı üzerine dosyanın mahkememize tevzi edildiği ve yukarıda belirtilen esas sırasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır.
Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan hakediş alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlığın taraflar arasında acentelik ilişkisi bulunup bulunmadığı, bulunmakta ise bu ilişki kapsamında davacının, davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ne kadar olduğu, varsa yapılan ödemeler, ödeme konusundaki tarafların beyan ve itirazları nazara alındığında davacının alacağının kalıp kalmadığı, davalının zamanaşımı itirazının yerinde olup olmadığı hususlarında olduğunun tespitine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusuna karşı toplamda 136.972,69 TL'nin tahsiline ilişkin yürütülen takipte davalı takip borçlusunun süresinde itiraz etmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.
Taraflar arasında görülen davacı tarafından açılan İstanbul 10. İş Mahkemesinin 2015/295 Esas 2018/542 Karar sayılı dava dosyasında davacının, davalı şirketin araçlarını kullanmak sureti ile faaliyetini devam ettirdiği, personelinin işe alım ve çıkarılmasında davalı şirket bölge ve genel müdürlüklerinden onay ve talimat aldığını, işin yürütümü konusunda acentenin bağımsız olmadığını ve davalı şirkete bağımlı olduğunu yani acentelik ilişkisinin muvazaalı olduğunu değerlendirmek suretiyle işçilik alacaklarına ilişkin kalemler bakımından davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği,
müzekkereye cevap verildiği tarih itibariyle dosyanın İstinaf incelemesinde olduğu belirtilmiş ise de sonrasında UYAP üzerinden yapılan sorgulamada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin 2019/955 Esas 2021/1255 Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek yerel mahkemenin davalının, davacının işçisi olduğu ve acentelilik ilişkisinin muvaazaalı olduğuna yönelik tespitine karşı yapılan istinaf başvurusunu reddettiği,
kararın kesin olarak 08/06/2021 tarihinde verildiği anlaşılmakla buna göre davacı her ne kadar acentelik sözleşmesine dayanarak hakediş alacağının tahsili için icra takibi yapmış ve davalının itirazı üzerine işbu itirazın iptali davasını açmış ise de hem İstanbul 10. İş Mahkemesinin 2015/295 Esas 2018/542 Karar sayılı kararı hem de bu kararın İstinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin 2019/955 Esas 2021/1255 Karar sayılı ilamında yer verilen davalının,
davacının işçisi olduğu ve acentelilik ilişkisinin muvaazaalı olduğuna yönelik tespitler karşısında davacının bu sebeple davalıdan herhangi bir alacak talep etmesinin mümkün olmadığı, bu açıdan davacının açmış olduğu davasında haklı olmadığı, kaldı ki diğer taraftan ise davalı vekilinin zamanaşımı itirazı da dikkate alındığında zaten davacı taleplerinin de 5 yıllık zamanaşımına uğradığı,
şöyle ki davacı 31/01/2014 - 30/06/2014 tarihleri arasında davalıya yapıldığını iddia ettiği toplamda 136.972,69 TL hakediş ödemelerinin tahsili için bu davayı açmış ise de hem 30/06/2014 hem de davalının İstanbul 10. İş Mahkemesinin 2015/295 Esas 2018/542 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere iş akdinin feshedildiği 02/07/2014 tarihinden itibaren takip tarihine kadar 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu anlaşılmakla davacı tarafından açılan davanın reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçeleri ile.
"1- Davacı tarafından açılan davanın REDDİNE, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı ... Kargo A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Davacının istinaf mahkemesince işçi kabul edilmiş olmasının, davanın ret gerekçesi olarak gösterildiğini, ancak zaten kendilerinin de davayı açarken bizzat bu iş mahkemesi kararından bahsedip '' madem davacı işçi,o zaman acente inancı ile ödemiş olduğumuz hak edişleri iade etsin'' diyerek dava ikame etmiş olduklarını, dolayısıyla yerel mahkemenin ne yazık ki davanın özünde çelişki ve hataya düştüğünü, hatalı karar verdiğini,
zira İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2020/422 E. Sayılı dosyası ile açtıkları birebir aynı nitelikteki dosyada mahkemece ''Taraflar arasındaki baskın ilişkinin emsal bam kararında da belirlendiği üzere acentelik ilişkisi olması ve acentelik ilişkisinin de TTK 41A maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olması nedeniyle görev itirazının reddine ve dosyanın bilirkişiye tevdiine '' karar verilmiş olduğunu, BAM kararını ve duruşma zaptını ekte sunduklarını, Davalı ile müvekkil şirket arasında 07.07.2011 tarihinde acentelik sözleşmesi imzalanmış olduğunu,
Bu sözleşme gereği acente olduğu inancı ile bağımsız tacir olduğuna inandıkları davalıya 136.972,69 TL hak ediş ödemesi yapıldığını, dilekçe ekinde sunmuş oldukları tablo ve ödeme dekontlarında davalıya yapılan ödemelerin açıkça görülmekte olduğunu, hak ediş ödemelerinin ticari defter ve kayıtları yerinde incelendiğinde de sarihen ortaya çıkacağını, Dava dilekçelerinde zaten davacının işçi olduğu savı ile açmış oldukları davadan bahsedip, işçi sıfatına haiz kabul edilen davacıya bu sebeple ödedikleri hak ediş alacaklarını talep ettiklerini,
Yerel mahkemenin ise davacının işçi olarak kabul edilmiş olmasını dayanak göstererek davayı reddettiğini, ancak davacının işçi olarak kabul edilmesinin, davacıya bir kargo çalışanı maaşından kat be kat fazla ödenen hak ediş ücretlerini, davacının müvekkil şirkete kestiği faturaları,davacı ile müvekkil şirket arasındaki cari ilişkinin görmezden gelinmesini mi sağlayacağını, Davacı işçi ise o zaman müvekkil şirkete kesmiş olduğu faturalar nazarında almış olduğu hak ediş ücretlerini de iade etmesi gerektiğini, İş bu dosyadaki asıl uyuşmazlığın,
davacıya acente olduğuna ilişkin tüm güvençleri nedeniyle ödedikleri hak ediş ödemelerinden kaynaklı haksız kazanç elde etmesi olduğunu, sadece dosyaya sunmuş oldukları cari hesaplar incelense bile davalıya bir işçinin alabileceğinden daha fazla ödeme yapılmış olduğunu, davalı ile acente olarak çalıştıkları süre boyunca yapılan ödemelerin toplamı göz önüne alındığında davalının müvekkil şirkette çalıştığını iddia ettiği pozisyonda çalışan emsal bir personelin ücreti karşılaştırılsa bile davalının o personelden kat be kat daha fazla ödeme aldığının saptanmış olacağını,
Dosyaya sunmuş oldukları faturalara bile bakıldığında davalının işçi gibi davranmadığı tacir gibi davrandığı, keza bir işçinin fatura kesemeyeceği, işçinin fatura kesme gibi bir yetkisi olmadığı, davalının fatura kesebildiği buna karşılık olarak hak ediş ödemeleri yapıldığı alenen ortada iken yerel mahkemenin sanki husumet konusu davalının işçi olup olmadığı noktasında toplanmış gibi davalının bir kez daha işçi olduğuna karar vermiş olup davanın mahiyetini anlamadığını, Keza İş Kanunu' nun çok açık olup işçilere ücret adı altında maaş, prim, ikramiye, fazla mesai vb. gibi haklar tanınmış olduğunu,
icra takibine konu hak ediş ödemelerinin ise tacirler arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı ödemeler olduğunu, müvekkil şirket ile ... arasında akdedilen acentelik sözleşmesi doğrultusunda ortaya çıkan ticari ilişkiden kaynaklı yapılan bu ödemelerin aradaki ticari ilişkiyi reddeden davalının kendilerine iade etmesi gerektiğini, işçilik alacakları içerisinde hak ediş ödemeleri bulunmamakta olduğunu, bir işçinin fatura kesmesi gibi bir durum söz konusu olmadığını, İşbu yüzden, İş Mahkemesi' nde işçi olduğu savı ile dava açan/ bu kararı kesinleşen davalıdan,
acentelik sözleşmesinin imzalanmış olması ve acenteliğe olan inançları nedeni ile herhangi bir çalışan maaşından kat kat fazla olarak her ay kestiği faturalar karşılığında mütemadiyen ödenen hakediş ödemelerinin iadesini isteme zorunluluğu hasıl olduğunu, dolayısıyla yerel mahkemenin yanlış ve hataya düçar karar verdiğini, Davalı yanın acentelik yaptığını, ekte sundukları ve yine bir acente ile ...
Kargo' nun husumetli olduğu dosyada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesi' nin '' Acentelik ilişkisi TTK'da düzenlenmiş olup,,aynı yasanın 4/1-a maddesine göre mutlak ticari dava niteliğindeki bu tür davalarda Ticaret Mahkemesi görevlidir'' demiş olduğunu ( 2019/656 E-2019/1660 K ) İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2020/422 E. sayılı dosyası ile açtıkları birebir işbu dosya ile aynı talepli dosyada mahkemece " taraflar arasındaki baskın ilişkinin emsal BAM kararında belirlendiği üzerinde acentelik ilişkisi olması ve acentelik ilişkisinin de TTK 4.1a maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olması nedeniyle görev
itirazının REDDİNE ve DOSYANIN BİLİRKİŞİYE TEVDİİNE'' karar verilmiş olduğunu, emsal BAM kararını ve Ticaret Mahkemesi duruşma zaptını ekte sunduklarını, Ayrıca taraflar arasında akdedilen Acentelik Sözleşmesi' nin 43. maddesi gereğince delil sözleşmesi yapılmış olup, uyuşmazlık durumunda ... Kargo defter ve kayıtlarının yegane delil olduğunun kararlaştırıldığını beyanla.
Hatalı yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, tehir-i icra taleplerinin kabulünü, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; muvazaalı olduğu kesinleşen Mahkeme kararı ile tespit edilen acentelik sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalıya ödenen hak ediş bedellerinin iadesine ilişkin başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
6100 sayılı HMK'nın 1. maddesinde. "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK'nın 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK'nın 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır.
Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde; tacir olan her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava olarak tanımlandıktan sonra, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar belirlenmiş ve son olarak yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi koşulu ile havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların da ticari dava olduğu kabul edilmiştir.
TTK'nın 5. maddesinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir" hükmü getirilerek görev hususunun kapsamı düzenlenmiştir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5/1-a maddesinde. İş mahkemeleri.
5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklara ilişkin dava ve işlere bakar.
Somut uyuşmazlıkta davacı vekili, muvazaalı olduğu kesinleşen Mahkeme kararı ile tespit edilen acentelik sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalıya ödenen hak ediş bedellerinin iadesine ilişkin başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacının işbu davada acente olduğunu ileri sürdüğü davalı tarafından davacı şirket aleyhine işçilik alacaklarının tahsili için İstanbul 10. İş Mahkemesi'nin 2015/295 Esas ve 2018/542 Karar sayılı dosyasında verilen kararda ve bu kararın İstinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi'nin 2019/955 Esas ve 2021/1255 Karar sayılı kararda davalının, davacının işçisi olduğu ve acentelilik ilişkisinin muvaazaalı olduğu tespit edilmiştir.
Kesinleşen mahkeme kararında yer alan tespit kapsamında davalının davacının işçisi olduğu ve taraflar arasındaki uyuşmazlığa İş Kanunu hükümlerinin uygulanmasını gerektireceğinden 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesi yollaması ile 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5/1-a maddesi uyarınca davanın İş Mahkemesinde görülmesi gerekmekte olup, Mahkemece kamu düzeninden olan ve resen gözetilmesi gereken bu husus dikkate alınmaksızın işin esasına girilerek karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun usulünen kabulü ile, HMK'nın 353/1-a3, 355 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın esasının kapatılarak Bakırköy Nöbetçi İş Mahkemesine gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/227, K. 2024/945, 30 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama