KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Nisan 2025
- Dosya no
- 2025/641 Esas
- Karar no
- 2025/562 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Numarası
- 2025/65 Esas (Derdest Dava Dosyası
- Tarih
- 28/01/2025 (Ara Karar Tarihi
- Dava
- Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (Alacak
Karar Metni
1.484 kelime·7 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil ... Bankası A.Ş.'nin alacaklısı olduğu İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası borcundan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının tespiti ile takipte kesinleşen miktar olan 520.775,07 TL ancak sonrasında güncel dosya hesabıyla belirlenecek alacağın(vekalet ücreti, faiz ve diğer feriler olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ve müvekkil yönünden ileride telafisi imkansız zararların ortaya çıkmaması amacıyla davalılar adına kayıtlı tüm banka hesapları ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklar ile taşınır ve taşınmaz mallarının tamamı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi 2025/65 Esas ve 28/01/2025 tarihli ara kararında; " Mahkememizin 28/01/2025 tarihli tensip tutanağının (25) numaralı ara kararı gereği, davacı vekilinin ihtiyati tedbir istemi yönünden dava dilekçesinin ekinde sunduğu deliller ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında Mahkememizce şu aşamada yaklaşık ispat koşulunun oluştuğu kanaatine varılamadığından reddine karar verilmiştir..."gerekçesi ile, ''Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin, şu aşamada yaklaşık ispat koşulunun oluşmaması nedeni ile reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Davanın; müvekkili ... Bankası A.Ş.'nin alacaklısı olduğu İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ...
E. sayılı dosyası borcundan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının tespiti ile takipte kesinleşen miktar olan 520.775,07 TL ancak sonrasında güncel dosya hesabıyla belirlenecek alacağın(vekalet ücreti, faiz ve diğer feriler olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ve müvekkil yönünden ileride telafisi imkansız zararların ortaya çıkmaması amacıyla davalılar adına kayıtlı tüm banka hesapları ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklar ile taşınır ve taşınmaz mallarının tamamı üzerine ihtiyati tedbir konulması taleplerinin sunulmasından ibaret olduğunu,
ancak yerel mahkemenin hatalı karar vererek yeterince bilgi ve delil olmasına karşın taleplerini reddettiğini. Müvekkili ... Bankası A.Ş'nin, Davalı ... şirketin yetkilisi olan ...'dan alacaklı olması sebebiyle İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibiyle işbu alacaklarını almaya çalıştığını, ancak ...
İnşaat'ın faaliyetlerini durdurması ve borçluların üstüne herhangi bir malvarlığı bulunmaması sebebiyle icra dosyasının tahsil edilememekle beraber dosyanın ilerleyişinin durduğunu, ... İnşaat adlı şirketle organik bağı bulunan Davalı ... Şirketi ile ticari faaliyetlerini devam ettirdiğini, Belirtilen iki firmanın da aynı iş kolunda çalıştıklarını, bu durumun, organik bağın varlığının ispatlarından biri olduğunu, ayrıca ...
İnşaat'ın yetkilisi olan davalı ...'nın, dava dışı olan ... İnşaat adlı şirketin yetkilisi ... ile aynı soyada sahip olup aralarında akrabalık veya eş ilişkisi bulunduğunu, bu durumun da organik bağ olduğunun bir diğer açık göstergesi olduğunu,İki firmanın da Mersis adresi ve faaliyet gösterdikleri adresin ''... Mah. ... Cad. ... Sk. ... Merkezi :... K:... Ataşehir /İstanbul'' olup aynı adreste ticari faaliyetlerine devam ettiklerini, Ayrıca dava dışı olan ...
İnşaat yetkilisi ... ve davalı ... İnşaat yetkilisi ...'nın sisteme kayıtlı adresinin '... Mah. ... Sk. No:...
Maltepe/İstanbul' olup aynı adreste Mernis'e kayıtlı olduklarını, Dava açılmadan önce İstanbul Arabuluculuk Bürosu'na başvurulduğunu, 17.12.2024 tarihinde yapılan arabuluculuk görüşmesinde tarafların anlaşamadığını ve dava açıldığını, Her hak gibi tüzel kişilik kurarak tüzel kişilik çatısı altında ticari faaliyet yürütmenin de Medeni Kanun'un 2. Maddesindeki dürüstlük kuralına uygun olması gerektiğini,
zira tüzel kişilik müessesesi çerçevesinde tüzel kişiliğin mal varlığı ayrımını suistimal edenlerin sonradan alacaklılara karşı sorumluluk gündeme geldiğinde bu ilkelere dayanmalarına izin verilmemesinin bir hakkın kötüye kullanılmasının kanun tarafından korunmayacağı ilkesinin gereği olduğunu, Tüzel kişilik perdesinin aralanması hakkında İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2002/843 Esas sayılı dosyasından 17.02.2005 tarihinde verilen 2005/64 Karar sayılı ilamın Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 12.05.2006 tarihli ve 2005/8774 Esas ve 2006/5232 Karar sayılı ilamı onaylanması ile ilk içtihatın ortaya çıktığını,
bu içtihatla somut olayda iki şirket arasında iktisadi özdeşlik nedeniyle farklı tüzel kişiliklerin mevcut olduğu savunmasının hakkın kötüye kullanılması olduğu sonucuna varıldığını ve tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak borçtan her iki şirketin müteselsilen sorumlu olduğu sonucuna varıldığını, organik bağ ve tüzel kişilik perdesinin aralanmasına örnek kararlardan birisinin de Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2014/7187 E. Ve 2015/4144 K. sayılı emsal nitelikli kararı olduğunu, Nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2015/9375 K. 2015/13938, 13.04.2015 tarihli kararında: '' Somut uyuşmazlıkta davalının dava dışı ve hakkında karar kesinleşen,
ancak işçilik alacakları infaz edilmeyen Önermek şirketi ile aynı adreste faaliyette bulundukları, kira ilişkisi ile ayrı bir yerde bulunan faaliyet alanına ilişkin fabrikanın kiralandığı, birlikte veya ayrı ayrı faaliyet alanı ile ilgili iş yüklendikleri, davacının bu işlerde çalıştığı dosya içeriğinden ve özellikle dava dışı şirket ortağının tanık sıfatı ile beyanından anlaşılmaktadır. Davacı davalı ile dava dışı F. şirketi arasında organik bağı kanıtlamıştır.
Davalının sorumluluğuna karar verilmelidir. Yazılı gerekçe ve hatalı hukuki değerlendirme ile davanın reddi hatalıdır.''Yargıtay 9. Hukuk Dairesi,2014/30224 Esas, 2016/1347 Karar sayılı kararından özetle: ''tüzel kişilik perdesinin aralanması sureti ile gerçek işveren veya organik bağ içinde olan tüm işverenler sorumlu tutulmaktadır.
Organik bağ, şirketlerin adresleri, faaliyet alanları, ortakları ve temsilcilerinin aynı olmasından, aralarındaki hukuki ilişkilerin tespitinden anlaşılır.'' Bu ve bunun gibi birçok kararda ortak yargı olarak şirketler arasındaki organik bağa bakıldığnı, bu olguların başlıca; davalı şirketlerin faaliyet konuları, davalı şirketlerin yetkilileri arasındaki akrabalık ilişkisi ve davalı şirketlerin ticari faaliyet gösterdikleri adresleri olduğunu, somut olayda da işbu olguların hepsinin karşılandığının belirmiş oldukları sebeplerle açık olduğunu, Davanın niteliği ve yukarıda sıralanan hususlar göz önünde bulundurulduğunda.
Davalı şirketlerin işbu dava ikame edildikten sonra mal kaçırmaları ve müvekkil ... Bankası A.Ş.'nin dava sonucunda hüküm altına alınacak alacaklarının bir kez daha akim kalması kuvvetle muhtemel olduğundan dava konusu somut olayda Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389 vd. maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbirin bütün şartlarının oluştuğunu, bu nedenlerle, müvekkili ...
Bankası A.Ş. yönünden ileride telafisi imkansız zararların ortaya çıkmaması amacıyla 29.01.2025 tarihli ara kararı ile verilen ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının kaldırılmasını, davalılar adına kayıtlı tüm banka hesapları ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklar ile taşınır ve taşınmaz mallarının tamamı üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiklerini,
6100 Sayılı HMK 389/1 maddesi hükmünde de '' Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.'' şeklinde düzenleme bulunduğunu beyanla,
istinaf başvurusunun kabulü ile İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/65 Esas sayılı dosyasından 29.01.2025 tarihli ara kararı ile verilen ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebimizin kabulüne karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; davacı bankanın dava dışı ...
İnşaat ve bu şirketin yetkilisi olan ...'dan alacaklı olduğu ve dava dışı şirket ile davalı şirket arasında organik bağ olduğu iddiası ile organik bağın tespit edilerek tüzel kişilik perdesinin aralanmasına ve söz konusu alacağın davalılarında tahsiline karar verilmesi talepli davada davalılar adına kayıtlı tüm banka hesapları ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklar ile taşınır ve taşınmaz mallarının tamamı üzerine ihtiyati tedbir konulması talebine ilişkin olup, Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
HMK'nın 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
Aynı yasanın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Buna göre, tedbir talep edenin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili, davalı şirket ile alacaklı olduğu dava dışı şirket ...
İnşaat arasında organik bağ bulunduğunu, organik bağın tespiti ve tüzel kişilik perdesinin aralanarak alacağının davalılardan tahsiline karar verilmesini, alacağının tahsilinin temini içinde davalılar adına kayıtlı tüm banka hesapları ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklar ile taşınır ve taşınmaz mallarının tamamı üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiş ise de, dava dilekçesinde ileri sürülen iddialara ilişkin bu aşamada yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği gibi, uyuşmazlık konusu olmayan davalıların malvarlığı üzerine de tedbir konulamayacağından Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi isabetli olup,
davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, mahkeme ara kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2025/641, K. 2025/562, 10 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama