KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 12 Haziran 2025
- Dosya no
- 2025/1007 Esas
- Karar no
- 2025/966 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Numarası
- 2016/474 Esas - 2017/762 Karar
- Tarih
- 02/10/2017
- Dava
- İtirazın İptali
Karar Metni
2.934 kelime·15 dk okuma·6 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Bank A.Ş'nin BDDK'nın 26/12/2001 tarihli kararına göre ... Bank A.Ş ile birleştirildiğini, BDDK'nin 15/06/2001 tarihli kararına göre ise ... bank A.Ş ve ... Bankası A.Ş (...bank A.Ş )... bank A.Ş bünyesinde 02/07/2001 tarihinde devren birleştirildiğini, BDDK'nın 20/03/2002 tarihli kararına göre ... Bankası AŞ, ... Bank A.Ş ve ... bank AŞ'nin ... Bank A.Ş ile birleşmesine karar verildiğini, 05/04/2002 tarihinde ... Bankası A.Ş ...
Bank ve ... bank A.Ş'nin ... Bank A.Ş bünyesinde devren birleştirildiğini, müvekkiline devren birleşen ... bank A.Ş ile davalı şirketin arasında akdedilen genel kredi sözleşmesine diğer davalıların kefil olduğunu, sözleşmeye göre edimlerin yerine getirilmemesi nedeniyle hesabın kat edilip Beyoğlu ... Noterliği'nin 23/05/2001 tarihli ihtarının keşide edildiğini, borcun ödenmemesi nedeniyle alacağın tahsili amacıyla İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ...
E. sayılı dosyasında davalılar aleyhine ilamsız icra takibi yapıldığını, borca ve yetkiye itirazlar üzerine takibin durdurulduğunu, itirazın haksız olduğunu belirterek davalıların anılan icra dosyasındaki itirazlarının iptaline, takibin devamına ve alacağın % 40'ı oranındaki icra inkar tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ...'e tebligatın yapılamadığı, zira adı geçen davalının bu dava açılmadan önce 13/08/2014 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır.
Diğer davalılara usulüne uygun tebligat yapılmış ancak herhangi bir savunmada bulunmadığı görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi 02/10/2017 tarih ve 2016/474 Esas - 2017/762 Karar sayılı kararında. "Davaya esas İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı dosyası, Beyoğlu ...
Noterliği'nin 23/05/2001 tarihli kat ihtarı, alacağa esas genel kredi sözleşmesi, bu sözleşme kapsamında gayri nakdi kredi olarak kullandırılan teminat mektupları celbedilip incelenmiş ve konusunda uzman bilirkişi vasıtasıyla tüm dosya kapsamı ve banka kayıtları üzerinde inceleme yapılarak rapor alınmış ve deliller toplanmıştır.
Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı asıl borçlu şirket yararına kullandırılan gümrük teminat mektubu komisyon bedelinden kaynaklanan nakdi alacağın tahsili ve bu gümrük teminat mektubunun güncellenmiş değerinin deposunu sağlamak amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı taraf, davalıların icra dairesinin yetkisine, itirazlarının haksız olduğunu ileri sürmüşse de, icra dosyasındaki itiraz dilekçesi incelendiğinde yetkili icra dairesinin açıkça gösterilmediği, bu nedenle usulüne uygun olarak yapılan yetki itirazının olmadığı kabul edilmiş ve davanın esasına geçilmiştir.
Uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 05/06/2017 tarihli raporda özetle; bankanın teminat mektubu komisyonlarından kaynaklanan nakdi alacağının hesabı neticesinde davacının talebiyle bağlı kalarak 4.174,96 TL asıl, 208,75 TL BSMV, 4.353,04 TL işlemiş faiz, 717,65 TL BSMV ki toplam 19.454,40 TL alacağının bulunduğu, 18.152,00 TL'lik mer'i gümrük teminat mektubunun güncel değerinin de 201.383,77 TL olduğu açıklanmıştır.
Mahkememizce banka kayıtlarının incelenmesi sonucu uzman bilirkişi tarafından düzenlenen gerekçeli ve denetime olanaklı bulunan bilirkişi raporuna itibar edilmiştir. Davacı banka bünyesinde devren birleştirilen ... A.Ş ile dava dışı asıl borçlu ... ...
AŞ arasında 750,000,00 USD ve 3.500,00 TL limitli iki ayrı kredi taahhütnamesinin imzalandığı ve davalıların sözleşmede belirtilen miktar üzerinden müteselsil kefil olduğu, kullandırılan kredi borcunun ödenmemesi ve sözleşmeye aykırı davranılması nedeniyle banka tarafından hesabın kat edildiği ve Beyoğlu ...
Noterliği'nin 23/05/2001 tarihli ihtarnamesinin davalı asıl borçlu şirkete 25/05/2001 tarihinde tebliğ edildiği, diğer davalılara tebliğinin sağlanamadığı, asıl borçlu şirketin verilen süreye nazaran 27/05/2001 tarihinde temerrüde düştüğü tespit edilmiştir.Davaya esas teşkil eden kredi taahhütnamesinin 57. maddesinde temerrüt faizinin nasıl belirleneceğinin açıklandığı ve bu maddede ... banka tarafından bu krediye en son uygulanan kredi faiz oranına %70'inin ilavesi suretiyle bulunacak oranın temerrüt faizi oranı olduğunun ifade edildiği, buna göre temerrüt tarihinde en yüksek kredi faiz oranının yıllık % 100 olduğu,
bu orana %70'inin ilave edilmesi sonucu temerrüt faizinin % 170 oranında olduğu, ancak banka tarafından icra takibinde yıllık % 44 oranında temerrüt faizi istendiğinden taleple bağlılık ilkesi gereğince yıllık % 44 oranında temerrüt faizinin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.
Davaya konu alacak, banka tarafından dava dışı asıl borçlu lehine verilen 1 adet gümrük teminat mektubu komisyon bedellerinden ve mer'i olan bu teminat mektubunun güncel değerinin deposu isteminden oluşmaktadır. Davaya esas genel kredi sözleşmelerinin ''komisyon, vergi ve masraflar'' başlıklı 5. maddesinde, yetkili merciler tarafından saptanan ve sonradan değiştirilecek olan hadlerin en yükseğini seçmemek kaydıyla .... faiz ve komisyon ... uygulanacağı belirtilmiştir.
Bankacılık uygulamasında genel olarak teminat mektuplarına uygulanan komisyon oranının her üç ay için %1 olmak üzere yıllık %4 olduğu ve teminat mektupları için üçer aylık dönemde mektup tutarının %1'i oranındaki bu komisyon oranının ve bunun gider vergisinin istenilmesinin rayiçlere uygun olduğu kabul edilmiştir.Bankanın, teammüllere ve rayiçlere uygun olarak her üç aylık dönemde %1 oranında komisyon alması gerekirken 30 TL gibi yüksek bir komisyon istediği anlaşılmaktadır.
Bu kadar yüksek oranda komisyon istenebilmesi için müşterinin veya komisyon ödeyecek kimsenin bunu bilmesi ve icazet vermesi gerekmektedir.
Bu nedenle asgari 30 TL'lik komisyon talep edilebilmesi için bu durumu belirtir bir yazının davalıya tebliği veya herhangi bir şekilde bildiriminin yapılmasının zorunlu olduğu ancak davacı bankanın bu orandaki komisyon uygulamasıyla ilgili davalı tarafa bir bildirim yaptığına ilişkin bir belgenin ya da başka herhangi bir delilin bulunmadığı anlaşıldığından 30 TL'lik komisyon uygulamasının haksız ve yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Kaldı ki, davacı banka tarafından 21.03.2006 tarihli yazıyla meri teminat riski bulunan firmalara uygulanacak komisyon oranının 01.05.2002 tarihinden geçerli olmak üzere yıllık %2, devrevi minimum 30 TL olduğunun açıklandığı ve davacı tarafından da 30 TL üzerinden hesaplama yapılarak talepte bulunulduğu ancak bu miktardaki komisyon oranının uygulanması halinde komisyon bedellerinin fahiş miktarlara ulaştığı, bedeli dahi 30 TL olmayan bir teminat mektubu için 30 TL'lik komisyon istenmesinin haklı ve yerinde olmadığı, karşı tarafın rızası olmadan bu oranda komisyonun istenmesinin mümkün bulunmadığı,
taraflar arasındaki sözleşmenin 5. maddesinde, yetkili merciler tarafından saptanan ve sonradan değiştirilecek olan hadlerin en yükseğini seçmemek kaydıyla komisyon uygulanacağının hüküm altına alındığı, komisyon oranlarına ilişkin 21.03.2006 tarihli yazının davalılara tebliğine ilişkin bir belge sunulmadığı gibi ülke koşulları dikkate alındığında ciddi bir ekonomik kriz olmadığı halde bankanın tek taraflı olarak komisyon oranını fahiş miktarda arttırma yetkisinin olduğunun kabul edilemeyeceği aksi halde sözleşmedeki yetkinin kötüye kullanılması durumunun gerçekleşip dürüstlük kurallarına aykırılık oluşturacağı,
bankacılık teamüllerine göre teminat mektuplarına 3'er aylık dönemlerde %1 ve buna göre yıllık %4 oranında komisyon uygulanması gerektiği, ancak bankanın komisyon oranlarına ilişkin yazı içeriğinde 01.05.2002 tarihinden geçerli olmak üzere yıllık %2 denildiğinden 01.05.2002 tarihine kadar bankacılık teamüllerine uygun yıllık %4, bu tarihten itibaren de bankanın talebiyle ve yazı içeriğinde belirttiği oranla bağlı kalınarak yllık %2 oranında uygulama yapılması gerektiği kabul edilmiş ve dosyada mevcut bulunan Mahkememizce itibar edilen raporda, takip tarihi itibarıyla bankanın komisyon alacağı hesaplanmıştır.
Bu hesaplama neticesinde sonuç olarak bankanın teminat mektubu komisyon bedellerinden kaynaklanan nakdi alacağının takip tarihi itibarıyla 23.546,43 TL asıl alacağının olduğu ancak bankanın takip tarihinde 4.174,96 TL asıl alacak istediği gözetildiğinde taleple bağlılık ilgili gözetilince asıl alacağının bu miktarda olduğu kabul edilmiş ve 208,75 TL BSMV, 14.353,04 TL işlemiş faiz , 717,65 TL faizin gider vergisi ki toplam 19.454,40 TL olduğu anlaşıldığından davalı ...A:Ş ve ...'in nakdi alacak yönünden icra dosyasındaki itirazının bu miktar için haksız olduğu kabul edilmiştir.
Takip talebindeki gayrinakdi alacağa esas bedel ise meri olan teminat mektubudur. Davacı teminat mektubunun güncel değerini istemektedir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 7. maddesinde gayrinakdi alacağın deposunun istenebileceği, kefalet başlıklı 15. maddesinde de kefillerinde bu borçtan sorumlu oldukları hususunda açık düzenleme olduğundan gayrinakdi alacaktan asıl borçlu ile birlikte kefalet limiti dahilinde müteselsil kefil olan davalıların da sorumlu olduğu kabul edilmiştir.
Teminat mektuplarında mektup metninde yazan miktar ne ise o miktarın deposu istenebilir ancak dava konusu teminat mektuplarının gümrük teminat mektupları olduğu anlaşıldığından farklı durum arzettikleri kabul edilmiştir. Teminat mektubu metninde yazılı olan alacak, hesabın kat edilmesiyle birlikte istenebilir/muaccel hale gelmektedir. Teminat mektubu bedeli 18.152,00 TL olsa da banka tarafından teminat mektubu bedelinin 201.409,20 TL' sinin güncel değeri istenmiştir.
Dava konusu olan ... nolu 28/05/1997 tarihli gümrük teminat mektubunda, ".... İthali yapılan eşya için gümrük vergisi ve fon ile katma değer vergisi için tahakkuk ettirilen 19.196,684 TL ( banka tarafından bu miktarın 18.152,00 TL' si talep edilmektedir.) sini bankanın borçluyla birlikte müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla zamin olduğunu....
Gümrük idaresince vuku bulacak ilk yazılı talep üzerine yeni bir ihtarname keşidesine, hüküm ihtihsaline ve borçlunun rızasını almaya gerek kalmaksızın gümrük idaresinin alacağını derhal ödemeye, teminatın verildiği tarih ile paraya çevrildiği tarih arasında geçen günlere ait kanuni faiz ve gecikme zammını da müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla ödenmesinin" kabul ve taahhüt edildiği ifade edilmiştir.
Mektubun metni ile bağlı kalındığında diğer teminat mektuplarında farklı olarak mektup metninde yazan bedel dışında gecikme zammının istenebileceği zira bu hususun teminat mektubu içeriğinden açıkça anlaşıldığı ancak yine mektup metninde belirtilen kanuni faizin istenmesinin mümkün bulunmadığı, kanuni faiz istenebilmesi için bankanın tazmin talebine rağmen mektup bedelini ödemede gecikmesinin zorunlu olduğu oysa gümrük idaresince mektubun tazmin isteminin ileri sürülmediği, zira mektubun meri olduğu,
dolayısıyla bankanın da tazminde gecikmesinin söz konusu olmadığı anlaşılmakla, istenen mektup bedeli ve gecikme zammından oluşan miktar üzerinden deposu gereken gayrinakdi alacağın tespitinin zorunlu olduğu kabul edilmiştir.
Dosyada mevcut bulunan raporda, teminat mektubunun bedeli ve vade tarihi dikkate alınarak gecikme zammı oranlarının uygulanması sonucu mektubun 18.152,00 TL bedelli olduğu, gecikme zammının da 183.231,77 TL olup toplam bedelin 201.383,77 TL miktarında bulunduğu, bu miktarın teminat mektubunun istenebilir güncel değerini oluşturduğu kanaatine varılmıştır. Yukarıda açıklandığı şekilde davalılar ....
A.Ş ve ...'in icra dosyasındaki itirazının, nakdi alacak yönünden,19.454,40 TL gayrinakdi alacak yönünden de toplam 201.383,77 TL için haksız olduğu kabul edilmiş, gayrinakdi alacağın güncel değeri olan 43,75 TL'nin de davalılar tarafından deposu gerektiği zira sözleşmelerde müteselsil kefil olan davalının kefalet limiti dahilinde bulunan bu miktarlardan sorumlu olduğu kanaatine varılarak davanın kısmen kabulü yönünde aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Takip konusu alacağın kredi sözleşmesinden kaynaklanıp likit olduğu anlaşılmakla kabul edilen nakdi alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının da davalıdan alınarak davacıya verilmesi gerekmiştir.
Davalı ...'in bu dava açılmadan önce 13/08/2014 tarihinde vefat ettiği anlaşıldığından ölüye karşı dava açılması mümkün bulunmadığından bu davalı hakkındaki davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekmiş, açıklanan nedenlerle vefat eden davalı ... hakkındaki davanın ölüye karşı dava açılamayacağından reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın da kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile,
''Davacı tarafından davalı ... 'e karşı açılan davada, davalı ...'in iş bu dava açılmadan önce vefat ettiği anlaşıldığından ölüye karşı dava açılamayacağından bu davalıya karşı açılan davanın bu nedenle REDDİNE, Davacının diğer davalılar Yağ San. Ve Tic. A.Ş ve ...' e karşı açtığı davanın KISMEN KABULÜNE,Davalıların istanbul ...icra müdürlüğünün ... E.sayılı dosyasındaki itirazlarının, Maddi alacak yönünden.
4.174,96 TL asıl, 208,75 TL BSMV, 14.353,04 TL işlemiş faiz, 717,65 TL BSMV ki toplam 19.454,40 TL için İPTALİNE,Asıl alacak 4.174,96 TL'ye takip tarihinden itibaren yıllık % 44 oranında temerrüt faizi ve faizin % 5' i oranındaki gider vergisinin uygulanmasına, Gayri nakdi alacak yönünden.
Bir adet teminat mektubu bedelinin güncellenmiş değeri olan 201.383,77 TL gayrinakdi alacağın davacı bankanın merkez şubesinde faiz getirmeyen bir hesapta davalılarca depo edilmesini teminen takibin devamına,Kabul edilen nakdi alacağın % 20'si olan 3.890,88 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Gayri nakdi alacak yönünden fazla istemin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle. Asıl Kredi borçlusu ... ile kefillerinin kredi borçlusu ve müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları Genel Kredi Sözleşmesindeki edimlerinin yerine getirmemeleri, ... Yağ San ve Tic.
A.Ş.'nin lehdarı olduğu teminat mektuplarından doğan komisyon borçlarını ödememeleri üzerine borçlulara, hesapların kat edildiğini ve borcun ödenmesi ihtarını içerir Beyoğlu ...Noterliği'nin 23.05.2001 tarih ve ... yevmiye nolun ihtarnamesi keşide edildiğini; ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine ...İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası ile asıl kredi borçlusu ... Yağ San. Ve Tic. A.Ş. İle müşterek borçlu müteselsil kefilleri ... San. Tic.
A.Ş., ... ve ... aleyhine icra takibi başlatıldığını; ... Yağ San. Ve Tic. A.Ş., ... ve ... tarafından borca ve ferilerine itiraz edildiğini, Bankaca açılan, İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/474E. 2017/762K. Sayılı itirazın iptali davasında, "davanın kısmen kabulüne" karar verildiğini, Asıl Kredi borçlusu ...
İle kefillerinin kredi borçlusu ve müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları Genel Kredi Sözleşmesindeki edimlerinin yerine getirmemeleri, ... Yağ San ve Tic.
A.Ş.'nin lehdarı olduğu teminat mektuplarından doğan komisyon borçlarını ödememeleri üzerine borçlulara, hesapların kat edildiğini ve borcun ödenmesi ihtarını içerir Beyoğlu ...Noterliği'nin 23.05.2001 tarih ve ... yevmiye nolun ihtarnamesi keşide edildiğini; ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine ...İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası ile asıl kredi borçlusu ... Yağ San. Ve Tic. A.Ş. İle müşterek borçlu müteselsil kefilleri ... San. Tic.
A.Ş., ... ve ... aleyhine icra takibi başlatılmıştır. ... Tic. A.Ş., ... ve ... tarafından borca ve ferilerine itiraz edildiğini, Bankaca açılan, İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/474E. 2017/762K. Sayılı itirazın iptali davasında, "davanın kısmen kabulüne" karar verildiğini ancak alacaklarının, icra inkar tazminatı yönünden eksik olup bu nedenle kararın düzeltilmesi gerektiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/19-906E. 2017/778K.
Sayılı ilamında; “ (…) takibin devamına, likit alacak nedeniyle %20 oranında tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. İİK md 67/2’de icra inkar tazminatı oranının %40’tan %20’ye düşürülmesi nedeniyle uygulanacak icra inkar tazminatı oranlarının icra takip tarihleri itibariyle gözetilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, davanın temelini oluşturan icra takibi anılan yasa değişikliğinin yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihinden önce yapıldığına göre, maddi hukuka ilişkin İİK md 67/2’de değişiklikten önceki durumu itibariyle %40’tan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.(…)” şeklinde hüküm kurulduğunu, Ancak; dava konusu takip tarihi 07.12.2011 olmasına rağmen, icra inkar tazminatı belirlenirken %40 oranı üzerinden hesaplama yapılması gerekirken %20 oranı üzerinden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu;
bu nedenle Yerel Mahkeme kararı kaldırılarak, talepleri doğrultusunda davanın tümüyle kabulü gerektiğini, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah ettiğimiz üzere, istinaf dilekçesi ile belirttiğimiz gerekçelerle, Yerel Mahkemenin 2016/474E.
2017/762K. sayılı 02.10.2017 tarihli kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve talebimiz doğrultusunda icra inkar tazminatının %40 oranı üzerinden hesaplanarak “davanın tümüyle kabulüne” karar verilmesi, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini saygıyla ve vekaleten arz ve talep ederim.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacı tarafından davalı ... 'e karşı açılan davada, davalı ...'in iş bu dava açılmadan önce vefat ettiği anlaşıldığından ölüye karşı dava açılamayacağından bu davalıya karşı açılan davanın bu nedenle reddine, davacının diğer davalılar ... San. Ve Tic. A.Ş ve ...' e karşı açtığı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece verilen karara karşı davacı vekili tarafından % 40 icra inkar tazminatı hükmedilmesi gerekirken % 20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunda bulunmuştur.
6352 sayılı Kanun ile değişik 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen icra inkar tazminatı oranının %40'tan %20'ye düşürülmesi nedeniyle uygulanacak icra inkar tazminatı oranlarının takip tarihi itibariyle gözetilmesi gerekir.
Somut uyuşmazlığa konu davanın temelini oluşturan icra takibi anılan Kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihinden önce başlatıldığına göre maddi hukuka ilişkin 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki değişiklikten önceki duruma göre %40'tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş olması bozmayı gerektirir.
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 19/04/2017 tarih, 2017/19-906 esas ve 2017/778 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/11/2023 tarih, 2022/4492 esas ve 2023/6510 karar sayılı ilamı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 17/02/2014 tarih,
2014/315 esas ve 2014/3052 karar sayılı ilamı) Yukarıda belirtilen içtihatlar ışığında somut olaya dönüldüğünde dava konusu icra takibinin 07/12/2011 tarihinde yasa değişikliğinden önce başlatılmış olması sebebiyle Mahkemece hüküm altına alınan alacak üzerinden %40'tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş olması isabetli olmamış, davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmüştür.
Sonuç olarak, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dairemizce yeniden hüküm kurulmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince kabul edilen nakti alacak miktarı üzerinden hesaplanan 1.328,93 TL nispi karar harcının davalılar ... Yağ San. Ve Tic. A.Ş ve ...'den tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince kabul edilen gayri nakdi alacak yönünden 615,40 TL maktu karar harcının davalılar ... Yağ San. Ve Tic.
A.Ş ve ...'den tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen nakdi alacak miktarı üzerinden hesaplanan 2.334,53 TL nispi vekalet ücreti ile kabul edilen gayrinakdi alacak miktarı üzerinden hesaplanan 1.980,00 TL maktu vekalet ücreti toplamı 4.314,53 TL vekalet ücretinin davalılar ... San. Ve Tic.
A.Ş ve ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan toplam 877,00 TL yargılama giderinin davalılar ... San. Ve Tic. A.Ş ve ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN
8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı harçtan muaf olduğundan ve harç yatırılmadığından harç alınmasına yer olmadığına,9-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 2.090,00 TL giderin davalılar ... Yağ San. Ve Tic. A.Ş ve ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, 10-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,11-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/06/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2025/1007, K. 2025/966, 12 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama