KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Haziran 2025
- Dosya no
- 2025/1040 Esas
- Karar no
- 2025/1036 Karar
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas no
- 2024/430 Esas - 2024/870 Karar
- Tarihi
- 18/12/2024
- Dava
- Zayi Belgesi Verilmesi
Karar Metni
1.895 kelime·9 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri, müteveffa ...’in çocukları olduğunu, ...'in, 3/2/1987 yılındaki ölümünden önce.
1983 yılı Ekim Ayında dönemin Halkçı Parti Genel Başkanı ile Anavatan Partisi Genel Başkanı arasında yapılmış bir televizyon tartışması ile simgeleşen Boğaziçi Köprüsünün satılması tartışmalarının sürdüğü dönemde, 1985 yılında Boğaziçi Köprüsü, Keban Barajı ve Atatürk Barajı’nın senetlerinden edindiğini, bu hisseler, 2/1/1986 günü işleme açılan İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören ilk senetler arasında yer aldığını, ...’in mirasçıları konumundaki müvekkillerinin, 17/3/2008 tarihinden itibaren (dönemin) Hazine Müsteşarlığı, Merkez Bankası, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ve ...
Bankası ile yazışmalar yaptıklarını, bunun gerekmesinin sebebi, ...’in edinmiş olduğu senetlerin ne rahmetli eşinin ne de çocukları olan müvekkillerinin eline geçmediğini, senetlerin nerede olduğu ... dışında ailesinin geri kalanı tarafından bilinmediğinden ...in son yıllarında kendisinden öğrenilemediği gibi, ölümünden sonra da tüm aramalara rağmen bulunamadıklarını ileri sürerek dilekçesinde bildirmiş olduğu diğer nedenlerle; senetle ilgili olarak bir zayi belgesi verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi 18/12/2024 tarih ve 2024/430 Esas - 2024/870 Karar sayılı kararında;".......Talep edenin zayi olduğunu ileri sürdüğü gelir ortaklığı senedi 6102 sayılı TTK 'nun 645 ve devamı maddeleri uyarınca kıymetli evrak niteliğinde olup, TTK'nın 651/2 mad. Uyarınca kıymetli evrakın zayi olduğu iddiası ile senedin iptaline karar verilmesinin ancak senet üzerinde hak sahibi olan kişi talep edebilir.
Somut olayda davacılar müteveffa muris ...'in ... bankası aracılığıyla 1985 yılında ihraç edilen Boğaziçi Köprüsü Hisse senedi, Keban Barajı Hisse senedi ve Atatürk barajı hisse senetleri olmak üzere menkul kıymet satım aldığını ancak bu hisse senetlerinin zayi olduğunu ileri sürmüş ise de ... bankasına yazılan müzekkereye verilen cevapta gelir ortaklığı senetlerinin genel zaman aşımı süresine tabi olup, vade tarihinden itibaren 10 yıldan fazla zaman geçtiğinden zaman aşımına uğradığını müteveffa ...'in banka nezdinde kaydının bulunmadığına dair cevap verildiği,
talep eden tarafça Müteveffa ...'e ait cari hesap defteri suretinin sunulduğu ancak bu evrakın hisse senetlerinin varlığını ispata elverişli olmadığı, hisse senetlerinin varlığı ve zayi olduğuna ilişkin somut bir delil sunulmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. " Gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil ... ve kızkardeşlerinin, müteveffa ...’in çocukları olduğunu, ...'in, 03/02/1987 tarihindeki ölümünden önce, 1983 Ekim ayında dönemin Halkçı Parti Genel Başkanı ile Anavatan Partisi Genel Başkanı arasında yapılmış bir televizyon tartışması ile simgeleşen Boğaziçi Köprüsünün satılması tartışmalarının sürdüğü dönemde, 1985 yılında Boğaziçi Köprüsü, Keban Barajı ve Atatürk Barajının senetlerinden edindiğini, 1985 yılında çıkarılan işbu senetlerin, 02/01/1986 günü işleme açılan İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören ilk senetler arasında yer aldığını,
12/02/1986 Boğaziçi Köprüsü ve Keban Barajı senetlerinin faize dair tüm belirsizliğe karşın bir gün içinde satıldığını, 16/06/1986 tarihinde Başbakan'ın Atatürk Barajı tünellerinin açılması töreninde Keban ve Boğaz Köprüsü senetlerinin satışından o günün 200 Milyar Lirası kadar gelir elde edildiğini ve bu gelirle toplamda 13 projenin hızlandırıldığını açıkladığını, ardından bu kez 29/07/1986 (B) Tertibi Boğaziçi Köprüsü Keban Barajı senetleri satışı yapıldığını ve üç yıl vadeli bu senetlerin 500 bin adet 100 bin liralık, 60 bin adet 500 bin liralık ve 20 bin adet 1 milyon liralık küpürden oluştuğunu,
bu senetlerden satın alanların Eylül 2006 itibarı ile halen köprü gelirlerinden pay alma hakkına sahip bulunduklarını, rahmetli ...’in edinmiş olduğu senetleri evinde muhafaza etme zorunluluğunun sadece eşi ile paylaşıldığını ve hatta eşine de evde sakladığı yeri belli bir süre hiç sormamış olduğunu, eşinin de senetleri sakladığı yeri en nihayetinde unutmuş olması sonucu, söz konusu senetlerin zayi olduğunu, mahkemede zayi davası açılabileceğinden ve işbu davanın açılabileceği süreden senetlerin kaybolduğu dönemde bihaber olan müvekkillerin, senetleri evde saklayan annelerinin de ölümünden sonra,
evde takriben 2007 yılında babalarının banka hesap cüzdanını bulduklarını ve 17/03/2008 tarihinden itibaren müvekkil ... (dönemin) Hazine Müsteşarlığı, Merkez Bankası, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ve ... Bankası ile yazışmalar yaptığını, müvekkil ...'in ...
Bankasına bu hisselerin akıbetini 2018 yılında sorduğunu, bankanın 02/03/2018 tarihli cevabında senetlerin hisse senedi değil gelir ortaklığı senedi olduğunun açıklandığını, bu kıymetlerin üzerlerinde yazılı vadeleri boyunca ilgili kamu kurumlarının yalnızca belli yıllara ait gelirlerine ortaklık hakkı sağlamış olduğu, bu kamu kurum ve kuruluşlarının mülkiyetlerine ilişkin yatırımcılara bir hak sağlamamakta olduğu gözlemi paylaşılarak; kıymetlerin ödenmesi gerektiği tarihten itibaren faizlerinin 5 yıl; anaparalarının ise 10 yıl sonra Hazine lehine zamanaşımına uğradığı;
ihraç tarihinden itibaren 1, 2, 3 veya 5 yıl içerisinde itfa olan Gelir Ortaklığı senetlerinin ise 2001 yılı itibarı ile zamanaşımına uğrayan ancak dönemin Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı tarafından teslim alınmayan fiziki Gelir Ortaklığı Senetlerinin imha edildiği, banka arşivinde bu gelir ortaklığı senetlerinin bulunmadığı, hak sahipleri tarafından alınmayan gelirlerin ise zamanaşımı göz önüne alınarak 2002 yılında ...
Bankası Ankara Merkez Şubesinden TMSF’ye gelir kaydedilmek üzere T.C Merkez Bankasına devredildiğinin anlaşıldığını, konu ile ilgili olarak müvekkil ... huzurdaki Zayi Davasını açmadan önce; müvekkillerin İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2019/257 Esas sayılı bir dava açtıklarını ve yakın zamanda işbu davanın Yargıtay aşamasının sonuçlanmış olduğunun anlaşıldığını, Yargıtay ilâmının henüz ellerine geçmediğini, Yargıtay’ın müvekkillerin tezlerine hak vermediği ve dava konusu olaydaki senetlerin “ibraz edilmekle” bir anlam kazanacağı düşüncesinde olduğunun akla en yatkın çıkarım olduğunu,Somut olayda “ibraz”ın mümkün olmadığını,
müvekkillerin -bugün rahmetli olan- anneleriyle birlikte senetleri olabilecek her yerde aradıklarını ancak bulamadıklarını, dolayısıyla, senetlerle ilgili olarak bir “Zayi Belgesi” verilmesinin artık zaruri hale gelmiş bulunduğunu, yerel mahkemenin 30/09/2024 tarihli 1 numaralı celsede, taraflarınca ...
Bankası ve diğer ilgili kurumlarla dava konusu çerçevesinde müvekkil taraflarca yapılmış tüm yazışmaların dosyaya sunulmasını talep ettiklerini, bu talebin gereğini celse arasında 22/10/2024 tarihinde yerine getirdiklerini, ancak en başından beri işbu Zayi Davasını süresinde açamadıkları ve zamanaşımının söz konusu olabileceği noktasında uyardıkları halde tam da “Zamanaşımı” konusu ile ilgilenmemelerinde kendilerine salık veren mahkemenin 18/12/2024 tarihli celsede davanın kabulü ile esasına geçilmesini bekledikleri bir noktada davalarının reddedildiğini, bu reddin gerekçesi olarak da ...
Bankasının tezi olan ve kendilerinin de Mahkemeyi en başından uyardıkları “Zamanaşımı” gerekçesi ile dosyaya sundukları ve Hâkimin fiziken de incelediği müvekkil ...’in babası ...’e ait cari hesap defteri suretinin hisse senetlerinin var olmuş olduğuna ve Zayi olduklarını ispata elverişli olmadığı dolayısıyla iddiaya ilişkin somut bir delil sunulmadığının anlaşılmasını gösterdiğini, HMK Madde 31 gereği davayı aydınlatmakla görevli olan Hâkimlerin görevinin işbu “Davayı Aydınlatma” kısmının içerisine, özellikle dava konusu ile ilgili kurumlarla yapılmış yazışmalar da delil olarak sunulduktan sonra,
davanın haklı olduğu bariz iken davayı kabul etmek, davacının talebini yerine getirmek, somut olaydaki gibi bir durumda Zayi Belgesi verilmesine karar vermek veya gelinen herhangi bir aşamada bu talebi bir an için kabul etmeyecekse bile,
konunun aydınlatılması için -dava sürecinde talep de edilmiş olan- Banka Arşivinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesi gerektiğini, yerel mahkemenin dava konusunun kamuoyunda yaratacağı dalgalanmayı da hesaba kattığını ve öncesinde müvekkili o yönden rahatlattığını, ancak yazışmaları dosyaya sunduklarında zamanaşımının hukuki olarak en nihayetinde konforlu bir argüman olduğuna birden kanaat getirdiğini, hiçbir karar vermese dahi, bu da çok yerinde olmayacağı için davanın reddine karar verdiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davacıların murisi ...’in 1985 yılında ...
Bankası Şehremini Şubesi'nde hesap açarak Boğaziçi Köprüsü, Keban Barajı ve Atatürk Barajı hisse senetlerini satın aldığını, 1987’de vefat ettiğini, ...’in edinmiş olduğu senetlerin mirasçıları eline geçmediğini, senetlerin nerede olduğu ... dışında ailesinin geri kalanı tarafından bilinmediğinden zayi olduğu iddia ederek zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Uyap sisteminden yapılan inceleme sonucunda, eldeki davanın davacıları tarafından dava dışı ... Bankası A.Ş. 'ye karşı İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/257 Esas sayılı dosyası ile. Babaları merhum ...'in 1985 yılında ...
Bankası Şehremini Şubesi'nde hesap açarak Boğaziçi Köprüsü, Keban Barajı ve Atatürk Barajı hisse senetlerini satın aldığını, 1987’de vefat ettiğini, bankanın bu menkul kıymetleri zaman aşımı nedeniyle ilgili devlet kurumlarına devrettiğini, devlet kurumlarının ise alacakların zamanaşımına uğradığını bildirdiğini, bu durumun anayasal hak ihlali oluşturduğunu ileri sürerek menkul kıymet ve alacaklarının tespiti ile güncel değerinin hesaplanarak ödenmesi talebiyle tazminat davası açıldığı,
mahkemece yapılan yargılama sonucunda 27/05/2021Tarih ve 2019/257 Esas - 2021/427 Karar sayılı kararı ile;''...Miras bırakan ...’e ait hesap cüzdanı fotokopisinden menkul kıymet kaydının 12.08.1985 tarihli olduğu, 10 yıllık saklama süresinin 1995 yılında dolması nedeniyle ilgili belge ve kayıtların ibraz edilemediği, davacıların alacaklı olup olmadığının bilirkişi tarafından tespit edilemediği, gelir ortaklığı senetlerinin hamiline yazılı olup fiziken alıcılara teslim edildiği, davalı bankada bu senetlere ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı, 1995 yılında zamanaşımına uğrayan senetlerin TMSF’ye devredildiği,
bankanın sadece satışa ve ödeme aracılığı yaptığı,'' gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş, istinaf incelemesinin Dairemizce yapıldığı, Dairemizin 28/03/2024 Tarih ve 2021/2336 Esas - 2024/586 Karar sayılı kararımız ile;'' Davacıların varlığını iddia ettikleri Gelir Ortaklığı Senetlerinin 1985 yılında T.C.
Başbakanlık Toplu Konut İdaresi tarafından hamiline olarak çıkarılmış Devlet İç Borçlanma Senedi niteliğinde menkul kıymetler olduğu, ilgili mevzuatı gereğince bu menkul kıymetlere hamil sıfatıyla sahip olan kişilere yapılması gereken gelir payı ve anapara ödemelerinin ise ödeme vadeleri geldiğinde bu kupon ve senet asıllarının satışa aracılık yapan bankalara ibrazı ile mümkün olduğu,
Devlet İç Borçlanma Senedi niteliğinde olan Gelir Ortaklığı Senetlerinin bankalar aracılığı ile satışa sunulduğu ve senetlerin fiziki olarak alıcılara teslim edilip satış bedellerinin Kamu Ortaklığı Fonu adına tahsil edilerek Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresinin hesabına aktarıldığı, ödeme tarihlerinde ilgili ödeme kuponlarının vadesi dolduğunda ise esas senedin satışa aracılık eden bankaya fiziken ibrazı karşılığında aynı bankalar tarafından Kamu Ortaklığı Fonu namına ve hesabına ödemede aracılık yapıldığı,
davacıların murisi ... adına davalı banka tarafından düzenlenmiş ve davacılar tarafından asılları ibraz edilemeyen Gelir Ortaklığı Senetlerinin davalı banka tarafından müşteri adına saklandığına ilişkin herhangi bir emanet sözleşmesi, emanet hesap cüzdanı ya da emanet makbuzun ibraz edilmediği, dava konusu Gelir Ortaklığı Senetlerinin hamiline olarak çıkarıldığı,
menkul kıymetlerin satışına aracılık yapan davalı banka tarafından müşteriye fiziki olarak teslim edildiği ve banka nezdinde saklanmadığı da nazara alındığında, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği,'' gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve bu karara karşı davacılar vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuş,
Yargıtay 11 HD.'nin 17.03.2025 tarih ve 2024/3611 Esas - 2025/1853 Karar sayılı kararı ile davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafça, zayi belgesi verilmesi istenilen hisse senetlerinin ne şekilde ve ne zaman zayi olduğuna dair somut bir kanıt sunulmamıştır.
Yukarıdaki açıklamalar ve dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Yukarıda açıklanan gerekçelerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2025/1040, K. 2025/1036, 19 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama