İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2019/1358 K.2021/1313

Taraflar arasında görülen itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen hükme karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize…

Esas2019/1358Karar2021/1313Tarih4 Kasım 2021Okuma10 dk · 2.013 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
4 Kasım 2021
Dosya no
2019/1358
Karar no
2021/1313
Davanın konusu
İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.013 kelime·10 dk okuma·5 bölüm

Taraflar arasında görülen itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen hükme karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalının deniz yolu taşımacılığı faaliyeti nedeniyle, müvekkilinin yükün taşınması sırasında ortaya çıkan fors majör durumundan dolayı varma yerine geç götürmesini neden olarak ileri süren davalının, gönderilen tarafından teslim alınmaması nedeniyle oluşan masraflar ve diğer alacaklarının alamadığından zarar uğradığını, davalının yükünün bulunduğu konteynerin kötü hava koşulları nedeniyle oluşan fors majör nedeniyle gemi bordasına düştüğünü, ancak alınan survey raporunda yükün hasarlanmadığının ortaya çıktığını,

yükün yeniden konteynere yüklenerek konteyner mühür numarasının değiştirildiğini, buna rağmen davalı şirketin ihracatçısının değiştirilen mühür numarası ile ilgili gerekli bildirimleri yapmadığını ve davacının bu konuda kusurunun bulunmadığını, konteyner üzerindeki mühür ile konşimentodaki mührün birbirini tutmaması nedeniyle davacı şirketin acentesi DSV Shanghai ofisinin uzun süre davalı ihracatçısından bilgi beklediğini, davacının da bu olumsuzlukları gidermek için uzun süre uğraştığını, sonuç olarak alınan survey raporu ile yükün hasarlanmadığı,

ancak ambalajlamada sıkıntı olduğunun ortaya çıktığını ve gümrük sorunları nedeniyle (mühürün değişmesi) gecikme yaşandığını, emtianın tesliminde gecikme yaşanmasından sonra davalının önce emtiayı teslim almayacağını bildirmesine rağmen, sonradan teslim alarak piyasada satması nedeniyle zararının oluşmadığını, müvekkilinin davalı ile yoğun cari hesap sistemi içerisinde çalıştığını ve hiç bir sorumluluğu olmamasına rağmen mal bedellerinin yarısını ödediğini, böylece davalının hem malları piyasaya sürerek mal bedelini kazandığını hem de mal bedelinin yarısı kadar tutarı da cari hesaptan düşürerek zenginleştiğini,

davalının anlaşmaya uymayarak müvekkilinden haksız kazanç sağladığından, müvekkili şirketin düzenlediği faturalarla alacağını talep ettiğini, alacağın ödenmemesi üzerine de Bakırköy 15. İcra Müdürlüğünün ...

Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek, borçlunun 50.026,94 USD alacağa yönelik itirazının iptali ile takibin devamına alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve icra dosyası kapsamında yapılan davalının yaptığı 372,24 Euro ödemenin ticari faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;

davacının müvekkiline ait emtiayı süresinde ve usulüne uygun bir şekilde teslim etmediğini, taşımaya konu emtianın niteliği gereği geç teslim halinde değer kaybettiğini ve oluşan zararların davacı tarafından kabul edildiğini, taşınan ürünlerin sezonluk giyim ürünleri olması nedeniyle süresinde teslim edilmesinin nitelikleri gereğince önemli olduğunu, zarar gören ürünlerle ilgili taraflarca karşılıklı görüşmelerin yapılarak en son navlun bedeli olan 97.177 USD 'nin yarısı 48.588,50 USD'nin taksitler halinde davacıya yansıtılması konusunda 12.09.2014 tarihinde mutabakata varıldığını,

mutabakat neticesinde müvekkilince iade faturaları düzenlendiğini ve faturaların itiraz olmaksızın davacı tarafından ticari defterlerine işlendiğini, mutabakat ile ilgili müvekkiline 1.09.2014 tarihinde 10.000,00 USD, 21.10.2014 tarihinde 7.717,70 USD, 10.11,2014 tarihinde 7.717,70 USD, 10.12.2014 tarihinde 7.717,70 USD, 12.01.2015 tarihinde 7.717,50 USD, 13.02.2015 tarihinde 7.717,90 USD olmak üzere toplam 48.588,50 USD ödeme yapıldığını, davacının süresi içerisinde itiraz etmeyerek fatura içeriğini kabul ederek bedellerini ödediğini,

tarafların mutabakatıyla dava konusu bedel için müvekkilince altı adet fatura düzenlendiğini ve bu faturaların davacı tarafından kabul edilerek ödendiğini, taşıma konusu malların süresinde teslimi ile gecikmeli teslimi arasındaki farkın zarar olarak kabul edilerek belirtilen şekilde mutabakatla işlem yapıldığını, ürünlerin süresinde satışı halinde 838.813,80 TL gelir elde edileceğini, ancak gecikme nedeniyle ürünlerden 418.751,95 TL gelir elde edildiğini, gecikmeden kaynaklı oluşan 420.061,85 TL zarar bulunduğunu, tarafların karşılıklı mutabakatı sonucu müvekkilinin zararının ödendiğini savunarak,

davanın reddine ve kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya ait emtiayı deniz yoluyla taşıdığını, taşıma işini FOB koşuluyla yapıldığını, buna göre satıcının emtiayı gemiye yükleyerek alıcıya yüklemeyi bildirdiğini ve hazırladığı belgeleri alıcıya gönderdiğini, alıcının da bedelini ödeyerek gümrük işlemleri ile birlikte emtiayı gemide teslim aldığını, alıcının ithalatçı sıfatında olduğunu, davalının kendisine ait emtianın süresinde teslim edilmemesi nedeniyle zarara uğradığını iddia ettiğini, denizde ortaya çıkan mücbir sebep nedeniyle oluşan geç teslimden müvekkilinin sorumlu olmadığını,

denizdeki kötü hava koşulları nedeniyle yükün bulunduğu konteynerin gemi bordasına düştüğünü, müvekkilinin bu olay nedeniyle hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, düzenlenen rapor sonrası konteynerin yeniden mühürlenerek taşımanın gerçekleştirildiğini, ancak mühür numaralarının farklı olması nedeniyle teslimde gecikme yaşandığını, buna rağmen müvekkilinin taşımadan kaynaklı zararları taraflar arasındaki inanç sözleşmesi kapsamında giderdiğini, gelecek sezonlarda da müvekkili ile taşıma yapılacağına ilişkin vade inanılarak navlun bedelinden 48.588,50 USD mahsup edildiğini, bu nedenle davalının gönderdiği faturalara itiraz edilmediğini,

ancak davalının inanç sözleşmesine aykırı davranması nedeniyle müvekkilinin iade faturası düzenlediğini, müvekkilinin sebep olmadığı bir zararı inanç sözleşmesi kapsamında giderdiğini, davalının emtiayı satarak haksız kazanç elde ettiğini belirterek, takibe yönelik itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce yapılan yargılama ve dosya kapsamı deliller ile uyumlu olması nedeniyle içeriğine itibar edilen bilirkişi raporu birlikte incelenip değerlendirildiğinde, açılan davada davacı tarafın davalının yükünün bulunduğu konteynerin gemi bodrasına düştüğü ve diğer sorunlar nedeniyle mal tesliminde gecikme yaşandığı,

davalının önce malları teslim almayacağını bildirdiği ancak müvekkilinin davalı ile hacimli ve sürekli çalıştığından mal bedelinin yarısını fatura karşılığı cari hesabından düştüğü halde diğer sezonda taşıma işleri için başka taşıma şirketleriyle anlaştığı, dolayısıyla inanç sözleşmesi ile kendisine kazandırılan meblağın bağlı olduğu koşulu ihlal ettiğinden, cari hesaptan düşülen fatura tutarı kadar davalıya tekrar fatura kesildiğini, davalının bu faturayı kabul etmediğinden aleyhine icra takibi başlatıldığını beyan ettiği, davalının ise davacının müvekkiline ait malları süresinde ve uygun bir şekilde teslim etmediği,

taşımaya konu malların niteliği gereği geç teslim halinde değer kaybettiğinden oluşan zararların davacı tarafından kabul edildiği, taşınan ürünlerin sezonluk giyim ürünleri olmasından dolayı sürelerinde teslim edilmeleri nitelikleri gereğince önemli olduğunu ve zarar gören ürünlerle ilgili taraflarca karşılıklı görüşmelerin yapılarak en son navlun bedeli olan 97.177 USD 'nin yarısı 48.588,50 USD'nin taksitler halinde iade faturası olarak davacıya yansıtılması konusunda 12.09.2014 tarihinde mutabakat yapıldığını, yapılan mutabakat neticesinde davacıya iade faturaları tanzim edildiğini ifade ettiği olayda,

konteynerlerin SHA8240805 numaralı konişmento tahtında taşındığı, davacının davalıya karşı akdi taşıyan konumunda olduğu, koşimentoda da taşıyan olarak kayıtlı olduğu ayrıca navlun faturası düzenlendiği, yolculuğun başlamasından sonra konteynerlerden bir tanesinin hasar gördüğü ve bir ara limana (Ningbo) bırakıldığı, içindeki ambalajlar bozulduğundan yükün muayene edildiği ve konteynere başka bir mühür numarasıyla tekrar konulduğu,

mühür numarasının konşimentodaki mühür numarasıyla eşleşmediği için aynı gemiye yüklenemediği ve işlemlerin uzaması sebebiyle denize düşen konteynerin varması gereken tarihten itibaren 60 gün içinde davalı gönderilene teslim edilmediği, konteynerin başka bir gemiyle davalıya teslim edildiği, davalının gönderilen malı zayi olmuş sayma yoluna gitmediği ve malı teslim aldığı,

davalı gönderilenin gecikme sebebiyle uğradığı zararın tazminini isteyebileceği, dosyadaki yazışmalardan, tarafların malın sezonun geçmesi sebebiyle malın yarı değerinin gecikme zararı olarak ödenmesi ve malın gönderilen tarafından teslim alınması konusunda anlaştıkları ve bunun üzerine malın başka bir gemiyle ve SHA8240805 numaralı konişmento borcunun ifası zımnında taşındığını gösterdiği,

davacının ise, davalının malı tam değerinde sattığını ve dolayısıyla gecikme zararına uğramadığı halde malın yarı bedelini kendisinden tazminat olarak aldığını ileri sürerek ödenen miktarın yarı değerinin iadesini talep ettiği, ancak davalı gönderilenin geç teslim aldığı malları tam değerinde sattığını ispata yönelik dosyada delil bulunmadığı..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Bu karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; dava dilekçesinde, davalının emtiayı tam değerinde satması nedeniyle, gecikme zararına uğramadığı halde emtianın yarısının bedelinin tazminat olarak alınması karşısında mahsup yoluyla ödenen miktarın iadesinin istenildiğini, ilk derece mahkemesinin ret gerekçesinin yasaya aykırı olduğunu, geç teslim edilen emtianın satışına giriş ve çıkışlarına ilşkin bir kayıt, davalının ticari belgelerinde bulunmamasına rağmen davalının bu malları geç teslim alarak düşük bedelle sattığını savunduğunu,

oysa ticari emtianın ne şekilde olursa olsun satılması halinde buna ilişkin kayıtların davalının defterlerinde bulunması gerektiğini, davalının bu kayıtları tutmayarak haksız kazanç elde ettiği gibi vergi kaybına da neden olduğunu, davalıya ait emtianın müvekkilince deniz yoluyla taşındığını, taşımanın FOB (Free On Board-Gemide Masrafsız) koşullu olarak yapıldığını, navlun sözleşmesinin alıcısı olan davalının aynı zamanda ithalatçı statüsünde olduğunu, gemi armatörünün bildirdiği mücbir sebebin ispatlanamadığı ileri sürülmesine rağmen bu hususun ilgili kişice bildirildiğini, bunun dışında bir ispat belgesi aranamayacağını,

konteynerin gümrüğe mücbir nedenle geç ulaştığını ve taşımanın tüm safhasından davalının haberdar edildiğini, olası gecikme ve hasarın 15.08.2014 tarihinden önce davalıya email yoluyla bildirildiğini, oysa bilirkişilerin yeterli uzmanlıkları olmaması nedeniyle bu hususları eksik değerlendirdiklerini, geç teslim edilen ürünlerin düşük bedelle satıldığının kanıtlanmamasının gerekçe olamayacağını, davalının ticari defterlerinden iddialarının araştırılması gerektiğini, davalının zarara uğradığı iddiasını ispat edemediğini, mücbir sebep ve ithalatçının geç bildiriminden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını,

davalının diğer sezonlarda da taşıma işi için kendisiyle anlaşacağını kabul etmesine karşılık ve buna inanarak navlun bedelinden bahsi geçen indirimin yapıldığını, müvekkilinin tamamen iyi niyetli olarak navlun bedelinden indirim yapıldığını, bu inanç anlaşmasına istinaden düzenlenen iade faturalarına itiraz edilmediğini, davalının yapılan inanç anlaşmasına uymayarak haksız kazanç elde ettiğini, bunun üzerine müvekkilince fatura düzenlenerek alacağın talep edildiğini, davalının inanç sözleşmesinin gereğini yerine getirmeyerek,

diğer sezonda taşıma işleri için başka taşıma şirketleriyle anlaştığını bu nedenle inanç sözleşmesi kapsamında kazandığı bedelin iadesi gerektiğini, bedelin ödenmemesi üzerine yapılan indirim miktarı kadar fatura düzenlendiğini, teslim edilen emtianın yarı bedelinin 48.588 USD olduğuna ilişkin davalı kayıtlarında hiç bir bilginin bulunmadığını, malların tesliminde gecikme yaşanmasından ötürü önce malları teslim almayacağını bildiren davalının bu bildirimine rağmen malları teslim alarak sattığını ve bu nedenle de zararının oluşmadığını, davacının kusurlu olması halinde dahi navlun bedelinin 2,5 katı kadar sorumlu tutulacağını,

buna rağmen iyi niyetli davranışla müvekkilinin daha yüksek miktarda ödeme yapma durumunda kaldığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, deniz yoluyla yük taşımasından kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Taraflar arasında taşıma sözleşmesi ilişkisi bulunduğu, davalıya ait emtianın davacı tarafından taşındığı ve gecikmeli olarak teslim edildiği sabittir. Esasen bu hususta dava dilekçesinde de davacı tarafından kabul edilmiştir.

Davacı, yüke ait konteynerin gemide düşmesi nedeniyle konteynerin değiştirildiğini, değiştirilen konteyner numarasının önceki numaradan farklı olması nedeniyle teslimatın süresinde yapılamadığını, denizde oluşan kazanın mücbir sebep olduğunu ileri sürmektedir.

Ancak TTK'nın 1185. maddesi gereğince taşıyıcının teslim aldığı emtiayı teslim edene kadar uğradığı hasarlardan ve gecikmeden sorumlu olduğu, hasarın ve gecikmenin mücbir nedenden kaynaklandığının geçerli bir belgeyle kanıtlanmadığı anlaşılmakla bu yöne ilişkin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir.Davacı tarafından davalıya ait emtianın geç teslimi üzerine taraflar arasında bir kısım yazışmaların yapıldığı,

gecikme hususunun taşıyıcı tarafından kabul edildiği 12.09.2014 tarihli elektronik postada 48.588,50 USD'nin 10.000 USD'sini bu ay kalanı beş eşit taksitle ödenmesi konusunda tarafların mutabık kaldığı ve bu kapsamda davalı tarafından navlun faturasına mahsuben düzenlenen faturaların davacı tarafından kabul edilerek ticari defterlerine işlendiği, ve bu bedelin davalıya ödendiği taraf kayıtlarıyla sabittir.

Davacı, sorumlu olmadığını iddia ettiği gecikme nedeniyle navlun bedelinin yarısını iade ederek davalı taşıtanın zararını gidermiştir. Ancak, davalının geç teslim aldığı emtiayı satarak gelir elde ettiğini ve taraflar arasındaki inanç sözleşmesine aykırı davrandığını ileri sürerek yapılan ödemenin istirdadını istemiştir.

Dosya kapsamındaki belgelerden taraflar arasında iddia edilen şekilde inanç sözleşmesi bulunduğunun ve davalının bu anlaşmaya aykırı davrandığının kanıtlanmadığı anlaşılmaktadır. Davacının emtiayı geç teslim etmesi nedeniyle, davalının emtiasının daha düşük bedelle satacağını öngörüp kabul ederek zararın anlaşmayla giderildiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, esasen ürünlerin geç teslimi nedeniyle daha düşük bedelle satılacağı taraflar arasında kabul edilerek navlun bedelinin kısmen iade edilmesi karşısında, artık bu ürünlerin hangi bedelle satıldığının araştırılmasının bir önemi bulunmamaktadır.

Kaldı ki, HMK'nın 190. maddesi gereğince ispat yükünün davacıda olduğu ve davacının, ürünlerin davalı tarafından gerçek bedelinden satıldığı konusunda hiçbir kanıt sunmadığı, incelenen davalı ticari defterlerinde de bu hususun tespit edilemediği anlaşılmakla, davacının tüm istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir.

Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye irat kaydına; bakiye 14,90 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerlerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 04.11.2021 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

KANUN YOLU

HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2019/1358, K. 2021/1313, 4 Kasım 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesi Kararı Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. İnceleme Ve Gerekçe
  7. Kanun Yolu
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Esas No
2019/1358
Karar No
2021/1313
Tarih
4 Kasım 2021

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2019/1358 K.2021/1762
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2019/1359 K.2021/1383
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2019/1361 K.2021/1745
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2019/1362 K.2021/1886
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2019/1362 K.2021/1581
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2019/1363 K.2021/1761

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.