KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2023
- Dosya no
- 2020/1968
- Karar no
- 2023/2089
- İncelenen kararın mahkemesi
- Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 25.02.2023
- Numarası
- 2016/394 Esas - 2020/200 Karar
- Dava
- Şirket Yönetici Sorumluluğuna Dayalı Tazminat
Karar Metni
1.996 kelime·10 dk okuma
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalılar ..., ... ve ..., müvekkilin ortağı bulunduğu İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sayısında kayıtlı "...
Anonim Şirketi" ortağı ve yetkilisi olduğunu, bahsi geçen şirketinin bir aile şirketi olmasına rağmen azınlık paylan bulunan müvekkiller şirketten dışlanarak kayıtları inceleme, denetleme ve bilgi alma haklan engellendiğini, hatta 2009'dan beri yapılmış olması gereken Genel Kurul dahil hiçbir toplantılardan haber verilmediğini, şirket hakkında hiçbir bilgi de verilmediğini, bahsi geçen davalı şirket 2009 yılından beri de kar dağıtmadığını, davalı tarafın yönettiği şirketin kötü yönetilip yönetilmediği, suistimal yapılıp yapılmadığı, kredilerin yerinde kullanılıp kullanılmadığı, kredi kullanımın gerekli olup olmadığı,
kasada kayıtlarda gözüken paranın var olup olmadığı, dolayısıyla zarar ve suistimaller varsa miktarının , sorumluların ve verilen zarafın tespitinin talep edildiğini, Davanın kabulüne, davalıların yönettiği şirket sebebiyle zarara sebebiyet verip vermediğinin tespiti ile sorumlular ve sorumluluk oranlarının tespitine ve verilen zararın tespitine, sorumluların verdiği zarardan itibaren ticari faizi ile birlikte tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; öncelikle davacının dilekçesinde belirttiği şekilde ...
Tic A.Ş.’nn kötü yönetilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacının da dilekçesinde kendisiyle çelişerek, hem şirketin kötü yönetildiğini, hem de şirketin krediye ihtiyacı olmadığını ve uzun süredir karlı gözüktüğünü ve kar dağıtımı yapılması gerektiğinden bahsetmesinin ayrı bir çelişki olması, bu husus dahi, işbu davanın tamamen kötü niyetli olarak açıldığının göstergesi olduğunu, şirketin kötü yönetilmesinde gerçekte, davacının eşi ... daha evvel işbu şirketi 2008 yılma kadar şirket ortağı ve yetkilisi olarak yönetirken, şirketi ciddi zarara uğratması, elde edilen gelirleri kendi yararına kullanması,
şirketin paraların ile şahsına lehine menfaatler temin etmesi ve yaptığı olumsuz tasarruflar nedeni ile şirketi o dönemde gerçekten de enkaza çevirmesiyle alakalı olduğunu, bu sebeplerde dolayı çok sayıda davalar açıldığını ve şirketi kötü yöneten ...'ün şirketten uzaklaştırıldığını, şirket ortaklan aile fertlerinden oluştuğu için de , diğer ortaklar, işbu davacıya manevide olsa zarar gelmemesi açısından dikkatli davrandığını, ancak davacı ve eşi sürekli olarak müvekkilleri zor durumda bırakmaya çalıştığını, hatta davacının da annesinin de oturduğu evle ilgili izalei şuyu davası açarak,
annelerini de derdinden çöküntüye uğrattıklannı, bu arada, şirket ve diğer şirket ortaklannca açılan davalar da, İstanbul 29.Asliye Ticaret Mahkemesi 2011/173 E.Sayılı dosya ile kazanıldığını, davacının eşi ... şirket fesih için açtığı dava ise , İstanbul 15. Ticaret 2009/334 E.Sayılı dosyanın reddedildiğini, davacının eşi ..., şirket ortaklıklanndan ...’ı şirkete gelerek yaralamaktan dolayı da Bakırköy 42. Asliye Ceza 2014/140 E.Sayılı dosyadan ceza aldığını, gerçekte olmadığını düşünülen bir borç ihdas etmek suretiyle alacaklı ...’ya icra takibi yaptırarak İstanbul ...
İcra ... E.Sayılı takip açıldığını ve bu dosyadan 89/1 ve hisse hacizleri göndererek şirketi zorlamaya çalıştığını, bu takibe karşı İstanbul .... İcra Ceza ... E.Sayılı dosyadan İİK. 331 gereğince ceza davası açıldığını ve halen derbest olduğunu, son olarak da işbu davanın açılmasından hemen önce müvekkillerin aleyhine aynı davacı ve eşi ... tarafından Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/322 E.Sayılı dosyalanyla şirketin kötü yönetildiği iddiasıyla ve dava dışı ...
Tic A.Ş.'nin feshi davası ve İstanbul 6. Ticaret Mahkemesi 2016/341 E.Sayılı dava ile de yine müvekkillerin yetkilisi oldukları ... Tic Ltd Şti'nin feshi davası açtıklarını, şirketin kreditesini de, bankalar açısından sorunlu ve kuşkulu hale getirmeye de çalıştığını, işbu davalar her ne kadar ticari bir dava gibi gözükmekte ise de, sadece kin duygusu ile açıldığını, kötü niyetli bir dava olduğunu, şirketi asıl zor durumda bırakan ise davacının eşi ... olduğunu, ...
2008 yılına kadar yaptığı yöneticilik sırasında, yaptığı zarar verici işlemlerle şirketi zarara soktuğunu, bu sebeplerle de söz konusu dönemde şirket zararda olduğundan kar dağıtımı yapılamadığını, davacının eşi ... şirket ortağı olduğu dönemde yapılan sermaye artışı sebebiyle şirkete borcu mevcut olup, söz konusu borcun da halen ödenmediğini, davacının eşi dışındaki şirket yöneticileri de genel kurulda ibra edildiğini, bu nedenle haksız ve şirket menfaatine aykın işlem yapan davacının, aslında taraf sıfatı dahi olmadığını haksızlığı nedeni ile işbu davanın reddi gerektiğini,
davacının Genel Kurul Toplantıları yapılmadığı ve çağnlann yapılmadığı iddiası gerçekleri yansıtmadığını, şirketçe genel kurul yapıldığını, davacıya usulüne uygun çağrılar çıkartıldığını, işbu hususların tamamı ticari sicil kayıtları ile de sabit olduğunu, davacı tarafın bu yoldaki iddialannın tarafça kabulünün mümkün olmadığını, işbu haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Esas yönünden yapılan inceleme değerlendirme uyarınca. BK md. 49 ve 114/2 uyarınca davalı yöneticilerin hukuki sorumluluğunun doğması için dört şartın gerçekleşmesi gerekir. Bunlar, zarar, hukuka aykırılık, kusur ve illiyet bağıdır.
Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu ile amaçlanan, zarar verene isnat edilebilecek ve onun hukuk düzenince onaylanmayan bir davranışından kaynaklanan zararın giderilmesidir. Sorumluluğu düzenleyen TTK'mn 553. maddesine göre yönetim kurulu üyeleri, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.
Bu hüküm uyarınca yönetim kurulu üyelerinin TTK'na istinaden hukuki sorumluluklarına hükmedilebilmesi için zarar, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılık, kusur ve illiyet bağı koşullannın gerçekleşmiş olması gerekir. Bu tespitler ışığında davacı tarafın iddiaları göz önünde bulundurularak somut olayda dava dışı ...
Anonim Şirketi'nin 2012-2016 yılları arasındaki ticari defterlerinin lehine delil niteliği bulunduğu, şirketin gerek 2005-2008 yılları arasındaki dönemde gerekse 2009-2016 yılları arasındaki dönemde finansal anlamda sıkıntılı durumda olduğu, şirketin 2008 yılında büyük zararla sonuçlandırdığı faaliyet dönemi sonrasında sermayesini tamamen kaybettiği kaydi olarak borca batık konuma geldiği, 2008 yılından sonrada sıkıntılı durumun devam ettiği, şirketin 2005 yılından itibaren özellikle faaliyet giderleri yüksek olup, bu durum faaliyetlerinden dahi kar edemez olduğunu gösterdiği,
davacı ... tarafından sermaye taahhüdünün bir kısmının yerine getirilmediği de tespit edilmiştir.
Bu tespitler ışığında şirketin 2005 yılından itibaren zararda olması nedeniyle davalı şirket yetkililerinin kusurundan kaynaklanan bir zarara ilişkin teknik bilirkişiler eliyle bir tespitin yapılamadığı, şirketin finansal anlamda sıkıntılarının davalıların yönetimde olduğu döneme özgü olmayıp daha önceki yıllardan kaynaklandığı, davalılara söz konusu zarar dolayısıyla atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı,
bu durumda şirket zarar etmiş olmakla birlikte, söz konusu zarardan davalıların kanuna veya esas sözleşmeye aykırı davranışlarına ve kusuruna rastlanmadığı tespit edilmiştir.Usulüne uygun olarak genel kurullara davet edilmediği iddiasına ilişkin yapılan değerlendirme de; şirketin 2003-2014 yılları olağan genel kurul toplantılarının yapıldığı, toplantı çağrı usullerinden Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan yayınlandığı, aynca TTGS kayıtlanna göre toplantıyı bazı ortaklara elden yazı ile bazı ortaklara ise taahütlü mektupla bildirim yapıldığı belirtilmiş olduğu, davacı ...'e taahhütlü mektupla gönderilmek istendiği,
ancak adres değişikliğinden dolayı teslim edilemeyip, göndericiye geri iade edildiği, dolayısıyla genel kurula çağrıda da bir usulsüzlük tespit edilememiştir.Bu açıklamlar ışığında davalı yöneticilerin 6102 sayılı TTK.m.553 hükmü yönünden sorumlu tutulabilmeleri için gerekli kanuni ve akdi şartların oluşmadığı... " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Davalıların yönettiği dava dışı ... şirketine ait İstanbul Bahçelievler’de 5400 m2 arsa üzerine 12.500 m2 kapalı alanı olan fabrika binası bulunduğunu, tarafların ortak oldukları ... şirketi hiçbir ticari faaliyette bulunmadığı takdirde sahip olduğu taşınmazın aylık 300 bin TL getireceğinin çok açık olduğunu, 60 milyon liranın çok üzerinde değerli taşınmaza sahip dava dışı şirket ticari faaliyette bulunmamakta sadece taşınmazlarını diğer kardeş şirketlere değerinin çok altında kiraya vererek gelir elde ettiğini, sadece kira geliri olan şirketin kraları toplanmasındaki yönetim gideri kira gelirinden daha çok olduğunu,
şirket buna rağmen zarar ettiğini, bu basit tespite rağmen şirketin iyi yönetildiğine karar verilmesi mevzuata ve ticari hayatın gerçeklerine aykırı olduğunu, Bilirkişi teknik verilerine göre davalıların yönettiği şirketin. 2011 yılında 189.181.80 TL kira gelirine rağmen aynı yıl 181.959,39 TL genel yönetim gideri. 2012 yılında (bir kısmı makine satışıyla) 323.280.51 TL gelire karşılık 349.201,11 TL genel yönetim gideri.
2013 yılında (bir kısmı makine satışıyla) 301.440.44 TL gelire karşılık 367.266.85 TL genel yönetim gideri. 2014 yılında 227.041,53 TL kira gelirine karşılık 359.002,73 TL genel yönetim gideri. 2015 yılında. 162.736,22 TL kira gelirine karşılık 307.436,84 TL genel yönetim gideri.
2016 yılında 188.101.- TL kira gelirine karşılık, 435.319,12 genel yönetim gideri bulunduğunu, Davalıların yönettiği dava dışı şirketin 2011 yılı ve sonrasında sadece binalarını kiraya vererek gelir elde edebilecek şirket sürekli zarar ettiğini, sadece kira geliri olan şirketi zarar ettiren yönetimin başarı sayılma gerekçeleri de bilirkişilerce açıklanamadığını, Davalıların yönettiği tarafların ortak olduğu ... şirketinin hiçbir ticari faaliyeti olmamasına rağmen sahip olduğu çok değerli taşınmazlarını,
müvekkili davacının bilgisi ve onayı olmadan diğer ortak yapısı farklı şirketlerin kredi borcu için teminat gösterildiğini ve borçlarına kefil olduğunu, Diğer şirketlerin 60 milyon kredi borçları için verilen bu teminat ve kefalet yönetilen şirketin menfaatlerine aykırı olup kötü yönetimin hatta suiistimalin göstergesi olduğunu, bu eylemin şirketin ekonomik olarak batmasına sebep olacağının tartışmadan uzak olduğunu, kaldı ki davalılar mahkemenin ibrazına karar verdiği ticari defter ve kayıtları teslim etmediklerini, davalıların bu davranışlarının usul hukuku açısından mahkemece normal görülmesi de hatalı olduğunu,
Davalıların yönettikleri şirket resmi toplantıları ve ticari faaliyetlerinin kardeşleri olan müvekkili davacıya bildirmemiş olmalarının da kötü yönetimin bir göstergesi olduğunu, ilk derece mahkemesinin tebliğ edilemeyen bir toplantı çağrısının yollanmış olmasını yeterli bulmasının hatalı olduğunu, davalıların, kardeşleri olan müvekkilinin her türlü adresini bilmekte açtıkları başkaca bir davada ve taraflar arasındaki başka uzlaşmazlıklarda adresine tebligat yolladıklarını, kaldı ki bahsi geçen tek çağrı dışında başkaca bir çağrı yapılmadığı da dosyada belirlendiğini,
Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 553. uyarınca şirket yöneticisi davalıların şirketi kötü yönetimi ile zarara neden oldukları iddiasıyla açılmış tazminat istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, dava dışı ...
AŞ'nin ortağı olduğunu, davalıların ise yönetici olduklarını, davalı şirket yöneticisi davalıların şirketi kötü yönetmeleri, genel kurul toplamayıp kendisinin çağrılmadığını, kar payı dağıtmadıklarını ileri sürerek yöneticilerin şirkete verdikleri zarar ve tutarının tespiti ile davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Yargılama sürecinde 01.03.2019 tarihli dilekçe ile davacı vekili, şirketin uğradığı zararın davalılardan tahsili ile şirkete ödenmesini talep edildiğini açıklamıştır. İlk derece mahkemesi kararında da işaret edildiği üzere, TTK'nın 553. maddesine göre yönetim kurulu üyeleri, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.
Bu hüküm uyarınca yönetim kurulu üyelerinin TTK'na istinaden hukuki sorumluluklarına hükmedilebilmesi için zarar, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılık, kusur ve illiyet bağı koşullannın gerçekleşmiş olması gerekir.Yargılama sürecinde mahkemece dava dışı şirket ticari defter ve kayıtları da inceletilmek suretiyle bilirkişi raporu alınmasına karar verildiği, dava dışı şirketin ticari defter ve kayıtları da incelenmek suretiyle 13.03.2018 tarihli bilirkişi raporu sunulduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin ilk derce ara kararına rağmen dava dışı şirket ticari defter ve kayıtlarının davalı yöneticilerce sunulmadığı,
mahkemece bu durumun dahi değerlendirilmediği yönündeki itiraz ve istinafı yerinde değildir.Dava dış şirketin gayrımenkulünün grup şirketlerine kiralandığı ve kiralama bedellerinin rayiçlerin altında olmadığının bilirkişi rapor içerikleri ile tespit edildiği anlaşılmakla,
davacı vekilinin dava dışı şirketin taşınmazının kardeş de olsa kiraya verilen şirketlere rayicin altında kiraya verilerek şirketin zarara uğratıldığının kabulü gerektiği yönündeki istinafı da yerinde görülmemiştir.Yapılan bilirkişi incelemeleri sonucu alınan rapor içerikleri kapsamında dava dışı şirketin finansal sıkıntılarının davalıların yönetimde bulundukları döneme özgü olmadığı, daha önceki yıllardan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Kaldı ki şirketin yönetim giderlerinin fazla olması veya zarar etmesi tek başına yönetici tazmin sorumluluğunu doğumaz. Kaldı ki şirketin zarar etmesinin davalıların kanuna veya esas sözleşmeye aykırı davranışları veya kusurlarından kaynaklandığı da tespit edilmediği gibi, kanıtlanmamıştır.
Buna göre mahkemece kuralan hüküm isabetli olup, aksi yöndeki davacı istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Yukarıdaki açıklamalar ışığında, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2020/1968, K. 2023/2089, 20 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama