KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 6 Şubat 2025
- Dosya no
- 2025/108 Esas
- Karar no
- 2025/174 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Numarası
- 2024/155 Esas- 2024/690 Karar
- Tarih
- 19/09/2024
- Dava
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
Karar Metni
1.402 kelime·7 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkilleri tarafından davalıya tevdi edilen kambiyo senetleri bedelsiz kalmasına rağmen, davalı yanca müvekkilleri hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, aynı borç ilişkisi ile ilgili olarak davalı tarafından ayrıca İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ve İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı dosyaları ile mükerrer icra takiplerinin yapıldığını, bedelsiz senedi kullanma suçu ile ilgili Cumhuriyet Savcılığı nezdinde her türlü şikayet haklarını saklı tuttuklarını, takibe konu borcun müvekkilleri tarafından gerek nakit olarak, gerekse kıymetli evrak tevdii suretiyle tediye edildiğini, müvekkillerinin davacıya borcunun olmadığını beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkillerinin İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, haksız icra takibi nedeniyle % 20’den aşağı olmamak üzere hükmedilecek tazminatın davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı tarafın kanuna ve usule uygun olarak zorunlu arabulucuya başvurmadığını, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 116. maddesinde sayılan ilk itiraz nedenlerinin tümünü tekrar ettiklerini, davacı tarafın iddia etmiş olduğu hususların, yasal dayanaktan yoksun, somut bir delile dayanmayan ve tamamen soyut iddialardan ibaret olduğunu, icra takipleri arasında herhangi bir mükerrerlik bulunmadığını, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ...
E. sayılı dosyasına dayanak senetler, İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına dayanak senet, İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına dayanak senet, İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına dayanak senede istinaden açılan icra takibi yetkisizlikle kapatılmış olup, işbu dosyanın İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı dosyası üzerinden devam ettiğini, davacı ... hakkında açık bulunan 3 adet icra takibi, diğer davacı Meryem hakkında ise açılmış bulunan 1 adet icra takibinin bulunduğunu, işbu takibe dayanak senetlerin ise vadeleri ve miktarlarının tamamen farklı olduğunu, icra takibine konu her senedin vadesi geldiğinde açıldığını, davacıların mükerrer takip iddiasını, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde icra müdürlüğüne ileri sürmesi gerektiğini, davacılar tarafından bugüne dek hiçbir icra dosyasına ödeme yapılmadığını, davacıların, müvekkili ile aralarındaki temel borç ilişkisini kabul ettiğini,
davacıların senetlerdeki imzayı ve borcun varlığını inkar etmediklerini, senedin bedelsizliğine ilişkin iddianın yazılı delillerle ispatlanması gerektiğini beyanla haksız ve mesnetsiz ikame edilen işbu davanın reddine, davacılar aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi'nin 19/09/2024 tarih, 2024/155 Esas ve 2024/690 Karar sayılı kararında.
"6102 sayılı TTK'nun 5/A-1. maddesinde;"(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır."(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde,
yine 7155 sayılı Kanun'un 23.maddesi ile eklenen 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-1.ve 2. Maddesinde;"(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır.
Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir.
Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklinde, 6100 sayılı HMK'nun 114/2.maddesinde;" (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." şeklinde, HMK'nun 115/1.ve 2. maddesinde;" (1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır.
Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder." şeklinde düzenlemeler yapılmıştır.
Davacı tarafça dava açarken arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemediği gibi Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının da anlaşılamaması nedeniyle, mahkememizce davacı vekiline arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin arabuluculuk son tutanağı aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini mahkememize sunmak üzere bir haftalık kesin süre verildiği,
bu kesin süre içerisinde arabuluculuk son tutanağı aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkememize sunulmaması halinde davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verileceği hususunun ihtar edildiği, kesin süreleri içerir ihtarın davacı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edildiği,
davacı tarafça süresi içerisinde arabuluculuğa başvurduklarını ve arabuluculuk başvuru formunu Mahkememize sunduğu ancak, davadan, görevsizlik nedeniyle dosyanın mahkememize gelmesinden ve söz konusu ihtar tarihinden sonra arabuluculuğa başvurduğu anlaşılmakla, davanın HMK'nun 115. ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile ''Davanın DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Yerel Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, kararı istinaf ettiklerini, dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ve arabuluculuk son tutanağının ilk duruşma günü olan 18.07.2024 tarihinden önce dosyaya ibraz edildiğini, usuli eksiklik ilk duruşmadan önce tamamlandığından davanın usulden reddi kararının hatalı olduğunu, İlk derece mahkemesince eksik inceleme neticesinde hüküm tesis edildiğinden kararın kaldırılmasını talep ettiklerini beyanla İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/155 Esas, 2024/690 Karar sayılı ve 19.09.2024 tarihli usul ve yasaya aykırı kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, kambiyo senedine dayalı takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesine göre TTK'nın 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Somut dava, ticari nitelikli bir menfi tespit davası olduğundan, TTK'nın 5/A maddesi kapsamında arabuluculuk dava şartına tabidir.
6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin 2. fıkrasına göre, davacıya arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın ibrazı için bir haftalık kesin süre verilmesi ve sonucuna göre işlem yapılması, aynı maddenin son cümlesine göre ise, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekir.
Somut olayda davanın arabuluculuğa tabi olduğu, görevsiz İstanbul Anadolu 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 15/09/2023 tarihinde açıldığı, Mahkemece verilen bir haftalık kesin süre içerisinde sunulan arabuluculuk son tutanağı aslının 02/05/2024 tarihinde düzenlendiği ve tutanağa göre arabuluculuğa 16/04/2024 tarihinde yani davanın açılmasından sonra başvurulduğunun anlaşıldığı,
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nda Asliye Ticaret Mahkemelerine görevsizlik kararı ile gönderilen hukuki uyuşmazlıklar bakımından sonradan arabuluculuk dava şartının tamamlanmasını mümkün kılan bir yasal düzenlemenin mevcut olmadığı ve bu hali ile arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden Mahkemece HMK madde 115/2-2. cümle ve 115/3 maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sonucu itibariyle; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2025/108, K. 2025/174, 6 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama