KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2025
- Dosya no
- 2025/434 Esas
- Karar no
- 2025/776 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Numarası
- 2024/370 Esas - 2024/330 Karar
- Tarih
- 12/12/2024
- Dava
- İtirazın İptali
Karar Metni
2.952 kelime·15 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacağına istinaden ... sayılı dosyasında takip başlattıklarını, davalının borca ve ferilerine itiraz ettiğini, dava dilekçesinde belirtilen çeklerden kaynaklanan haklı bir alacağının bulunduğunu, çekler müvekkili aleyhine Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/147 E. Sayılı dosyasıyla çek iptali davası ikame edildiğini, çekler hakkında Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/57 E. Sayılı dosyasıyla tedbir alındığını, müvekkilinin 2 adet çeki bankaya ibraz etmiş olmasına karşın çekler tahsil edilemediğini, mahkeme tarafından haksız çek iptal davasının reddine karar verildiğini,
karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 43. Hukuk Dairesi'nin 2020/1310 E. 2023/860 sayılı kararıyla 21.09.2023 tarihinde kesinleştiğini, davalıların çeklere ve bu çeklerde bulunan imzalara karşı herhangi bir itirazının bulunmadığını, davaya konu çekler müvekkilinin usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu, davalı aleyhine yapılan icra takibinin usul ve yasaya uygun olduğunu, geçerli bir borç ilişkisinin bulunduğunu, davalının borcu sürüncemede bırakma kastı ile hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olarak itirazda bulunduğunu, arabuluculuk Dosya No: ..., 23.05.2024 Tarihli ''anlaşmama son tutanağı'' düzenlendiğini,
ihtiyati haciz taleplerinin bulunduğunu, müvekkilinin hak ve alacaklarının güvence altına alınması için müvekkilinin alacağının tahsilinin ileride imkansız hale gelme ihtimali de dikkate alınarak davalı/borçlu ile ilgili öncelikle teminatsız olarak, mahkemenin aksi kanaatte ise uygun bir teminat mukabilinde ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiklerini, açıklanan nedenlerle, fazlaya dair diğer tüm talep, dava ve şikayet haklarımız saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulüne, davalının icra dosyasına yaptığı reddi ile,
... sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazlarının iptaline ve takibin devamına, ihtiyati haciz talebin öncelikle teminatsız, mahkemeniz aksi kanaatte ise uygun bir miktarda teminat ile kabulüne, dava ve takip konusu alacağın likit olmasından bahisle kötü niyetli davalı/ borçlu aleyhine dava ve takip değerinin % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle. Belirtmek gerekir ki huzurdaki dava her ne kadar itirazın iptali davası olarak açılmışsa da, dava konusu çekler olduğu aslında bir nevi çeke (kambiyo senedine;) dayalı sebepsiz zenginleşme davası mahiyetinde olduğunu, bu durum TTK 732'nci maddede hüküm altına alındığını, işbu maddenin 4. Fıkrasına göre zamanaşımı süresi;
poliçenin zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden tarihten itibaren 1 (bir) yıl olduğunu, huzurdaki dava ve asıl olarak davaya temel dayanak teşkil eden icra takibi çeklerin zamanaşımına uğradığı tarihten itibaren 1 yıllık süre içinde açılmadığını, Bu nedenle huzurdaki davanın zamanaşımından reddinin gerektiğini, davacı yanın müvekkili firmaya karşı icra takibi başlatması ve itiraz sonrasında işbu davayı ikame etmesi çekte sebepsiz zenginleşmeye dayalı bir alacak talebi olduğunu, hamilin yani davacı yanın bir zararı bulunmadığını, davaya konu çekler hakkında ...
A.Ş. Tarafından Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/147 esas sayılı dosyasında çek iptal davasının açıldığını, davaya konu çekler davacı hamile son olarak ...
Şti tarafından ciro edildiğini, şirketin yetkilisi ... tarafından da aval verildiğini, ... hakkında İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/50 Esas, 2022/123 Karar sayılı kararı ile çalınan çeklere ilişkin olarak resmi belgede sahtecilik suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezası verildiğini, davacı yan istinaf aşamasında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine 24/06/2024 tarihli sunmuş olduğu dilekçesi ile şikayetten feragat ettiğini, davacı yanın şikayetten feragat etmiş olması, ... tarafından zararının karşılanmış olması anlamını taşıdığını, müvekkili firmanın davacı aleyhine zenginleşmediğini, Bahse konu çekler ....
A.Ş.'ye verildiğini, meydana gelen hırsızlık sonucu çekler çalındığını,... A.Ş tarafından çek zayi ve çek iptal davaları açıldığın, yargılama aşamasında vadesi zamanında çek bedelleri ... A.Ş'ye ödendiğini, Bu hususun tespiti amacıyla müvekkil firmaların ticari defterleri ile ...
A.Ş ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiğini, dava konusu olayda da yukarıda izah edildiği üzere çek vasfını yitirdiğini, Bu nedenle davacı taraf yalnızca kendinden önceki ciranta yani çeki kendisine veren (ticari ilişkide bulunduğu) ...
Şti'den alacak talebinden bulunabileceğini, huzurdaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, müvekkili firma ile davacı firma arasında ticari ilişkinin bulunmadığını, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/50 Esas, 2022/123 Karar sayılı kararı ile resmi belgede sahtecilik suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezası, Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/6 Esas, 2019/287 Karar sayılı kararı ile resmi belgede sahtecilik suçundan 2 yıl hapis cezası, nitelikli dolandırıcılık suçundan 4 yıl hapis ve 140.000 TL adli para cezası verildiğini, açıklanan nedenlerle,
öncelikle davanın zamanaşımından reddine,mahkeme aksi kanaatte ise pasif husumet yokluğundan usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkil hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi 12/12/2024 tarih ve 2024/370 Esas - 2024/330 Karar sayılı kararında;"Davacı vekili, davacı şirketin çeklerden kaynaklanan alacağına istinaden yapılan ... sayılı dosyasında davalı tarafın itirazının iptalini talep etmiş davalı vekili ise davanın reddini talep etmiştir.Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, ... sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı yapılan inceleme sonucunda; eldeki davanın çeke dayalı sebepsiz zenginleşme davası mahiyetinde olduğu anlaşılmakla, TTK 732'nci madde.
(1) Zamanaşımı sebebiyle veya poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla, düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin hamiline karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar.(2) Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem, muhataba, yerleşim yerli bir poliçeyi ödeyecek olan kimseye ve düzenleyen,
poliçeyi başka bir kişi veya ticari işletme hesabına düzenlemiş olduğu takdirde o kişiye veya ticari işletmeye karşı da ileri sürülebilir.(3) Poliçeden doğan borcu düşmüş olan cirantaya karşı böyle bir istem ileri sürülemez.
(4) Zamanaşımı süresi, poliçenin zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden tarihten itibaren bir yıldır; ispat yükü, sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene aittir, şeklinde düzenlenmiştir.Söz konusu madde gereğince zamanaşımı süresi; poliçenin zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden tarihten itibaren bir yıldır, eldeki davada çeklerin 20/05/2015 ve 20/06/2015 tarihli olduğu anlaşılmakla davaya temel dayanak teşkil eden icra takibi çeklerin zamanaşımına uğradığı ibraz süresinin sona ermesinden sonra üç yıllık sürenin bitiminden itibaren bir yıllık süre içinde açılmamıştır.
Bu nedenle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, yasal koşulları oluşmadığından davacı hakkında tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, ''Davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE, Davacı hakkında tazminata hükmedilmesine yer olmadığına,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle. İlk derece mahkemesinde görülen dava; itirazın iptali davası olup Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/370 Esas, 2024/330 sayılı 21.11.2023 Tarihli kararı ile.
"DAVANIN REDDİNE" karar verildiğini ancak davanın reddine dair karar usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğundan ilk derece mahkemesi hükmüne karşı istinaf yasa yoluna başvurma zaruretinin hasıl olduğunu,Öncelikle ve önemle belirtmek gerekir ki; görülen davanın, ticari alacaktan kaynaklı itirazın iptali davası olduğunu; işbu itirazın iptali davası ilamsız icraya dayanmakla müvekkilimin davalılardan ticari alacağı bulunduğunu; buna karşılık ilk derece mahkemesi huzurdaki iş bu davayı salt çekten kaynaklanan alacak olarak değerlendirdiğini, herhangi bir araştırma yapmaksızın zamanaşımı sebebiyle davanın reddine karar verdiğini;
oysa dava dilekçelerinde belirtildiği üzere itirazın iptali davasına konu olan icra takibinin ilamsız olup kambiyo senetlerine özgü icra takibi olmadığını; mahkemenin herhangi bir araştırma yapmaksızın verdiği karar hakkaniyete aykırı olduğundan istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğunun hasıl olduğunu, İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında; " ..Söz konusu madde gereğince zamanaşımı süresi;
poliçenin zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden yıldan itibaren bir yıldır, eldeki davada çeklerin 20.05.2015 ve 20.06.2015 tarihli olduğu anlaşılmakla davaya temel dayanak teşkil eden icra takibi çeklerin zamanaşımına uğradığı ibraz süresinin sona ermesinden sonra üç yıllık sürenin bitiminden itibaren 1 yıllık süre içerisinde açılmamıştır.
Bu nedenle davanın zamanaşımı yönünden reddine, yasal koşulları oluşmadığından davacı hakkında tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." denmekte olduğunu,İtirazın iptali davasına konu alacağın salt çekten kaynaklanmayıp temelinde müvekkilinin ticari alacağından kaynaklanmakta olduğunu; mahkemenin bu yönde herhangi bir inceleme yapmadan verdiği kararın hakkaniyete aykırı olduğunu; dava dilekçeleriyle birlikte sundukları delil listelerinde tarafların ticari defterleri dayanak olarak gösterilmiş olmakla bu defterlerin incelenmesi gerektiğini; mahkeme kanaatinin aksine;
müvekkilinin alacağı genel hükümlere tabi olup 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, Türk Borçlar Kanunun'da ilgili hükümler incelendiğinde;MADDE 146- Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir MADDE 149- Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar.
Alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hâllerde, zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar.Denmekte olduğunu,Kanun metninden açıkça görüldüğü üzere müvekkilimin ticari alacağı 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup talebimiz doğrultusunda müvekkilim ile borçlular arasındaki ticari ilişkilerinin incelenmesi gerektiğini;
ilamsız icra takibine konu edilen çek müvekkilimin alacağının varlığına delil oluşturmakta, davalı borçluların sebepsiz zenginleştiğini açıkça ortaya koymakta olduğunu, Müvekkilinin basiretli bir tacir olarak üzerine düşen tüm sorumlulukları eksiksiz olarak yerine getirmiş ancak alacağını tahsil edemediğini, Mahkeme kanaatinin aksine çekler süresi içerisinde ibraz edilmiş ancak çekler üzerinde tedbir olduğundan tahsil edilemediğini; işbu çekler ibraz edildiğinde dava dışı ...
Şirketi tarafından müvekkili şirket aleyhine Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/147 E. Sayılı dosyasıyla çek iptali davasının ikame edilmiş, çekler hakkında Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/57 E. Sayılı dosyasıyla tedbir alındığını; bu sebeple müvekkilinin 2 adet çeki bankaya ibraz etmiş olmasına karşın çeklerin tahsil edilemediğini.
İlk derece mahkemesi tarafından müvekkil aleyhine başlatılan haksız çek iptal davasının reddine karar verildiğini, karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 43. Hukuk Dairesi'nin 2020/1310 E. 2023/860 sayılı kararıyla 21.09.2023 tarihinde kesinleşmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararında aynen. "Davaya konu çeklerde, düzgün bir ciro silsilesi bulunmaktadır.
Davacı taraf, dosyada bulunan bilgi ve belgelere göre, davalının dava konusu çeki davacının zararına olarak kötü niyetle iktisap etmiş olduğunu ve/veya iktisapta ağır bir kusurunun bulunduğunu ispatlayabilmiş değildir. Dava konusu çekle ilgili zayi nedeniyle iptal davası açılmış olması tek başına , çeki elinde bulunduran davalının çeki kötü niyetle iktisap ettiğini veya iktisapta ağır kusurlu olduğunu göstermez.
Bu haliyle davalının çeki kötü niyetli veya ağır kusurlu olarak iktisap ettiği ispat edilememiştir.
Bu nedenle davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik yoktur." şeklinde hüküm kurduğunu; kesinleşmiş bölge adliye mahkemesi kararı müvekkilinin davalılardan haklı bir alacağı olduğunu göstermiş olup taraflarınca davalı borçlular aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını; davalı borçlu şirketlerin haksız itirazıyla müvekkilinin seneler süren hukuk mücadelesi sonucunda hala daha alacağını tahsil edemediğini,Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtildiği üzere; davaya konu çeklerde düzgün bir ciro silsilesi bulunmakla işbu çekler müvekkilim tarafından hukuka uygun olarak iktisap edildiğini;
bu noktada müvekkilinin alacağı hususunda herhangi bir ihtilaf kalmadığı açıkça ortada olmakla bu alacağın icra yoluyla istenmesinin hukukun gereği olduğunu. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama herhangi bir araştırmaya dayanmadığındna müvekkilimin mağdur olmasına, davalı borçluların ise sebepsiz zenginleşmesine yol açtığını,Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yerleşmiş içtihatları bu yönde olup müvekkilimin ilamsız icra takibi yapma hakkı bulunduğunu, T.C.
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 1994/12-347 K. 1994/549 T. 28.9.1994 Kadıköy 1. İcra Tetkik Mercii'nce itirazın kabulüne dair verilen 24.12.1992 gün ve 1992/1049-1164 sayılı kararın incelenmesi davalı alacaklı vekili tarafından istenilmesi üzerine,Yargıtay 12.Hukuk Dairesi'nin 30.9.1993 gün ve 1993/9163- 14360 sayılı ilamı; ( ... Takip dayanağı çek ibrazı tarihinde ödeme yasağı bulunduğundan bahis ile muhatap banka tarafından ödenmemiştir.
Bu durumda yetkili hamil olan Mehmet Aslan'ın icra takibi yapmaya hakkı vardır. Zira yetkili hamili bağlayıcı nitelikte verilmiş bir tedbir karan olmadığı gibi esasen daha sonra ödeme yasağı da kaldırılmıştır.
Bu nedenlerle borçlu isteminin reddi gerekirken kabulü isabetsizdir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.Davalı/borçlular ticari ilişkiye, dava konusu çeklere ve bu çeklerde bulunan imzalara karşı herhangi bir itirazı bulunmadığını,Davalı taraf davaya konu icra takibine yaptığı itirazlarda yalnızca borca itiraz ettiğini; buna karşılık davalı tarafın ticari ilişkiye, çeklere ve çekte bulunan imzalara karşı herhangi bir itirazı bulunmadığını; bu noktada davalı taraf borca itiraz etmesine karşın takibin dayanağı belgeleri açıkça kabul ettiğini;
mahkemece de takdir edileceği üzere davalı taraf kendi içinde çelişmekle aslen borcu kabul etmekte olduğunu,Davalı/borçlular hakkında yapmış olduğumuz icra takibi, usul ve yasaya uygun olduğu gibi temelinde geçerli bir borç ilişkisi mevcuttur. Borçlular tamamen borcu sürüncemede bırakma kastı ile hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olarak itirazda bulunmuş olup borçlunun soyut iddialardan ileri gidemeyen itirazların kabulü mümkün değildir.
Borçluların itiraz sebeplerinin değiştirilmesi ve genişletilmesine muvafakat etmediklerini de baştan bildirdiklerini,Haklılıklarının açıkça belli olması, mağdur taraf olmalarına rağmen; yüzeysel incelemeyle hüküm kurulduğundan uyuşmazlık nedeniyle adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, Mahkemece herhangi bir araştırma yapılmaksızın verilen kararla adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini.
Yerel Mahkemenin işbu kararı usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı olup tarafımızca kabul edilemez nitelikte olduğunu; yargılamada hukuki sorunun çözümü için kullanılan kriterlere baktıklarında da; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olay karmaşıklığı,
delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller ve taraf sayısı gibi kriterler tek tek değerlendirildiğinde söz konusu uyuşmazlık karmaşık olmaktan oldukça uzak ve kısa sürede sonuca gidilebilecek nitelikte iken Yerel Mahkemene nezdinde görülen davanın kabulüne karar verilmesi tarafımızca kabul edilebilir nitelikte değildir. hakkaniyete aykırı işbu kararın kaldırılması ve istinaf yasa yolu başvurumuzun kabulü gerektiğini; mağdur müvekkilinin beklentilerinin en son boşa çıkacağı yerin yargı organları olması gerektiğini,Yukarıda açıklanan nedenler gözetildiğinde.
Yerel Mahkeme, dosyaya sundukları beyanların ve delilleri hiçbirini değerlendirmeden karar verdiğinden işbu haksız ve mesnetsiz kararın kaldırılması gerektiğini; işbu nedenle usul ve yasaya aykırı olarak verilen Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/370 Esas 2024/30, Sayılı dosyada; davanın reddine dair kararının istinaf yasa yolu ile incelenerek ortadan kaldırılması ve yeniden yargılama yapılarak talebimiz doğrultusunda.
DAVANIN KABULÜNE karar verilmesi gerektiğini; diğer tüm talep, dava, şikayet ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuklarını,İleri sürerek, Yukarıda arz ve izah edilen ve re'sen göz önünde bulundurulacak nedenlerden dolayı her türlü talep, şikâyet, dava ve fazlaya ilişkin hakkımız saklı kalmak kaydıyla. Usul ve yasaya aykırı olarak verilen.
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/370 Esas 2024/30, Sayılı dosyada; davanın reddine dair kararının istinaf yasa yolu ile incelenerek ortadan kaldırılması ve yeniden yargılama yapılarak talebimiz doğrultusunda.
DAVANIN KABULÜNE karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte olur ise; özellikle ve öncelikle işbu davanın açılmasına sebebiyet vermeyen müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, kararın vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden ortadan kaldırılmasına karar verilmesini, kötü niyetli davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, İlk derece mahkemesinin kararının icrasının geri bırakılmasına karar verilmesini,yargılama giderleriyle vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacı tarafından davalılar aleyhine çeke dayalı olarak başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız takibe itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Çek yasal süresi içerisinde bankaya ibraz edilmez veya süresinde ibraz edilmesine rağmen zamanaşımı süresi içerisinde tahsili talep edilmez ise, TTK'nun 808. maddesi uyarınca hamil, kambiyo hukukuna dayalı müracaat hakkını kaybeder. Bu durumda hamil, TTK'nun 818/1-m bendi atfı ile TTK'nun 732. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde keşideciye başvurabilir. Bu davada keşideci sebepsiz zenginleşmediğini ispat yükü altındadır.
Kambiyo hukukuna dayalı müracaat hakkını yitirmiş olan hamilin alacağına kavuşabilmesi için aralarında temel ilişki bulunan keşideci yada cirantaya karşı çeke delil başlangıcı olarak dayanarak dava açması da mümkündür.Diğer ifade ile TTK'nun 732 maddesine dayalı sebepsiz zenginleşme davasının ön koşulu, hamilin çeki süresinde ibraz etmemesi,
yahut çek süresinde ibraz edilmiş olsa dahi zamanaşımı süresi içerisinde kambiyo sorumlularına başvuru hakkının kullanılmamış olmasıdır.TTK'nun 814 maddesi uyarınca hamilin keşideci, cirantalar ve diğer çek borçlularına karşı çeke dayalı başvuru hakkı ibraz süresinin bitiminden itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
TTK'nun 732/4 maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşmeye dayalı talebe ilişkin zamanaşımı süresi, poliçenin zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden tarihten itibaren bir yıldır. Somut uyuşmazlıkta; dava konusu 20.05.2015 tarihli ... AŞ. ... Şubesi, ... Hesap No, ... çek seri numaralı 55.000,00 TL bedelli çek ve 20.06.2015 tarihli ... AŞ.... Şubesi, ... Hesap No, ... çek seri numaralı 55.000,00 TL bedelli çekin davalı ... Şirketi tarafından diğer davalı ...
Şirketine keşide edildiği, sonrasında davalı ... Şirketi tarafından dava dışı ...
Şirketi'ne ciro edildiği, bu şirket tarafından da ... tarafından aval verilerek davacıya ciro edildiği, çeklerin çalındığından bahisle çek iptali davası açıldığı, davacı tarafından ödeme için çeklerin ibraz edilmesine rağmen çek iptali davasında ödeme yasağı kararı verilmesi sebebiyle bedellerinin ödenmediği, davacı tarafından davalılar aleyhine çeklere dayalı olarak ilamsız icra takibi başlatıldığı ve takibe itiraz edilmesi üzerine iş bu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.Davacı tarafından iş bu davada keşideci ve lehtara karşı imzalarının inkar edilmediği ve kendisinin çek iktisabında kötü niyetli olmadığı,
davacıların sebepsiz olarak zenginleştiği, çekin ticari ilişkiye dayalı alacağına karşılık verildiği gerekçesi ile çek bedellerinin tahsiline ilişkin dava açılmıştır.Dava konusu çeklerde davalı ... Şirketi keşideci, diğer davalı ... Şirketi ise lehtardır.
Davacı tarafından dava konusu çekler ibraz edilmesine rağmen ödeme yasağı bulunması sebebiyle ödenmemiş ve çek bedelleri zamanaşımı süresi içerisinde tahsil edilmediğinden davacı kambiyo hukukuna dayalı müracaat hakkını yitirmiştir.
Bu durumda davacı keşideciye ve lehtara karşı aralarında temel ilişki bulunması halinde bu temel ilişkiye dayalı olarak veya keşideciye karşı sebepsiz zenginleşme hükmü çerçevesinde talepte bulunabilecektir.Dava konusu çekler bakımından davacı ile davalılar arasında temel ilişki bulunmamaktadır.
Davacı ancak davalı keşideciye karşı sebepsiz zenginleşme hükmüne dayalı olarak talepte bulunabilecek olup, Mahkemece de isabetli bir şekilde belirtildiği üzere keşideci davalıya karşı icra takibi zamanaşımı süresi içerisinde başlatılmamıştır.
Mahkemece keşideciye karşı davanın zamanaşımı nedeniyle reddi yerinde ise de, lehtar ile davacı arasında temel ilişki bulunmadığından ve lehtara karşı sebepsiz zenginleşmeye dayalı talepte bulunulamayacağından bu davalı aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyet eksikliği sebebiyle esastan reddine karar verilmesi gerekirken zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi yerinde değil ise de, bu husus sonuca etkili olmadığından kaldırma sebebi yapılmamıştır.Sonuç olarak,
dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2025/434, K. 2025/776, 8 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama