KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Nisan 2025
- Dosya no
- 2023/57 Esas
- Karar no
- 2025/567 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Numarası
- 2020/473 Esas- 2022/678 Karar
- Tarih
- 30/06/2022
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar Metni
2.002 kelime·10 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı borçludan, 14/03/2019 tarihli 9.720 TL bedelli, 22/06/2019 tarihli, 21.600 TL bedelli, 08/08/2019 tarihli, 157.863,61 TL bedelli ve 09/08/2019 tarihli 267.840 TL bedelli faturalardan dolayı toplamda 457.023,61 TL alacağının bulunduğunu, fatura bedellerinin zamanında ödenmemesi sebebiyle, davalı borçlu aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının haksız itirazı sonucu takibin durduğundan bahisle vaki itirazın iptaline, davalının %20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi 30/06/2022 tarih ve 2020/473 Esas- 2022/678 Karar sayılı kararında. "Dava, faturadan kaynaklı alacağın tahsili istemiyle yapılan icra takibine vaki itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı taleplerinden ibarettir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Mahkememizce alınan 23/08/2021 tarihli bilirkişi raporundaki tespitin olayın oluş şekline uygun görülmesi nedeniyle bilimsel veri ve içeriğe sahip denetime elverişli kabul edilmiş, hükme esas alınmıştır.
Celp edilen Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının tetkikinde, alacaklı olarak davacı ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi tarafından davalı ...
Feiz aleyhine Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/409 d.iş sayılı dosyası ile faturadan kaynaklığı alacağın tahsili için ihtiyati haciz kararı alınarak icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun 30/09/2019 havale tarihli dilekçe ile takibe itiraz ettiği, 02/10/2019 tarihinde itirazın durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Genel Olarak.
Faturaya dayalı alacak davalarında davalı akdi ilişkiyi açıkça kabul etmemiş ise taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunduğunu ispat külfeti faturayı düzenleyen alacaklı tarafa düşmektedir, öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, bir ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacağının olduğunu iddia eden taraf bunu yazılı belgeler ile ispat etmesi gerekir. İspatın konusu, ispat yükünün kimde olduğu ve ispat vasıtalarının neler olduğu HMK 187,190 ve 200.
Maddelerinde açıkça belirtilmiştir. Alacaklı düzenlediği faturadaki malların ya da hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini HMK 200. Maddesinde belirtilen deliller ile ispat etmesi gerekir. Fatura tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkinin belgesi sayılamaz. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir.
(Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu E:2001/1, K:2003/1, T:27.06.2003.
Toplanan tüm deliller, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme ve neticesinde alınan bilirkişi raporu ve diğer bilgi ve belgelere binaen; davacı şirkete ait 2019 yılına ait ticari defter dökümlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun yapılmış olduğu, davalı tarafın 2019 yılı kısıtlı faaliyet döneminde tutmak zorunda olduğu İşletme Defterini yasal zorunluluk gereği GİB sisteminden düzenlediği, davalı tarafın yasal defterlerinde kayıt altına aldığı iki adet toplam 31.320,00 TL bedelli faturanın davacı yana ödendiğiyle ilgili bir belge bulunmadığı, davacı ...
San. Ve Tic. Ltd.Şti. nin yasal defterlerinde kayıtlı olan dava konusu 4 adet fatura karşılığı toplam 457.023,61 TL tutarlı fatura bedellerinin davalı yan ... tarafından ödendiğine dair bilgi ve belge bulunmadığı, gerek tarafların beyanları gerekse ceza mahkemesindeki beyanlardan taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, davaya konu imzalı sevk irsaliyesinde teslim alanın davalının çalışanı olduğu,
bu haliyle davacının alacağının ödenmediği anlaşılmış olmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, faturaya dayalı alacağın likid olması karşısında davacı lehine ayrıca icra inkar tazminatına hükmedilmesi uygun görülmüş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, '1-Davanın kabulü ile Bakırköy ...
İcra Müd. ... esas sayılı dosy sındaki itirazın iptali ile takibin devamına, 2-457.023,61 TL asıl alacak yönünden hesap edilen %20 si 91.404,72 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı asil tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı asil istinaf dilekçesinde özetle. Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/473 E; sayılı ve 30.06.2022 tarihli kararının hukuka aykırı olması sebebiyle kaldırılması gerektiğini, işbu sebeple yerel mahkeme kararına dair istinaf isteminde bulunduğunu beyan etmşitir.
Yabancı uyruklu olması ve Türkçeyi kullanmada sıkıntı yaşıyor olması sebebiyle duruşmalarda beyanının tam olarak alınmadığını, hakime ifade ettiği hususların duruşma zabıtlarına geçmediğini, bu sebeple cevap, iddia, savunma ve diğer beyanlarının eksik olarak alındığından yargılamanın tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmediğini, adil olmayan yargılama sonucu aleyhine karar verildiğini, kararın tüm bu yönlerden açıkça yasa ve usule aykırı olduğunu, Davadan önce yaklaşık 3-4 sene davacı ile ortak iş yaptıklarını, kendisinin tasarım yaptığını, ürünlerin imalatının takibini de yaptığını,
davacı şirketten parasını peşin ödeyip ürün siparişi verdiğini, ancak davacının parasını aldığı halde ürünleri göndermediğini ya da eksik gönderdiğini, ayrıca davacının yaptığı dikimleri fazla yazdığını, örneğin 3 lira bedelli olan bir ürünü 6-7 TL olarak yazdığını, tüm bu sorunlar nedeniyle ortaklıklarının sona erdiğini, bu süreçte davacı tarafa 1000.000 TL'den fazla para ödediğini, davacının kendisine malları daha ucuz almak istiyorsa elden ödeme yapması gerektiğini söylediğini, kendisinde bu şekilde ödemeler yaptığını, bu ödemelerin 320.000 TL kısmına ilişkin banka dekontlarını ekte sunduğunu,
davacı tarafın tüm bu ödemelere karşılık sadece 14.03.2019 tarihli faturada görünen 9720 TL bedelli ürünler ile 22.06.2019 tarihli faturada görünen 21.600 TL bedelli ürünleri gönderdiğini, bu ürünlerin bedelini de fazlasıyla davacı şirkete ödediğini, asıl alacaklı olanın kendisi olduğunu, söz konusu bu faturaların ticari kayıtlarına işlendiğini ve mahkeme tarafından yapılan bilirkişi incelemesinde de tespit edildiğini, bu faturalar dışında davacı şirketten herhangi bir ürün satın almadığını, sevk irsaliyesi veya fatura imzalamadığını beyan etmiştir.
Davacı şirketin, 08.08.2019 tarihli ve 157.863,61 TL bedelli fatura ile 09.08.2019 tarih ve 267.840,00 TL bedelli faturaları sahte olarak düzenleyip, kendi defterlerine işleterek kendisini borçlu göstermeye çalıştığını, davacı ile arasında bu faturalarda görünen ürün alışverişi olmadığını, kendisine faturalarda görünen ürünlerin teslim edilmediğini, kendisi tarafından da herhangi bir fatura veya sevk irsaliyesi de imzalanmadığını, 8 ay içinde 31.000,00 TL alışveriş varken bir anda 2 gün içinde 400.000 TL'den fazla ürün satışının olmasının da davacının sahte işlem yaptığını açıkça gösterdiğini,
davacının 2019 yılı için 8. ay da iki tane boş fatura bırakarak, daha sonra bunları sahte olarak aleyhine düzenleyip menfaat elde etmeye çalıştığını, Davacı tarafın sahte faturalar düzenleyerek sahte kayıtlar oluşturup kendisini borçlandırmaya çalıştığını, Türk Yargısının bu hile ve dolandırıcılığa müsaade etmeyeceğine inancının tam olduğunu, Davacı tarafın 8. ayda sahte fatura düzenlediğini, bilahare 19.08.2019 tarihinde iş yerine gelerek kendisini darp edip gasbetmeye çalıştığını, buna ilişkin ceza dosyası iş bu dava dosyası içinde mevcut olduğunu,
tüm bu süreçle iş yerini basan ve kendisini darp eden davalıların Türk yargı makamlarına yalan beyanda bulunduklarını, Davacı şirketin alacaklı olduğunu iddia ettiği faturaların sahte olarak düzenlendiğini, davacının 22.05.2019 yılında resmi olarak işten çıkardığı işçim ...'a ulaşarak 08.08.2019 ve 09.08.2019 tarihli fatura ve sevk irsaliyelerini bu kişiye imzalattığını, böylece gerçek bir satış olmadığı halde kendisine ürün satıp teslim etmiş gibi kayıtlara işlediklerini, fatura tarihinde kendisinin yanında çalışmayan bir kişinin adına ürün teslim almasının kabul edilebilir olmadığını,
fakat mahkemenin bu yöndeki itirazları dikkate almadığını, yine gerekçeli kararda SGK kayıtlarında fatura tarihinden 3 ay önce işten çıkarılmış, kendisi ile çalışmayan bir kişiyi işçisiymiş gibi değerlendirerek ürünleri teslim aldığı değerlendirmesiyle hatalı karar verdiğini, kesinlikle davacı şirketle bu faturalara ilişkin herhangi bir ticari alışverişi olmadığı gibi faturalarda yazılı nitelik ve nicelikte bir malın kendisine teslim edilmediğini, kendisinin davacı şirkete bu faturalar dolayısıyla borcunun bulunmadığını, zaten faturaların da sahte olarak oluşturulduğunu,
mahkeme kararının açıkça usul ve yasaya aykırı olup bozulması gerektiğini, HMK da yazılı hükümler gereği bir ticari ilişki ve ilişkiden kaynaklı alacağının olduğunu iddia eden tarafın bunu yazılı belgelerle ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafın 08.08.2019 ve 09.08.2019 tarihli faturalara konu ürünlerle ilgili aralarında bir sözleşme olup olmadığını ve malların kendisine teslim edilip edilmediğini ispat etmek zorunda olduğunu, faturanın tek başına bu alacağa ilişkin belge sayılmadığını, arada temel bir borç ilişkisinin bulunması gerektiğini, Davacı ile aralarında faturalara konu ürünlere ilişkin herhangi bir sözleşme mevcut olmadığını,
davacıdan faturalarda görünen ürün talebinin olmadığını, mahkeme tarafından yargılamada bu akdi ilişki değerlendirilmediği gibi gerekçeli kararda da tartışılmadığını, bu sebeple kararın açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, Davacının dosyaya sunduğu fatura ve sevk irsaliyesinde imzası olan kişinin faturanın düzenlendiği iddia edilen tarihten 3 ay önce işten çıkarıldığını, yanında çalışan bir işçi olmadığını, buna ilişkin SGK kayıtlarını da mahkeme dosyasına sunduğunu, Davacının kendisi ile çalışmayan bir işçiyi kandırarak sahte düzenlenmiş fatura ve sevk irsaliyesi imzalattığını,
Yabancı uyruklu olması sebebiyle bilgisizliğinden yararlanılarak dolandırılmaya çalışıldığını, iş bu sebeplerle açıkça yasa ve usule aykırı olarak verilen kararın kaldırılarak mağduriyetinin giderilmesini ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla, hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine, hükmün bozulması yerine, davanın Bölge Adliye Mahkemesinde yeniden görülmesine karar verilirse;
ilk derece mahkemesinin hükmünün kaldırılmasını ve duruşmalı yapılacak istinaf incelemesi neticesinde davanın reddine karar verilmesini ve yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; dava ve icra takibi dayanağı faturalara konu ürünlerin davacı tarafından davalıya teslim edildiği ve bedelinin ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Somut uyuşmazlıkta; davacı tarafından 22/06/2019 tarihli 21.600,00 TL bedelli, 09/08/2019 tarihli 267.840,00 TL bedelli, 14/03/2019 tarihli 9.720,00 TL bedelli, 08/08/2019 tarihli 157.863,61 TL bedelli faturaya dayalı olarak alacak talebinde bulunulmuştur.
Mahkemece tarafların defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, dava ve icra takibi konusu olan bu faturaların davacının defterlerinde kayıtlı olduğu ve bs formlarında beyan edildiği, davalının işletme defterinde ise 22/06/2019 tarihli 21.600,00 TL bedelli ve 14/03/2019 tarihli 9.720,00 TL bedelli faturanın kayıtlı olduğu, diğer iki faturanın kayıtlı olmadığı, bs-ba formu verme yükümlülüğünün bulunmadığı tespit edilmiştir.
Davalı da söz konusu bu iki faturadaki ürünlerin davacı tarafından kendisine teslim edildiğini kabul etmekte olup, taraflar arasında bu hususta ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki temel ihtilaf. 09/08/2019 tarihli 267.840,00 TL bedelli ve 08/08/2019 tarihli 157.863,61 TL bedelli faturaya konu ürünlerin davacı tarafından davalıya teslim edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır. Davalı bu iki faturadaki ürünlerin kendisine teslim edilmediğini ileri sürmüştür.
Davacı tarafından bu iki faturaya ilişkin dosyaya sunulan sevk irsaliyelerinde teslim alan olarak ... isim ve imzası bulunmaktadır. Mahkemece de bu kişinin davalının çalışanı olduğu ve ürünleri teslim aldığı kabul edilmek suretiyle söz konusu fatura bedelleri de hüküm altına alınmıştır. Davalı söz konusu kişinin kendisi tarafından işten çıkarıldığını, fatura ve sevk irsaliyesi tarihinde yanında çalışmadığını ileri sürmüştür.
Gerçekten de Mahkemece celbedilen SGK kayıtlarına göre ...'un davalının yanında 08/04/2019 tarihinde işe giriş yaptığı ve 22/05/2019 tarihinde işten çıkış yaptığı tespit edilmiştir.
Buna göre Mahkemece hangi gerekçe ile ihtilaf konusu iki faturaya konu ürünlerin teslim edildiği iddia edilen tarihte bu kişinin davalının çalışanı olduğunun ve ürünlerin davalıya teslim edildiğinin kabulü ve davacının alacaklı olduğu hususu açıklanmamış ve eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Bu durumda Mahkemece yapılacak iş; ...'un ürünlerin teslim edildiği iddia edilen tarihte davalının çalışanı olup olmadığının, ürünlerin davalıya teslim edilip edilmediğinin, bu kişinin davalının çalışanı olmadığı dönemde davalı adına mal teslim aldığı ve davalının kabulüne olan ihtilafsız faturalar olup olmadığının araştırılması ve davalının sahtecilik iddiası ile davacı ve ... aleyhine başlatılan soruşturma dosyası da celbedilerek ve davalı tarafından sunulan banka dekontlarına göre ödeme savunmasının kabul edilip edilmeyeceğinin değerlendirilmesi ve gerekirse yemin delilinin hatırlatılması ile sonucuna göre karar verilmesidir.
Sonuç itibariyle; davalının istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan gerekçelerle kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davalı yanın inkar tazminatına yönelik istinaf sebebinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda mahkemesine iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2023/57, K. 2025/567, 10 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama