KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 8 Şubat 2024
- Dosya no
- 2024/133 Esas
- Karar no
- 2024/232 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Numarası
- 2023/763 Esas (Derdest Dava Dosyası
- Tarihi
- 04/12/2023 (Ara Karar
- Talep
- İHTİYATİ TEDBİR
Karar Metni
1.974 kelime·10 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı şirketin kuruluş tarihinde ...'ın %25 oranında şirketin diğer ortağı olduğunu, ...'ın 02.05.2023 tarihinde, hisse devir sözleşmesiyle şirketteki tüm hisselerini ...'a devrettiğini, müvekkilinin hiçbir şekilde işbu hisse devrinden haberi olmadığını, hisse devrinin ardından... ve ... tarafından, 15.06.2023 tarih ve 2023/1 sayılı, müvekkili ...'nın da imzası taklit edilerek genel kurul kararı hazırlandığını, bahsi geçen kararın İstanbul Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilmek üzere Ticaret Odası'na kötüniyetli şekilde diğer ortak tarafından sunulduğunu,
müvekkilinin imzasının sahte olduğu yalnızca gözle yapılan incelemeyle dahi anlaşılabilir olmasına rağmen ortaklar kurulu kararının tescil edildiğini, müvekkilinin karardan vergi dairesi sistemi üzerinden, şirket adına yüklü miktarda fatura kesildiğini gördükten sonra haberdar olduğunu, Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvuru ile kararın bir örneğinin temin edildiğini, ortaklar kurulu kararında müvekkilinin imzasının sahte olduğu açık şekilde gözle dahi anlaşıldığını, diğer yandan müvekkilinin ortaklar genel kurulu kararının alındığı iddia edilen 15.06.2023 tarihinde Türkiye'de dahi olmadığını, bunun yanında,
kararın "Toplantıya Katılanlar" başlıklı satırında, toplantıya katılanların ...- ... yazdığını, müvekkilinin hiçbir şekilde toplantıya davet de edilmediğini, şüphelilerin müvekkilinin imzasını, müvekkilinin haberi olmaksızın ciddi sonuçlar doğuracak şekilde hukuka aykırı şekilde taklit ettiğini, belge ile sicile müracaat ederek tescil işlemini gerçekleştirdiklerini, müvekkilin iradesini hiçbir şekilde yansıtmayan, müvekkili davet edilmeksizin imzasının taklit edilmesi yolu ile alınan ortaklar genel kurul kararının ve hukuki sonuçlarının yokluğunun tespitinin gerektiğini,
mevcut durumun müvekkilinin ticari itibarını ciddi şekilde tehlikeye attığını, bununla birlikte müvekkilinin vergi cezaları başta olmak üzere mali ve cezai risklerle karşı karşıya olduğunu, kötü niyetle yapılan işlemler sonrasında henüz ticari hayatına başlamamış şirket adına diğer ortak tarafından kısa süre içerisinde yüzlerce yüksek oranda fatura kesildiğini, kesilen bu faturalar herhangi bir ticari faaliyete ilişkin olmayıp, fatura konularının şirketin amacı ve konusu da dışında olduğunu, şirketin temsil yetkisine usulsüz şekilde sahip olan ...'ın, kanuna aykırı şekilde gelir elde etmek amacıyla,
komisyon karşılığı sahte fatura düzenlediğini, bu sebeplerle ve yargılama sırasında belirecek durumlar karşısında; ...’nin 15.06.2023 tarih ve 2023/1 sayılı ortaklar genel kurul kararının yürütmesinin geriye bırakılmasına, şirket ortağı görülen ...’ın münferit temsil yetkisinin sınırlandırılmasına, müdürlüğünün sona erdirilmesine ve müvekkiline temsil yetkisi verilmesine, bu hususların ticaret sicil müdürlüğüne ve ilgili vergi dairelerine bildirilmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi'nin 04/12/2023 tarih ve 2023/763 Esas sayılı ara kararında. "6100 sayılı yasanın 389 ve devam maddeleri gereğince, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme nedeniyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı taktirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talebin resmi belgeye veya kesin delile dayanması yahut durum ve koşulların gerekli göstermesi halinde mahkemece gerekçesi açıklanmak şartı ile teminat alınmamasına karar verilebilir.
İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir. Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir.
Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
Bu bağlamda dosya kapsamında yapılan değerlendirmede, somut olayda davacı yanın haklılık durumunun tespiti yargılamayı gerektirmekte olup, davanın esasını çözer ve davacının davanın sonunda ulaşacağı menfaati davanın başında temin edecek mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinden davacı yanın ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. "gerekçesi ile, davacı yanın ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş ve verilen ara karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesi ile; müvekkilinin 24.01.2023 tarihinde kurulmuş olan davalı ...'nin %75 oranıyla ortağı olduğunu, taraflarınca müvekkilinin imzasının diğer ortaklar tarafından taklit edilmesi yoluyla alınan çağrısız ortaklar genel kurul kararının ve ilgili işlemlerin yokluğunun tespiti ve ilgili taleplerle dava ikame edildiğini, şirketin diğer ortağının suç işlemek maksadı ile müvekkilinin imzasını taklit ederek, çağrısız şekilde genel kurul yaptığını ve müvekkilinin şirketteki yetkilerini kendisine alarak herhangi bir ticari faaliyeti olmayan şirket adına yüklü tutarda fatura kestiğini.
Mevcut durumda sahte imza ile alınan ortaklar genel kurulu kararı kamu düzenine ve müvekkiline geri dönüşü olmayacak şekilde zarar vermekte olup tedbiren engellenmesi gerektiğini, dava ile birlikte ihtiyati tedbir talebinde bulunsalar da Yerel mahkeme tarafından talebin yargılamayı gerektirdiği ifade edilerek reddi yönünde karar verildiğini, bu kararın hukuki olmayıp aksi yönde karar verilmesinin kamu düzenini de korumaya yönelik olacağını, 15.06.2023 tarih ve 2023/1 sayılı genel kurul kararının müvekkili ...'nın imzası taklit edilerek hazırlandığını,
bahsi geçen kararın İstanbul Ticaret Odasına sicil gazetesinde ilan edilmek üzere kötüniyetli şekilde diğer ortak tarafından sunulduğunu, müvekkilinin imzasının sahte olduğu yalnızca gözle yapılan incelemeyle dahi anlaşılabilir olmasına rağmen ortaklar kurulu kararının tescil edildiğini.
Bu kararla; müvekkilinin müdürlüğünün ve temsil yetkisinin sona erdirildiğini, yeni hisse sahibi ...'a müdürlük ve münferiden süresiz ve sınırsız temsil yetkisi verildiğini, şirketin ismi, amacı ve konusunda değişiklik yapıldığını, çağrı yapılmaksızın ve müvekkilinin imzasının taklit edilmesi yolu ile alınan ortaklar genel kurul kararının yoklukla hükümsüz olduğunu, müvekkilinin karardan vergi dairesi sistemi üzerinden, şirket adına yüklü miktarda fatura kesildiğini gördükten sonra haberdar olduğunu, Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne başvuru ile kararın bir örneğinin temin edildiğini,
Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından belgenin teslimi sırasında diğer imza ve kişisel bilgilerin sansürlendiğini, kötüniyetle yapılan işlemler sonrasında henüz ticari hayatına başlamayan davalı şirket adına diğer ortak tarafından kısa süre içerisinde yüzlerce yüksek oranda fatura kesildiğini, bu hususun vergi dairesi sisteminden yapılan düzenli bir işlem sırasında müvekkili tarafından tespit edildiğini.
Kesilen bu faturalar herhangi bir ticari faaliyete ilişkin olmayıp, fatura konularının şirketin amacı ve konusu dışında olduğunu, şirketin temsil yetkisine usulsüz şekilde sahip olan ...'ın, kanuna aykırı şekilde gelir elde etmek amacıyla, komisyon karşılığı sahte fatura düzenlediğini, taraflarınca, şüpheliler hakkında özel belgede sahtecilik, dolandırıcılık, sahte fatura düzenleme suçlarından suç duyurusunda bulunulduğunu, ortaklar kurulu kararı sonrasında yapılan işlemlerle suç işlendiğini,
ayrıca müvekkilini ciddi şekilde zarara sokulmuş olup mevcut durumda temsil yetkisinin bu fiilleri işleyen kişide olup ivedikle tedbir kararı verilmesi gerektiğini, ortaklar genel kurulu kararının yürütmesinin geriye bırakılması,
şirket ortağı görülen ...’ın münferit temsil yetkisinin sınırlandırılması ve müvekkiline sınırlı da olsa temsil yetkisi verilmesi ve bu hususların Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne ve ilgili vergi dairelerine bildirilmesi yönünde tedbir kararı verilmesi gerektiğini, TTK Madde 449'un;"Kararın yürütülmesinin geri bırakılması MADDE 449– (1) Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra,
dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir." şeklinde olduğunu, Müvekkilinin uzun yıllardır iş dünyasının içinde, aktif olarak çalıştığını, hem yurt içinde hem yurt dışında faal olarak ticari hayatına devam etmekte olup özellikle yatırım alanında yüksek iş kapasitesi ile çalıştığını, mevcut durumun müvekkilinin ticari itibarını ciddi şekilde tehlikeye attığını, bununla birlikte müvekkilinin vergi cezaları başta olmak üzere mali ve cezai risklerle karşı karşıya olduğunu,
ortaklar genel kurulu kararında yer alan sözde müvekkilinin imzasının yalnızca gözle yapılacak bir inceleme ile dahi sahte olduğunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde açık olduğunu, ayrıca müvekkilinin hiçbir şekilde toplantıdan da haberdar edilmediğini, yüzlerce sahte fatura tanzim edildiği hususları göz önüne alındığında mevcut durumun müvekkiline ve kamuya ciddi zararlar verdiğini ve vereceğini, talep edilen tedbirlerin hiçbir şekilde karşı tarafı zarara uğratma riski olmadığı gibi somut durumun yargılamayı gerektirir olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığını,
bir an için imza incelemesinin yapılması gerektiği düşünülse bile bu denli açık ve gözle görülür bir imza farklılığının, dosyaya sunulan yurda giriş evraklarının varlığı göz önüne alındığında temel bir hukuki değerlendirmenin yapılması ve tedbir talebine karar verilmesi gerektiğini beyanla Yerel Mahkemece 04.12.2023 tarihinde ihtiyati tedbir talebinin reddi yönünde verilen ara kararın kaldırılmasına, yapılacak istinaf incelemesi neticesinde "...’nin 15.06.2023 tarih ve 2023/1 sayılı ortaklar genel kurul kararının yürütmesinin geriye bırakılması, şirket ortağı görülen ...’ın münferit temsil yetkisinin sınırlandırılması,
müdürlüğünün sona erdirilmesi ve müvekkile temsil yetkisi verilmesi, bu hususların ticaret sicil müdürlüğüne ve ilgili vergi dairelerine bildirilmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Talep; davalı şirketin 15.06.2023 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespiti istemi ile açılan davada; anılan genel kurul kararlarının yürütülmesinin tedbiren durdurulması, bu genel kurul kararı ile şirkete müdür olarak seçilen ...'ın müdürlük yetkilerinin tedbiren kaldırılması ve temsil yetkisinin davacıya verilmesine ilişkin olup, Mahkemece talebin reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
6100 Sayılı HMK'nın 389. maddesi uyarınca " Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." Aynı kanunun 390. maddesi; "tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." hükmünü havidir.
6102 Sayılı TTK'nın 622. maddesi atfı nedeniyle limited şirketler bakımından da uygulanma zorunluluğu bulunan aynı kanunun 449. maddesi uyarınca, şirket genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir.
Davacı yanın, davalı şirketin 15.06.2023 tarihli kararı ile müdür seçilen ...'ın müdürlük yetkilerinin temsilen kaldırılmasına ve temsil yetkisinin kendisine verilmesine yönelik tedbir talebi bakımından; eldeki davanın TTK'nın 630/2. maddesi kapsamında açılmış bir yönetici azli davası olmadığı, şirket müdürü ...'ın iş bu davada taraf sıfatının da bulunmadığı, dolayısıyla şirketin mevcut müdürünün azli koşullarının oluşup oluşmadığının eldeki davada uyuşmazlığın konusunu teşkil etmediği, buna göre 6100 Sayılı HMK'nın 389. maddesi koşulları oluşmadığından,
Mahkemece dava dışı müdürün yetkilerinin kaldırılması ve davacıya şirketi temsil yetkisi verilmesine yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Öte yandan eldeki dava 15.06.2023 tarihli davalı şirket genel kurul toplantısında alınan kararların iptali davası olup bu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına yönelik tedbir talepleri HMK'nın 389. maddesi kapsamında değil, yukarıda anılan özel nitelikli TTK'nın 449/1. maddesi kapsamında; ancak HMK'nın 390. maddesinde aranan yaklaşık ispat koşulu da gözetilerek değerlendirilmek durumundadır.
Buna göre kararların yürütülmesinin geri bırakılmasının ilk koşulu yönetim kurulunun bu konudaki görüşünün alınması, ikinci koşulu ise iddianın esası bakımından yaklaşık düzeyde ispatın sağlanmış olmasıdır. Mahkemece verilen talebin reddine dair karar, davalı şirketin dava tarihindeki yöneticisinin görüşü alınmadan verilmiş olup davacı vekilinin bu kısma yönelik istinaf başvurusu usulen haklı bulunmuştur.
Buna göre Mahkemece yukarıdaki eksiklik tamamlanarak talep hakkında yeniden karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun genel kurul kararlarının yürütmesinin durdurulmasına ilişkin tedbir talebi yönünden usulen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-4 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın talebin yeniden değerledirilemesi için mahkemesine iadesine, davacı vekilinin bu kısma yönelik sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2024/133, K. 2024/232, 8 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama